Söyleşiler

ABD ne derse Hafter onu yapmak zorunda

ABD ne derse Hafter onu yapmak zorunda

KKTC 3. Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı Ata Atun ile Libya’daki son durumu ve bölgede gelecekte bizleri nelerin beklediğini konuştuk.

Libya’da Ulusal Hükümet ile darbeci Hafter’in milisleri arasında yaşanan çatışmalar geçtiğimiz günlerde şiddetini arttırdı. Öncelikle son gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Libya’da son dönemde yaşanan gelişmeler dengelerin tersine döndüğünü göstermektedir. Hafter ordusunun gerilemeye başladığı Serrac hükümetinin bu konuda daha bilinçli bir şekilde Hafter milislerine karşı zafer elde ettiği görülmektedir. Aslında ABD ve NATO’nun son açıklamaları özellikle de NATO’nun bu konuda Türkiye’nin yanında yer alması aynı zamanda münhasır ekonomik bölge konusunda Türkiye’ye destek vermesi son anda çok ilginç bir gelişme oldu. Bence Hafter artık gücünü kaybetmeye başladı. Son beklentileri Suriye’den ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden oldu ama Türkçede güzel bir tabir vardır ‘kelin merhemi olsa başına sürer’ diye; Suriye’deki durum da aynen bu şekildedir. Suriye kendi topraklarında egemenliğini tam olarak sağlayamamış durumdadır. Ancak Rusya gibi Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler Rusya’daki kendilerinin finanse ettikleri paralı askerleri oradan alıp Libya’ya gönderiyorlar yoksa Suriye’nin fiilen Hafter’e yardım ettiğini pek düşünmüyorum.

Fransa, BAE, Mısır, Yunanistan ve GKRY tarafından Türkiye ile Libya arasında imzalanan MEB anlaşmasını kabul etmeyen ve Libya Ulusal Hükümetini ateşkese davet eden bir ortak bildiri yayınlandı. Bahsi geçen ülkeleri Türkiye’ye karşı ortak bir bildiride toplayan sebepler nelerdir?

Fransa’nın, Birleşik Arap Emirlikleri’nin, Mısır’ın, Yunanistan’ın ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından Türkiye ile Libya arasında imzalanan MEB anlaşmasını kabul etmeyen Libya Ulusal Hükümeti’ni ateşkese davet eden bir ortak bildiri yayınlandı ama bu bildirimin hem başı hem de sonu yok. Bu bildirinin güçlü olabilmesi için İsrail ile İtalya’nın da işin içinde olması gerekirdi. Özellikle İsrail’in ve Mısır’ın Türkiye’ye zarf attığını görüyoruz. Yani her ikisi de “Türkiye ile biz dostluğumuzu başlatalım Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Yunanistan’ın hazırladığı maceraya pek fazla devam etmeyelim” mesajını veriyorlar. Aynı şekilde İtalyan şirketi bölgeden tamamen elini çekti, laf kalabalığına getirdi, salgın bitsin gelelim şeklinde bir açıklama yaptı ama elini oradan çekmesini nedeninin salgın olmadığını Türkiye’nin çok sağlam bir şekilde kendi haklarını korumak için Doğu Akdeniz’de her türlü tedbiri aldığını herkes biliyor. Bu nedenle de Türkiye’nin gün geçtikçe elinin güçlendiğini gören İtalya gibi İsrail gibi Mısır gibi devletler Türkiye’ye yanaşmayı tercih ediyorlar. Bu yüzden bahsi geçen ülkeleri Türkiye’ye karşı ortak bir bildiride toplayan sadece Fransa, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin geçmişe yönelik bir işbirliği yapmalarıdır. Birleşik Arap Emirlikleri’nin zaten Türkiye’ye karşı hasmane davranmasının nedeni Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki ilişkilerden kaynaklanmaktadır. Birleşik Arap Emirlikleri beni çok fazla endişelendiren bir devlet değil çünkü son derece küçük bir nüfusu ve sadece petrol gelirlerine dayalı bir ekonomisi var. Bu korona virüsü salgınından sonra petrol fiyatlarının düşmesi ile Suudi Arabistan bütün gümrük vergilerini, KDV’leri vb. vergileri arttırma yoluna gitti. Aynı şekilde Birleşik Arap Emirlikleri de bunu yapmak zorunda kalacak. Zaten ekonomisi çok naif çok kırılgan olan bir ülke, çok bir önemi olmayan silahlı gücü olmayan, ordusu olmayan, yerleşmiş kendisinin ürettiği ekonomisi olmayan bir devlettir. Onun taraf tutması çok da önemli değil.

Gerek hava trafiğinden gerekse de Libya’nın uydu görüntülerinden elde edinilen bilgilere göre Hafter’e yapılan askerî destekler devam etmekte. En son Suriye ve BAE’nin yine askerî destekleri söz konusu, bu yardımların arka planlarından bahseder misiniz?

