...

Aramızdan Ayrılışının 23. Yılında Anılarla Alparslan Türkeş – 11

İletişim: sakinoner@hotmail.com

Sakin Öner

Alparslan Türkeş: “Kaldığımız yerden devam edeceğiz”

“MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası”nda 218 sanık idam talebiyle yargılandı. Hakkında idam istenenlerden biri de Alparslan Türkeş’tir. Türkiye’nin komünist bir ihtilâle kurban olmaması için milli şuuru uyanık tutan ve milliyetçi-ülkücü bir gençlik yetiştirerek komünistlerle mücadeleyi yönlendiren Türkeş, 12 Eylül darbesinden üç gün sonra teslim oldu. Cunta tarafından tutuklanan Türkeş, bir ay Uzunada’da tutuldu. Sonra da Ankara Mamak’taki Askeri Dil Okulu’nda tutuklu kaldı.

Ankara Mamak’taki Askeri Dil Okulu’nda tutuklu bulunan MHP yöneticilerinin yaşadığı ortamı ve geçirdikleri psikolojik travmayı Yaşar Okuyan şöyle anlatıyor: “Ankara Mamak’ta 29 gün hücrede kaldım. Çektiğimiz acı ve ızdırabı anlatamam. O hücrede elime yarım jilet parçası geçse rahatlıkla canıma kıyardım...” diyen Okuyan şöyle devam ediyor: “Su yok, düzenli olarak tıraş olmamız istenir, tükürüğünüzle tıraş olursunuz... Kafeste 24 saat kıpırdamadan durmanız istenir, duramayacağınız bilinir ama her hareketinizin karşılığı artık jop ya da sopadır. Çok da canınızı yakarlar ama duyduklarınız, bir insanda öyle sesler çıkar mı diye başınızı bacaklarınızın arasına alıp, önünüze eğilmeniz en dayanılmaz olanıdır... O hücrede bir jilet parçası bulsaydım bugün ben yoktum. Bir kişinin sığabileceği içi talaş dolu yatakta 3 ay Taha Akyol, Namık Kemal Zeybek ve ben yattık. Zeybek, sığmadığımız için ayak ucumuza doğru yatardı, ama yine sığmazdık. Üç ay uyuyamadık.” MHP yöneticilerinin Mamak’taki yaşantıları hakkında daha geniş bilgi almak isteyenlere Yaşar Okuyan’ın yazdığı “O yıllar: 12 Eylül’den anılar, mektuplar ve belgeler” isimli kitabını okumanızı tavsiye ediyorum.

Yargılama süresi içinde kalbinden rahatsızlanan Alparslan Türkeş, 29 Mayıs 1983’de Askeri Mevki Hastanesi’ne kaldırıldı. O tarihten, tahliye olduğu 9 Nisan 1985 tarihine kadar orada tutuklu kaldı. Ben o tarihte İstanbul’da Pertevniyal Lisesi’nde Müdür Başyardımcısıydım. Mamak’ta iken rahmetli Başbuğ’u ziyaret etme imkânımız yoktu. Tutukluluğunu hastanede geçirmeye başlayınca Milli Hareket dergisi ve yayınevi sahibi Ahmet Karabacak ağabeyimle görüşebiliriz inancıyla bir iletişim kanalı aramaya başladık. Mevki Hastanesi’nde görev yapan değerli ülküdaşımız Op. Dr. Selim Kaptanoğlu ile iletişim kurduk. Daha önce de S. Ahmet Arvasi hocamızla görüşmemize de Doktor Selim Bey vasıta olmuştu. Aslında o da “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası”ndan tutuksuz yargılanıyordu. Çok başarılı bir operatör olduğu için Mevki Hastanesi’ndeki görevine devam ettiriliyordu.

