Alçak, katil ve terörist Mihraç Ural Soçi’de görüntülendi

Hatay’da hakkındaki 3 dava kapsamında, THKP-C Acilciler terör örgütü elebaşı ve 2013 yılında Reyhanlı’da 52 kişinin ölümüne yol açan terör saldırısının da firari sanığı olan terörist Mihraç Ural’ın yakalanması için kırmızı bülten çıkarıldı. Suriye’de muhaliflerin saldırısında öldüğü de iddia edilen Ural’ın Soçi Kongresi katılımcıları arasında görülmesi üzerine Rusya’dan izahat istedi.

Hatay 2. ve 3. Ağır Ceza Mahkemelerinde ‘silahlı terör örgütü kurmak veya yönetmek’ suçundan 15’er yıl, 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ise aynı suçlardan 22,5 yıla kadar olmak üzere toplam 52 yıl 6 aya kadar hapis cezası istemiyle, hakkında dava açılan Ural için kırmızı bülten düzenlendi. Tutuklamaya yönelik ‘yakalama’ kararıyla aranan Ural için çıkarılan kırmızı bülten, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğüne gönderildi.

Ural’ın yargılandığı dava dosyalarında, kuvvetli delillerin varlığı, tape ve görüşme kayıtları ile Türkiye içinde silahlı emir ve talimatlar verdiğine yönelik delilerin yer aldığı belirtildi. Terörist Ural hakkındaki iddianamelerde, halkı ayaklanmaya çağırdığına yönelik bilgiler de yer aldı.  Dışişleri Bakanlığı terörist Mihraç Ural’ın Soçi Kongresi katılımcıları arasında görülmesi üzerine Rusya’dan izahat istemişti.  Ural’ın Suriye’de muhaliflerin saldırısında öldürüldüğü iddia edilmişti.

Mihraç Ural kimdir?

1956 yılında Antakya’da doğan Mihraç Ural, Türkiye Halk Kurtuluş Partisi Cephesi örgütüne katıldı. THKP-C’de kopmalar yaşanmasının ardından, özellikle Hatay’da etkin olan THKP-C’nin Acilciler bölümüne katıldı. Örgütün liderliğini üstlendikten sonra Acilciler’in ana kanadı Halkın Devrimci Öncüleri’ni oluşturdu.

1980 öncesinde pek çok ülkücünün katledilmesinde parmağı olan Mihraç Ural, 1977 yılında Adana’daki ABD Konsolosluğu bombalama eylemine gözcü olarak katıldı. 1978 yılında bir banka soygunu operasyonunda yakalandı. 1980 yılında adana cezaevinde gardiyanlara para verilerek sahte tahliye ile kaçmasının sağlandığı öne sürüldü. 1982 yılında Suriye’ye firar etti.

Hafız Esad’ın kardeşi Cemil Esad’ın emriyle Suriye’de vatandaşlık belgesi aldı ve Lazkiye’ye yerleşti. Bu dönemde Hatay’ın Suriye’ye bağlanması için faaliyet yürüten Uruba’da çalıştı. Lazkiye’ye yerleştiği ilk yıllarda Dursun Karataş, Abdullah Öcalan gibi isimlerle görüşmeler gerçekleştirdi.

‘Banyas Kasabı’

Mihraç Ural Arap Baharı ve Suriye’deki hareketliliğin başlamasının ardından, 2012 yılı başlarında mezhepsel taban üzerinde faaliyet gösteren İskenderun sancağının kurtuluşu için Halk Cephesi – Suriye Direnişi örgütünü harekete geçirdi. Sosyal medyadan yaptığı konuşmalarda “Türkiye’deki devrimcilere sesleniyorum. Ülkücülerle yarım kalan kavgamız burada sürüyor.” diyerek 12 Eylül öncesindeki terör faaliyetlerini Suriye’de sürdürmek istediğini ortaya koydu. Suriye’nin kuzeyinde özellikle Türkmenlere yönelik saldırıların faili olan Mihraç Ural kendisine bağlı gruplarla, Lazkiye’nin Keseb ve Basit bölgelerinde faaliyet gösterdi. Mihraç Ural 3 Mayıs 2013’te sahil şeridinde Sünnilerin yaşadığı Banyas ve Beyda köylerinde, çoğunluğu kadın ve çocuk en az 150 kişinin öldürüldüğü katliamın da başında bulundu.

