Söyleşiler

Ermeniler bir süredir tahrik edici eylemler içerisindeydiler

Ermeniler bir süredir tahrik edici eylemler içerisindeydiler

Düzce Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gökmen Kılıçoğlu ile Azerbaycan’ın Tovuz bölgesinde yaşanan şiddetli çatışmaları ve bölgede atılması gereken adımları konuştuk.

Ermenistan güçleri, Azerbaycan’ın Tovuz şehrine geçtiğimiz günlerde saldırıda bulundu ve bölgede hala çatışma devam etmekte. Olay nasıl gerçekleşti, bölgedeki son gelişmeler neler?

Azerbaycan-Ermenistan devlet sınırının Tovuz bölgesinde 12 Temmuz öğle saatlerinden itibaren şiddetli çatışmalar yaşandı. Dağlık Karabağ sorunu boyunca Dağlık Karabağ’daki sınırlarda zaman zaman ateşkes ihlalleri olmaktaydı, ancak bu doğrudan Ermenistan-Azerbaycan sınırında gerçekleşti. Aslında bu, Ermenistan’ın bu sorunun Dağlık Karabağ Ermenileri ve Azerbaycan arasında olduğu, kendisinin işgal kuvveti olmadığı görüşünü yalanlayan bir adım olmuştur.

Ermeni tarafı Azerbaycan’ın askerî ve sivil hedeflerine top atışı ve ağır silahlarla saldırmıştır. Azerbaycan’ın üst düzey subay kayıpları da oldu maalesef; ancak Ermeni tarafı bir ilerleme kaydedememiş ve püskürtülmüştür. Ancak çatışmaların hala devam ettiğini belirtmek gerekmektedir. Azerbaycan, Ermenilerin bazı hedeflerini vurdu.

Ermenistan, cephenin muhtelif yönlerinde gerilimi arttırmak için ağır silahlarla, keskin nişancılarla 90 kereden daha fazla ateşkesi ihlal etmişlerdir. Azerbaycan Savunma Bakanlığı Ermenilerin Çemberek rayonun Cil köyü ve civarında, Gedebey rayonunun Zamanlı köyü ve civarında bulunan Azerbaycan mevzilerine saldırdığını duyurmuştur. Terter rayonunun işgal altında olan Çilebürt, Ağdam rayonunun Yusifcanlı, Merzili, Hocavend rayonunun Kuropatkino, Füzuli rayonunun Aşağı Veyselli, Qervend, Qarahanbeyli, Aşağı Seyidahmedli, Qorqan, Kürdler, Horadiz, Cebrayıl rayonunun Nüzgar köyleri civarına, aynı zamanda Goranboy, Terter ve Hocavend rayonları arazisindeki mevzilere saldırılar olmuştur.

Çatışmalar azalsa da devam etmekte, özellikle top atışları iki tarafça da sürmektedir.

Türkiye’deki yetkili mercilerden söz konusu olay ile ilgili nasıl açıklamalar yapıldı? Azerbaycan’a herhangi bir desteğimiz söz konusu mu?

