Söyleşiler

Ancak Ermenistan bölgeden çekildiğinde masaya oturulur

Ancak Ermenistan bölgeden çekildiğinde masaya oturulur

​​​​​​​Karabük Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Asker ile Dağlık Karabağ bölgesinde yaşanan gelişmeleri konuştuk.

Ermenistan ordusunun geçtiğimiz gün, sabahın ilk saatlerinde Azerbaycan-Ermenistan hattında provokasyonda bulunarak sivil yerleşimlere yönelik saldırısının ardından Azerbaycan ordusu sivil halkın güvenliğini sağlamak adına geniş çaplı bir karşı saldırı başlattığını duyurdu. Öncelikle, bölgede neler yaşanıyor, Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşananları yorumlar mısınız?

Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra ortaya çıkmış bir süreç olarak görülse de aslında Kafkaslarda Ermeni sorununun tarihi en az 200 seneyi kapsıyor. Rusya’nın Kafkaslarda güneye doğru hareket etmesiyle ve Kafkasları işgal altına almasıyla 1828 yılından sonra bölgeye yoğun Ermeni göçlerinin gerçekleştiğini biliyoruz. Bölgenin demografik dengeleri o zamandan itibaren tahrip edilmiştir. Burada amaç, bir Ermeni toplumunun ağırlıklı olarak yaşadığı bir oluşum teşekkül ettirmektir. Çarlık döneminde her ne kadar devlet değilse de bir Ermeni vilayeti oluşturulmuş ve böylece ilerleyen tarihlerde bir Ermeni devletinin ortaya çıkmasının temelleri atılmıştır. 1. Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru Kafkasya’da yaşanan gelişmeler, milliyetçiliğin yükselişi üç temel milletin devlet kurması ile sonuçlanmıştır. Bunlar; Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan Cumhuriyeti’dir. Fakat Ermenistan Cumhuriyeti eski Türk topraklarında, Revan Hanlığı topraklarında inşa edilmiştir. Ermenistan Cumhuriyeti kurulduktan sonra ve Sovyetler Birliği tarafından işgal edildikten sonra eskiden var olan toprak taleplerini yine devam ettirmiş ve sürekli huzursuzluk çıkartmıştır. Ve yine bir Türk toprağı olan Zengezur’un, Azerbaycan’dan alınarak Ermenistan’a devredilmesi de bu sürecin bir parçasını oluşturmaktadır.

Ermeni-Türk çatışmasının tarihi süreci çok eskidir. Sovyetler döneminde bu bir miktar dondurulmuştu. Nitekim Sovyetler Birliği bir totaliter sistemdi ve zaten o dönemde böyle bir şey yapılması mümkün değildi. Peki ne zaman mümkün oldu? Her zaman olduğu gibi iktidar zafiyeti olduğu zaman Ermenistan’ın talepleri yeniden gündeme gelmiş ve 1990’larda Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinin sonlarına doğru Ermenistan’ın Azerbaycan’a karşı toprak talepleri önce Karabağ’ın Ermenistan’la birleştirilmesi daha sonra bunun stratejik ve hukuksal bir hata olduğunu anladıktan sonra güya halkların kendi kaderini belirleme hakkına dayanarak Dağlık Karabağ’da bir cumhuriyet inşa edilmesi sürecine girilmiş ve uyuşmazlıklar, çatışmalar daha sonra bir savaşa dönüşmüştür. 1994’te bir ateşkes imzalanmış ve Minsk Grubu’nun başkanlığında bir süreç başlatılmıştır. Yaklaşık 30 senedir bu süreç devam ediyor ama maalesef en ufak bir ilerleme olmamıştır. Zaman zaman ateşkes ihlal ediliyordu. Bundan önce de birkaç defa orta çaplı savaşlar, muharebeler yaşandı. Bunların en önemlisi 2016 Nisan ayında gerçekleşti. Daha sonra temmuz ayında Tovuz’da ortaya çıkan çatışma ve şimdiki çatışma. Son çatışma artık bu süreçte bir kırılma noktasıdır. Yani Ermenistan’ın saldırısı bugüne mahsus bir şey değil. 200 senedir devam eden bir siyasetin tamamıdır, zincirin bir halkasıdır.