Reyhanlı saldırısının faili

Mihraç Ural, Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013’te 52 kişinin hayatını kaybettiği bombalı saldırılarda da rol oynamıştı. Olayı soruşturan Adana Cumhuriyet Savcılığı, iddianamesinde, terörist Mihraç Ural’ın eylemi Suriye istihbaratıyla planladığı tespitine yer vermiş, saldırılarda bizzat yer aldığı, olayın 5 firari sanığıyla Suriye’de bulunduğu kaydedilmişti.

Öcalan ile terör kardeşliği

Mihraç Ural Suriye’de bulunduğu dönemlerde PKK faaliyetlerine hep destek verdi. Öcalan ile yakınlığından gurur duyduğunu ifade eden Ural, 31 Aralık 2009 günü ‘Tarihte bugün’ adıyla internette paylaştığı bir fotoğrafta şu sözlere yer vermişti:

“Tarihte bugün, 31 Aralık1986 Lazkiye. Devrimciliğin, halkları için çarpan yüreklerin bir yılbaşı gecesinde, mütevazıce, düşünce ve umutlarla bir arada; Sayın Abdullah Öcalan ve Mihrac Ural,

Bu dostluk, bu kardeşlik, bu dayanışma, iki örgüt ilişkisinin de anlamlı ifadesidir.  Kasvetli günlerin, 12 Eylül karanlıklarının, acımasız mültecilik koşullarının karşısında omuz omuza mücadele günleri. Bu günlerin bir potada kaynaştırdığı gerçekçi duygular, doğruların arkasında dik durmanın da gerekçesiydi, dinamiğiydi.

Örgütümüz THKP-C (Acilciler), Kürt halkının özgürlük mücadelesinin yanında, demokrasi mücadelesinin aktif bir unsuru olarak her zaman yerini aldı. Almaya da devam edecektir. Bunu en son,  Sayın Öcalan’la son görüşmemiz olan 24-26 Aralık 1998 tarihinde bir kez daha dile getirdik. Yiğit yoldaşım, İtalya’dan iltica sorununun kasvetli günlerinde, beni telefonla aradı. İkamet etme zorunda kaldığı zorlu koşulda, telefonla araması bu dostluk adına onur verici bir duruştu.

Başkan çok güç koşullar altında olmasına karşın önemli mesajlar verdi. Bu sürecin direnmesinden de başarıyla çıkılacağını ifade etti ( desteğimi ifade ettim, sonuna kadar omuz omuza olacağımızı belirttim). Geride kalan sorumlu yoldaşlarını ifade etti (birlikte olduğumuzu ve hep öyle devam edileceği konusunda her zamanki gibi rahat olmasını istedim). Coşkuluydu, uzun da konuştuk, Bu konuşmanın detaylarını yeri geldikçe, tarihe not olması için yazacağım. Bu kısa tarihte bu günün notunda, Başkan APO’nun nezaketini anmadan geçemeyeceğim; Bassit’te Parti Okulu binasında, Bayan Ural’ın elinden, yoldaşlarla birlikte yediği yemekleri anarak, teşekkürlerini dile getirme nezaketi gösterdi. Bu ifadeler mültecilik koşullarının hepimizi bir aile haline getirdiğine de önemli bir işaretti. Bu satırlarda hatırlanması bu kardeşliğin önemine bir işarettir. Başkan Öcalan böylesine bir liderdi, böylesine büyük bir insandı, vefalı tutumları devrimciliği bilince çıkarmış herkes için örnektir.

Örgütüm adına, yoldaşlarım, ailem ve kendi adıma Başkan Apo’ya yeni yılda özgürlük diliyorum. Bunun için mücadele, ortak ülkemiz demokrasi mücadelesinin önemli bir parçasıdır diyorum.

Yeni yılın kutlu olsun değerli dostum, Başkan Öcalan…”