...

Bu Çağrıya Kulak Verin

1984 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi, Türk Dünyası İşletme Fakültesi’nde Uluslararası ilişkiler, Haliç Üniversitesi’nde İşletme eğitimi almış, yüksek lisansını aynı üniversitede tamamlamıştır. Uzun yıllar uluslararası bağımsız denetim kurumlarında çalışmış, ulusal gazetelerde yazarlık ve ulusal TV’lerde düzenli olarak yorumculuk yapmıştır. Türkiye’de ve Azerbaycan’da birçok konferansa konuşmacı olarak katılmış Apuhan’ın, yayınlanmış 4 kitabı bulunmaktadır.

İletişim:apuhan@outlook.com

Şevket Apuhan

Devletsizlik, insanları kavururken, şirketler devletlerin yerini alıp insanlık için birer işkence aracına dönüştü.

Fransa’da sarı yeleklilerin tepkileri gayet anlaşılırdı:

Macron şirketleri kolluyor. İşletmeleri kar ettirmek için çabalarken, halkı göz ardı ediyor.

Şüphesiz bu eylemlerin Fransa’da başlaması gözleri Avrupa’nın bütününe çevirdi zira tarih ortada duruyor. Sadece Fransa mı? Hayır. Alman çiftçisi de yabancı şirketlerle mücadele edemeyecek duruma gelmekten şikayetçi, yöneticilerin yanlış politikalarına tepki olarak şehirleri traktörleri ile bir anlamda işgal ederek seslerini duyurmanın derdinde. Hollanda çiftçisi de İngiliz işçisi de mutsuz. Amerika’da “Bizden aldığınız vergilerle, şirketleri zengin edemezsiniz” çıkışı yankı uyandırıyor. Avrupa’da ve Amerika’da milyonlarca insan, ellerinden alınan sosyal haklarını ve devletlerini geri istiyorlar.

Türkiye gibi emeğinin yanı sıra geleceği, ormanları, akarsuları, toprakları, fabrikaları ve üretim araçları şirketler tarafından sömürülen bir ülke de göreceksiniz, halk o şirketleri başta meclis olmak üzere her yerden kovalayacak ve geleceğine sahip çıkacak.

Millet uyanmıştır, bir daha uyumamak üzere ayaktadır, uyanıktır.

Devletin çekildiği her alanda boşluğun şirketler tarafından doldurulması suretiyle nasıl emeğinin sömürülüp, parasının çalındığının artık farkındadır. Ne Atatürkçülük kisvesi ile ne din kisvesi ile bu sömürü düzeni aklanamaz.

Devletin yapmadığı otoyola, devletin yaptığı yolun birkaç katı fazla para ödeyen hatta geçmese de geçmiş gibi vergisi yolu yapan şirketlere aktarılan bu millet oyunun farkına varmıştır.

Millet; devletin yapmadığı, hasta garantisi ile şirketlere yaptırdığı hastaneleri görmüş ve bu işe hasta olmuştur.

Halk sağlığı ve geleceği söz konusuyken, yok pahasına özelleştirmelerle elde edinilen fabrikaların sahiplerinin baca takmamak için direnmesini ve buna meclis’in de çanak tutmasını millet tepkiyle izlemiş ve bu tepkisi Cumhurbaşkanı tarafından da veto yoluyla karşılık bulmuştur.

Karadeniz Çiftçisi, fındığına İtalyanlar tarafından değer biçilmesine, ara sıra da “Almam ha” denilerek artistlik yapılmasına kızgındır. Millet Şeker Fabrikalarının özelleştirilerek, Nişasta Bazlı Şekerle kanser edilmesine içerlemiştir.

Kısacası millet şirket hukukuyla değil; devlet hukukuyla hayatına yön verilmesini arzu etmekte ve o hukukun da kusursuz işlemesini istemektedir.

Yeni yetişen nesillere kimse bunların aksini bile iddia edemez. Kimse şirketleşmeyi ve devletsizliği başka kılıflara sokup, onlara yutturamaz.

Bugün aynı Avrupa’da olduğu gibi, 82 milyon Türk milleti de şirketlerin eline geçmiş devletlerini istiyor ve bu ısrarını sandığa da yansıtacağına kimse şüphe duymamalı.

Bizi daha fazla elektrik dağıtıcısı şirketlere kazıklatmayın, bizim sağlığımızı daha fazla bu fabrika sahiplerine peşkeş çekmeyin, bizim köylümüzü, çiftçimizi daha fazla bu şirketlerin mağduru etmeyin, geçmediğimiz yolların, köprülerin, gitmediğimiz hastanelerin parasını bundan sonra bizim vergilerimizle ödemeyin.

Sokağa biraz kulak verin. Bu çağrıyı muhakkak duyacaksınız.