Köşe Yazıları 

Türkiye’nin mevcut durumu ve beka meselesi

Son iki yıldır mütemadiyen ve Cumhurbaşkanı seviyesinde dile getirilen beka meselesinin, ana slogan olarak kullanıldığı bir seçimi geride bıraktık. Fakat her ne hikmetse seçimden bu yana da duymaz olduk. Aynı zamanda Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi ile birlikte ilk seçimimiz. Ama daha tam olarak bitmedi. Türk milleti tercihini yapmış olmasına rağmen, İstanbul Büyükşehir’de süreç halâ devam ettiriliyor. Tıpkı 17 Nisan Referandumundaki gibi bir süreç yaşanıyor. O zaman da yasada açıkça yazılı olmasına rağmen içtihat edilerek, mühürsüz oylar geçerli sayılmıştı. Bu oylar sayesinde sonuç alınmış, sistem değişmişti. Bugün de ona benzer bir durumla…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ülkü Ocakları’nın itibarına kıyılmamalıydı!

Seçim sonrası ilk hafta yayımlanacak gazete için yazmak çok zor. Yazıyı Cuma gününden gönderiyoruz. Cuma akşamına kadar düzenleme yapılıyor ve akşamdan matbaaya gidiyor. Dolayısıyla seçim konusunda yazamazsınız. Bilinmezliği yazmak mümkün değil. Ne yazılırsa yazılsın sonuç yazılanları etkileyecek, seçimle ilgili değilse okunurluğu olmayacak diye düşünüyordum. Normalde kamuoyu dikkatini tamamen seçim sonuçlarına teksif edeceğinden başka konular da ilgisini çekmeyecekti. Dolayısıyla gazete yönetiminden bu hafta affımı istemiştim. Onlar da anlayış göstermişlerdi. Rahat rahat oturuyordum ki internete bir haber düşmüş. Bir arkadaşımdan gelen mesaj ile haberdar oldum. Haberde, Çubuk’ta açık hava toplantısı yapan AKP…

Devamı
Köşe Yazıları 

Seçimler ve beka meselesi

Bir önceki yazımda da beka konusu incelenmişti. Başlığı “Türk devletinin beka meselesi var mıdır?” idi. Yazı, “Bu sorunun kestirmeden cevabı; “Evet, Türk milletinin beka meselesi vardır. Hem de büyük bir kesinlikle vardır, şeksiz şüphesiz vardır, tartışmasız vardır.” diye başlayıp, “Ancak bu beka meselesinin 31 Mart seçimleri ile uzaktan ya da yakından, doğrudan veya dolaylı herhangi bir ilişkisi yoktur.” diyerek devam ediyordu. Yazıda, beka meselesini yaratan sebeplerin içerideki yeni devlet yapılanması ve bu yapılanmadaki Türk Devlet Felsefesinin yokluğunu vurgulamaya çalışmıştım. Devletin kurumlarındaki dağınıklığı, hafızaların yok edildiğini ve devletin kurumları arasındaki bağlantının…

Devamı
Köşe Yazıları 

Türk devletinin beka meselesi var mıdır?

Bu sorunun kestirmeden cevabı; “Evet, Türk milletinin beka meselesi vardır.” olacaktır. Hem de büyük bir kesinlikle vardır, şeksiz şüphesiz vardır, tartışmasız vardır. Ancak bu beka meselesinin 31 Mart seçimleri ile uzaktan ya da yakından, doğrudan veya dolaylı herhangi bir ilişkisi yoktur. Netice itibarı ile sadece mahalli yöneticilerin tespit edileceği bir seçim yapılacaktır. Yani tercihler, yerel yönetimler için belirlenecektir. Dolayısıyla etki, doğru ya da yanlış, sadece belli bir bölge ile sınırlı kalacaktır. Yani bir ilin yanlışı yahut doğrusu kendi sınırlarında dışında hiçbir yeri etkileyemeyecektir. Bu da Türk devletinin bekası ile 31…

Devamı
Köşe Yazıları 

Tarihi yöneten Türk milleti yeniden tarif edilemez

(Bu yazı Aralık 2007’de Türk kimliği üzerindeki tartışmalar için yazılmıştı ancak güncelliğini korumakta. Bu tartışmalar hız kesmeden devam etti. “Tek millet, tek vatan, tek bayrak, tek devlet” sloganı ile zirveye çıktı. 15 Temmuz kara gecesinden sonra, Cumhurbaşkanı “Devleti sıfırdan yeniden kuracağız (Ağustos 2016 gazeteler).” dedi. 16 Nisan referandumu ve 24 Haziran seçimleriyle yeni bir rotaya girildi. Kimlik tartışmaları halen sürüyor.) Son birkaç yıldır ülkemizde kimlik problemli kişilerin ya da dünya görüşleri açısından Türklüğü bir etnisite, sıradan bir aidiyet olarak görenlerin, Türk milletinin, millet anlayışına yeni bir tarif getirme çalışmaları, ellerinde…

Devamı
Köşe Yazıları 

Moskova görüşmesinin sonucu Adana Mutabakatı mı?

