...

Kırım Türklerinin millî devleti

Henüz yazar hakkında detaylı bilgi verilmemiştir.

Kutluk Kağan Sümer

23 Şubat 1918 yani tam yüz yıl önce Kırım Türklerinin liderlerinden Numan Çelebi Cihan şehit edildi…

Türklük davasına adanmış bir hayat Türklük davası için son buldu. Numan Çelebi Cihan, Türk dünyasında ve Kırım Türkleri arasında ‘ant’lı şehit olarak da bilinir. Onun meşhur dizeleri Kırım Türklerinin millî marşı olmuştur çünkü.

Ant etkenmen, söz bergenmen millet içün ölmege

Bilip, körüp, milletimniñ köz yaşını silmege.

Bilmey körmey, biñ yaşasam, kurultaylı han olsam,

Kene bir kun mezarcılar kelir meni kömmege.

Bu şiir bile kahramanın nasıl bir adanmışlık düzeyinde olduğunu göstermeye yetecektir. Şimdi şehadetinin 100. yılında Numan Çelebi Cihan’ı tanıyalım biraz.

Malum olduğu üzere 1783’de Rus işgaline maruz kalan Kırım Türklerinin esaret yılları böylece başlamıştır. Rusların hürriyetlerini ellerinden almak istemeleri, uyguladığı baskı ve imha politikaları sonucu Kırım Türkleri Osmanlı Devleti sınırları içindeki başka bölgelere göç etmek zorunda kalmıştır. Bu göçlerin büyük çoğunluğu dalgalar hâlinde Türkiye’ye, Romanya ya Bulgaristan’a yapılmıştır. En büyük göç dalgaları; 1792, 1860-1863, 1874-75, 1891-1902 seneleri arasında olmuştur. Bu göçler, Rusların imha ve iskân politikaları sonucunda Kırım’da Kırım Türklerinin nüfusları %35’lere kadar gerilemiştir.

1883 ile 1905 yılı arası uyanış devri olmuştur. Kırımlı büyük Türkçü Gaspıralı İsmail Bey’in 1883 yılında çıkarmaya başladığı Tercüman gazetesi ve diğer yayınlar ile Kırım Türkleri, gaflet uykusundan uyanmaya ve ‘Dilde, fikirde, işte birlik’ parolası altında benliklerini bulmaya, eğitime sarılmaya, içtimaî, iktisadî sahalarda teşkilatlanmaya, okuma ve yardım dernekleri kurmaya, Avrupa fikir hareketleri hakkında bilgi sahibi olmaya başlamışlar ve böylelikle de terakki ve tekâmül yoluna girmişlerdir. 1904-1905 Rus-Japon Savaşı ve bunun sonucunda Rusya’nın mağlubiyeti, Rusya İmparatorluğu’ndaki değişikliklerin de temel taşını oluşturmuş, artık Çarlık rejimi çok büyük bir darbe almıştır. İmparatorluğun sömürge halkları ve tabii ki Rusya Müslümanları arasında Asya milletinin, yenilmez kabul edilen bir Avrupa Devleti’ni yenebileceğinin ispatı olarak yorumlanan bu mağlubiyet, siyasi hareketlerin de başlangıcı olmuştur.

1912-1913 arası ‘Kurultaycılar Devri’ olarak adlandırılır ki bu devir, millî inkılap ve istiklal devridir. Millî temele dayanan siyasî teşkilatlanmaya ehemmiyet verilmiştir. Kırım’daki faaliyetlerle başta millî-medeni, sonra mülki ve nihayet istiklâl için mücadele edilmiştir. Çelebi Cihan ve Cafer Seydahmet’in önderliğini yaptıkları bu devrin gençliğinin bariz vasfı, idealist bir kadro ve teşkilât ile vatanın mukadderatı üzerinde aktif rol oynamaları ve Kırım Türklüğünün vatan ve millete ilişkin meseleleri kendi ellerine almış bulunmasıdır. Cafer Kırımer’in ifadesi ile “Kırım tarihinin bu mümtaz gençliğinin en önemli siması da Çelebi Cihan’dır.” 

Yazmaya burada satırlar yetmez ama Çelebi Cihan önce Kırım’da sonra İstanbul’da daha sonra Petrograd’da tahsil görmüştür. Gerek Kırım’daki gerek İstanbul’daki gerekse Petrograd’daki tahsili esnasında devrin millîyetçi ve özgürlükçü aydınlarından tahsil almış gerekse bunlarla teşviki mesaide bulunmuştur. Buralarda kendisi gibi genç aydınlarla Kırım Talebe Cemiyeti, Vatan Cemiyeti gibi dernekler kurmuştur. Çelebi Cihan, Moskova ve Petrograd’da iken Rusya esiri Türklerin ileri gelen önderleri ile de tanışmıştır.

1917 Şubat’ında merkezde inkılabın başladığı haberlerinin gelmesi üzerine Cafer Seydahmet, Besarabya cephesinden ayrılarak Odesa’ya gelmiştir. Orada, gizli teşkilâtları tarafından bir hastaneye yerleştirilen Çelebi Cihan’ı bulmuş ve ikisi birlikte Halil Çapçakçı ve Ahmet Özenbaşlı ile birlikte durumu müzakere etmişlerdir. Kırım’dan vaziyeti sorduklarında Çelebi Cihan’ın Kırım müftülüğüne, Cafer Seydahmet’in de vâkıf işleri müdürlüğüne seçildiği cevabını almışlardır. Çelebi Cihan yalnız Kırım’ın değil, aynı zamanda Batı Müslümanları (Polonya, Litvanya) müftüsü olmuştur. Bilâhare bu sıfatları Rusya muvakkat hükümeti tarafından da tasdik edilmiştir. Aldıkları bu cevap üzerine Kırım’a gelmişlerdir.