Ermenistan’ın uluslararası camiaya yönelik birtakım arayışlar içerisinde olduğu görülüyor. Bu noktada ihtiyacı olan desteği nasıl ve kimlerden bulacağını düşünüyorsunuz?

Geleneksel olarak Ermenistan’ı inşa eden devlet nasıl Rusya ise onu koruyan kollayan devlet de Rusya’dır. Çok sert bir şekilde tepki ve tavır ortaya koyarak her zaman Ermenistan’ı korumuştur ama son dönemdeki olaylarda Rusya’nın bir miktar itidalli davrandığını görüyoruz. Her ne kadar Rusya’nın değişik kesimlerinde özellikle de Ermenilerin etkisi altında olan haber ajansları ve yorumcular Ermenistan’ın Rusya için önem arz ettiğini ve Rusya’nın müdahil olması gerektiği yönünde açıklamalar yapsa da hem Rus yönetim çevrelerince hem de toplum kamuoyu tarafından asla rağbet görmemektedir. Rusya’nın geleneksel olarak devam eden bir desteği var ve bu desteği devam edecek.

Bu sefer biraz farklı tablo ile karşı karşıyayız. Destek faaliyetlerinin başını Fransa çekiyor. Diplomatik destek veriyor ve dünya kamuoyunda Ermenistan ve Azerbaycan’ın derhal savaşı bırakması çağrıları yapılıyor. Ermenistan başka devletlere de müracaatlarda bulunuyor. Almanya’ya müracaatta bulundu ve Türkiye’yi şikâyet etti. Ermenistan’ın başında olan şahıs son derece popülist, demagojiye yatkın aynı zamanda şovenisttir. Geldiği andan itibaren savaş naraları atmaktadır. Azerbaycan’ın sinir uçlarına birtakım söylemlerde bulundu. Daha da ilerleme, Karabağ’ın statüsünü kalıcı kılmak ve bağımsız bir devlet olarak tanımak gibi söylemlerde bulundu. Şimdi de kapı kapı dolaşıyorlar. Karşılaştıkları cevap ağırlıklı olarak; savaş, Azerbaycan topraklarındadır ve işgal edilmiş topraklardan çekilin şeklindedir. Verilmesi gereken cevap da budur. Amerika, Fransa, Almanya ve Rusya, Ermenistan’ı nereye kadar destekleyecek? Hangi seviyeye kadar destek verecek? Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi bundan sonraki süreçte nasıl hareket edecek? Bunlar önemli ama çok olağanüstü öneme haiz işler değil. Burada önemli olan, hiçbir şeye aldırmadan Azerbaycan’ın kat ettiği yolu, başarıları koruyup elinde tutması ve daha ileri gitmesidir. Eğer bir masaya oturulacaksa Azerbaycan sağlam, eli kuvvetli bir şekilde o masaya oturmalıdır. Şimdi masaya oturmak için çok erken. Azerbaycan en azından Karabağ’ın dışındaki illeri, ilçeleri Ermeni işgalinden kurtarmalı ve ondan sonra Karabağ’ın statüsü veya savaşın sonraki talihi üzerine düşünülebilir. Şimdi böyle bir adım atılması çok büyük bir stratejik hata olurdu. Ümit ediyorum Azerbaycan böyle bir adım atmayacaktır.

Ermenistan’ın Türkiye’nin bu savaştan bertaraf edilmesi, dışarıda tutulması, tarafsızlaştırılması gibi demagojik söylemleri var. Bu tamamen yanlış çünkü Türkiye aktif olarak bu savaşta yer almıyor. Operasyonlar Azerbaycan ordusu tarafından yapılmaktadır. Aslında tamamen tüm devletlerin tarafsız kalacağı bir savaşta Ermenistan, Azerbaycan ordusu karşısında üç gün dayanamaz. 3 milyon nüfusu var onun da 2 milyonu Rusya’da. Ermeni askerleri kaçmaya yer arıyorlar ve bu başarılı sürecin sonuna kadar devam ettirilmesi lazım.

İran’ın, gerilimin yüksek olduğu Karabağ bölgesine yönelik birtakım hamleler yapıyor olması basına yansıdı. İran, neyi hedeflemektedir?

