Söyleşiler

Ülkemiz salgın sürecini başarılı bir şekilde yürütmüştür

Ülkemiz salgın sürecini başarılı bir şekilde yürütmüştür

Gazi Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi ve 14 Mart Tıbbiyeliler Derneği Üyesi Dr. Asiye Uğraş Dikmen ile Türkiye’nin Korona virüsü salgınına karşı vermiş olduğu mücâdeleyi ve yürütülen aşı, ilaç çalışmalarını konuştuk.

Yaklaşık üç ay önce ülkemizde ilk vakaların görüldüğü tarihten bu yana Türkiye’nin Covid-19 karşısında verdiği imtihanı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Covid-19 hakkında hala bilmediğimiz çok şey var. Bu yüzden zorlu bir mücâdele olacağını baştan beri biliyorduk. Bildiklerimiz doğrultusunda Türkiye, ilk vaka görülmeden önce pandemi için hazırlıklarını yapmıştı, yani vaka görüldüğü günden itibaren pandemi sürecini planlı ve kontrollü bir şekilde yönetti. Sağlık Bakanlığı, sağlık müdürlükleri, birinci basamak sağlık kuruluşları, devlet ve üniversite hastaneleri birlik ve uyum içerisinde görevlerine devam etti. Bir taraftan hastaların tanı ve takibi yapılırken, diğer taraftan sürveyans ve filyasyon çalışmaları, halkın bilgilendirilmesi salgın kontrolünde etkili oldu. Bu süreçte sağlık personelinin özverili çalışmaları da göz ardı etmemek lazım. Yani ülkemiz bu imtihanı bence başarılı bir şekilde geçmiştir.

Türkiye’nin salgın noktasındaki vaziyeti ile birlikte yapılan kontrollü sosyal hayata geçiş düzenlemeleri hakkında neler söylemek istersiniz?

Bu süreçte gördük ki, pandeminin ne zaman sonlanacağına dair net bir zaman söyleyemiyoruz. Hatta sonbaharda tüm dünyada ikinci bir dalga beklenmekte. Bundan dolayı tüm kısıtlamaları devam ettirmek her ülkede olduğu gibi, bizim ülkemiz için de zordu. Bu yüzden kontrollü sosyal hayata geçiş gerekliydi. Ama vaka sayısı artarsa, bu artışı en çok etkileyen durumu saptamak ve müdahale edebilmek açısından, bu geçişin kademeli ve zamana yayarak olması önemli. Toplum olarak ‘yeni normal’ dediğimiz yaşama alışmamız gerekiyor.

Salgının aşılması durumunda bundan sonrası için devletimizin ve milletimizin dikkat etmesi gereken noktalar nelerdir?

Pandemi sonrası artık yeni normal dönem başlıyor. Maske takmak, sosyal mesafeyi korumak ve temizlik kurallarına uymak. Toplumdaki herkes bu kurallara uyarak kendisini ve çevresini korumak zorunda. Covid-19 aslında unuttuğumuz birçok güzel şeyin farkına varmamızı da sağladı. Sağlıklı olmamın önemini, birlik beraberliğin önemini, insanın her şeye hâkim olamayacağını, gözle görülmeyen bir virüs karşısında bile çaresiz kalacağını… vs. Millet olarak bu farkındalıklarımızı unutmamamız gerekiyor.

Devlet olarak da daima olağanüstü durumlar için hazırlıklı olmak gerekiyor. Eğitimin ve sağlık sisteminin hep güncel tutulması gerekliliği unutulmamalı. Yeni bir salgın için hazırlıklı olmalı ve salgın planları yapılmalı. Ulaşımdan eğitime, tatile kadar yeni düzenlemeler yapılmalı. Bu süreçte de bilimsel çalışmalara destek olunmalı.

Salgının bize düşündürdüklerinden birisi de ülkemizdeki ve dünyadaki birçok sağlık sisteminin durumu oldu. Siz, ülkemizdeki ve diğer ülkelerdeki sağlık sistemleri arasındaki farklardan ve bu farkların salgınla mücadeleye etkisinden bahseder misiniz?

Ülkemizde ilk vaka görüldüğü andan itibaren diğer ülkeler ile karşılaştırmalar başladı. Bu karşılaştırmalarda sadece vaka sayısının kullanılması doğru bir yaklaşım olmazdı. Her ülkenin nüfusu, sağlık sistemi, sağlık personelinin çalışma şartları, toplum davranışlarının hepsi değerlendirilmeli. Bizim ülkemiz, diğer birçok ülkeye göre bu konuda şanslıydı. Yeterli sayıda hastanemiz, yeterli sayıda yoğun bakım ünitemiz ve yeterli sayıda sağlık personelimiz vardı. Dahası bizim sağlık sistemimiz zaten hasta yükü fazla olan bir sistem olduğu için, sağlık personeli uzun süre çalışmaya, fazla hasta bakmaya alışkındı. Bu yüzden biz salgın sürecinde zorlanmadık, hatta hastanelere başvuru sayısında geçmişe göre azalma oldu bile diyebiliriz. Mesela Avrupa’da hasta yoğunluğuna alışık olmadıkları için, sağlık personeli zorlandı, yoğun bakım sayıları yetersiz kaldı. Amerika’da sağlık sistemi zaten sıkıntılı olduğu için, pandemi sürecinde de hastaların tanı ve tedavisinde sıkıntılar yaşandı. Biz ülke olarak kişisel koruyucu malzeme konusunda da çok sorun yaşamadık. Salgınla mücadelede kesinlikle başarılı bir ülkeyiz.

Dünya genelinde ve ülkemizde yürütülen aşı ve ilaç çalışmaları ne düzeydedir, öngörülen bir tarih mevcut mudur?

Bir tarih öngörmek çok zor. Aşı ve ilaç çalışmalarını basından bildiğimiz kadarıyla biliyorum ben de. Covid-19 ile ilgili bildiklerimiz bilmediklerimizden daha fazla. Hastalığı geçirmek bağışıklık bırakıyor mu, reenfeksiyon oluyor mu gibi netleşmeyen konular var. Ama hemen her ülkede aşı ve ilaç için çalışmalar devam ediyor. Gönül ister ki, pandeminin tamamıyle bitmesi için hem ilacı hem de aşıyı bulan kişi bir Türk bilim insanı olsun. İnşallah öyle olur, bu gururu yaşarız.

Diğer Söyleşiler