Söyleşiler

Eğitimde fırsat eşitliği sağlanmalı

Eğitimde fırsat eşitliği sağlanmalı

​​​​​​​Türk Eğitim-Sen Genel Sekreteri Musa Akkaş ile uzaktan eğitim hakkında konuştuk.

Normalleşme döneminin en büyük tartışma konusu olan eğitim meselesinin, mart ayından bu yana alınan tedbirlerle birlikte bugün geldiğimiz noktadaki durumunu değerlendirir misiniz?

Öncelikle, dünyanın büyük bir sınavdan geçtiğini söylememiz gerekiyor. Modern insanlık tarihinin hiç yaşamadığı bir cendereden geçiyoruz. Maalesef her alanda bir duraklamaya girildi. 16 Mart sonrasında okullar, kafeler, lokantalar, marketler, ibadethaneler ve bütün toplu yaşam alanları kullanıma kapatıldı. Ülkemiz, genel olarak bakıldığında diğer ülkelere göre biraz daha şanslı. Çünkü salgın ülkemize gelmeden evvel Çin, ABD ve bazı ülkelerde alınan tedbirleri görerek ülkemizde de önlemler alındı.

Salgının her sektöre farklı etkisi olsa da tüm ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de bu süreçten en çok etkilenen alan “eğitim” olmuştur. Milyonlarca öğrenci ve öğretmen bu süreçte okullardan uzak kaldılar. 16 Mart tarihinden itibaren Millî Eğitim Bakanlığı dünyadaki gelişmelere göre çalışmalarını başlatmıştı. Millî Eğitim Bakanlığı, uzaktan eğitim konusunda önceden tecrübeli olduğundan EBA ve TV üzerinden uzaktan eğitime başladı. MEB ne kadar tecrübeli olsa da uzaktan eğitimin ciddi sorunları olmuştur. Gerek MEB’in gerekse öğrencilerin altyapı eksikliğinden dolayı istenildiği gibi uzaktan eğitim gerçekleşememiştir.

Hem veli hem de öğretmenler olarak uzaktan eğitim ile ilgili eksikliklerimiz olmasına rağmen, hazırlıksız yakalanmamıza rağmen sürecin Millî Eğitim Bakanlığı tarafından iyi yönetildiğini düşünüyorum. Okullarda tüm kademelerde yüz yüze eğitimin 21 Eylül’de başlaması beklenirken, yapılan açıklamalar ile anasınıfı ve birinci sınıflar için okul zilinin çalacağı açıklandı. Diğer kademelerde yüz yüze eğitimin ne zaman başlayacağı 9 Ekim tarihine kadar belli olacak. İlkokul birinci sınıfların okula gidip gitmemeleri konusundaki kararı veliler verecek. Bu kararı Türk Eğitim-Sen olarak olumlu karşılıyorum. Birinci sınıfların okuma yazmayı öğrenebilmeleri için yüz yüze eğitim önemlidir. Okula çocuğunu göndermeyenler de bir şekilde çocuklarını okula göndermeleri konusunda ikna edilmeli ve alınan tedbirler gösterilmelidir. Buna rağmen çocuklarını göndermeyen ailelerin çocuklarına da evde veya okulda bir şekilde eğitim verilmelidir.

Korona virüsü salgınına yönelik olarak alınan tedbirlerle birlikte, salgın öncesindeki eğitim-öğretim kalitesini yakalamak mümkün müdür?

Uzaktan eğitim, hiç şüphesiz yüz yüze eğitimin yapılamadığı durumlarda ortaya çıkmış bir öğretim yöntemidir. Dünya genelinde okulların kapanması ve sınıfta eğitim-öğretime bu kadar uzun süre ara verilmesi daha önce hiç karşılaşmadığımız bir durumdur. Okulların açılması “normalleşme” sürecinin bir parçası olarak görülüyor ancak okullar ne zaman açılırsa açılsın, okula dönüş hiçbir şekilde okullar kapanmadan önceki normal şartlarda olmayacak. Hiç kimse okullar açıldığında okullar kapanmadan önce olduğu gibi bir iletişim, etkileşim ve okul işleyişi beklememelidir. Tabii ki bunlara karşı riskleri azaltmak için her ayrıntıyı dikkatle gözden geçirmeyi gerektirecek tedbirler almak gerekiyor. Salgın öncesindeki eğitim öğretimin kalitesini bir anda yakalamak mümkün olmayacaktır. Okulların uzun süre kapalı kalması zihinsel sağlık ve psiko-sosyal destek gibi okul temelli hizmetlerin sekteye uğramasına, yüz yüze iletişimin olmaması ise stres ve kaygıya sebep olacaktır. Bu anlamda Millî Eğitim Bakanlığına ve öğretmenlere okulların açıldığında büyük görevler düşüyor.

