Söyleşiler

Azerbaycan, Türkiye’nin olmadığı hiçbir masaya oturmamalı

Azerbaycan, Türkiye’nin olmadığı hiçbir masaya oturmamalı

Elçibey Vakfı Başkanı Agil Semedbeyli ile 9 Ekim günü Rusya’da yapılan görüşmeyi ve Karabağ’daki son gelişmeleri konuştuk.

9 Ekim günü Rusya’da gerçekleşen, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki mücadeleye yönelik toplantı sonucunda bir mutabakat metni ortaya çıktı. Dört maddeden oluşan bu mutabakatla ilgili neler söylemek istersiniz?

27 Eylül’den itibaren Ermenistan’ın yaptığı saldırılara karşı devam eden anti terör operasyonu maalesef Minsk Grubu tarafından hemen durdurulmaya çalışıldı. Söz konusu grubun Azerbaycan’ın ilerlemesinden endişe duydukları aşikârdır. Ermenileri savunmak için sözde barışsever olduklarını ortaya koyarak Azerbaycan’ın haklı anti terör operasyonunu durdurmaya çalıştılar. Bu grubun yapması gereken, haklı taraf olan Azerbaycan’ın yanında olmaktı. Savaş başladıktan sonra Türkiye’de de Rusya’nın güya meseleye karışmadığını ve çekimser kaldığını söyleyenler oldu ama Rusya, Ermenilere çok ciddi şekilde silah desteğini devam ettirdi. Maalesef yapılan silah yardımı da sözde Müslüman İran üzerinden Ermenilere ulaştırıldı. Hristiyan komşumuz Gürcistan, Ruslara hava ve kara sahasını kapatırken İran hava ve kara yolunu açık bıraktı. Azerbaycan’ın başarılı operasyonlarından sonra Ruslar endişeye kapıldılar. Burada Putin kendini biraz geri planda tutarak hem ana hem baba tarafından Ermeni olan Lavrov’u öne sürdü. Lavrov Rusya’nın Dışişleri Bakanı ama koyu bir Ermeni milliyetçisi aslında. Azerbaycan’ın bu savaşta Rusların Ermenilere bu kadar silah verdiğini gördüğü halde iki Ermeni ile aynı masaya tek başına oturması büyük bir hataydı ve oradan Azerbaycan’ın lehine bir karar çıkacağını beklemek saçma olurdu. Maalesef Azerbaycan Dışişleri Bakanı Minsk Grubu’nun davetini kabul etti ve Brüksel’de görüştüler. Görüşmede savaşı durdurma çağrısı yapıldı. Arkasından Putin Moskova’ya davet etti, hemen o davete icabet ettiler. Azerbaycan Dışişleri Bakanı’nın iki Ermeni ile oturduğu masanın üzerine konan çiçekler de manidardı. Çiçeklerin renkleri Ermenistan bayrağı rengindeydi.

Ortaya çıkan metin bizim lehimize değil, tam tersine Ermenilerin lehine olan bir metindi ve Ermeniler bu metinden sonra sevinç çığlıkları attılar. Bundan sonra Azerbaycan halkı ve Azerbaycan ordusu açıklanan metni kesinlikle kabul etmedi. 27 Eylül’den sonra yaşananlar göz önüne alındığında Türkiye’nin olmadığı hiçbir masaya oturmaması gerekirdi. Bundan sonra da böyle olması gerekir. Çünkü üçlü, doğrudan ve dolaylı olarak Ermenileri destekleyen üçlüdür. Aslında Karabağ düğümünün çözülmesi için oluşturulan bir grup değildir. Karabağ’ın Azerbaycan’ın elinden çıkarılarak Ermenilerin olması yönünde faaliyet yürüten bir üçlüdür. Maalesef oraya gidildi ve Azerbaycan aleyhinde olan bir karar çıkarıldı ama ondan sonra bir daha hata yapmamak lazım.

İlham Aliyev Moskova’ya çok net bir tavır koyamıyor çünkü hem babasının tüm hayatı Ruslarla bağlantılı hem de kendisinin gençliği orada geçmiş, orada okumuş ve orada çok güçlü bağlantıları var. Rusya hem siyasî hem silahlı, Fransa siyasî Amerika da dolaylı olarak siyasî destek veriyor. Kesinlikle bu grupla masaya oturulmaması gerekir. En azından Türkiye’nin masada olması gerekir. Bizim tek başımıza orada başarılı olma şansımız yok. Çünkü yaşadığımız 26 yıllık bu süreç bunu bizlere defalarca ispat etti. Sadece oyalama taktiği yürütüyorlar. Karabağ’da doğmuş büyümüş nesiller hayatını kaybettikten sonra yeni dünyaya gelen nesiller Karabağ’ı unutur taktiğini yürütüyorlar.

Masada Türkiye’nin de olması gerektiği yönünde açıklamalarda bulunan Azerbaycan’ın, yaşanan süreç içerisinde Türkiye ile olan ilişkilerini ve Türkiye’nin duruşunu değerlendirir misiniz?

