Ata Atun: “Mavi Vatan tatbikatına karşı GKRY, Türkiye’ye “senden korkmuyorum, benim de yanımda Fransa ve dolayısı ile Avrupa Birliği var” demek istemektedir ama bu çağımızda geçerli olacak bir strateji değildir”

KKTC III. Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı Ata Atun ile Doğu Akdeniz’deki son durumu ve GKRY’nin Fransa ile yapmış olduğu askeri işbirliğinin genişletilmesi kararını konuştuk.

Geçtiğimiz hafta KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Yönetimi lideri Nikos Anastasiadis BM gözetimindeki ara bölgede bir araya geldiler. Toplantının ikinci kısmında Rum Yönetimi gayesini “Türk askeri Ada’yı terk etsin, Türkiye’nin garantörlüğü kaldırılsın böylelikle KKTC’yi AB’ye alalım.” sözleriyle ortaya koydu. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

1905 yılından beri, Kıbrıslı Rumlar, adayı Yunanistan’a bağlamak ve Kıbrıs adasını Yunan toprağı yapmak için her tür girimde bulunmuşlardır. Türkiye’nin varlığından dolayı bunu politik olarak başaramayacaklarını anlayınca da 21 Aralık 1963 tarihinde Kıbrıslı Türklere silahlı saldırılar düzenleyerek, Kıbrıslı Türkleri evlerinden ve adadan kovarak bu ülkülerini, Megali Idea (Büyük Ülkü) gerçekleştirmek istemişlerdir. 11 yıl süren bu saldırılardan sonra 15 Temmuz günü Kıbrıs adasını Yunanistan’a bağlamak için darbe yapmışlar ve 20 Temmuz 1974 tarihinde de Türkiye’nin uluslararası yasalara uygun olarak askeri harekât yapmasına neden olmuşlardır. 16 Ağustos 1974 tarihinde ikiye ayrılan Kıbrıs adasının kuzey bölgelerinde Kıbrıslı Rumlar tüm egemenlik haklarını kaybetmişlerdir.

Günümüzde Anastasiadis’in  “Türk askeri Ada’yı terk etsin, Türkiye’nin garantörlüğü kaldırılsın böylelikle KKTC’yi AB’ye alalım.” Sözleri, bir kandırmaca olup, AB çatısı altında Büyük Ülkü’lerini gerçekleştirmek amaçlıdır.

Önerdikleri anlaşmada, kurulacak devletin üniter Rum devleti olacağı, Kıbrıslı Türklerin azınlık konumuna indirgeneceği ve Türkiye’nin garantörlüğü ile askeri müdahale hakkı olmayacağı için, 1963 yılında yaptıkları gibi Kıbrıslı Türkleri adadan kovmak için saldırılar düzenledikleri vakit,  Türkiye’nin askeri müdahalede bulunamayacağını garanti altına almak istemektedirler.

Anastasiadis bu nedenle bu teklifi yapmıştır.

Kıbrıs Rum Yönetimi, Fransa ile yapmış olduğu askeri işbirliğini genişletmeye yönelik karar aldı. Bu kararın devam eden müzakere sürecine etkisi olacak mıdır? Ne düşünüyorsunuz?

Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un geçtiğimiz Ocak ayında Ada’da bulunduğu sırada söz ettiği iki ülke arasındaki savunma işbirliğinin, Güney Kıbrıs’a demir atmasıyla Doğu Akdeniz’deki Fransız varlığıyla ilgili olan ve de uzun zamandır gelişim halinde olan çalışmaların başarılı şekilde sonuçlanmasının mührünü teşkil ettiği iddiasında Rumlar.

Larnaka’ya bağlı Mari’de bulunan ‘Evangelos Florakis’ deniz üssü bölgesine, Fransız savaş gemilerinin misafir edileceği bir deniz üssünün (deniz istasyonu) inşasının hızlıca ileriye götürülmesi kararı var Rumların.

Mari’deki üssün idaresinin Rum Milli Muhafız Ordusu’nda olacağını, deniz üssüne ayrıca AB üyesi ülkelerin gemilerinin de demirleyebilecek.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, iki ülke arasındaki işbirliği konusunda söylediklerine atıfta bulunan gazete, hükümet kaynaklarına dayanarak ‘kazan kazan’ durumunun söz konusu olduğunu, bir yandan Fransa’nın askeri varlığının Güney Kıbrıs’ın Avrupa koruma kalkanı olarak işlev göstereceğini, diğer yandan da Fransa’nın, Lübnan ve Suriye’deki kayıplarının ardından, bölgedeki güvenlik sisteminin bir parçasını teşkil etmeye devam edeceği iddia ediliyor.

Bu alt yapıların, AB’deki ortaklara, Güney Kıbrıs’ın enerji planlamalarına ayrıca terör ile mücadele eden ve bölgedeki istikrar ve barışı savunan dinamiklere de hizmet etme temelini de oluşturabileceği de ifade ediliyor. Ve ayrıca Fransa, 1974’ten sonra, Güney Kıbrıs’a askeri malzeme tedarik eden esas kaynak.

Bu kararın amacı da Türkiye’ye gözdağı vermek ve Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin tek taraflı korsanca ilan ettiği Münhasır Ekonomik Bölgesi içinde Türkiye’ye ait Münhasır Ekonomik Bölge içinde arama izni verdiği vakit Türkiye’nin askeri müdahalesini önlemek amacını taşımaktadır.