1983 yılı Ağustos ayında Doktor Selim Beyin verdiği tarihte Ahmet Karabacak ağabeyimle Mevki Hastanesi’ne gittik. Bizi birinci kata çıkardılar, mutfak olarak kullanılan bir odaya aldılar. Ahmet ağabey de “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası”ndan aranıyordu. Biraz sonra rahmetli Türkeş bulunduğumuz yere geldi. Kapıda onu getiren iki silahlı asker bekliyordu. Üzerinde lacivert beyaz çubuklu bir pijama vardı. Hapse girmeden önceki durumuna göre epey zayıflamıştı. Beni görünce çok sevindi ve gülerek kapıdan girdi. Fakat Ahmet ağabeyi görünce birden durdu ve yüzündeki o tebessüm biraz kayboldu. Sanıyorum aranan biri buraya nasıl, neden geldi diye düşündü. Ama bu şaşkınlığı çabuk geçti.

Bize hoş geldiniz dedi ve üçümüz bir masanın etrafına oturduk. Oraya on dakika oturur çıkarız düşüncesiyle gitmiştik fakat bizi bırakmadı, yarım saatten fazla konuştuk. Hal hatır sorduktan sonra, sanki tutuklu değilmiş gibi kendi durumundan hiç şikâyet etmeden partinin durumu ile ilgili düşüncelerini paylaştı. “Arkadaşlar bir gün buradan çıkacağız, kaldığımız yerden devam edeceğiz dedi. 6 Kasım 1983’te seçimler yapılacaktı. Bütün partiler yeniden yeni isimlerle partileşmeye başlamıştı. Bu süreçte Milliyetçi Hareket Partisi tabanını toparlamak için 12 Eylül 1980 müdahalesinin etkilerini atlatarak yeniden partileşme sürecine girildi. Danışma Meclisi Çanakkale Üyesi Mehmet Pamak’ın Genel Başkan’lığında 7 Temmuz 1983’te Muhafazakâr Parti (MP) kuruldu. Partinin amblemi, çınar ağacı idi. Türkeş bu parti ile düşünce ve endişelerini paylaştı. Şunu anladık ki, Türkeş, oradan da bu partileşme sürecini yönlendiriyor. Bu partiye sahip çıkmamızı istedi. Daha sonra vedalaşarak yanından ayrıldık.

Muhafazakâr Parti seçime sokulmadı

12 Eylül müdahalesi sonrası ülkedeki tüm siyasi faaliyetler yasaklanmıştı. Bu arada yeni anayasanın hazırlıkları da sürüyordu. Nihayet 7 Kasım 1982’de Anayasa halkoyuna sunuldu ve %91.3 oyla anayasa kabul edildi. Aynı oylamayla MGK ve Devlet Başkanı Kenan Evren de Cumhurbaşkanlığına seçildi. Seçimlerin 6 Kasım 1983’te yapılacağı açıklandı ve 1983 ortalarında siyasi faaliyetler serbest bırakıldı. Ancak Millî Güvenlik Konseyi’ne, siyasî partiler kurulurken kurucularını veto etme yetkisi verildi. Konsey bu yetkisini kullanarak, aralarında Mehmet Pamak ve 25 arkadaşını veto etmesi üzerine Muhafazakâr Parti’nin, 6 Kasım 1983’te yapılan seçimlere katılmasını engelledi.

Öte yandan Adalet Partisi’nin devamı olarak kurulan Büyük Türkiye Partisi (BTP) ve Doğru Yol Partisi (DTP) de vetolardan nasibini aldı. Seçimlere Turgut Özal’ın başında bulunduğu Anavatan Partisi (ANAP), Necdet Calp’ın başında bulunduğu Halkçı Parti ve Turgut Sunalp’in Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP) katıldı. 6 Kasım 1983 seçimleri sonucunda ANAP yüzde 45 oy alarak tek başına iktidara geldi ve Turgut Özal yeni hükûmeti kurdu.

