Köşe Yazıları 

Türk’süz 19 Mayıs ruhu ve tarih şuuru

“Benim yaratılışımda fevkalade olan bir şey varsa, Türk olarak dünyaya gelmemdir. Her Türk ferdinin son nefesi, Türk milletinin nefesinin sönmeyeceğini, onun ebedî olduğunu göstermelidir.” Gazi Mustafa Kemal Atatürk Bu yıl Türk milleti için önemli bir yıl. Güzel vatanımızı işgal edenlere karşı Atatürk’ün millî mücadele için Samsun’a çıkışının 100’üncü yılı. 1919 öyle zor ve zorlu geçmiş ki Aytmatov’un “Gün olur asra bedel” dediği gibi, her günü neredeyse asra bedel bir yıl olmuştur. “Vatanın bütünlüğü, milletin istiklâli tehlikedir.” diyen bir avuç kahraman, “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” inancıyla bütün…

Devamı
Köşe Yazıları 

Cumhuriyetin en uzun 15 yılı

Geçen günlerde sohbet ederken arkadaşlardan birinin ağzından “Cumhuriyetin en uzun on yılı” sözü çıktı. Haklıydı ama küçük bir düzeltme ile… En uzun on değil on beş yıl. Hem de Türk milletinin çok büyük çoğunluğunun, yataktan gerinerek kalkıp, “çok şükür rüyaymış” demeyi isteyeceği on beş yıl. Karabasanlarla dolu, en korkunç kâbusların içinde debelenip durduğumuz koskoca on beş yıl… Bu dönemi yaşatan yöneticiler hariç, destek verenlerin ekseriyetinin de bu düşüncelere katılacağını, yaşanan gerginlikten bıktığı on beş yıl. Sadece son üç yıla bakıldığında bu dönemin nasıl olduğu anlaşılıyor. Malum 15 Temmuz gecesinde yaşananlar…

Devamı
Köşe Yazıları 

Türk Milliyetçilerinin vaziyet etme zamanıdır!

Türkiye çok önemli bir seçim sürecini geçti ve bu yazı seçimden sonraki ikinci yazım. Ben de normalleşen Türkiye’yi yazmak isterdim. Artık seçim bitti, hayat normale döndü ve Türk milleti günlük gailelerine bakıyor diye yazmayı düşündüm. Hayal bu ya… Fakat gerçekler bu hayalime tıpkı bir giyotin gibi indi. Hayallerim bir yana ben diğer yana savruldum. Bu hayale de yazılarımı okuduktan sonra düşüncelerini açıklayan gençler yüzünden kapılmıştım. Gençler, artık beka meselesi sözünü duymaktan gına geldiklerini hatta mide bulantısı geçirdiklerini söylüyorlardı. 23 Nisan münasebetiyle yapılan röportajda “üniversiteyi Almanya’da okumayı, sonra da Alman vatandaşlığına…

Devamı
Köşe Yazıları 

Türkiye’nin mevcut durumu ve beka meselesi

Son iki yıldır mütemadiyen ve Cumhurbaşkanı seviyesinde dile getirilen beka meselesinin, ana slogan olarak kullanıldığı bir seçimi geride bıraktık. Fakat her ne hikmetse seçimden bu yana da duymaz olduk. Aynı zamanda Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi ile birlikte ilk seçimimiz. Ama daha tam olarak bitmedi. Türk milleti tercihini yapmış olmasına rağmen, İstanbul Büyükşehir’de süreç halâ devam ettiriliyor. Tıpkı 17 Nisan Referandumundaki gibi bir süreç yaşanıyor. O zaman da yasada açıkça yazılı olmasına rağmen içtihat edilerek, mühürsüz oylar geçerli sayılmıştı. Bu oylar sayesinde sonuç alınmış, sistem değişmişti. Bugün de ona benzer bir durumla…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ülkü Ocakları’nın itibarına kıyılmamalıydı!

