Söyleşiler

AÇIKLANAN REFORM PAKETİ BÜYÜK BİR REFORM PAKETİ DEĞİL

AÇIKLANAN REFORM PAKETİ BÜYÜK BİR REFORM PAKETİ DEĞİL

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burak Arzova ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamış olduğu ekonomi reform paketini konuştuk.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı ekonomi reform paketinin içerisinde neler var?

Açıklanan paket, dört unsur üzerine oturmuş bir ekonomik reform paketidir diyebiliriz. Bunlar; büyüme, yatırım, istihdam ve ihracat. Sayın Cumhurbaşkanı mali disiplini öne alacaklarını söylerken bir şeyler söyledi sonra da çok fazla üzerinde durmadı. Sayın Cumhurbaşkanı: “Hep fiyat istikrarı diyorlar, biz bu fiyat istikrarını bir kenara koyduk” dedi. Bu açıklama; bunu bir kenara yazdık ve dikkat ettik anlamında mı yoksa bu fiyat istikrarını boş verelim, esas önemli olan açıkladığımız konular anlamında mı? Eğer fiyat istikrarını bir tarafa koyduysak o zaman enflasyon konusunu nereye oturtacağız? Çünkü programın bir tarafında enflasyonla mücadele var. Dolayısıyla bu durum soru işareti olarak kalan konulardan bir tanesi.

Özellikle fiyat istikrar komiteleri var ki bunlar geçmişte çok başarısız oldular. Hemen hemen aynı mekanizmayla ve aynı bakanlıklarla devam edecek. Burada bir tek farklılık olarak; fiyat istikrarı yani enflasyon konusunda getirilen en büyük yeniliklerden bir tanesi olarak bağımsız olacağı söylenen Piyasa Gözetim ve Denetim Kurulu adıyla bir kurum ortaya konuluyor. Bu kurumun nasıl bağımsız olacağı, nasıl çalışacağı ya da bunun kendi içindeki özelliğinin nasıl olacağının detaylarını önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Reform paketi içerisindeki düzenlemeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Programın içerisinde önemsediğim bazı konular var. Reform diyebileceğimiz konu aslında Vergi Usul Kanunu’nu toptan değiştirmektir. Burada vergi politikalarında sadeleşme öngörülüyor. Yenilik olarak; 7/24 hizmet verecek Türkiye Dijital Vergi Dairesi uygulaması getirilmiş. Vergi ödemelerinizi, vergi beyanlarınızı ve bildirimlerinizi Türkiye Dijital Vergi Dairesi üzerinden yapabileceksiniz. Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları, peşin fiyatlandırma, vergi denetiminde standart getirileceğinden, öngörülebilir olacağından ve sektörler arası ayrılıkların kalkacağından bahsetti ki bunlar güncelleme anlamına geliyor. Bir reform olarak değerlendirmiyorum.

Kamu İhale Mevzuatına vurgu vardı ve bununla beraber Kamu-Özel İş Birliği kanunu çıkarılacağını söyledi ki bence bu doğru bir hamle çünkü normal mevcut sistem içerisinde kamu-özel iş birliği yapılıyor. Dünyanın her yerinde var ama bu şeffaflığı sağlayabilmek ve herkesin buraya katılımını eşit şekilde çekebilmek açısından önemli.

Enflasyonla mücadele konusunda erken uyarı sisteminden bahsedildi. Anlık takip ve raporlama olacağı açıklandı. Bunun nasıl olacağını ve nasıl işleyeceğini bilemiyoruz. Piyasa Gözetim ve Denetim Kurumu gibi bir kurum çatısı altında ayrı, özel ve tek işi bu olan bir mekanizma yapısı içerisinde işlerse belki yapılabilir.

İsrafın önleneceğinden bahsetti ki bunlar reform değil. Yine aynı şekilde soğuk zincirin desteklenmesi zaten olması gereken bir husus. Bu da bir reform olarak söylenemez. Gıda bankacılığı konusu zaten Türkiye’nin çok önemli ve uzun zamandan beri gündeminde olan bir konu.

Sözleşmeli tarım konusunun üzerinde durdu. Hal yasası üzerinde bulundu ki bunların hepsi zaten geçmişte konuştuğumuz hususlardı. Ben bunları yenilik veya reform olarak ya da mevcut sistemin tamamen dışındaki unsurlar olarak göremeyeceğimi söyleyebilirim.

Bankalar konusunda Varlık Yönetim Şirketleri’ne tanınmış olan damga, harç ve KKDF istisnasının süresiz olarak getirildiğini söyledi ki bu önemli gözüküyor. Eğer işletmelerde sorunlu kredi bulunursa bu işletmelerin yüzdürülmesi için ya da en azından bu işletmelerin tekrardan sağlığına kavuşturulması için bankalar nezdinde operasyonel yeniden yapılandırma ve firma rehabilitasyonu bölümleri olacağından bahsetti. Eğer uzun yıllardan beri sürekli olarak kredi ile ayakta kalmayı becerebilmiş ve gerçekten ekonomiye herhangi bir katkısı olmayan şirketler varsa bunların yüzdürülmesinin aslında hepimize çok ciddi zararlar verdiğini ve ülkenin kıt kaynaklarını yok ettikleri düşünüyorum. Bunun için; sadece bankaların aktif kalitesine yönelik olarak yapılan bir eylem ama Türkiye ekonomisini bu anlamda düzeltebilecek olan bir husus değil.

