21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Uzmanlarından Gözde Kılıç Yaşın TANAP projesini değerlendirdi

TANAP projesi

Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi Azerbaycan’ın Hazar Denizi’ndeki gaz sahalarından çıkardığı doğal gazın Türkiye ve sonrasında Avrupa’ya transfer edilmesi için hayata geçirilen Güney Gaz Koridoru projesinin Türkiye ayağını oluşturur. TANAP, yapımı süren ve 2020’de tamamlanması beklenen Trans Adriyatik Boru Hattı’na (TAP) bağlanarak Avrupa’ya gaz sevkiyatına başlayacak.

Ekim 2007’de Şah Deniz 2 Gaz Sahası’nda bulunan doğal gaz rezervlerinin satış ve transferi konularında Azerbaycan ve Türkiye arasında anlaşmalar sağlanmıştı. 26 Haziran 2012’de iki ülke arasında imzalanan TANAP anlaşmasıyla proje resmiyet kazanmıştı. TANAP projesinin temeli, 17 Mart 2015’de atıldı. 2018 yazında Türkiye’ye ilk gaz transferi gerçekleştirildi. Şimdi ise artık Türkiye sınırlarındaki başlangıç noktası Ardahan-Posof’tan çıkış noktası olan Edirne-İpsala’ya dek projenin Türkiye kısmı tamamlandı.

TANAP, Azerbaycan’ın Şahdeniz Doğal Gaz Sahasında üretilen doğal gazı Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşımak amacıyla inşa edilen 40 milyar dolarlık Güney Gaz Koridoru’nun en uzun halkasıdır. TANAP’ın 1850 kilometre uzunluğu ve 56 inç çapıyla Türkiye, Ortadoğu ve Avrupa’nın en uzun ve en büyük çaplı doğal gaz boru hattı olduğuna işaret ediliyor. Ana hat borularının yüzde 80’i de Türkiye’de üretilmiş. TANAP, basınla paylaşılan bilgilere göre yılda 16 milyar metreküp doğalgaz taşıma kapasitesinde ve 6,5 milyar dolara mâl oldu. Gazın 6 milyar metreküpü Türkiye pazarına ayrılacak; 10 milyar metreküpü ise Avrupa’ya ihraç edilecek. İleride hattın kapasitesi 31 milyar metreküpe çıkarılacak. Hem Türkiye’nin hem Avrupa’nın doğalgaz arz güvenliğine katkı sunacağı açık.

Enerjinin İpek Yolu olarak anılan TANAP’ın bölge barış ve huzuruna herhangi bir etkisi olacak mı?

TANAP, alanın da satanın da kazandığı bir proje. Avrupa açısından eneri kaynaklarının çeşitlendirilmesi, Rusya gazına bağımlılığın azaltılması, son dönem AB enerji politikalarının öne çıkan sorunlarındandı. TANAP aranan kaynak çeşitlendirme imkânını sunuyor. Azerbaycan kaynak ülke olarak gazını Avrupa pazarına taşıma imkânına kavuşuyor. Türkiye de enerji geçiş ülkesi olarak enerji güvenliğinin sağlanmasındaki rolünü pekiştirmiş oluyor. Ama mesele enerji transferinden ibaret değil. TANAP ve TAP geçiş güzergâhındaki ülkelerin ekonomik, siyasi ve kültürel ilişkilerinin geliştirilmesine katkı sunacaktır. Hem Azerbaycan hem Türkiye açısından bölge üzerindeki etkinliklerini arttırma imkânı anlamına da gelir.

TANAP’ın Azerbaycan ile ortaklaşa yürütülmesi, Türkiye açısından da Avrupa pazarı açısından da bir avantaj. Çünkü enerji arz güvenliği açısından siyasi riskler neredeyse bertaraf edilmiş sayılabilir. Türkiye ve Azerbaycan’ın milli ve tarihi bağları gibi pek çok alanda ileriye taşınmış ilişkiler, Avrupa pazarı için bir güvencedir.