Ankara 1 Numaralı Askeri Mahkemesinde görülen “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası”ndan MHP lideri Alparslan Türkeş’e 11 yıl, 1 ay, 10 gün hapis cezası verildi. 4 yıl, 5 ay, 28 gün tutuklu kalan Türkeş, tutuklu kaldığı süre göz önünde bulundurularak 1 gün hapis cezasından sonra 9 Nisan 1985 tarihinde tahliye edildi ve Türkeş daha sonra yapılan yargılama sonucunda beraat etti. Partinin Genel İdare Kurulu üyelerinin tamamı beraat ederken 5 sanık hakkında idam cezası verildi. 150 sanığın beraat ettiği davada, 9 sanık hakkında müebbet hapis, 219 sanık hakkında 6 ay ile 36 yıl arasında değişen hapis ve 6 sanık hakkında da görevsizlik kararı verildi. 3 sanık hakkındaki dava düşerken, 2 sanık da yargılama sırasında vefat etti. Gerekçeli kararda, MHP’nin mal varlığına el konulması ve Hazine’ye gelir olarak kaydedilmesi hükmü de yer aldı. MHP hakkındaki iddianamede öne sürülen “Anayasal düzeni zora dayalı bir şekilde değiştirme” suçlamasına isnat teşkil edecek hiçbir delil bulunmadı ve cezalar “çete kurma” vb. suçlamalara dayandırıldı.

Muhafazakâr Partiden Milliyetçi Çalışma Partisine

Alparslan Türkeş hapisten çıkmıştı fakat diğer siyasi parti liderleri gibi siyasî yasaklı olduğu için doğrudan siyasete katılamadı ama Milliyetçi Hareket Partisi seçmenini toparlayacak yeni bir siyasi partiye ihtiyaç vardı. Çünkü 1993 seçimlerine katılması engellenen Muhafazakâr Parti bu toparlama işini başaramadı. Bunun üzerine Türkeş’in yönlendirmesiyle Muhafazakâr Parti 30 Kasım 1985 tarihinde yaptığı kongrede partinin adı değiştirilerek Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP)’ne dönüştürüldü. İlk genel başkanı da Ali Koç oldu. Partinin amblemi, kırmızı bir zemin üzerinde beyaz bir hilal ve etrafında 9 yıldız olarak kabul edildi.

O tarihlerde Sarıyer’deki Behçet Kemal Çağlar Lisesinde (1984-1987) müdür olarak çalışıyordum. Bu arada İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Türk Dili ve Edebiyatı alanında doktora çalışmasına başlamıştım. O yüzden aktif olarak siyasetle ilgilenmiyor, uzaktan takip ediyordum. Bu yüzden hapisten çıktıktan sonra rahmetli Türkeş’i ziyaret edememiştim. Kendisini ilk defa 23 Ocak1986 tarihinde vefat eden tez hocam Prof. Dr. Mehmet Kaplan’ın Beyazıt Camisi’nde kılınan cenaze namazından sonra gördüm. Cenaze namazına katılım çok yüksekti. Bu yüzden namaz sırasında göremedim. Türkeş, namazdan sonra içinde bulunduğu otomobille yanımdan geçerken durdu ve pencereyi açarak “Sakin nasılsın, neredesin, ne yapıyorsun?” diye sordu. Ben de kendisine iyi olduğumu, Behçet Kemal Çağlar Lisesinde müdür olarak çalıştığımı, en kısa zamanda ziyaretine gideceğimi söyledim. “Tamam, bekliyorum” dedi ve ayrıldı. Birkaç ay sonra Ankara’ya giderek ziyaret ettim.