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın bu işbirliği anlaşmasına itiraz etmemesi nedeni ile müzakere sürecine çok fazla olumsuz etkisi olmayacaktır.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Fransa haricinde başka devletlerle de yapmış olduğu askeri antlaşmalar var. Bu antlaşmalar ile ilgili neler bilmekteyiz?

İsrail ile 1985 ve 2011,Yunanistan ile 1960 ve 1988, Fransa ile 2006,Rusya ile 2017 yılında askeri işbirliği anlaşmaları yapıldı.

ABD Güney Kıbrıs’ta üs kurmak istemekte. Trodosların Apollo tepesinde 1958 yılından beridir Echelon dinleme ve uydu yönetme üssü bulunmakta.

İngiltere’nin 1959 Zürih ve Londra Anlaşmaları ile 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası içeriğinde koordinatları tanımlanan yerlerde, adanın Akrotiri ve Dikelya bölgeleri içinde tamamen İngiliz toprağı olarak kabul edilen ve adına ‘İngiliz Egemen Üsleri’ (British Sovereign Bases) denilen askeri üsleri bulunmaktadır. Hukuken İngiliz toprağı olarak kabul edilen egemen üslerde deniz limanı, hava limanı, nükleer silah depoları yer almakta, üslerin kendi FIR hattı ve posta servisi bulunmakta. Akrotiri ve Dikelya İngiliz egemen üsleri NATO’ya bölgede en büyük elektronik ve sinyal istihbaratını sağlamakta.

Kıbrıs Rum Yönetimi İsrail ile de 1985 yılında Limasol-Hayfa Yolcu gemisi ve feribot seferlerini başlatmak için Limasol limanında belirli bir bölgesinin kontrolünü İsrail Devletine verme anlaşması imzaladı. 2011 yılındaki Mavi Marmara olayı ile Türkiye’nin İsrail ile diplomatik ilişkilerinin seviyesini düşürmesini fırsat bilerek, ‘düşmanınım düşmanı benim dostumdur’ ilkesini uygulayan Rum kesimi, İsrail ile askeri işbirliği, arama-kurtarma ve kara-deniz tatbikatları yapma anlaşmalarını imzalayıverdi.

Kıbrıs Rum Yönetimi 1998 yılında Yunanistan ile Ortak Savunma Doktrini adı altında savunma ve askeri işbirliği anlaşması yaptı. Bu anlaşma içeriğince de Yunanistan’a, Baf Andreas Papandreu Havaalanı içinde bir hava üssü, Mari (Tatlısu) limanında Korgeneral Evangelos Florakis deniz üssü içinde bir deniz üssü kurma hakkını verdi.

Direkt olarak Fransa ve endirekt olarak Avrupa Birliği (AB) Mari’deki (Tatlısu) Korgeneral Evangelos Florakis deniz üssü ile Andreas Papandreu Havaalanı’nı kullanmak için Kıbrıs Rum Yönetimi ile 2006 yılında özel bir anlaşma yaptı. Fransız Donanmasının Mari’deki Korgeneral Evangelos Florakis deniz üssünü sadece 2016 yılında 40 kez kullandığını da hatırlatalım.

Aynı içerikte Rusya Federasyonu da, 2017 yılında Mari (Tatlısu) Korgeneral Evangelos Florakis deniz üssü ile Baf’taki Andreas Papandreu Havaalanı’nı kullanmak için Kıbrıs Rum Yönetimi ile özel bir anlaşma yapmış bulunuyor.

2017 yılının Ekim ayında Kıbrıs Rum Yönetimi, Fransa, İsrail, Yunanistan, İngiltere ve AB Deniz Güvenlik Ajansı (EMSA) ile Kıbrıs Rum Yönetiminin tek taraflı ilan ettiği sözde Münhasır ekonomik Bölgesi içinde gerçekleştirilen NEMESİS 2017 askeri tatbikatı her ne kadar ‘Arama-Kurtarma Tatbikatı’ olarak ilan edilmişse de, içerik olarak Türkiye’ye “Göz Dağı vermek amaçlı” yapılmış ortak bir askeri tatbikat olarak nitelendirilmekte.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ABD-İsrail Üs anlaşması benzeri bir anlaşmayı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile yapması gerekiyor zira Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’na göre Kıbrıs’ta yasal olarak bulunurken, diplomatik olarak da mevcut Kıbrıs Rum Yönetimi’ni tanımıyor.

Alınan bu kararın Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji denklemindeki konumuna her hangi bir etkisi olacak mıdır?

Alınan bu işbirliği kararının, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji denkleminde konumuna her hangi bir olumsuz etkisi olmayacaktır.

Fransa’nın Türkiye ile olan siyasi ve ekonomik bağı Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile kurduğu bağın çok fazla üstünde olduğu için, Türkiye ile GKRY arasındaki her hangi bir ihtilafa Fransa taraf olmayacaktır.

Kıbrıs Rum yönetiminin Fransız askerini adaya davet etmesiyle Mavi Vatan tatbikatı arasında bir ilişki var mıdır? Nasıl değerlendiriyorsunuz?

GKRY Türkiye’nin askeri gücünden çok çekindiği ve korktuğu için, Türkiye ile mücadelesinde yanına her zaman Avrupa Devletlerini almayı tercih etmiştir. Mavi Vatan tatbikatına karşı GKRY, Türkiye’ye “senden korkmuyorum, benim de yanımda Fransa ve dolayısı ile de Avrupa Birliği var” demek istemektedir ama bu çağımızda geçerli olacak bir strateji değildir.