Türkiye’nin jeopolitik konumunu göz önünde bulundurduğumuzda ülkemize olan katkıları

Jeopolitik açıdan kuşkusuz ki Türkiye, Avrupa ile Asya arasında köprü olma vaziyetini, doğalgaz arzı ile doğalgaz talebi arasında koridor oluşturmak suretiyle de pekiştirmiş oldu. Ama doğrusu enerji çeşitliliği sağlanınca bu ülkenin vatandaşlarının doğalgaza ödediği ücretin de düşmesi beklenirdi. Bu olmadı. Aksine üst üste gelen zamlar söz konusu. Bu durumda bireylerin, vatandaşın kazanmadığı ama devletin statüsünü, itibarını, prestijini, bölgesel ve küresel siyasette rolünü kesinlikle arttıran bir gelişme söz konusudur.

Türkiye ekonomisi açısından ise doğal gaz talebindeki son 10 yılda gözlemlenen artış dikkat çekiyor. Talepte artış Türkiye’yi, Çin’den sonraki ikinci ülke haline getiriyor. Kaynak çeşitlendiriliyor ama doğalgaz tüketimi de hızla artıyor. Rakamlara bakarsak Türkiye’nin toplam enerji tüketiminin yüzde 35’i doğal gazdan, yüzde 29’u kömürden ve yüzde 27’si petrolden oluşuyor. Doğal gaz ağırlıklı olarak elektrik üretiminde kullanılıyor. Türkiye’nin tükettiği enerji kaynaklarında yaklaşık yüzde 75 oranında dışa bağımlı bir ülke konumunda olduğuna işaret ediliyor. Doğal gazda ise bu oran yüzde 99 seviyesinde. Miktarın yüzde 55’lik kısmı Rusya’dan alınıyor.  Bu çerçevede doğalgaz kaynaklarının çeşitlendirilmesi bakımından TANAP çok önemli bir adım ama alternatif enerji kaynakları konusunda da daha ileri adımlar atılması gerektiği açık.  Salt doğal gaz tedarikine alternatif yaratmak açısından bakarsak TANAP gibi başka projelerin de desteklenmesi gerektiğini söyleyebiliriz.

Öte yandan TANAP’ta, Azeri enerji şirketi SOCAR’ın yüzde 51, BOTAŞ’ın yüzde 30, BP’nin yüzde 12 ve SOCAR Türkiye Enerji AŞ’nin de yüzde 7 hissesi bulunuyor. Bu anlamda fiyat belirlemesi gibi konularda Türkiye’nin de söz sahibi olacağını anlıyoruz. Bu da olumlu bir gelişme, önemli bir katkı.

Ekonomi açısından değerlendirirken genel katkıya da bakmak gerekir. 20 il, 67 ilçe ve 600 köyden geçen bir boru hattının enerji dışında da ekonomiye katkısı olur. Nitekim TANAP’ın doğrudan ve dolaylı toplam 10 bin kişilik bir istihdam sağlayacağı ifade ediliyor. Bu, büyük ölçüde proje geçiş güzergahında yer alan bölgelerde gerçekleşecektir.

Kısacası TANAP, Türk Akımı, Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC), Bakü-Tiflis-Erzurum (BTE) ve Kerkük-Yumurtalık gibi diğer petrol ve doğal gaz boru hatlarıyla birlikte Türkiye’nin ana enerji geçiş ülkesi olma hedefine katkı sunuyor. Bu, enerji ticareti gerçekleştiren ülke olmak adına önemli bir aşamadır. Başarılı her bir proje, başka projelere referans oluşturur. Türkiye’nin enerji alanında bölgesel bir aktör olarak ortaya çıkması ve yeni iş birliklerine girmesi, enerji ihraç etmesi bu adımlarla gerçekleşiyor.

