Söyleşiler

Hıfzıssıhha enstitüsünün yeniden açılması gerek

Hıfzıssıhha enstitüsünün yeniden açılması gerek

​​​​​​​Milliyetçi Hekimler Derneği Başkanı Uzm. Dr. Semih Uşaklıoğlu ile Korona virüsü salgınının seyrini ve alınan yeni tedbirleri konuştuk.

Ülkemizde Korona virüslü vaka ve hasta sayıları her geçen gün artarken hükümetin açıklamış olduğu birtakım tedbirler söz konusu. Açıklanan bu tedbirleri nasıl yorumluyorsunuz, sizce yeterli midir?

Alınacak daha fazla tedbirler Türkiye’yi ekonomik açıdan çok ciddi sıkıntılara sokabilir. Bu yüzden açıklanan tedbirleri yeterli buluyorum hatta restoranlarda gerekli denetim yapılabilirse restoranların da gündüz vakitlerinde açılabileceği kanaatindeyim. 

Tedbirlerin uygulanması ilçelere ve mahallelere göre farklılık göstermektedir. Bu yüzden tedbirlerin her yerde uygulandığını söyleyemeyiz. Eğer uygulanırsa bu konuda başarılı olabiliriz. Şunu da unutmamak gerekir ki vatandaşımıza maske takması gerekliliği şuurunu vermemiz lazım.

Özellikle İstanbul, Ankara ve Bursa şehirlerinde hastanelerin Korona virüsü kaynaklı olarak dolduğu ve yeni hastaları kabul etmekte zorlandığı söyleniyor. Bu konu hakkında bilgi verebilir misiniz?

Hastaneler bu konuda cidden sıkıntılı bir dönemden geçiyor çünkü virüslü hastayı yatıracak yer bulmada çok zorlanıyoruz. Dolayısıyla önümüzdeki aylarda oldukça sıkıntılı günler bizi bekliyor diye düşünüyorum.

Türkiye sosyal bir devlet, “Favipirapir” isimli ilacı tüm hastalara ücretsiz veriyor. Hâlbuki bu ilaçlar, bazı ülkelerde vatandaşlara ücretle satılmakta. Bu yönü de takdir etmek gerekir. Bu ilaç virüse karşı en etkili ilaçlardan bir tanesidir. Bu ilacı kendimiz de üretmeye başladık.

Türkiye’de yapılan bir çalışma var. Türkiye’ye gelen Suriyelilerde korona kaynaklı ölüm sayısının çok az olduğu gözlemlenmekte. Virüs görülme aralığının da çok az olduğunu belirtiyorlar. Bunun sebebin de 7-8 yıl önce Suriyelilere Türkiye’ye geldiklerinde yapılan; difteri, boğmaca, tetanoz, kızamık, kızamıkçık vb. aşıların dayanak olduğunu gösteriyorlar. Bu aşıların koruyucu olduğuna dair ve antikor titresi yeterli olanların hastalığı ağır geçirmediklerini söylüyor. Yurtdışında yapılan çalışmalar da bu çalışmayı desteklemektedir.

Dünyada ve ülkemizde aşı çalışmaları devam ederken Almanya’da iki Türk bilim insanının Korona virüsü aşısını bulduğu duyuruldu. Sizce bu aşı ülkemize gelecek midir? Bizim aşı çalışmalarımız ne durumdadır?

Türkiye’de birkaç yerde aşı çalışmaları yapılmakta. Ankara, Kocaeli, İstanbul ve Kayseri’de aşı çalışmaları devam ediyor. Yapılan aşı çalışmaları şu anda 3. fazda ve olumlu bilgiler geliyor. Bu aşılar kısa zamanda tamamlanacak. Kayseri’de yapılan aşı çalışmasında da ciddi merhaleler kat edildi.

Karşı taraf olsun veyahut olmasın, laboratuvarda üretilsin veyahut üretilmesin bu bir biyolojik saldırı ve biyolojik saldırıda bununla mücadele edecek bir kurumun olması gerekir. Amerika’da, Almanya’da ve Fransa’da bununla ilgili enstitüler var. Bizim de böyle bir kurumumuz vardı. Üstelik 1930’larda Güney Kore’ye ve Çin’e kendi aşımızı üretip satmış bir devlettik. Maalesef bu kurum 2011 yılında kapatıldı. Acil olarak Hıfzıssıhha Enstitüsünün teknolojik yeniliklerle ve çağdaş bir şekilde açılmasıyla biyolojik saldırılara karşı hazırlıklı olmamız gerekiyor.

Bu salgın bize gösterdi ki konvansiyonel silahlardan daha etkili bir biyolojik saldırı karşısındayız. Biyolojik saldırı ülkelerin ekonomilerini konvansiyonel silahlardan çok daha fazla batırıyor. Bunun karşısında bizim yerli, millî, çağdaş ve dünyaya meydan okuyabilecek teknolojik üstünlüğe sahip bir kurumumuzun olması gerekir. Böyle bir kurumun açılması elzemdir. Bizim yeterli düzeyde bilim adamlarımız var derhal böyle bir kurum açılsın.

İçinde bulunduğumuz salgın sürecinin gidişatını milletimiz açısından nasıl görüyorsunuz? Bundan sonra yaşanacakları ve alınacak tedbirleri nasıl görüyorsunuz?

Bu salgın devletleri daha içine kapanık ve millî bir hale getirdi. Devletler ister istemez bundan sonra daha milliyetçi olacaklar çünkü her şeyi kendileri üretmeye başlayacaklar. Dışarıdan herhangi bir ithalat yapmaları da sıkıntıya girdi. Dolayısıyla devletler kendi yağıyla kavrulur ve kendi ihtiyaçlarını kendileri üretir hale gelmek zorundalar. Türkiye Cumhuriyeti devleti de Türk milletinin ihtiyaçlarını kendisi üretir hale gelmek zorunda. Aşının gelip gelmemesini diğer devletlerin inisiyatifinde. Böyle zor durumda kalmamak lazım.

Diğer Söyleşiler