İlköğretim, lise ve üniversitelerin büyük bir kısmının, eğitim-öğretime en azından bir dönem daha uzaktan eğitim usulüyle devam edeceği gözleniyor. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

Birçok üniversite şubat ayına kadar eğitimlerin uzaktan verileceğine dair açıklama yaptı. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okulların, anasınıfı ve birinci sınıflar hariç ne zaman açılacağı belli değil. Anlaşılan o ki Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okulların belli bir süre daha eğitime uzaktan devam edecek gibi görünüyor.

Şu ana kadar, tüm öğrencilerin bilişim teknolojilerine erişimi olmadığını gördük. Anne babaların çocuklarına destek olma kapasitelerindeki farklılıklar ve dezavantajlar bilinmektedir. Eğitim sistemi yüz yüze eğitim yapmak üzere yapılandırıldığından dolayı uzaktan eğitimde teknoloji açısından büyük eksiklikler vardır. Evinde bilgisayar, televizyon ve internet olmayan öğrenciler bulunmaktadır veya bunlar evdeki öğrenci sayısından dolayı yetersiz kalmaktadır. Ülkemizdeki ailelerin %5’inin evinde televizyon, %20’nin evinde ise internet yoktur.

Uzaktan eğitim bir süre daha eğitim hayatımızın parçası olacak gibi gözüküyor. Hükümet, uzaktan eğitimden her öğrencinin yararlanması için ve uzaktan eğitim araçlarına kavuşması için tedbirler almalıdır. Bu adımlardan bir tanesi bu alanda KDV sıfırlamasıdır. Hatta ihtiyaç sahipleri aileler için öğrencilerimize ücretsiz temini de sağlanmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bunu yapacak güçtedir. Eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak için bazı tedbirler almak gerekiyor.

Eğitim tartışmasının odağında bulunan öğrencilerin yanında öğretmenlerimiz hakkında da birçok sorunlar gündeme gelmektedir. Öğretmenlerimizin, yaşanan süreçteki vaziyetleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yaşanan bu süreçte, ülkemiz insanlarına hizmet etmenin insanî bir ve ortak sorumluluk olduğunu eğitim çalışanları, öğretmenler çok iyi bilmektedir. Ne var ki bu süreçte bazı il ve ilçe yöneticileri öğretmenlerin görevlendirilmesi konusunda yanlış uygulamalar yapmışlardır. Kimlik sorma, izin belgesi kontrol etme gibi görevlendirmeler yapılmıştır. Mahalle denetim ekiplerinde okul müdürleri ve öğretmen görevlendirmeleri yapılmıştır. Araç verilmemiş, hastalıklardan korunma yönünde tedbirler alınmamıştır. Görevlendirmelerde doğru olan, gerekli tedbirlerin alınarak “isteğe bağlı” olarak yapılmasıdır. Çok sayıda okul müdürleri ve öğretmenler zaten mahalle denetim ekiplerinde görev yapmışlardır. Bizim Türk Eğitim-Sen olarak mülkî amirlerden beklentimiz, öğretmenlerimizi hazır kıta görmemelidir. Elbette ki salgın döneminde devletimizin hizmetine herkes katkı sunacaktır ancak öğretmenlerimizden bir yandan canlı ders anlatmaları beklenirken aynı zamanda filyasyon denetim ekiplerinde görevlendirilmeleri bir sorun oluşturmaktadır. Kısıtlama döneminde on binlerce öğretmenimiz Vefa Destek Gruplarında gönüllü görev alarak aylarca halkımızın hizmetine koştular. Devletimizin vatandaşa uzanan şefkat eli oldular. Eğitim çalışanları bundan sonra da hizmetlerinden asla geri durmayacaktır ancak özellikle mahalle denetim ekiplerinde görevi gereği denetleme yetkisi (ihtiyaç kalırsa) gönüllülük esasına göre diğer kamu görevlilerinden yararlanılmalıdır. Bu yapılırken de (kimi zaman kimi mülki amirlerin yaptığı gibi) işini kolaycılığına kaçmadan, hakkaniyet çerçevesinde ve öğretmenleri hazır kıta gören arızalı yaklaşımlara tevessül etmeden hizmet yürütülmelidir. Ayrıca hizmeti yürüten kamu görevlilerine araç ve kişisel koruyucu ekipmanların temini konusunda da tedbirler en üst düzeyde alınmalıdır. En büyük duamız tez zamanda bu musibetten ülkemizin ve insanlık âleminin kurtulmasıdır.

Diğer Söyleşiler