Söyleşiler

Tehlikenin adı: Covid-19

Tehlikenin adı: Covid-19

14 Mart Tıbbiyeliler Derneği Üyesi ve Gazi Üniversitesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Dr. Sidre Erganiş ile son günlerde ülkemizde de etkisini göstermeye başlayan Koronavirüs hakkında konuştuk.

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan Koronavirüs’ün özelliklerinden bahseder misiniz? Bu virüsün yayılma şekli ve maruz kalan insanlarda oluşan belirtiler nelerdir?

2019’un son günlerinde Çin’in Hubei eyaletinin Wuhan şehrinde etiyolojisi bilinmeyen pnömoni vakaları bildirilmiştir. Enfeksiyonun kaynağının ise Wuhan’daki deniz ürünleri ve canlı hayvan satan bir market olduğu düşünülmektedir. Virüs ilk kez market çalışanlarında ve burayı ziyaret eden kişilerde tanımlanmıştır. Yapılan araştırmalar, 7 Ocak 2020’de enfeksiyonların nedeninin SARS-CoV ve MERS-CoV’un da ait olduğu Koronavirüs ailesine ait bir virüs olduğu ve genomunun SARS-CoV ile %70 benzerlik gösterdiği bildirilmiştir. Bu nedenle de virüse SARS-CoV-2, yaptığı hastalığa da COVID-19 adı verilmiştir.

Koronavirüsler, insan ve hayvanlarda enfeksiyona neden olabilen zarflı RNA virüsleridirler. Yüzeyinde bulunan çıkıntılardan dolayı taç (Latince= corona= taç) görüntüsüne benzetildiği için Coronavirus ismini almıştır. Sıklıkla soğuk algınlığı veya nezle olarak bilinen üst solunum yolu enfeksiyonlarına neden olurken ciddi akut solunum sendromuna da neden olabilmektedirler.

Koronavirüsler birçok hayvanda (kedi, köpek, kuş, deve, yılan vb.) insanlardaki gibi enfeksiyona neden olur. Yarasalar ise genellikle hasta olmayıp virüsü taşırlar. Hayvanlar arasında dolaşan koronavirüsler genetik rekombinasyona uğramasıyla oluşan yeni suşlar insanda da enfeksiyon yapma özelliği kazanabilirler. Oluşan bu yeni virüs insandan insana da bulaşma yeteneği varsa bulaş hızı ve virüsün patojenitesine bağlı olarak epidemiye hatta pandemiye sebep olabilir. SARS-CoV-2 de yeni bir virus olması, insandan insana bulaşması ve birçok kıtaya da yayılması nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü birkaç gün önce COVID-19 salgınını küresel pandemi olarak ilan etti.

SARS-CoV-2’nin damlacık yoluyla direkt ve virüsle kontamine yüzeyden eller aracılığı ile alınıp burun veya ağıza temas edilmesiyle indirekt yoldan bulaştığı düşünülmektedir. İnkübasyon süresi ise 2-14 gün kadardır. Bu da demek oluyor ki virüsü alan bir bireyin 14 gün boyunca hiçbir şikâyeti olmayabilir ve bu arada maske takma ve kendini izole etme gereği de duymadığı için diğer kişilere de bulaştırabilir. COVID-19’un en sık görülen klinik bulguları ise yüksek ateş, öksürük ve nefes darlığıdır. Yaygın akciğer inflamasyonu nedeniyle hızlı bir şekilde solunum güçlüğüne sebep olabilmektedir.

Virüsün hızla yayılması sonucu meydana gelen ölümlerin sayısı arttı ve dünyanın genelinde panik havası hâkim oldu. Koronavirüs görülen her vakada ölüm gerçekleşiyor mu, özellikle risk altındaki gruplar kimlerdir?

Vakalardan bugüne kadar elde edilen istatistikler ölüm oranının % 3 olduğunu gösteriyor; yani COVID-19 olan her 100 kişide 3 kişi ölüyor. Ölenlerin çoğu ise yaşlı, ek hastalığı olan kişiler. Risk altındaki kişiler de; 65 yaşından ileri yaştakiler, altta yatan ek bir hastalığı olan akciğer hastalığı, diyabet, organ yetmezliği ve bağışıklığı baskılanmış gibi kişilerdir. Sağlıklı erişkin ve genç kişilerde ise hastalık çoğunlukla hafif ya da asemptomatik seyretmektedir.

Çeşitli ülkelerin virüse karşı aşı geliştirdiği yönünde haberler gündeme gelmekte. Koronavirüsünün günümüzde bir tedavisi var mıdır?

COVID-19 için birçok ilaç ve kombinasyonları denenmektedir ancak henüz bu hastalık için onay almış resmi bir ilaç yoktur. Bu hastalıkta diğer birçok viral enfeksiyonda olduğu gibi semptomatik tedavi uygulanmaktadır. Yurtdışında birçok aşı firmasının aşı geliştirme çalışmaları yaptığı hatta bazılarının hayvan denemelerine başladıkları bilinmektedir. Henüz DSÖ tarafından Faz çalışmalarına başlanmış ve ruhsatlanmış bir aşı yoktur.

Korona virüsü uzun bir zaman sonra maalesef ülkemizde de görülmeye başladı. Hem bizlerin şahsi olarak hem de devletimizin alması gereken önlemler nelerdir? Bugüne kadar alınan önlemler yeterli midir? Sizce ne gibi önlemler alınmalıdır?

