...

Paramıza sahip çıkalım

1984 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi, Türk Dünyası İşletme Fakültesi’nde Uluslararası ilişkiler, Haliç Üniversitesi’nde İşletme eğitimi almış, yüksek lisansını aynı üniversitede tamamlamıştır. Uzun yıllar uluslararası bağımsız denetim kurumlarında çalışmış, ulusal gazetelerde yazarlık ve ulusal TV’lerde düzenli olarak yorumculuk yapmıştır. Türkiye’de ve Azerbaycan’da birçok konferansa konuşmacı olarak katılmış Apuhan’ın, yayınlanmış 4 kitabı bulunmaktadır.

İletişim:apuhan@outlook.com

Şevket Apuhan

Küreselleşmeden eser kalmadı! Sınırlar kapandı, devlet içine döndü, uçuşlar yasaklandı. Para getirecek turistlere bile “Kusura bakmayın” dendi.

Sokağa çıkma yasakları uygulanıyor, kimseden ses çıkmıyor. OHAL’ler ilan ediliyor toplumun tamamından destek görüyor. Milli devlet ise dimdik ayakta.

Kimse virüs kaptım şüphesiyle özel hastanelere başvurmuyor, insanlar şirketleri değil devletleri dinliyor. Şirketler susup bir köşeye çekildi ve şimdi devletler konuşuyor.

Öncelikle belirtelim ki FED’in aldığı kararlar kapitalist sistemi kurtarmaya yetmeyecek. Trilyonlarca dolarla şişen bir balon, 1 trilyon dolar basmakla kurtulamayacak. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Şimdi bu noktada küresel çete milli devletin en büyük silahı olan para basma yetkisini aşındırıp, kripto yani sanal parayla tabiri caizse araya kaynak yapacak. Bu konuda devletler uyanık olmalı, buna mümkün olduğunda fırsat vermemeli.

Şimdilik milli devlet, küreselleşme karşısında önde gidiyor. Ancak elbette mücadele bitmedi. Bu virüsün en çok kâğıt paralar yüzünden yayıldığı boşuna konuşulmuyor. Hatta bugün küresel çetenin elinde olan Ukrayna, piyasadaki bütün kâğıt paraları geri çağırdı.

Bu süreç dünyada çok şeyi değiştirecek.

Devletine sıkı sıkıya bağlı milletler kültürünü, dilini ve dinini korumayı başarabilecekler. Aksi halde bir dünya milleti yaratmak için çabalayanların borusu ötmeye başlayacak ve dünyanın “köyleşme” serüveni daha da hızlanarak devam edecek.

Küçük yerel devletçikler, tek bir para birimi, ortadan kalkmış sınırlar ve sınırsız kâr eden küresel şirketler buna bağlı olarak da milyarlarca köleleşmiş insan…

İşte bu yol ayrımında şu an için sahip çıkmamız gereken en önemli iki şey sağlığımız ve şüphesiz milli paramız. Bu ikisini elimizden alırlarsa akabinde devletimize de kast edecekler. Bu mücadele artık ayyuka çıkmış durumda ve gizli kapaklı bir yanı kalmadı.

Dünyanın bu kadar karıştığı ve paniğe sürüklendiği bir ortamda Türk devleti ayakta kalmayı başarmalı ve bunun için de bizzat devletin kendisi milliyetçi olmalıdır.

Akçura’nın bir asır evvel söylediği gibi bugün yeniden “Tek çıkar yol milliyetçiliktir.”