Kısa sürede teşkilatlanmasını tamamlayan MÇP, 1987 yılı içerisinde iki olağanüstü kongre yaptı. Birinci kongrede, Genel Başkan Ali Koç’un istifası üzerine önce İsmail Hakki Yılanlıoğlu, sonra Genel Sekreter Yardımcısı Naci Kanburoğlu vekâleten Genel Başkanlığa getirildi. İkincisinde ise 19 Nisan 1987 tarihinde MÇP, Ankara Selim Sırrı Tarcan Spor Salonu’nda olağanüstü kongreye giderek Abdülkerim Doğru’yu Genel Başkan seçti. Bu kongrede Devlet Bahçeli Genel Sekreterliğe, Ali Güngör, Hüseyin Abbas, Abdülhadi Toplu, Muzaffer Eriş, Mehmet Refet Eke, Şevket Bülend Yahnici ve Tuğrul Türkeş de Genel Başkan yardımcılıklarına getirildiler.

Referandumda siyasi yasaklar kaldırıldı

6 Eylül 1987 tarihinde 1982 Anayasası’nın geçici 4. maddesi ile getirilen 10 ve 5 yıllık siyasal yasakların kalkıp kalkmaması konusunda referanduma gidildi. Bu anayasa değişikliği referandumu, Türkiye’de yapılan üçüncü halk oylamasıdır. Yüksek Seçim Kurulu, halk oylaması sonuçlarını 12 Eylül 1987’de açıkladı. Halk oylamasına 24.436.821 seçmen katıldı. Geçerli 23.347.856 oydan 11.711.461’i ‘evet’ (% 50.16), 11.636.395’i ‘hayır’ (% 49.84) çıktı. Böylece, Geçici 4. madde yürürlükten kalktı. Bu referandumda evet oyları ile hayır oyları arasında sadece 75.066 oy farkı vardı. 6 Eylül 1987’de siyasi yasakların kalkması yönünde yapılan halkoylaması sonucunda eski siyasetçilerin önündeki siyaset yasağı kalktı. Bunun üzerine 20 Eylül 1987’de Alparslan Türkeş MÇP’ye törenle üye oldu. 4 Ekim 1987 tarihinde 2. Olağanüstü Kongre ile Milliyetçi Çalışma Partisi Genel Başkanlığı’na seçildi.

Referandum sonuçlarının açıklanması ile dönemin Başbakanı Turgut Özal erken genel seçim kararı aldı ve aynı yıl 29 Kasım 1987’de genel seçimler yapıldı. 1987 Türkiye genel seçimleri ile TBMM 18. dönem milletvekilleri seçildi. Seçimler 29 Kasım 1987 tarihinde, 67 ildeki 104 seçim çevresinde düzenlendi. 450 milletvekilliğinin belirlendiği seçimlere 7 siyasi parti ve toplam 3.214 aday katıldı. Seçime katılan 7 parti de 450’şer aday gösterdi, ayrıca 41 seçim çevresinde 64 kişi de seçime bağımsız aday olarak katıldı. 1987 seçimleri Türk siyasi hayatında %93.3’lük oranla katılımın en yüksek olduğu seçimlerdir.

Seçimlerden galip çıkan Anavatan Partisi, yürürlüğe giren yeni seçim sistemi sayesinde, 1983 seçimlerine göre oy oranı 8 puan gerilemesine rağmen milletvekili sayısını 292’ye çıkartarak yeniden tek başına iktidara geldi. Anavatan Partisi dışında seçim barajını aşan diğer iki partiden Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) 99 ve Doğru Yol Partisi (DYP) 59 milletvekilliği kazandı. Demokratik Sol Parti (DSP), MSP’nin devamı olan Refah Partisi (RP), MHP’nin devamı olan Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) ile Islahatçı Demokrasi Partisi (IDP) seçim barajının altında kalarak TBMM’ye giremedi

Alparslan Türkeş’in liderliğinde girilen 29 Kasım 1987 seçimlerinde MÇP, 701,538 kişinin oyuyla yüzde 2.93’lük bir sonuç aldı ve TBMM dışında kaldı. Bu dönemin ardından girilen 26 Mart 1989 yerel seçimlerinde MÇP yüzde 4.14 oy aldı, Elazığ, Erzincan ve Yozgat belediye başkanlıklarını kazandı.

(Devam edecek)