Kırım’a döndüğünde Çelebi Cihan, bağımsız bir devlet yapılanması yolunda atılabilecek her türlü adımın sorumlusuydu. Üstelik Cafer Seydahmet, Hasan Sabri Ayvaz, Seyit Celil Hattat, Abdülhâkim Hilmi, Cafer Ablay, Şefika Gaspıralı, İlhamiye Tuktar, Ayşe İshaki gibi iyi yetişmiş, aydın ve inançlı bir kadroya da sahipti. KMMİK’nin Nisan 1917’de Rusya’nın bir Halk Cumhuriyeti esasında kurulmasını, topraklı millî muhtariyetlerin tanınmasını isteyen bildirisi, bütün Rusya’dan ses getirmişti. Kırımlı liderler, 1917 yılında Moskova’da toplanan ‘Bütün Rusya Müslümanları Birinci Kongresi’nde, ‘Federasyon’, ‘Kadın Hakları’, ‘Millî Şura’ gibi konularda çağdaş ve millîyetçi bir tutum sergilerken, Türkçü bir bakış açısıyla da Rusya’daki Türk toplulukları arasında iş birliği ve dayanışmadan yana olduklarını ortaya koymuşlardı. Çelebi Cihan ise, Kırım Başmüftüsü sıfatıyla Temmuz ayının ikinci yarısında Kazan’da toplanan ‘Müslüman Din Adamlarının Kongresi’ (Ulema Kongresi)’ne katılmış; aynı tarihlerde yine Kazan’da cereyan eden ‘Bütün Rusya Müslümanlarının İkinci Kongresi’ ile ‘Bütün Rusya Müslümanları Birinci Askerî Kongresi’nde temaslarda bulunma ve ilişkileri geliştirme fırsatını yakalamıştı.

Çelebi Cihan ve kadrosu, 1 Kasım’da Akmescit şehrinde Kırım Türklerinin II. Kongresi’ni toplayarak kurultay toplama kararını çıkartmışlardı. Ayrıca Kırım’da bulunan muhtelif milletlerin dinî, millî, siyasî haklarına hürmetle Kırım Halk Cumhuriyeti’ni kurmak için esaslar tespit edilmiş ve Kırım dışındaki askerlerin yurda getirilmesine karar verilmiştir. 17 Kasım 1917’de seçim yapılmış, kadınlar da seçme ve seçilme hakkı verilmiştir ki, 76 kişilik kurultay azaları içinde kadınlar da yer almıştır. Böylece bütün Türk âleminde daha 1917’de kadınlara da seçme ve seçilme hakkım tanıyan ve onların da sosyal işlere iştirakine imkân veren Kırım Türkleri olmuştur.

17 Kasım’daki genel seçimlerin ardından, 26 Kasım’da kurultay Bahçesaray’da toplanmıştır. Riyaset divanı Çelebi Cihan, Cafer Kırımer, Abdülhâkim Hilmi, Hacı Bedrettin ve Şefika Gaspıralı’dan oluşmaktaydı. Kurultay, kurucu meclis olarak 13/12/1917’ye kadar toplantısına devam etmiştir. Esasını Cafer Seydahmet’in hazırladığı, Çelebi Cihan ve Cafer Ablay ile müzakere ederek mutabık kaldıkları Kanunu Esasî, kurultay tarafından kabul edilmiştir. Ve bu anayasanın 3. maddesine dayanarak bir sene müddetle kendilerinin parlâmentoyu teşkil etmelerine de karar verilmiştir. Çelebi Cihan, kurultayın ilk gününde yapılan seçimlerde, Şefika Gaspıralı ile birlikte Başkanlık Divanı üyeliğine, akabinde de Kırım Anayasası’nın kabulü ve Kırım Halk Cumhuriyeti’nin ilânından ve de kurultayın Parlamento’ya dönüştürülmesinden sonra Millî Hükümet’in Başkanı (İdare-i Millîye Reisliği) ve Adalet Bakanı seçilmişti. Anayasa’da ‘Kırım Halk Cumhuriyeti’ esası kabul olunmakla Kırım, istiklâl yoluna girmiştir. Şiarı “Kırım Kırımlılarındır” olan kurultay, böylece bütün Kırım sakinlerinin himaye ve savunma mesuliyetini de üzerine almış bulunuyordu.

Bu Türk dünyasında modern şekilde tam demokratik ilk Cumhuriyet oldu. Onu nihayet yenileri izledi.

Maalesef sadece birkaç ay sonra 23 Şubat 1918 yani tam yüz yıl önce Kırım Türklerinin liderlerinden Numan Çelebi Cihan şehit edildi. Bu gün mezarı bile belli değil. Kırım’ın üzerinden yıllarca felaketler geçti. Kırım bu gün yine maalesef Rus işgalinde.

Kırım Türkleri yüz yıl önce manda himayeyi kabul etmemişlerdi. Ne Ukrayna’nın ne Rusya’nın bir parçası olmayı %35’lik nüfuslarıyla dahi kabul etmeyerek millî devletlerini ilan etmişlerdi.

Kırım Türklerinin millî devleti yüz yaşında. Numan Çelebi Cihan’ın da şehadetinin bu hafta 100. yılı. Ant ediyoruz ant içenin andını yaşatmaya.