Türkiye’nin enerji alanında TANAP’la perçinlenen rolünün Doğu Akdeniz’deki çekişmeli anlaşmazlıklarda elini güçlendireceğine inandığımı da eklemeliyim. TANAP, hem Türkiye’nin kendi egemenlik alanlarını korumasında hem de Doğu Akdeniz rezervlerinin Avrupa’ya taşınmasında Türkiye’nin pozisyonuna katkı sunmaktadır.

TANAP projesinin hayata geçmesi Rusya ile olan ilişkilerimizde bir değişiklik oluşturacak mı?

TANAP, bir çeşitlendirme sağlamakla birlikte şu an için Rus gazının alternatifi olma noktasında değil. Türkiye açısından da Avrupa gaz ihtiyacı açısından da durum böyle. Rusya Türkiye’nin ithal ettiği doğalgazın yüzde 55’ini karşılıyor. Rusya’yı yüzde 16 ile İran, yüzde 13 ile Azerbaycan, yüzde 8 ile Cezayir ve yüzde 3 ile Nijerya izliyor. TANAP’ın zaten Türkiye’nin doğalgaz ihtiyacının yaklaşıl yüzde 12’sini tek başına karşılaması planlanıyordu. Bu durumda Rusya’dan alınan gaz bakımından önemli bir değişikliğin söz konusu olmayacağı başından beri biliniyordu. Mavi Akım başlı başına en az 10 yıl Rusya’yı tüm diğer alternatiflerinin bir adım önünde tutacaktır.  Rusya’dan aldığımız doğalgaz, enerjide doğalgaz bağımlılığımız söz konusu olduğu için son 20 yılda kendini katlayarak arttı. Bundan sonra da belli bir süre için Türkiye’nin alternatif kaynak oluşturması herhalde artı talep için düşünülebilir.

Avrupa açısından da TANAP, Rus gazı talebini düşürmeyecektir. Rakamlar açık. Bakü, TAP ile Avrupa’ya 10 milyar metreküp doğalgaz satmayı planlıyor. Gazprom ise Avrupa’ya yıllık ortalama 178.3 milyar metreküp doğalgaz satıyor. Şu an TANAP’tan geçmesi planlanan doğalgaza miktarı Rusya’nın sağladığı doğalgaz miktarına ulaşamaz. SOCAR’ın tahminlerine göre Azerbaycan’ın kanıtlanmış doğalgaz rezervi 2 trilyon 550 milyar metreküp. 2016 rakamlarına göre Azerbaycan’ın üretimi 18.7 milyar metreküp; Avrupa ülkelerinin doğalgaz tüketimi ise aynı yıl 531 milyar metreküp olarak belirlenmiş.

TANAP ve TAP’ın yıllık 30-31 milyar metreküp kapasiteye ulaşması bekleniyor; daha sonra ise 60 milyar metreküpe ulaşması mümkün görülüyor. Hala ihtiyacın altında rakamlardan bahsediyoruz. Uzun vadede TANAP’ın İran ve Türkmenistan doğalgazını da taşıması durumu değiştirebilir. İran’ın kanıtlanmış doğalgaz rezervi 34 trilyon metreküp, Türkmenistan’ın da yaklaşık 10 trilyon metreküp. İran’ın günlük doğalgaz üretimi 1 milyar metreküp civarında; Gazprom’un günlük üretimi ise 1 milyar 382 milyon metreküp. Bu nedenle diğer kaynak ülkelerin gazını taşıması durumunda TANAP alternatif hale dönebilir. Ama İran için yaptırımlar büyük engel. Türkmenistan açısından ise Hazar’ın hukuki statüsünün belirsizliğinin sürmesi önemli bir engel. Kaldı ki üretimini Çin’e satıyor. İran da Pakistan, Hindistan gibi ulaşım masrafı daha düşük olan rotalarda satışını gerçekleştiriyor zaten. Kısacası şu an için Rusya enerji politikalarını tedirgin edecek bir proje söz konusu değil. Uzun vadeye baktığımızda ise bu hattın Rusya için de alternatif oluşturma potansiyeli olduğunu unutmamak gerekir.