Söyleşiler

Uzaktan eğitim öğrenciler arasındaki makası açıyor

Uzaktan eğitim öğrenciler arasındaki makası açıyor

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necati Cemaloğlu ile uzaktan eğitimin ortaya çıkardığı sorunları ve eğitimin geleceğini konuştuk.

Korona virüsü salgını nedeniyle kapatılan ve ne zaman açılacağı henüz belli olmayan okulların, öğretmenlerin ve bilhassa öğrencilerin hayatlarında oluşturduğu olumlu-olumsuz durumlar nelerdir?

Korona virüsü hayatımıza girdiği günden beri, eğitim camiasında büyük bir belirsizlik yaşanıyor. Bu belirsizlik hem öğretmenleri, hem velileri hem de öğrencileri tedirgin etmektedir. Okullar kademeli olarak açılmaya başladığında, yaygınlaşarak açılabileceği beklentisi vardı. Vaka sayısının artmasıyla birlikte 31 Aralık 2020 tarihine kadar okulların açılmayacağı, hiçbir şekilde sınavın yapılmayacağı açıklandı. Şimdi merak edilen soru 31 Aralık 2020 tarihinden sonra okullar açılacak mı? Açılacaksa eğitim-öğretim faaliyetleri nasıl sürdürülecek? Özellikle çalışan anne-babalar için çocuklara bakım sorunu var. Ayrıca eşlerin her ikisinin de öğretmen olması halinde, her ikisinin de eş zamanlı çevrim içi dersleri oluyor. Bu yüzden evde hem güçlü bir teknolojik alt yapı olması lazım hem de çocuklarıyla ilgilenecek üçüncü şahısların bulunması gerekir. Bir öğretmen günde yaklaşık 6 saat çevrim içi ders veriyor. Bu durum, ev ortamında çay içmeye, yemek yapmaya, alışveriş yapmaya dahi zaman bulamadığı anlamına gelmektedir. Çevrim içi dersler yüz yüze dersler gibi değil. Öğretmenin daha çok aktif olmasını, süreci etkili yönetmesini gerektiriyor. Bu süreçte internetin kesilmesi, EBA’daki derslerin açılmaması, öğrencilerin maddî imkânsızlıklar nedeniyle çevrim içi derslere bağlanamaması da diğer sorunlar arasında yer alıyor. Çevrim içi eğitim, öğretmenlerin hareket alanını sınırladığı gibi, sürekli ders materyali hazırladıkları için kendilerine ve ailelerine zaman ayıramama sorunu da yaşamalarına neden olmaktadır. İnsanların en önemli beklentisi sosyalleşmedir. Çevrim içi eğitim ve bu eğitimin süreçleri hem öğretmenleri hem de öğrencileri antisosyal kişiliğe doğru sürüklemektedir. Sürekli kapalı mekânda kalma psikolojik sorunların ortaya çıkmasına neden olmasının yanında obezite gibi sağlık sorunlarının da yaşanmasında etkili rol oynamaktadır. Küçük yaşlarda sorumluluk kazandırılamamış, öz yönetim becerisine sahip olmayan çocuklar, çevrim içi derslerde otokontrol sağlayamamaktadırlar. Bu durum, öğrenme kayıplarının artmasına sebep olmaktadır. Dezavantajlı çocukların çevrim içi eğitimlere ulaşmada yaşadıkları sorunlar, eğitimde fırsat ve imkân eşitliğini zedelemekte, dezavantajlı çocukların aleyhine bir durumun yaşanmasında etkili olmaktadır. Eğitim düzeyi yüksek aileler, çocuklarının öğrenme kayıplarını telafi ederken, eğitim düzeyi düşük aile çocukları bu imkânlardan yoksun oldukları için, salgının en çok olumsuz yönde etkilediği kesim olmaktadır. Salgından dolayı işini kaybeden, işsiz kalan ebeveyn, çevrim içi eğitim sürecinde çocuğunu destekleyemediği gibi en temel beslenme, barınma ve ısınma sorunlarını çözmede de yetersiz kalmaktadır. Kar yağışı avantajlı kesim için kayak yapmayı ve eğlenceyi çağrıştırırken, evsiz, sobasız ve kışlık elbisesi olmayanlar için sefaleti çağrıştırır. Salgın her ne kadar herkese eşit miktarda bulaşma riski taşısa da eşit yaşam ve korunma şartları sunmadı. Beyaz ekranın arka yüzünde neler yaşandığını bilmek ve çözüm yolları üretmek gerekir. Beyaz ekranın arka yüzünde çoğu zaman sessiz çığlık, açlık, sefalet ve feryâd-ı figân vardır.

Çevrim içi eğitim, öğrencilerin öğrenme düzeylerinde değişim oluşturmakta mıdır? Eğer oluşturuyorsa bu değişimin sebepleri nelerdir?

