Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin Kaynakları-XIV

Bir önceki yazıda Türk milliyetçiliğinin önemli beslenme kaynaklarından birinin de Türk tasavvufu olduğu ve Türk tasavvufunun da Orta Türkistan’da 11. yüzyıl sonları ile 12. yüzyılda yaşayan, kaç yıl yaşadığı bilinmeyen, ancak menkıbelere göre uzun bir hayat yaşadığı anlaşılan, ayrıca güçlü ve etkili bir kişiliğe sahip olan Hoca Ahmet Yesevi’yi ana kaynak olarak benimsediği üzerinde durmuştuk. Ayrıca Yesevi’nin hem Türkistan’da, hem de Anadolu ve Rumeli’de çok etkili olduğunu, Yesevi Ocağı’nda yetişen dervişlerin bütün Türk ülkelerinde irşat faaliyetinde bulunduğunu belirtmiş, yüzyıllar süren etkisinin halen var olduğundan söz etmiştik. Bu yazıda da konuya…

Devamı
Köşe Yazıları 

İpek Yolu’nda kültür birliğinin yeniden tesisi ve eğitim

İpek Yolu’nda dağlar, denizler ve çöller aşılarak yapılan yolculukta izlenen rota; Anadolu toprakları veya Suriye çölü aşılarak Fırat’a, buradan da Part ülkesi, Baktirya üzerinden Pamir yaylasına varıyor, tarım çukuru vahadan vahaya aşıldıktan sonra Gobi çölüne, oradan da Çin seddine ve Sarı ırmağa ulaşılıyordu.(1) Türk yurtlarından geçen bu güzergâh birçok yan kol ile beslenirdi. Bu yan kolların da birçoğu, Türk yurtlarını birbirine bağlaması bakımından önemlidir. Farklı Türk boyları, İpek yolu hâkimiyeti için pek çok kez tek bir Türk Kağanı’nın sancağı altında birleşmeyi kabul etmişlerdir. Bu siyasi işbirliğine ek olarak İpek yolu…

Devamı
Köşe Yazıları 

Gırtlağın dokuz boğumu…

Nisan ayı baharın müjdecisi ve biz Türkler için Gazi Meclis’imizin açılış yıl dönümünü getirseydi keşke beraberinde. Ne yazık ki, bir önceki cümlede değindiğimiz kutlu 23 Nisan’ın ertesi gününde, her yıl, bu sefer lafın gelişi değil gerçekten ‘bazı dış mihraklar’ tarafından, temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp önümüze konulan bir yalan mevzu var: Sözde Ermeni Soykırımı. Bir önceki devletimizin (Devlet-i Aliye) – ya da rahmetli Atsız’ın bakış açısıyla tarih boyunca süregelmiş tek Türk devletinin bir önceki ‘sürümünün’ – sırtındaki ateşten gömleğin olanca hararetini iliklerine kadar hissettiği o dehşetengiz cehennem değirmeninden geçtiği yıllarda…

Devamı
Köşe Yazıları 

Türk Milliyetçiliğinin Güncel Meseleleri -12

31. Milliyetçilerin ve milliyetçi kuruluşların durumu nasıl? Cumhuriyet tarihinde özellikle İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı döneminden başlayarak günümüze kadar   ‘Türklük, Türkçülük ve Türk milliyetçiliği’ kavramlarına, Türk milliyetçilerine ve milliyetçi teşekküllere karşı sistematik bir etkisizleştirme faaliyeti sürdürülmektedir. Bu faaliyetler, Türkiye üzerinde hesapları olan emperyalist güçler ile yurt içindeki Marksist-Leninist-Maoistler, Siyonistler, Liberaller, İkinci Cumhuriyetçiler, Yeni Osmanlıcılar, Siyasal İslâmcılar ve dinî sivil toplum kuruluşları tarafından yürütülmektedir. 1965’e kadar fikrî, ilmî, edebî ve kültürel bir hareket olan Türk milliyetçiliği, 1965 yılında Alparslan Türkeş ve arkadaşlarının siyasete girmeleri ve CKMP yönetimine hâkim olmaları sonucu, siyasi bir boyut…

Devamı
Köşe Yazıları 

Doktora, Doçentlik, Profesörlük Tezleri

Türk fikir hayatının mihenk taşı olarak adını andığımız Erol Güngör Hoca, Türk tarihi başta olmak üzere sosyal bilimler hakkında oldukça geniş bir kültür birikimine sahip düşünürlerimizdendir. 1959’lu yıllardan itibaren Türkiye’deki belli başlı fikir ve edebiyat dergilerinde ve gazetelerde pek çok makale, ansiklopedilerde ise madde yazmış olan Güngör Hoca, Türk kültür hayatına önemli hizmetlerde bulunmuştur. Erol Güngör çoğu zaman eserlerinde tarihsel konularda, kültürle milliyetçilik arasında kültür değişmesi ile milliyetçilik arasında, tarihle millet arasında birtakım tahlil ve tespitlerde bulunmuştur. Güngör Hoca, topluma mal olmuş bütün konuları ciddi birer mesele haline getirmiş ve…