Türkiye, olay sonrasında hemen tepki göstermiş, Ermenistan kınanmış ve uluslararası toplumun da bu olayı kınamasını istenmiştir. Ermenistan ve Azerbaycan arasında devam eden bir sıkıntı olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ecdadın asırlar boyunca yerine getirdiği bu görevi Kafkaslar’da neyse yine yerine getirmeye devam edeceğiz. Dost ve kardeş Azerbaycan’a karşı Ermenistan tarafından yapılan saldırıları şiddetle kınadığımızı belirtmek istiyorum.” diyerek hem Azerbaycan’a destek vermiş hem de bölgedeki vizyonumuzla ilgili bir vurgu yapmıştır. Ermenistan’ın davranışlarını pervasızlık olarak değerlendirmiş, saldırıların sistematik olduğunu ve bunun ciddi bir çatışmaya dönme riskinin olduğunu ifade etmiştir. Özellikle son saldırının doğrudan iki devlet arasındaki sınırlarda ve ağır silahlarla yapılmasını, olayın herhangi bir sınır ihlali ve çatışması değil, doğrudan Azerbaycan’a yönelik bilinçli bir taarruz olduğunu vurgulamıştır. Erdoğan, saldırının Ermenistan’ın çapını aştığını; farklı güçlerin desteklediği saldırının amacının provokatif bir yaklaşımla hem Yukarı Karabağ sorununun çözümüyle ilgili süreci tıkamak hem de bölgede yeni çatışma alanları ortaya çıkarmak olduğunu savunmuştur. Ermenistan’ın daha kendi toprakları içindeki siyasi, ekonomik, korona virüsü salgınından kaynaklanan sağlık, altyapı ve geniş bir alana yayılan sorunlarını çözememişken böyle bir saldırganlık içine girmesinin kendi halkına karşı da bir saygısızlık olduğunu belirtmiştir.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Azerbaycan-Ermenistan sınırındaki çatışmaya ilişkin, “Ermenistan’ın yaptığı kabul edilemez, aklını başına toplasın. Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak tüm imkânlarımızla Azerbaycan’ın yanındayız” ifadelerini kullanmıştır. Bu açıklama daha önceki “Azerbaycan işgal edilmiş topraklar ve Karabağ konusunda hangi çözümü tercih ediyorsa biz Azerbaycan’ın yanında olacağız” sözlerinin de tasdikidir aynı zamanda.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da “Yıllardır saldırgan tutum sergileyen Ermenistan’a karşı Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinin yanında durmaya, Azerbaycanlı kardeşlerimize destek olmaya devam edeceğiz.” demiştir. Ayrıca Türkiye’nin Azerbaycan Büyükelçisi Erkan Özoral, Türkiye’nin AGİT’in bir üyesi olarak barış sürecine her zaman destek verdiğini, Ermenistan’ın Tovuz bölgesine saldırmasını Türkiye’nin kardeşine yapılan bir saldırı olarak gördüğünü ifade etmiştir.

Ermenistan niçin böyle bir saldırıda bulundu, neler amaçlanmakta? Tovuz şehrinin saldırı altında olmasının özel bir sebebi mi var?

Ermenistan ve Dağlık Karabağ’daki ayrılıkçı Ermeniler bir süredir tahrik edici eylemler içerisindeydiler. Şuşa’da gerçekleştirdikleri programlar, tatbikatlar vs. Azerbaycan’ı tahrik ve tehdit eden davranışlardı. Burada şüphesiz Rusya’nın desteği önemli rol oynamaktadır. Ayrıca genel anlamda Batı’nın sempatisine sahip oldukları için bunu da sömürmektedirler. Ancak Paşinyan’ın durumu da önemlidir. Ermenistan iç siyasetinde Karabağ kökenli klikle mücadele edebilmesi için bölgede destek bulması gerekmektedir. Karabağ ile ilgili radikal tutumları ile iç siyasette yerini sağlamlaştırmaya çalışmaktadır.

Ayrıca Ermenistan, ciddi ekonomik sorunlar yaşamaktadır. Korona virüsü salgını ile başa çıkmakta zorlanmaktadır. Hatta Paşinyan’ın kendisi ve ailesi bile bu hastalığa yakalanmıştır. Tüm bu olumsuzluklar içerisinde ülkenin dikkatini hassas konular, ulusal öneme sahip Karabağ gibi sorunlara çevirmek bir strateji olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bunun ötesinde ne zaman barışa yönelik adımlar atılmaya başlarsa Ermeniler bir şekilde sınır bölgesinde çatışma çıkarmışlardır. Uluslararası hukukun yanında olmadığının aslında bilincinde olan Ermeniler, çatışma çıkınca dikkatleri bu çatışmanın yatışmasına çekmekte böylece asıl büyük çözümün gecikmesini, konuşulmasının engellenmesini sağlamak istemektedirler.

