Köşe Yazıları 

Tarihi yöneten Türk milleti yeniden tarif edilemez

(Bu yazı Aralık 2007’de Türk kimliği üzerindeki tartışmalar için yazılmıştı ancak güncelliğini korumakta. Bu tartışmalar hız kesmeden devam etti. “Tek millet, tek vatan, tek bayrak, tek devlet” sloganı ile zirveye çıktı. 15 Temmuz kara gecesinden sonra, Cumhurbaşkanı “Devleti sıfırdan yeniden kuracağız (Ağustos 2016 gazeteler).” dedi. 16 Nisan referandumu ve 24 Haziran seçimleriyle yeni bir rotaya girildi. Kimlik tartışmaları halen sürüyor.) Son birkaç yıldır ülkemizde kimlik problemli kişilerin ya da dünya görüşleri açısından Türklüğü bir etnisite, sıradan bir aidiyet olarak görenlerin, Türk milletinin, millet anlayışına yeni bir tarif getirme çalışmaları, ellerinde…

Devamı
Köşe Yazıları 

Moskova görüşmesinin sonucu Adana Mutabakatı mı?

23 Ocak 2019’a yapılan Moskova zirvesi ile Suriye meselesinde taşlar yeniden döşenmeye başladı. Bu görüşmenin üzerinde en çok tartışılan konusu, Rusya Devlet Başkanı Putin tarafından telaffuz edilen Adana Mutabakatı oldu. Devletlerarasındaki ilişkilerde, tıpkı insanlar arasında olduğu gibi söylenenler kadar söylenmeyenler üzerine düşünmek gerekir. Bu durumda basın açıklamasına bakalım ve açıklamaları değerlendirelim. Basın açıklaması yaklaşık 30 dakika sürdü. Önce Putin sonra konuğu Erdoğan konuştu. Putin doğaçlama, Erdoğan ise, uzun zamandan beri ilk defa, hazırlanmış bir metni okuyarak açıklama yaptılar. Bu içeride farklı bir şeyler olduğunun karinesi gibiydi. (Basın açıklamasının analizi TRT…

Devamı
Köşe Yazıları 

Müslüman’ın tefekkürünün sınırı var mıdır? (1)

Türk Milleti, 21’inci yüzyılın başında büyük değişikliklerin sancısını çekiyor. Siyaset alanında devam eden millet yapısının değiştirilmeye çalışılması yanında, fikri sahada da kıyasıya bir tartışmanın içinde. Dini anlayışın günümüze uygun olarak yeniden yorumlanması ile ilgili tartışmalar oldukça hızlandı. Hatta neredeyse bir taraf diğerini özellikle dindışı ilan etmeye kadar varacak sertlikte ifadeler kullanıyor. Aslında bugün kopan kıyametin, Cumhurbaşkanı’nın 8 Mart 2018 Dünya Kadınlar Günü’nde: “Bunlar ya bu asırda yaşamıyorlar, çok farklı bir dünyada yaşıyorlar. Çünkü İslam’ın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar da aciz bunlar. İslam’ın hükümlerinin güncellenmesi var. Siz İslam’ı 14 asır öncesi…

Devamı
Köşe Yazıları 

Yönetilemez hale getirilen devlet: Türkiye

Yeni bir yıla girdik. İnsanoğlu için her doğan gün yeni umutlar, güzellikler, mutluluklar demektir. İlerlemek, gelişmek, bugünün dünden ileride ve iyi olması, yarına dair olumlu beklentileri oluşturur. Yeni yılın ilk günleri öyle mi? Geleceğe dair beklentiler nasıl? Bunlara dair değerlendirme kaçınılmaz bir gereklilik. Geçen yılın sonuna doğru yazdığım yazının başlığı Yönetenlerin yönetemez hale geldiği ülke: Türkiye(1) idi. 21’inci yüzyılın başından 2017 Aralık ayına kadar yaşananlara bakılarak değerlendirme yapılmıştı. Bu değerlendirmelerin sonunda “Peki, ne yapılmalı?” sorusuna, millî bir siyaset şarttır ve bu siyaseti yeni bir kadro yönetmelidir cevabı verilmişti. Bunun bir…

Devamı
Köşe Yazıları 

‘Maraş Olayları’nın bakılmayan yönü ve bugünü

19-26 Aralık 1978 günleri Türkiye tarihine kara günler olarak geçmiştir. Maraş Olayları olarak adlandırılan ve 111 kişinin öldüğü toplumsal karmaşanın yaşandığı günlerdir. Yaşayanların çoğu halen hayattadır ve büyük bir kısmının o günleri hatırlamak istemeyeceğine eminim. Hele böyle bir durumu tekrar yaşamaktan çok korktuklarına da eminim. Yine eminim ki bu kaçınmaları kendilerinden ziyade memleketleri, hatta vatanları ve milletleri içindir. Ben o günlerde 18 yaşında ve orada olan bir Maraşlıyım. Üniversiteyi kazanmıştım ama anarşi dolayısıyla kapalı olan okulumun açılmasını bekliyordum. Hoş, 1978 Haziranında girdiğim üniversite sınavında kazandığım halde okulum 1979’un Mayısında açılmıştı.…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ben kimim?