Devamı
Köşe Yazıları 

Yabancılaşmanın ve milliyetçilik karşıtlığının ürettikleri

Milli güvenliğin psikolojik ve sosyolojik dayanakları, gelenek, değerler, inanç sistemi, kimlik ve hukuktur. Kamuoyu ve seçim, modern olarak bunlara eklenmiştir. Kamuoyu ve seçim, esas dayanakları desteklemeliyken onları dışarıda bırakan veya ters düşen yegâne dayanak haline gelirse, neler yaşanabileceğini göstermiş oldu. Kötü durumu oluşturan süreç, kendine yabancılaşma ile küreselleşmenin putlaştırılmasıdır. Tabiatıyla bu süreci adım adım liberalizm-kapitalizm hazırladı. Hak ettiği meşhur adıyla ‘vahşi kapitalizm’in alabildiğine katkıda bulunduğu çirkin bir dünyevileşmenin (sekülerleşmenin) doğal sonucu, toplumların ideal ve romantizmini kaybetmesi oldu. Bilim ilerledi, teknoloji gelişti, para çoğaldı fakat idealler azaldı, ilkeler yıkıldı. Fikir ve…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ebediyete intikalinin 22. yıl dönümünde Başbuğ Alparslan Türkeş’i rahmetle anarak bazı hatıralar – 2

1975 senesi başlarında mecliste temsil edilen sağ partiler ile Milliyetçi Cephe hükümeti kurulması gündeme gelmişti. Türkeş Bey bu konuyu önce partinin merkez yetkili organlarıyla, sonra il başkanlarıyla istişare etti. Daha sonra bütün Ülkü Ocakları başkanlarını ve gençlik yöneticilerini Ankara’ya davet etti. Soğuk bir Şubat günü Cebeci’de bir düğün salonunda toplandık. MHP’nin bu koalisyona katılma isteğinin gerekçelerini uzun uzun anlattı. O arada bazı arkadaşlarımız sabaha kadar yol gelmiş olmalarının verdiği yorgunlukla uyuklar gibi olmuştu. Birden sert bir komutla: “Kalk!, Otur!, Kalk!, Otur!, Kalk!, Otur!” emriyle herkesin gözü çam çırası gibi açılmıştı.…

Devamı
Köşe Yazıları 

Türk Dışişleri Bakanlığı’ndan büyük skandal!…

Türk Dışişleri Bakanlığı, 18 Mart 2019’da Birleşmiş Milletler’e gönderdiği resmi mektupla büyük bir skandala imza attı. Bakanlık, Girit güneyi Türk Kıta Sahanlığı’nda petrol aramak için Yunanistan ile anlaşma imzalayan Amerikan Exxon Mobil ve ortağı Qatar Petroleum şirketlerinin önünü açmak için gayrimeşru bir düzenleme yaptı. Bakanlığın yaptığı gayrimeşru düzenleme ile 1923 Lozan Antlaşması’na göre Türkiye’ye ait olan 92 bin km2 lik Türk Kıta Sahanlığı (Petrol ve Doğalgaz Havzası) ve 5 Türk Adası resmen Yunanistan’a terk edildi. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), 12 Aralık 2018’de Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterine bir mektup…

Devamı
Köşe Yazıları 

Gönül ve Siyaset

Yaradılanı severim, Yaradandan ötürü. Yunus Emre’nin bu mısraları ne derin mânâ yüklüdür? Bunu başarabiliyor muyuz? Başarabilenlerimiz vardır elbet. Derviş gönüllü olanlarımız… Onların çoğunlukta olmadığını düşünüyorum. Çoğunlukta olsalardı her gün ‘yaradılanı sevmemek’ yüzünden olmuş bunca olayla karşılaşmazdık. Gariptir, hemen herkes Yunus’un bu mısralarını ve dahi öteki mısralarını sever, sevdiklerini söyler de, dilleri ve fiilleri bu sevgiyi doğrulamaz. Derviş gönüllü insanlara ihtiyacımız var ama bütün toplum derviş gönüllü insanlardan oluşamaz. Bu bir hayaldir, ütopyadır. Hele siyasîler… Siyasetle uğraşanlar derviş gönüllü kimseler olamaz. Olmalarını bekleyemeyiz. Siyasetin tabiatına aykırıdır bu. Politikacılar taraftarlarını sever, muhaliflerine,…

Devamı
Call Now Button