Sayın Cumhurbaşkanı, hazinenin ağırlıkla TL cinsinden borçlanması gerektiğini ve böyle borçlanacağını söyledi. Bu da bir reform değil. Zaten olması gereken buydu. Özellikle hazinenin her türlü koşullar altında aleyhimize iken yani kur baskısı olan bir ülkede yaşıyorken ve kurun önümüzdeki dönemlerde Amerikan doları nezdinde daha da değerlenme ihtimali varken hazinenin zaten yabancı para cinsinden borçlanıyor olması başlı başına bir maceraydı. Anladığım kadarıyla bundan geri dönülüyor.

Verimsiz olan döner sermayelerin kapatılacağını ve meclis denetimine alınacağını söyledi. Reform olarak kabul edilebilir mi bilmiyorum ama tekrar daha önceki hükümetler döneminde de çıkartılan tek bir bütçe konusuna geri dönüş yapılıyor. Bunların tek bir bütçe altına alınması ve oradan yönetilmesi uzun zamandan beri konuşulan ve olması gereken hususlardan biriydi.

Ekonomi reform paketi içerisinde reform olarak görebileceğimiz düzenlemeler nelerdir? Bu düzenlemeler ekonomik iyileşme sağlayabilir mi?

Katılım bankaları ve katılım sektörüne yönelik olarak ayrı bir mevzuat oluşturuluyor yani katılım bankacılığı ayrı bir mevzuata, ayrı bir çatıya oturtulacak. Bu sektöre yönelik olarak da bir merkezi danışma kurulu oluşturuluyor. Bu çok önemli. Özellikle katılım bankacılığının bir ülkede gelişebilmesi açısından bu merkezi danışma kurulu önemlidir. Bunun adı aslında fetva kuruludur. Dünyanın her yerinde eğer katılım bankacılığı varsa böyle bir kuruluşun da mutlaka olması gerekir. Adı hassas olabilir diye böyle bir isimle adlandırılıyor olabilir.

Bir diğer önemli gördüğüm konu; özellikle özel sektörün tahvil piyasasında etkin olabilmesi ve özel sektör tahvillerine bireylerden de bir teveccüh gelebilmesi açısından Tahvil Garanti Fonu kurulacak. Bu çok değerli. Dolayısıyla devlet, tahvile yönelik yatırım yapan kişilerin olası zararlarının bir kısmını garanti altına alacak. Tıpkı, bankaya mevduat yatırdığınızda mevduat garantisi olduğu gibi. Eğer böyle olursa özel sektör tahvillerinin önü açılır ve bu da önemli bir gelişme olabilir.

Yeşil tahviller konusu gündeme geldi. Bu da dünyanın gittiği yönlerden bir tanesi ama bir reform değil de bir uygulama alanı olarak gözükebilir.

Yine çok önemli gördüğüm bir konu olarak, bireysel emeklilik sistemine 18 yaş altının da %25 devlet katkılı olarak katılabilmesinin önü açılıyor ve bunun yanında, sandıklarda ya da çeşitli vakıflarda olan birikimleriniz varsa bunları da BES çatısı altında 2023’e kadar alma imkânı tanınıyor ki bu önemli bir değişiklik.

Hepimizin eleştirdiği, birçok anlamda eleştirilere maruz kalan, itibarının belki de çok ciddi şekilde yara aldığı Türkiye İstatistik Kurumu artık bir bakanlık ilintili bir kurum olmaktan çıkartılarak ilişkili kuruluş yani bir özerklik tanınan kuruluş haline dönüştürülüyor ve yasalarla buradaki başkanlık da kuvvetlendirilecek. Merkez Bankası da ilişkili kuruluş ama oradaki başkanın ne kadar kalacağı veya kalabileceği konusu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne bağlı. Bu da aynı şekilde ama sonuç itibariyle kuruluşun belirli bir çerçevede ilişkili kuruluş haline dönüştürülmesi bence önemli.

Vergi cezaları konusunda uzlaşmayı tercih eden bir yapı hüküm sürülüyor. Buna yönelik bir husus var. Kooperatifçilik kanununda düzenleme yapılacağı söyleniyor. Dijital platformlarda tutulan verilerin ülke içerisinde tutulmasının bir ulusal güvenlik konusu olduğu ve bu yönde çalışmalar olduğu söyleniyor.

850 bin esnafın gelir vergisi karşısındaki durumu yeniden düzenleniyor. Dolayısıyla bu da en önemli konulardan bir tanesi. Küçük esnaf gelir vergisinden muaf olacak. Bu bir reform değil ama önemli bir vergisel politika değişikliği.

Bir başka husus ise Cumhurbaşkanlığı bünyesinde iki tane başkanlık oluşturuluyor. Bir tanesi Sağlık Endüstrileri Başkanlığı diğeri ise Yazılım ve Donanım Endüstrileri Başkanlığı. Bunlar da ayrı kurum oluşturmak anlamında yapısal bir dönüşüm ama reform değildir yine.

Kurumlardaki görev alacakların etkinlik ve yetkinliğinin sağlanması açısından da bazı kıstaslar getirilmiş. Yönetim kurulu üyelikleri her yerde olamayacak, sınırlandırılıyor ki bu da çok eleştiri alan konulardan bir tanesiydi. Şimdi, bazı büyük bankalarımızın yönetim kurullarında konunun uzmanı olmayan kişiler var. Bunlar bu düzenleme ile beraber yönetim kurulu görevlerinden aflarını isteyecekler mi? Bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Açıklanan paket, büyük bir reform paketi değil ama içinde çok çok önemli görebileceğimiz birkaç husus var. Umut ediyorum ki bu düzenlemelerin hepsi katkı sağlar ve içinde bulunduğumuz ekonomik düzenin bir parça daha rekabetçi, düşük maliyetli olmasını ve bireylerin de daha refah bir düzeye ulaşmasını sağlar.

Diğer Söyleşiler