Çevrim içi eğitim, öğrencilerin öğrenme düzeyinde değişim oluşturmaktadır. Özellikle ilkokul ve ortaokul seviyesinde derslerin yüzeysel işlenmesi, düzenli tekrar yapılamaması, ek materyallerin olmaması gibi sorunlar yüzünden, öğrenme düzeyi düşük olmaktadır. Bazı öğretmenlerin çevrim içi eğitim konusunda yeterlilik düzeyi düşüktür. Powerpoint hazırlayıp ders esnasında okumayı, çevrim içi eğitim olarak algılayan öğretmenler vardır. Uzaktan eğitim sürecinde materyal geliştirme, sınıf yönetimi, uygun öğretim yöntem ve tekniğinin seçiminde yaşanan sorunlar, eğitim-öğretim faaliyetlerinin niteliğini düşürmektedir. Bu bağlamda öğretmenden, öğrenciden, öğretim materyalinden ve yöntemden kaynaklanan sorunlar etkili olmaktadır. Bu süreçte öğrencilerde öğrenme motivasyonu düşmekte ve öğrenme kayıplarında artış gözlenmektedir. Bütün bunlara ölçme ve değerlendirme sorunları da eklendiğinde, çevrim içinde verilen eğitimin niteliği sorgulanır hale gelmektedir. Her şeye rağmen derslerin tekrar tekrar izlenmesi, online denemelerin yapılabilmesi de avantaj olarak değerlendirilebilir.

Çevrim içi eğitim uygulanırken ortaya çıkan eşitsizliği ve bu eşitsizliğin uzun vadede şahıslara ve milletimize nasıl yansıyacağını değerlendirir misiniz?

Çevrim içi eğitim öncelikle farklı sosyoekonomik düzeye sahip öğrenciler arasında makası oldukça açmıştır. Dezavantajlılar daha çok dezavantajlı, avantajlılar daha da avantajlı hale gelmiştir. Bu öğrencilerin aynı merkezi sınava girmesi halinde, eşitsizlik daha da belirgin bir şekilde görülecektir. Gelecekte sosyal yardıma daha çok ihtiyaç duyan, alt gelir getiren işlerde yığılma, işsizliğin, şiddetin artması ve ciddî güvenlik sorunlarının ortaya çıkmasında etkili rol oynayabilir. Çünkü eğitilemeyen her birey, toplumun sırtında büyük bir yük olacaktır. Gelecekte işsizlik fonları arttırılacak ve sosyal devlet ilkesi bağlamında bakıma ve desteğe ihtiyacı olan birey sayısında artış gözlenecektir. Bu durum iyi insan iyi vatandaş yetiştirme amacını güden okulların amaçlarından uzaklaşmasına sebep olacaktır. Ayrıca okul da eğitim-öğretim merkezli işlevlerini yerine getirmede sorun yaşayacaktır.

Çevrim içi eğitim modelinden alınan verimi arttırmak adına öncelikle Milli Eğitim Bakanlığının sonrasında da ailelerin ve öğrencilerin yapması gerekenler nelerdir?

Milli Eğitim Bakanlığı dezavantajlı çocukların eğitime erişimi konusunda kaynaklarını arttırıp, nitelikli eğitim vermeye çalışmaktadır. Dezavantajlı çocukların çevrim içi eğitime ulaşım sorunlarını çözmek için “EBA Erişim Merkezleri” açmış, ücretsiz tablet dağıtımı gibi uygulamalara yönelmiştir. 18 milyon öğrencinin olduğu bir ülkede, hiçbir sorun bir çırpıda çözülemez. Bu yüzden mevcut sorunların bir kısmı hala çözüm beklemektedir. Salgın sonrasında çevrim içi eğitim deneyimlerinin devam edeceğini, derslerin bir kısmı yüz yüze yapılsa dahi ek olarak çevrim içi eğitim yoluyla yapılmaya devam edeceğini düşünüyorum. Bundan sonra çevrim içi eğitim, eğitim sistemlerinin yardımcısı ve destekçisi olarak varlığını sürdürecektir. Hatta pek çok ders için çevrim içi eğitim seçenekleri işe koşulacaktır. Muhtemelen pek çok üniversite harmanlanmış eğitim yoluyla diplomalarını verecektir. Yüksek lisans ve doktora eğitimleri, uzaktan yapılamaya devam edebilir.

Benim önerim, öğrencilerin, öğretmenlerin ve sağlık personelinin aşı olmada önceliğe sahip olmasıdır. Özellikle havaların ısınmasıyla birlikte okul günleri 6 güne çıkarılmalı, 1 gün telafi programı olmalı, yaz aylarında okullar açık tutulmalıdır. Çevrim içi yoluyla eğitimler verilmeye devam etmelidir. Aileler, uzmanlardan destek alarak çocuklarının eğitim ihtiyacını belirlemeli, eğitim eksikliklerini giderebilmeleri için eğitim kurumlarından destek alabilmeleri sağlanmalıdır. Ayrıca yaygın eğitim kurumları bu süreçte ek ders, kurs açıp öğrencilerin öğrenme eksikliğini giderebilmek için ek tedbirler alabilir. Öğrenciler bilgi eksiklerini kapatabilmek için, bireysel öğrenmeye, araştırma-geliştirmeye yönelmeli, öğrenme sorumluluğunu üstlenmelidirler. Ayrıca, salgın sonrasında “Mezuniyet Sınavı” şartı getirilmeli, belirli bilgi ve beceri düzeyinin üzerinde başarı gösterenlere diploma verilmelidir.

Diğer Söyleşiler