Geçtiğimiz yıllarda yaşanan Nisan bozgunundan sonra da atılacak bir adımla psikolojik ezikliği atmaya da çalışmaktadırlar. Ermeniler bir çatışma durumunda ilerleme sağlarlarsa zafer hanesine yazılacağına, tersi olursa da nasılsa başta Rusya olmak üzere diğer ülkelerin Ermenilerin çok yıpranmasına göz yummayacağı için kaybı olmayacağı düşüncesine bel bağlamaktadırlar.

Ayasofya’nın cami olarak kullanılması kararı ile Hıristiyan dünyada oluşan Türkiye karşıtı tutumdan da yararlanmaya çalıştıklarını söylemek mümkündür.

Rusya ile Suriye ve Libya’da çatışan çıkarlara sahibiz, bu bölgelerdeki varlığımız ve gücümüz karşısında, söz konusu alçak saldırıyı Türkiye’ye karşı bir adım olarak da okumak mümkündür. Erdoğan’ın ifade ettiği gibi olay Ermenistan’ın çapının çok üstündedir, Rusya’nın etkisi düşünülebilir. Ermeniler Rusya’nın bu tür provokatif politikalarının her zaman piyonu olmaya gönüllü olmuştur.

Tovuz bölgesinde boru hatları bulunmakta, burası stratejik öneme sahiptir. Enerji geçiş hatları her zaman önemlidir. Ayrıca Azerbaycan-Gürcistan sınırının da istikrarsızlaştırılmaya çalışıldığı görülmektedir.

Yakın vadede Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarını geri almasını mümkün görüyor musunuz? Bunun gerçekleşebilmesi için Türk Dünyası’nın hangi adımları atması gerekir?

Azerbaycan’ın barışçıl yollarla çok az da olsa alabileceği yerler Dağlık Karabağ dışında işgal edilen reyonlar olabilir. Bunun için de Dağlık Karabağ’ın statüsü ile ilgili çok ciddi tavizler vermesi gerekecektir. Dolayısı ile aslında mümkün gözükmemektedir. Askerî çözüm dışında bir alternatif gerçekçi değildir. Ancak bu adımın da atılması kolay değildir. Azerbaycan’ın bariz askerî üstünlüğüne rağmen, başta Rusya olmak üzere birçok devletin, Ermenileri askerî yönden destekledikleri unutulmamalıdır. Daha önce bahsettiğimiz gibi askerî açıdan Azerbaycan ilerleme kaydettiği anda arabuluculuk vs. gibi süreçlerle durumu aynı halde tutmaya çalışacaklardır, hatta durması için Azerbaycan’ı tehdit edeceklerdir. Hele sınırlarını Rusya’nın koruduğu Ermenistan’a yönelecek bir savaşta Rusya’nın müdahil olmak isteği yüksek ihtimaldir. Ancak çok hızlı ve kesin bir zafer statükonun değişimini sağlayabilir.

Her türlü dış müdahalenin önünü kesebilecek en önemli durum Türk Dünyası’nın buna karşı çıkacağı düşüncesidir. Böyle bir eğilim gözlenirse süreç farklılaşacaktır. Bu olay bazında baktığımızda Türkiye’nin net desteği oldu. Pakistan Azerbaycan’a açık destek belirtti. Aslında uluslararası kamuoyunun resmî temsilcileri Azerbaycan’ın haklı durumunu ifade etmiştir. Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi, Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan destek bildirmiştir. İslam İşbirliği Teşkilatı bir bildiri ile saldırıyı kınadı.

Türk Dünyası, öncelikle kendi oluşturduğu platformlarda daha sonra da tüm uluslararası organizasyonlarda Azerbaycan’a yönelik doğrudan desteğini göstermelidir. Ermenistan’ın bir daha herhangi bir tecavüzüne mahal verilmeyeceğini net şekilde ifade etmesi gereklidir. Tüm Türk Cumhuriyetlerinde soruna yönelik eğitim ve farkındalık faaliyetleri arttırılmalıdır. Bu noktada Türkiye ve Azerbaycan’ın ortak çabası, başarı şansını arttıracaktır. Kınama ve destek mesajlarının ötesinde fiilî bir destek ihtimali bile Ermenileri ve diğerlerini bir kez daha düşündürecektir.

Diğer Söyleşiler