Uydu görüntülerinden elde edilen verilere göre Hafter’e yapılan askeri destekler devam ediyor ama bu arada Avustralya’dan Hafter’e gelen paralı askerler ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin finanse ettiği gruplar Libya’ya gelip Libya’dan ayrılmaya başladılar. Hafter yönetiminin bir yerde terör örgütü olduğu kanısına vararak bu yabancı paralı askerler Libya’dan tek tek, grup grup ayrılıyorlar. Suriye’nin de askerî destek verdiğine inanmıyorum. Suriye’nin kendi askeri, kendi mühimmatı, kendi silahları yok. Kendisi yönetimini savunmaktan aciz olduğu için Hafter’e çok fazla da bir destek verdiğini sanmıyorum. Sadece Rusya’nın Wagner şirketinin Suriye’ye gönderdiği paralı askerleri Hafter’e kaydırmış olabileceğini düşünüyorum. Birleşik Arap Emirlikleri’nin zaten daha evvel bu konuda Hafter’e yaptığı yardımlar ve katkılar var. Tabi bunların hepsi paraya dayanmakta paralı askerleri tutarak kendi parasını harcayarak Hafter’e gönderiyor ama bu da tabi halk diliyle söylendiği gibi taşıma su ile değirmen dönemez. Ben Hafter’in iyice zayıfladığını birkaç ay içerisinde bu bölgeden tamamen geri çekileceğini ve doğuyu tamamen küçülerek Serrac Hükümeti’ne devredeceğini düşünüyorum. Çok küçük bir azınlıkla çok küçük bir bölgede kalacağını öngörmekteyim. Eylül ayı girmeden hep birlikte göreceğiz. Bana göre Hafter’in sonu gelmiştir.

Çin’in Libya’da Hafter güçlerine gizli destek verdiği haberlere yansıdı. Çin, bölgede neyi amaçlamaktadır?

Çin’in Libya’da Hafter güçlerine gizli destek verdiği haberleri benim için inandırıcı olmadı. Çünkü Çin’in bu konuda Türkiye ile özel bir görüşmesi, Türkiye’ye özel bir desteği var. Hem Serrac Hükümeti’ne hem Hafter’e yardım edeceğini veya Hafter’in güçlerine gizli destek verip Türkiye’yi karşısına almayı amaçladığını ve bunu strateji olarak belirlediğini inandırıcı bulmuyorum. Aslında diplomatik gelişmelere bakarsak Çin’in tam tersi bir davranış içerisinde olduğu görülmektedir. Çin’in Libya’da olmasının nedenlerinden bir tanesi de Amerika’nın dünyada üretilen petrolün %60’ını bilfiil yönetmesidir. Amerika da bugün gücünü Çin’e karşı enerji kaynağı olarak kullanıyor. İsterse Çin’e petrol satışını onaylıyor isterse petrol satışını onaylamıyor. Bu yüzden Çin’in hem İran’la ilişkisi var hem de tabi Libya’da şu anda petrol tamamen kaçakçılık yoluyla satılmakta. Resmî olarak satılmıyor ve Çin bu petrolden de pay alabilmek için muhakkak Libya’da bir şekilde söz sahibi olmak istemektedir. Ama bunu Türkiye’yi karşısına alarak yapacağını düşünmüyorum. Libya’daki petrol üzerinde söz sahibi olabilmek için eminim Serrac Hükümeti ve Türkiye ile ya bilinen bir anlaşma ya da perde arkasında bir anlaşma yaparak Libya’daki petrolden pay almaya çalışacak. Afrika’da birçok ülkede Çin’in yatırımları var. Özellikle de Afrika’da kıymetli madenlerin hemen hemen tümü Çin yönetimindedir. Bu nedenle Çin Afrika’nın içine bundan 20 yıl öncesinden başlamak üzere yavaş yavaş girmiş durumdadır. Libya’ya ilgisi tamamen bu nedenledir ama benim görüşüm ileride Hafter’e başladığı iddia edilen desteğinin Serrac Hükümeti’ne yöneleceği şeklindedir. Çünkü Hafter’in ipleri tamamen ABD’nin elindedir. Geçmiş yıllardan uyguladığı bir katliamdan dolayı Amerika Birleşik Devletleri’nin de kendisi aleyhine bir savaş suçu davası açılmıştır. Hafter’in Amerika’daki mülkiyetlerinin toplamı 8 milyon dolar civarındadır ve Amerika Birleşik Devletleri şimdi Hafter’e karşı bunu koz olarak kullanmaktadır. Yani “benim sözümden çıkarsan ben de mahkemede senin aleyhine karar aldırabilirim, ben ne istersem onu yapmak zorundasın”a getiriyor. Hafter bildiğiniz gibi bir taşeron. Bu nedenle de Amerika Birleşik Devletleri ne derse Hafter bunu yapmak zorundadır. Demin de söylemiştim 3-4 aya kalmaz Hafter’in Libya’yı terk edeceğini düşünüyorum. Çin de özellikle Türkiye kanalıyla Serrac Hükümeti ile yakın ilişkiler kuracak.

Diğer Söyleşiler