Köşe Yazıları 

Ebediyete intikalinin 22. yıl dönümünde Başbuğ Alparslan Türkeş’i rahmetle anarak bazı hatıralar-5

Bir kısım arkadaşlarımız da 3. bir grup olarak ANAP, DYP veya MDP gibi kitle partilerinde siyaset yapmanın daha doğru olacağını savunuyorlardı. Bizim gibi birçok arkadaşımız 12 Eylül cellatlarının ellerinden yakamızı kurtarıp hürriyetimize kavuştuktan sonra kendimizde bütün dünya ile dövüşecek gücü görüyorduk. Ama dışarıda gördüğümüz dağınıklık, fitne, enaniyet, mevki, makam, servet hırsı bizlerde büyük bir hayal kırıklığına yol açmıştı. Bir yandan da hayat gailesi ve geçinme derdi ayakta kalabilme mücadelesi bizi bekliyordu. Artık babalarımızdan aldığımız harçlıklarla ülkücülük yapıp hayatımızı idame ettiremezdik. Kendi çabalarımızla geçimimizi sağlamalıydık. Öbür yandan geride bıraktığımız arkadaşlarımızın ihtiyaçları…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ebediyete intikalinin 22. yıl dönümünde Başbuğ Alparslan Türkeş’i rahmetle anarak bazı hatıralar – 4

Ülkücü gençliğin merhum Türkeş’e olan sadakatinden ve Türkeş’i Türkeş yapanın biraz da bu derin bağlılıktan kaynaklandığından bahsetmiştik. Buna kendi hayatımla ilgili iki örnek vermek istiyorum. Türkeş Bey’in albay üniformalı bir büyük fotoğrafı vardı. Fotoğrafın altında şu ibareler yer alıyordu: Türk milletine hizmet edebilmek için hayatını feda edebilecek kadar cesur olmak yetmez, alçakça iftiralara, şeref ve haysiyetlere karşı işlenen suikastlere karşı da cesur ve dayanıklı olmak gerekir. İşte Türkeş’in ve ülkücülerin hayatını özetleyen bir cümle. Ben bu fotoğrafı camlı çerçeve yaptırdım. 1973 Ağustos’unda Afşin’deki evimizin misafir odasına astım. Ertesi gün rahmetli…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ebediyete intikalinin 22. yıl dönümünde başbuğ Alparslan Türkeş’i rahmetle anarak bazı hatıralar

Particiliğe gelince; ancak Türkeş Bey rahmetli olduktan sonra millet bize oy vermeye başladı. Ama onu da büyük bir basiretsizlik örneği göstererek layıkıyla değerlendiremedik. Eğer 1999’dan sonra Türkeş sağ olsaydı 128 milletvekili ile çok değişik hükümet formülleri kurar, ne yapar yapar başbakan olur, uzun yıllar Türkiye’yi yönetirdi. Merhum Başbuğ Türk tarihini çok iyi bilirdi, Türkiye’de birçok siyasetçinin gündeminde bile yokken ‘Türk dünyası’ gerçeğini zihinlere yerleştiren, komünizmin esareti altındaki Türkistan Türklüğünün, Kırım’ın, Balkan Türklüğünün, Batı Trakya Türklüğünün, Irak, Suriye ve Kıbrıs’taki Türk varlığının yaşadıkları mezalimi her vesileyle kamuoyuna duyurmuş ve MHP’nin ve…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ebediyete intikalinin 22. yıl dönümünde Başbuğ Alparslan Türkeş’i rahmetle anarak bazı hatıralar – 2

1975 senesi başlarında mecliste temsil edilen sağ partiler ile Milliyetçi Cephe hükümeti kurulması gündeme gelmişti. Türkeş Bey bu konuyu önce partinin merkez yetkili organlarıyla, sonra il başkanlarıyla istişare etti. Daha sonra bütün Ülkü Ocakları başkanlarını ve gençlik yöneticilerini Ankara’ya davet etti. Soğuk bir Şubat günü Cebeci’de bir düğün salonunda toplandık. MHP’nin bu koalisyona katılma isteğinin gerekçelerini uzun uzun anlattı. O arada bazı arkadaşlarımız sabaha kadar yol gelmiş olmalarının verdiği yorgunlukla uyuklar gibi olmuştu. Birden sert bir komutla: “Kalk!, Otur!, Kalk!, Otur!, Kalk!, Otur!” emriyle herkesin gözü çam çırası gibi açılmıştı.…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ebediyete intikalinin 22. yıl dönümünde Başbuğ Alparslan Türkeş’i rahmetle anarak bazı hatıralar