Azerbaycan bağımsızlık savaşı verdiği ve bağımsızlığını kazandıktan sonraki süreç zarfında ilk defa Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu kadar açık ve net destek verdi. Eğer Ebulfez Elçibey zamanında verilen bu desteğin çeyreği verilmiş olsaydı Karabağ meselesi bitmişti ve Zengezur da alınmıştı. 1918 yılı sınırlarımıza dönülmüştü. 1918 yılında tarihte ilk defa Ermenilere devlet kurma hakkı verildi. Osmanlı’nın dağılma sürecini fırsat bilen sömürgeci güçler baskı yaparak bugün Ermenistan diye bilinen ama aslında kadim Türk yurdu olan toprakların ki toprakların toplamı 29000 kilometrekare idi 9000 kilometrekare arazi üzerinde Ermenilere devlet kurma hakkı tanındı. Maalesef Azerbaycan, Bolşevik Rusya tarafından işgal edildikten sonra zaman zaman bizim topraklarımızı, aynı zamanda Türkiye ve Azerbaycan’ı ayıran Zengezur’u elimizden aldılar ve Ermenilere verdiler. 29000 kilometrekarenin tamamı Ermenileştirildi ve etnik temizlik yapıldı. En son 1988’de 500 bin Türk uzaklaştırıldıktan sonra tamamen Ermenileştirilmiş oldu. Karabağ’dan da 800 bin Türk uzaklaştırılmıştı ve toplamda 1300000 Türk öz yurdundan kovulduğu halde onların hakkı dile getirilmezken Karabağ’da yaşayan sadece 50000 Ermeni’nin hakkını nasıl savunabiliyorlar? Azerbaycan’ın haklı davasının yanında Türkiye’nin bu duruşu son derece önemlidir. Azerbaycan halkını son derece mutlu etmiştir ve zafere olan inancımızı arttırmıştır. Aynı zamanda Azerbaycan’da Türkiye aleyhinde propaganda yapan dış bağlantılı güçlerin sesi kesilmiştir. Kesinlikle bugün kimse Türkiye aleyhinde konuşmaya cesaret edemez çünkü halk şu anda tamamen Türkiye ile beraberdir ve kalbi Türkiye ile beraber atmaktadır. Hem kendi adıma hem halkım adına başta Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tüm yetkililerine teşekkür ediyorum. Çünkü bu destek bizim için hayati önem taşımıştır ve Karabağ’daki askerlerimize moral olmuştur. Bizim bu kadar başarılı ilerlememizin esas sebeplerinden biri de manevî destektir. Güya Türkiye, Azerbaycan’a askerî destek veriyor diyorlar. Türkiye, Azerbaycan’a askerî destek verse değil Karabağ’ı Ermenistan’ı 2 gün içerisinde alırız.

Azerbaycan ordusunun işgal altındaki topraklarından düşmanı defetmek amacıyla çıkmış olduğu mücadele, Karabağ’da son durum nedir, bilgilendirir misiniz?

Ateşkes Anlaşması yapıldıktan sonra Gence’ye bir saldırı olmuştu. Roketle sivillerin yaşadığı yerde gece vurularak 9 sivilimiz şehit oldu. 40’a yakın vatandaşımız yaralandı. Ondan önce de zaten Gence, Berde, Terter ve Mingeçevir’e roket atmışlardı. Roketlerin birçoğu hava kuvvetlerimiz tarafından vuruldu ama bazıları topraklarımıza ulaştı. 27 Eylül’den günümüze kadar maalesef toplamda 40 şehidimiz var. Ermenistan burada direkt savaş suçu işlemektedir. Ermenilerin ateşkese uyacağını beklemek akılsızlık olur çünkü Ermenilere bu süreç, sadece toparlanmak ve ilave desteği almak için lazım olan bir süreçti. Ermeniler kesinlikle durmayacaktır. Hatta Karabağ’ın tamamına hâkim olduktan sonra da durmadılar. Açıklamalarda Gence, Nahçıvan kadim Ermeni toprağıdır ve biz buraları geri almalıyız diyorlar. Bununla da yetinmediler hatta Yunanistan’a oradan Türkiye’yi işgal edelim dediler. Bu kadar akıl tutulması yaşadılar. Ermenilerin akıllı davranış beklemek de abes olur çünkü çocukluktan itibaren kinle ve nefretle büyütüyorlar ki aklıselim düşünmeleri imkânsızdır.

İnanıyorum ki Azerbaycan ordusu mutlaka ve mutlaka kendi topraklarını düşmandan temizleyecektir. Sadece bununla da yetinilmemeli. 1918 yılında Batum Antlaşması ile Ermenilere verilen sınırlara dönmeliyiz. 9000 kilometrekare üzerinde Ermenilere yaşam hakkı tanıyoruz ama onun dışında etnik temizlik yaptıkları ve ata yurdumuz olan 20000 kilometrekare araziyi de geri istiyoruz ki Azerbaycan ve Türkiye’yi birbirine bağlayan Zengezur da buraya dâhildir.

Diğer Söyleşiler