Bu yeni virüsün bizleri asıl endişelendiren tarafı bulaşıcılığının fazla olmasıdır. Kabaca şöyle diyebiliriz; mevsimsel grip etkeni İnfluenza, hasta kişi tarafından bir kişiye bulaştırılıyorsa, COVID-19’lu biri virüsü 4 kişiye bulaştırabiliyor. Bu nedenle alınacak kitlesel ve kişisel önlemler çok önemli. Bu amaçla devletimizin aldığın önlemleri çok yerinde ve de çok profesyonelce buluyorum. Virüsün ilk çıktığı zamanlar sınırların kapatılması, seyahat kısıtlanmasının getirilmesi bizlere hazırlanmamız için zaman kazandırdı. Ancak virüsten korunmada asıl etkili olacak yöntem ise kişisel düzeydeki bilinçlendirme ve buna bağlı olan davranışlardır. Kişisel hijyen özellikle ellerimizi temiz tutmamız çok önemlidir, temizlik (sanitasyon) sadece COVID-19’dan korunmak için değil diğer birçok hastalıktan da korunmak için oldukça önemsenmesi gereken bir husustur. Halkı bilgilendirmek ve bilinçlendirmek için Sağlık Bakanlığı’nın Yeni Koronavirüs Riskine Karşı 14 Kural adlı broşürü var. Bu kurallara uymak virüsün yayılmasını ve yayılama hızını büyük ölçüde azaltacaktır, okurların da bu kuralları ciddiyetle okumasını salık veririm.

Ellerinizi temiz tutmak çok önemli; bu amaçla da yapılabilecek en güzel eylem el dezenfektanı kullanmak yerine en az 20 saniye parmak aralarını ve tırnakların iç kısımlarını da ovacak şekilde el yıkamaktır. Su ve sabuna dokunacağız. Elimizi yıkayama imkanımız yoksa el dezenfektanlarını, üzerinde 70º veya 80º yazan kolonyaları kullanabiliriz. Ellimizi yüzümüze, ağzımıza, gözümüze mümkün olduğunca dokunmamalıyız, eğer dokunmak zorundaysak önce ellerimizi doğru bir şekilde yıkamalıyız. Öksüren, hapşıran veya hasta birini görürsek aramıza en az 2 metre mesafe koymalıyız. Kişisel yemeğimizi, bardak ve havlu gibi eşyaları başkaları ile paylaşmamalıyız. Kapalı ve kalabalık ortamlarda olmaktan kaçınmalıyız. Bulunduğumuz odayı sık sık havalandırmalıyız. Sağlıklı kişilerin kapalı ve kalabalık ortam dışında maske kullanmasına gerek yoktur. Fakat hastaysanız evde kalın; okula, işe gitmeyin, toplum içine karışacaksanız da maske takmalısınız. Hapşırırken ve öksürürken tek kullanımlık kağıt peçete kullanın ve sonrasında ellerinizi yıkayın, peçete yoksa ağzınızı ve burnunuzu kapatmak için ellerinizi değil dirseğinizin iç kısmını kullanın. Yakın zamanda yurt dışından gelmiş iseniz mümkünse 14 gün boyunca evinizde kendinizi karantinaya almanız ama eğer toplum içine karışacaksanız yine maske takmalısınız, çünkü hastalık belirtileri göstermeseniz bile o an virüsü taşıyor olabilirsiniz.

Virüsün başlangıç noktası olan Çin’de vaka ve ölümlerin sayısının azaldığını hatta geçici hastaneleri kapattıklarını görmekteyiz. Lakin virüs, Avrupa’da hızlı bir şekilde yayılmakta. Bu hususu değerlendirebilir misiniz?

Salgınlarda öncelikle vaka sayıları ivmelerek artar, bir plato çizer ve daha sonra vaka sayısı azalmaya başlar. Çin bu evreleri yaşadı ve şimdi de bu düşüş evresinde. Türkiye olarak biz bu salgını çok önemsedik, öyle ki virüs ülkemize gelmeden çok önceden tanı için gerekli ekipmanlarımızı bile hazır ettik.

Çin’de yaşanan bu salgın, yeni bir enfeksiyonun görülmesi durumunda dünya ülkelerine hijyenin ve özellikle de karantinanın ne kadar önemli olduğunu, nasıl uygulanması gerektiğini öğretti diyebiliriz. Hepimizin sosyal medyadan izlediği gibi 10 gün gibi kısa bir sürede COVİD-19 hastaları için 2000 yataklı hastane inşa etti. Enfeksiyona karşı çok özverili bir savaş sonrasında kontrol altına aldı. Bu azimli çalışmalarında insan sağlığı başta olmakla birlikte ülke ekonomilerinin zararlarını azaltma ve düzeltme isteği önemli olsa gerek. Özellikle İran’da ve İtalya’da hastalığın yayılmasının ve ölüm oranlarının fazlalığı, toplumların salgın hastalıklara verdiği önemle ilgisi vardır. Dünya Aralık 2019’dan bu yana yeni hastalıkla uğraşırken ve sağlık çalışanlarının bile öldüğü haberleri gelirken,  özellikle Avrupa’da kamu kurumlarının ve insanların gereken önlemleri almamaları sonucunda bazı devletler ülke genelinde olağanüstü hal ilan etmelerine tüm ülkenin karantinaya alınmasına yol açmıştır. Dileğim odur ki, güzel ülkemizde insanlarımız virus bulaşımının önlenmesinde gereken tavsiyelere uyarlar ve Mayıs-Haziran 2020’de havaların ısınmasıyla en az zararla bu hastalığı unuturuz.

Diğer Söyleşiler