1968 yılının muhtemelen Nisan ayıydı. Kahramanmaraş Lisesi ikinci sınıf öğrencisiydim. Parasız yatılı okuyordum. Cuma günü birkaç arkadaşlarımızla bazı ihtiyaçlarımızı almak için çarşıya çıkmıştık. Ulu Cami’yi geçtikten sonra Kanlıdere’nin girişinde sağda biraz yüksekçe bir yerden damarlarımızdaki kanı harekete geçiren mehteran sesleri geliyordu. Bu sesi duyan her Türk genci gibi biz de heyecanlandık, sesin geldiği yere doğru yokuş yukarı çıktık, bir binanın annacında ‘Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’ yazıyordu. Merakla merdivenleri çıkıp içeri girdiğimizde o tarihte stajyer avukat ve dışarıdan liseye derse gelen Ali Karcı ağabeyi gördük. Bize buyur etti: “Yarın CKMP Genel…

Devamı
Köşe Yazıları 

S. Ahmet Arvasi’yi Anma Toplantısı ve Van İntibaları-3

Arvas Köyü’ne doğru… Bahçesaray’dan Kaymakam Onur Şatıroğlu, İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Orhan Kaş, Cumhuriyet Savcısı Egemen Beşinci ile beraber önce Arvas Köyü’nü ziyaret ettik. Bu köy Arvasiler’in büyük dedeleri Hacı Kâsım Bağdadi’nin Moğol istilası üzerine Bağdat’tan Anadolu’ya, oradan Bursa’ya kadar gidip Orhan Gazi’yi ziyaretinden sonra gelip yerleştiği köydür. Aile buradan Türkiye’nin muhtelif bölgelerine dağılmıştır. Seyyid Ahmet Arvasi Hoca, Arvasiler’in Doğubeyazıt kolundandır. Arvasi Köyü’nde o dönemin İran yayılmacılığına karşı ehlisünnetin manevi kalesi konumunda Arvasi Medresesi bulunuyormuş. Cami, medrese ve Kadiri Tekkesi bir aradaymış. Van’a ilk inişimizde Arvasi ailesinin mümtaz bir evladı…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ahmet Arvasi’yi anma toplantısı ve Van intibaları-2 (4-5-6 Mart 2019)

100. Yıl Üniversitesi’ndeki toplantı Aynı gün öğleden sonra üniversitedeki toplantımızda Rektör Prof. Dr. Peyami Battal Bey, açılış konuşmasını yaptı. Üniversiteli gençlere hitaben milletimizin geleceğinin aydınlık olması için Türk gençliğinin Seyyid Ahmet Arvasi ve benzeri büyük şahsiyetleri kendilerine örnek almaları tavsiyesinde bulundu. Öğrencilerin ve değerli öğretim üyelerinin yoğun bir katılımıyla gerçekleşen toplantıdan sonra bazı gençlerle ve üniversiteden hocalarımızla üniversitenin muhteşem Van Gölü’ne nazır bir mekânında çay eşliğinde sohbet etme fırsatımız oldu. Aynı şekilde onlar da Arvasi hocayı keşke daha önceden tanısaydık, bu tür fikri kültürel faaliyetlerin üniversitemizde daha sık olmasını temenni…

Devamı
Köşe Yazıları 

S. Ahmed Arvasi’yi Anma Toplantısı ve Van İntibaları (4-5-6 Mart 2019)

Söze şöyle başladık; Geçtiğimiz yüzyılın başlarında Rusya’nın ve Batılı devletlerin desteğiyle ayaklanarak Van’da on binlerce insanımızı katleden ve tarihi Van şehrini yakan Ermeni vahşetini Dünya kamuoyunun gözleri önüne sermek için yanan şehrin harabelerinin bir koruma altına alınarak ‘Ermeni Mezalimi Açıkhava Müzesi’nin yapılması Ermeni Taşnak-Hınçak komitacıları tarafından kayıklara bindirilerek köle yapılmak üzere Ahtamara Adası’na götürürken namuslarını kurtarmak için kendilerini Van Gölü’ne atarak hayatlarına son veren Türk kızlarının ve gelinlerinin hatırasını yaşatmak ve yine insanlığa özellikle bu adadaki kiliseyi ziyarete gelen Hristiyanlara Ermeni mezalimini göstermek üzere ‘Türk Kadınının Şeref Namus ve Haysiyet…

Devamı
Köşe Yazıları 

GÜLE GÜLE ALUCRA’LI ,GÜLE GÜLE KARA ZIPKALI

“Bırak beni haykırayım susarsam sen matem et Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir.” Mehmet Emin Yurdakul Ozan Arif’i 16 Şubat 2019 tarihinde Samsun’da ebedi yolculuğuna uğurladık. Türkiye’nin dört bir yanından ve başta batı Avrupa olmak üzere uzak diyarlardan kopup gelerek bu büyük mücadele adamına karşı son görevlerini yerine getirmek isteyen on binlerce ülküdaşı, din kardeşi sadece Samsun Büyük Camii’nin bütün bir meydanı doldurmuşlar caddelere taşmışlardı. Defin merasiminde kabrinin başına ulaşabilseydim sözüme şöyle başlayacaktım: “Güle Güle Aluçralı, Güle Güle Kara Zıpkalı”. Bütün bir ömrünü Türk…

Devamı
Call Now Button