İran, Karabağ meselesinde her zaman karşıt mevkii sergilenmiş ve en iyi halde tarafsız mevkide bulunmuştur. Tarih boyunca süreç hep bu şekilde gelişmiştir. Azerbaycan-Ermenistan savaşının ortaya çıktığı andan itibaren Azerbaycan halkının hafızasında İran’ın menfi notu vardır. Rusya’nın silahlarının İran üzerinden Ermenistan’a taşındığı yönünde deliller vardı. İran, geçtiğimiz günlerde bunları tekzip edecek yönde açıklamalarda bulundu. Biz İran’ın hareketini ve tutumunu yadırgamıyoruz. Bu böyledir ve böyle kalacaktır. İran ve Rusya bölgede Ermenistan’a destek veren ülkelerdir. Rusya çok açıktan ve net destek sağladı. İran bazen açık, bazen dolaylı destek sağladı. Adeta Ermenistan için bir nefes bir oldular. İran rejiminin ortaya atmış olduğu İslam, İslam kardeşliği gibi teranelerin bir yalan olduğunu görüyoruz. Azerbaycan kamuoyu ve devleti İran’ın attığı adımları sıkı takip ediyor ve gözlemliyor. Açık bir şekilde Ermenistan’a destek vermek İran açısından bir akıl tutulmasıdır. Bunu yapmayacağını düşünüyorum. Nitekim son açıklamalar da bir nebze bunu doğrulamış oldu.

Azerbaycan ve Ermenistan arasında uzun yıllardır fiilen devam eden bu savaş durumunun ana sebepleri nelerdir ve yıllardır neden bir çözüme ulaşılamamıştır? Sizce beklenen çözüm nasıl olmalıdır?

Bu savaşın temelinde yatan ana sebep Ermenistan’ın Azerbaycan’a karşı toprak talepleri ve işgaldir. Ermeni yayılmacılığıdır. Azerbaycan topraklarının yaklaşık %20’si Ermenistan tarafından işgal edilmiş durumdadır. Bu sadece Dağlık Karabağ’la sınırlı değil çevresinde bulunan yerlerin işgal edilmesi Ermenistan’ın ne kadar tecavüzkar, saldırgan olduğunun bir göstergesidir. Bu sürecin başından itibaren Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Ermenistan’ın silahlı birliklerini çekilmesine ilişkin kararlar aldı fakat bu kararlar bu zamana kadar uygulanmamıştır. Barış sürecini yürütmekle görevli olan Minsk Grubu -ki eş başkanları Fransa, ABD ve Rusya’dır- bu üç devletin üçü de Ermenistan’ı çok yoğun şekilde destekliyor. Azerbaycan karşıtı bir tutum sergiliyorlar. Böyle bir format içerisinde adil bir çözüm bekleyemeyiz. Minsk Grubu ihmalkâr, pasif ve taraflı davranan bir kurumdur.

Ermenistan tarafı Azerbaycan’dan güç görmedikçe hiçbir zaman masaya oturmayacaktır. Diplomatik çözümün arkasında askeri güç olmadığı sürece bir çözüm değildir. Bu yüzden Karabağ sorunu askeri diplomatik yolla çözülecektir. Önce sahada elimizi kuvvetlendireceğiz daha sonra müzakere masasına oturacağız ve kendi haklı şartlarımızı ortaya koyarak onları savunacağız. Yapılması gereken şey, Ermenistan’ın işgal ettiği Azerbaycan topraklarından tamamen çekilmesi ve ondan sonra müzakere masasına oturmaktır. Fransa’nın önderliğinde birçok devlet koşulsuz, kayıtsız ve şartsız müzakere masasına otursun tarafların tümü diyorlar. Tarafların tümü derken hangi taraflar var? İki tane taraf var. Birisi işgal eden diğeri de işgale uğrayan taraf. 30 senedir bu sorun çözülmedi. Şimdi kayıtsız şartsız bir müzakereden bahsedemeyiz. Kayıt ve şart vardır. Önce işgal edilmiş topraklar tamamen Ermeni silahlı birliklerinden arındırılacak ve daha sonra müzakere masasında bu meseleler konuşulabilir, müzakere edilebilir.

Diğer Söyleşiler