“Ben bir Türk’üm dinim, cinsim uludur.” 21’inci yüzyılın başında, tıpkı geçen yüzyıla girerken olduğu gibi, kimlik tartışmalarıyla meşgulüz. Osmanlı Türk Cihan Devleti dağılma sürecindeyken, siyasi şartların çok ama çok ağırlaştığı dönemde en önemli soru, “Ben kimim?”dir. 19 ve 20’nci yüzyılda aslında bilinen fakat dağılmayı önleyeceği düşünülen alternatifler üzerinde tartışmalar yaşanmış, sonunda hak ve hakikat hâkim olmuştur. Ama geçmişle bugün yaşananlar arasında çok önemli bir fark var, bugün tarihin bize verdiği ismimiz tartışılmaktadır. Geçen yüzyılın aydınları, uzun zamandır devletin güç kaybetmesinin doğal bir sonucu olan toplumsal dağınıklıkta yaşanan kimlik problemine eğilmiştir.…

Devamı
Köşe Yazıları 

Tarihi tekrar ettirenler bundan korkmalıdır !

Türkiye 21’inci yüzyıla yönetim değişikliğiyle girdi. İlk zamanlarda sadece bir hükümet değişmesi olarak algılanan bu durumun aslında başkalaşma olduğu ortaya çıktı. Bu başkalaşmayı gerçekleştirmeye çalışanlar ise Türkiye’nin ve Türk milletin aslına döndürüldüğünü söylemekteler. Hakikat öyle mi, gerçekten Türk milleti aslına mı dönüyor? Yani şimdiki hâl yanlış, dolayısıyla evvelki mi doğruydu? Ya da yanlış ya da doğru olan nedir? Hakikat ne? Bu soruların cevabı tarihtedir. Fakat dönüşümü yaşatanlar tarihten ders alacaklarına, intikam almayı tercih ediyorlar. Varmak istedikleri hedef ve siyasetin dili bunu göstermekte. Toplum gerilmiş, insanlar ise en ufak bir olayda…

Devamı
Köşe Yazıları 

Siyasetnamedeki -pardon- iddianamedeki devlet

(Geçen haftaki yazımızın devamıdır.) Sona yaklaşırken, “Bu Açıklamalardan Sonra Genel Bir Değerlendirme”  başlığı altında felsefi olarak devlet yapısını ve rejimini irdelemeye başlayan iddianame, tarihe uzanan bir cümle kurmaktadır: “Türkiye geçmişten beri …bir gizli yapılanmanın varlığını tartışmaktadır. Hatta kimi yorumlarda bu yapının III. Selim’den beri devlet mekanizması içerisinde faaliyette olduğundan ve kimi zaman devletin emrinde kimi zaman ise uluslararası grupların emrinde olduğundan söz edilmektedir. İçerisindekilerin kendilerini devletin gerçek sahipleri olarak gördükleri bu çevreler …” sözleri ile varlığı tartışılan bir oluşum ve bu oluşumun içindekilerin devlete ilgili düşünceleri üzerine kurgulanmış bir siyasi değerlendirme başlar. Bu…

Devamı
Köşe Yazıları 

Şemdinli Davası, Türk kimliği ve egemenlik

Danıştay’ın Andımızın okunmasının kaldırılması kararını iptali üzerine, Andımız üzerinden “Türkçülük ırkçılıktır” ve “Andı yazanlar ezanı Türkçe okutanlardır” tartışmaları en üst düzeyde, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı tarafından dillendirildi. Cumhurbaşkanının çalışkanlık, doğruluk, ilerleme ya da yükselme gibi genel insanlık değerlerine itirazı olmayacağına göre tartışma iki temel konu üzerinedir. Birincisi kendisinin de öne çıkardığı gibi Türk kimliği üzerinde ikincisi de “Ezanı Türkçe okutanlar” diyerek, isim belirtmeden, bir dönemi, Atatürk dönemini belirtmektedir. Özellikle sık sık kullandığı “23 Nisan ruhu”  kavramı ile de 1923 öncesine vurgu yapmaktadır. 1923’den sonra ise Cumhuriyet ile birlikte 1924…

Devamı