23 Ocak 2019’a yapılan Moskova zirvesi ile Suriye meselesinde taşlar yeniden döşenmeye başladı. Bu görüşmenin üzerinde en çok tartışılan konusu, Rusya Devlet Başkanı Putin tarafından telaffuz edilen Adana Mutabakatı oldu. Devletlerarasındaki ilişkilerde, tıpkı insanlar arasında olduğu gibi söylenenler kadar söylenmeyenler üzerine düşünmek gerekir. Bu durumda basın açıklamasına bakalım ve açıklamaları değerlendirelim. Basın açıklaması yaklaşık 30 dakika sürdü. Önce Putin sonra konuğu Erdoğan konuştu. Putin doğaçlama, Erdoğan ise, uzun zamandan beri ilk defa, hazırlanmış bir metni okuyarak açıklama yaptılar. Bu içeride farklı bir şeyler olduğunun karinesi gibiydi. (Basın açıklamasının analizi TRT…

Devamı
Köşe Yazıları 

Müslüman’ın tefekkürünün sınırı var mıdır? (1)

Türk Milleti, 21’inci yüzyılın başında büyük değişikliklerin sancısını çekiyor. Siyaset alanında devam eden millet yapısının değiştirilmeye çalışılması yanında, fikri sahada da kıyasıya bir tartışmanın içinde. Dini anlayışın günümüze uygun olarak yeniden yorumlanması ile ilgili tartışmalar oldukça hızlandı. Hatta neredeyse bir taraf diğerini özellikle dindışı ilan etmeye kadar varacak sertlikte ifadeler kullanıyor. Aslında bugün kopan kıyametin, Cumhurbaşkanı’nın 8 Mart 2018 Dünya Kadınlar Günü’nde: “Bunlar ya bu asırda yaşamıyorlar, çok farklı bir dünyada yaşıyorlar. Çünkü İslam’ın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar da aciz bunlar. İslam’ın hükümlerinin güncellenmesi var. Siz İslam’ı 14 asır öncesi…

Devamı
Köşe Yazıları 

Yönetilemez hale getirilen devlet: Türkiye

Yeni bir yıla girdik. İnsanoğlu için her doğan gün yeni umutlar, güzellikler, mutluluklar demektir. İlerlemek, gelişmek, bugünün dünden ileride ve iyi olması, yarına dair olumlu beklentileri oluşturur. Yeni yılın ilk günleri öyle mi? Geleceğe dair beklentiler nasıl? Bunlara dair değerlendirme kaçınılmaz bir gereklilik. Geçen yılın sonuna doğru yazdığım yazının başlığı Yönetenlerin yönetemez hale geldiği ülke: Türkiye(1) idi. 21’inci yüzyılın başından 2017 Aralık ayına kadar yaşananlara bakılarak değerlendirme yapılmıştı. Bu değerlendirmelerin sonunda “Peki, ne yapılmalı?” sorusuna, millî bir siyaset şarttır ve bu siyaseti yeni bir kadro yönetmelidir cevabı verilmişti. Bunun bir…

Devamı
Köşe Yazıları 

‘Maraş Olayları’nın bakılmayan yönü ve bugünü

19-26 Aralık 1978 günleri Türkiye tarihine kara günler olarak geçmiştir. Maraş Olayları olarak adlandırılan ve 111 kişinin öldüğü toplumsal karmaşanın yaşandığı günlerdir. Yaşayanların çoğu halen hayattadır ve büyük bir kısmının o günleri hatırlamak istemeyeceğine eminim. Hele böyle bir durumu tekrar yaşamaktan çok korktuklarına da eminim. Yine eminim ki bu kaçınmaları kendilerinden ziyade memleketleri, hatta vatanları ve milletleri içindir. Ben o günlerde 18 yaşında ve orada olan bir Maraşlıyım. Üniversiteyi kazanmıştım ama anarşi dolayısıyla kapalı olan okulumun açılmasını bekliyordum. Hoş, 1978 Haziranında girdiğim üniversite sınavında kazandığım halde okulum 1979’un Mayısında açılmıştı.…

Devamı
Call Now Button