Söyleşiler

Kıbrıs, Türk Milletinin bir parçasıdır

Kıbrıs, Türk Milletinin bir parçasıdır

Bahçeşehir Kıbrıs Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi Başkanı Doç. Dr. Emete Gözügüzelli ile KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın İngiliz The Guardian gazetesine vermiş olduğu röportaj üzerine Yavru Vatan Kıbrıs’taki gelişmeleri konuştuk.

Geçtiğimiz hafta KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı’nın yabancı bir gazeteye verdiği röportajda dile getirdiği, “Kıbrıs’ta çözümün federasyon olduğu” ve “Türkiye’nin Kıbrıs’ı ilhak etme ihtimalinin korkunç olduğu” ifadelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Akıncı’nın ortaya koyduğu tavrı öncelikle şu açıdan değerlendirmek lazım; Türkiye, bir kere ilhak politikası güden bir ülke değil. Türkiye’nin kim olduğunun farkında değil kendileri. Türkiye, Kıbrıs Türkünün parçasıdır, Kıbrıs Türkünün özüdür. Bu topraklarda bulunma sebebidir. Anavatanıdır. O yüzden Türkiye’nin, Kıbrıs Türkleri üzerinde bir ilhak siyaseti, söylemi, politikası veya eylemi olmamışken, böyle bir durum asla konuşulmazken bunu ortaya atması zannederim Kıbrıs Türkünün özellikle de kendi içimizde, adada bugüne kadar yaşananları da hesap ederek “Artık tek bayrak üzerinde Kıbrıs Türkleri bir çözüm mi gütmeli?” düşüncesinin yaygınlaşıyor olmasından dolayı bir şekilde refleks gösterme ihtiyacındandır. Çünkü ortaya çıkacak sonucu belirleyecek olan her zaman Kıbrıs Türklüğünün gösterecek olduğu milli iradedir. Ada Türklüğü olarak zaten Kıbrıs Türkleri geçmişten beri Türk bayrağı için mücadele etmiştir. Şu anki mücadelelerinde de anavatansız bir gelecek düşünmemektedirler.

Akıncı, siyasi hayatı boyunca bu tarz ifadeler kullanmaktan çekinmemiş, Cumhurbaşkanı olduktan sonra ise Kıbrıs Türkünün yaşanmışlıklarını elinin tersiyle iterek Rum hayranlığını gizlememiştir. Daha önce de benzer ifadeleri M. Ali Talat’ın ağzından defalarca duymuştuk. Kıbrıs’taki bu tür siyasetçilerin esas amacı nedir?

Mehmet Ali Talat, Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin yapısı veya Mustafa Akıncı olsun, bu tür kişilerin öncelikle temel gayeleri uluslararası camiada, pek çok toplantıda, ülke içinde dolaşarak kendilerini en büyük insan hakları, en büyük barışseverler olarak anlatmaya çalışmalarıdır. Aslında 1974’ten sonra, adaya gelen Türkleri nasıl geri göndereceklerinin ilk hamlelerini Talat döneminde bu tür ayrıştırıcı politika ve söylemlerle şahit olduk. Akıncı da bunu garantilere kadar götüren bir tavır içerisine girmiştir. Yani “Ne seni, senden geleni ne de bayrağını istiyorum.” duruşu içerisindedirler. Tamamen tarihsel bağımızı ve özümüzü koparmak ve anavatana olan müşterek kader birliğimizi ortadan kaldırma gayesi içerisindedirler. O yüzden bunların tek amacı Rum-Yunan zihniyetiyle örtüşen bir tutumla birleşik Kıbrıs’a varmak, birleşik Kıbrıs’a giden yolda tamamen Türkiye olmadan adayı birleştirmektir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin birçok resmi kademesinden tepki alan Akıncı’nın bu tepkiler karşısındaki tutumu nasıl şekillenecektir?

Akıncı’nın bukalemun siyaseti güden gibi bir duruşu vardır, bilirsiniz bunu. Tabii ki bu tepkiler karşısında Akıncı, seçimlere yönelik her hamleyi değerlendirecektir. Yerli seçmenin önüne gittiğinde, “Yok efendim, yanlış anlaşıldım.” diye konuşabilecek bir yapıdadır. O yüzden bu tepkilerin hemen sonrasında zaten bir Kıbrıs Türkü şehidin cenaze törenine katıldı. Burada, “Aman tekrar o acılar yaşanmasın.” diye çok insanî görünen mesajlar verme yoluna gitmeye çalışmıştır. Kendisini insanî duyguları çok yüksek biri olarak göstermeye çalışan bir şahsiyettir. O yüzden aslında amacı bu tepkileri almaktı ki görünürlüğü artsın. Kendisi mağdur edebiyatı oynasın, “Vay efendim, bak Türkiye’ye karşı kafa tutacak liderdir” görüntüsü versin. Ama yanlış ata oynadı. Türkiye’ye karşı böyle bir gereksiz tavır içerisine girmesi tabanda ciddi bir rahatsızlık uyandırdı.

Türk milletinin menfaatlerine tamamıyla aykırı ve Kıbrıs Türkü kardeşlerimizi endişelendiren; Rum kesiminin ve Türk düşmanlarının menfaatleriyle aynı doğrultuda tavır sergileyen Akıncı’nın, bir sonraki seçimde alacağı destek hakkındaki tahminleriniz nelerdir?

Seçimde, ikinci turda Tatar ile Akıncı kalabilir ve Akıncı, ciddi bir oy düşüşü yaşayabilir. Diyelim ki Erhürman kalmış olsa bile burada küçük sağ partilerin seçmenlerinin milli duruş gösterecek olan siyasi bir partiye, Ulusal Birlik Partisi’ne oy vermeleri ve bu anlamda Tatar’ı desteklemeleri ihtimali yüksektir. Çünkü bir umut bizim için. Kıbrıs Türklerinin bundan sonraki süreçte kalkınma politikasına yönelik yoğunlaştırılmış bir sürece gireceği, anavatanının desteğiyle bunun hissedilir hale geleceği bir süreç yaşanacak. Bu sadece bir Cumhurbaşkanlığı seçimi değil aynı zamanda Kıbrıs Türklerinin de anavatan ile birlikte daha bir modernizasyonun, kalkınma stratejisinin, ulaşım, yol, eğitim ve sağlık gibi çok temel ihtiyaçlarda kendisini revize ettiği bir sürecin de başlangıcı olacak. O yüzden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaşayan Kıbrıs Türklüğü kesinlikle yalnız değildir. Hiçbir kaygı ve korku içerisine girmemelidir. Kendisine “Aman bu şans son şansımızdır.” şeklinde sunulan vaatlere kanmasınlar. Çünkü her şey ortadadır. Bugüne kadar hiçbir hakkımız kabul edilmezken, uluslararası alanda ambargoların altında ezilmemizi sağlayan taraf bunlardır. Yine pek çok alanda haklarımızı gasp eden ve eşit paylaşımda rıza göstermeyen taraf Rum yönetimidir. Dolayısıyla federal çözüm için her müzakere sürecinde “Bu son şanstır” sözüne artık Kıbrıs Türkünün inanmaması gerekir.

Diğer Söyleşiler