Seçim sonrası ilk hafta yayımlanacak gazete için yazmak çok zor. Yazıyı Cuma gününden gönderiyoruz. Cuma akşamına kadar düzenleme yapılıyor ve akşamdan matbaaya gidiyor. Dolayısıyla seçim konusunda yazamazsınız. Bilinmezliği yazmak mümkün değil. Ne yazılırsa yazılsın sonuç yazılanları etkileyecek, seçimle ilgili değilse okunurluğu olmayacak diye düşünüyordum. Normalde kamuoyu dikkatini tamamen seçim sonuçlarına teksif edeceğinden başka konular da ilgisini çekmeyecekti. Dolayısıyla gazete yönetiminden bu hafta affımı istemiştim. Onlar da anlayış göstermişlerdi. Rahat rahat oturuyordum ki internete bir haber düşmüş. Bir arkadaşımdan gelen mesaj ile haberdar oldum. Haberde, Çubuk’ta açık hava toplantısı yapan AKP…

Devamı
Köşe Yazıları 

Seçimler ve beka meselesi

Bir önceki yazımda da beka konusu incelenmişti. Başlığı “Türk devletinin beka meselesi var mıdır?” idi. Yazı, “Bu sorunun kestirmeden cevabı; “Evet, Türk milletinin beka meselesi vardır. Hem de büyük bir kesinlikle vardır, şeksiz şüphesiz vardır, tartışmasız vardır.” diye başlayıp, “Ancak bu beka meselesinin 31 Mart seçimleri ile uzaktan ya da yakından, doğrudan veya dolaylı herhangi bir ilişkisi yoktur.” diyerek devam ediyordu. Yazıda, beka meselesini yaratan sebeplerin içerideki yeni devlet yapılanması ve bu yapılanmadaki Türk Devlet Felsefesinin yokluğunu vurgulamaya çalışmıştım. Devletin kurumlarındaki dağınıklığı, hafızaların yok edildiğini ve devletin kurumları arasındaki bağlantının…

Devamı
Köşe Yazıları 

Türk devletinin beka meselesi var mıdır?

Bu sorunun kestirmeden cevabı; “Evet, Türk milletinin beka meselesi vardır.” olacaktır. Hem de büyük bir kesinlikle vardır, şeksiz şüphesiz vardır, tartışmasız vardır. Ancak bu beka meselesinin 31 Mart seçimleri ile uzaktan ya da yakından, doğrudan veya dolaylı herhangi bir ilişkisi yoktur. Netice itibarı ile sadece mahalli yöneticilerin tespit edileceği bir seçim yapılacaktır. Yani tercihler, yerel yönetimler için belirlenecektir. Dolayısıyla etki, doğru ya da yanlış, sadece belli bir bölge ile sınırlı kalacaktır. Yani bir ilin yanlışı yahut doğrusu kendi sınırlarında dışında hiçbir yeri etkileyemeyecektir. Bu da Türk devletinin bekası ile 31…

Devamı
Köşe Yazıları 

Tarihi yöneten Türk milleti yeniden tarif edilemez

(Bu yazı Aralık 2007’de Türk kimliği üzerindeki tartışmalar için yazılmıştı ancak güncelliğini korumakta. Bu tartışmalar hız kesmeden devam etti. “Tek millet, tek vatan, tek bayrak, tek devlet” sloganı ile zirveye çıktı. 15 Temmuz kara gecesinden sonra, Cumhurbaşkanı “Devleti sıfırdan yeniden kuracağız (Ağustos 2016 gazeteler).” dedi. 16 Nisan referandumu ve 24 Haziran seçimleriyle yeni bir rotaya girildi. Kimlik tartışmaları halen sürüyor.) Son birkaç yıldır ülkemizde kimlik problemli kişilerin ya da dünya görüşleri açısından Türklüğü bir etnisite, sıradan bir aidiyet olarak görenlerin, Türk milletinin, millet anlayışına yeni bir tarif getirme çalışmaları, ellerinde…

Devamı
Köşe Yazıları 

Moskova görüşmesinin sonucu Adana Mutabakatı mı?

23 Ocak 2019’a yapılan Moskova zirvesi ile Suriye meselesinde taşlar yeniden döşenmeye başladı. Bu görüşmenin üzerinde en çok tartışılan konusu, Rusya Devlet Başkanı Putin tarafından telaffuz edilen Adana Mutabakatı oldu. Devletlerarasındaki ilişkilerde, tıpkı insanlar arasında olduğu gibi söylenenler kadar söylenmeyenler üzerine düşünmek gerekir. Bu durumda basın açıklamasına bakalım ve açıklamaları değerlendirelim. Basın açıklaması yaklaşık 30 dakika sürdü. Önce Putin sonra konuğu Erdoğan konuştu. Putin doğaçlama, Erdoğan ise, uzun zamandan beri ilk defa, hazırlanmış bir metni okuyarak açıklama yaptılar. Bu içeride farklı bir şeyler olduğunun karinesi gibiydi. (Basın açıklamasının analizi TRT…

Devamı
Call Now Button