Gıda Terörünün  Zırhı Gıda Güvenliği Kanunu mu?

Evet, yazının başlığı “bu da ne demek oluyor?” sorusunu haklı olarak sorduruyor. Ama maalesef yüz yüze yaşadığımız bir pratik bu. 2004 yılında ilk kanuni düzenleme, bir kararname ile uygulanmaya başlandı. Henüz AKP iki yıllık iktidardı. Her ne hikmet ve hangi akla hizmetse acele ile bir karar alındı. Belediyelerin de yetkisinde olan “Gıda güvenliği için numune alma, analiz ve ceza yetkileri” merkezi hükümete yani Tarım Bakanlığına devredildi. Yani gıda güvenliği denetim ve yetkisi tek elde, Tarım Bakanlığında toplandı. Yazımız boyunca “Tarım Bakanlığı” adını kısa ve öz olduğu için kullanacağız. Çünkü adı,…

Devamı

1979-2019… 40 Yıl Öncesinden

-Pestisitlerin İnsan ve Hayvanlar Üzerindeki Etkisi- “Daha önce ÜLKÜ-TEK dergimizin Temmuz sayısında aynı başlık altında yayımlanan yazımızda ilmi literatürlere dayanarak Pestisitlerin mutasyon, teratolojik ve karsinojenik etkilerini sırasıyla anlatmak istediğimizi belirtmiştik. İlk olarak da pestisitlerin mutasyon yapıcı özelliklerinden bahsetmiştik. Bugünkü yazımızın konusu sözü edilen kimyasal zehirlerin “teratolojik” etkileri üzerine olacaktır.” “Teratoloji” doğuştan olan bozuklukları ve bunun sebeplerini araştıran bir ilim dalıdır. “…Ancak teratoloji sahasındaki heyecanlı çalışmalar 1960 yılından sonra yoğunlaşmıştır. Doğumu kontrol etmek gayesi ile kullanılan “thalidomide” in tam bir felaket yaratması “teratolijinin” insanlar için ilginç ve önemli bir araştırma sahası…

Devamı

Halkımız Tefeci Düzenin Kıskacında

Tefeci operasyonu 2002 yılında AKP’nin iktidar olması ile başladı. 57. Hükümet döneminde (DSP, ANAP, MHP koalisyonu) “Derviş yasaları” ile paralarının geleceğini, bankacılık yasası ve tahkim ile garantiye alan yabancı sermayenin tefeci bankaları, Türk Bankalarına “Tüketici kredilerinde” kullanılmak üzere bol miktarda krediler tahsis ettiler. 2002 yılında vatandaşlarımızın şahsi borç stoku (tüketici kredileri, araba kredileri, ev kredileri ve kredi kartı borçları) toplam 4,3 milyar TL civarında idi. Bankalar yurt dışından aldıkları “köprü kredilerini” şartlı olarak sadece tüketici kredilerinde ve kredi kartları borç stoklarında kullanılmak üzere aldılar. Her caddenin köşe başında ve marketlerde…

Devamı

Seküler Milliyetçilik (!) Tehlikesi !..

“Sekülerizm” genellikle “laiklik” ile karıştırılır. Din ve devlet işlerinin ayrılması anlamında. Aslında laik devletlerde din ve din adamları devlet kontrolündedir. Devlete ait kurumlar eliyle yönetilir ve görevlileri de maaşlarını devletten alırlar. Zaten görevlilerinin adı da din görevlileridir. Sekülerizimde ise (dünyalaştırmak, dünyalaşmak, TDK) devlet din işlerine hiç müdahil olmaz. Dini devlet kurumu (diyanet) yoktur. Din adamları devlet memuru değildir, maaşlarını da devlet ödemez. Sekülerizim (dünyalaşmak) genellikle “toplumu dinsizleştirmek”, “inançsızlaştırmak” anlamında bir suçlamaya da muhataptır. Bu da doğru değildir. Gerçek anlamı din ve inançlara göre devletin kurumsal kimliğinin, müdahalesinin, katkısının, yönetim ve…

Devamı

İktidar ve Muhalefet! Savaştayız Farkında Mısınız?

Türk Milletinin, “batı” ile serhat devleti olan “Türkiye Cumhuriyeti”, psikolojik, ekonomik ve askeri cepheleri ile açık ve net bir savaşın içerisindedir. Fakat maalesef millet olarak büyük çoğunluğumuz, yakında her evde sonuçları görülecek ve hissedilecek olan “dünyanın” yeniden şekil alacağı bu savaşın henüz farkında değiliz. İktidar gerçek tehdidi açıklamaktan ve bildiklerini anlatmaktan korkmaktadır. Çünkü bugün karşı karşıya kaldığımız “büyük belaya” ve “tehdide” hazırlıksız yakalanmamızın sebebi, 17 yıllık AKP iktidarının gafleti, beceriksizliği, aymazlığı, kandırılmışlığıdır. En önemlisi de iktidara sahip olmak adına “kurucu kimlik” ve “isimlerinin” bugün ortaya çıkan “ihanet odaklarıyla” olan ve…

Devamı

Ülkücü ve Ülkücülük-3

İlk iki yazımızda ülkücülüğün fikri temellerini oluşturan “millet” eksenli milliyetçi duruşunu diğer batılı ideolojiler ile mukayeseli olarak yazmaya çalışmıştık. Bu yazımızda “millet” tanımı üzerinde duracağız ve “ülkücülüğü” bölücü, ırkçı “batı” tanımlı milliyetçilikten ayıran en temel hususları ifade etmeye çalışacağız. Batılı aydınlar bizdeki sözlük karşılığı “milliyetçilik” olarak çevrilen “Nasyonalite” ile 1789 Fransız ihtilali ile birlikte tanıştı. 250 yıl sonra geldiği nokta “üstün ırk” iddiası ile II. Dünya savaşına sebep olması ve 65 milyon insanın ölmesi ile kanlı bir insanlık dramı ile final yapmasıdır. Soyu ve kanı temel alan batı kaynaklı “nasyonalizminin”,…

Devamı

Ülkücü ve Ülkücülük-2

Millet temelli, toplumcu bir yaklaşımı esas alan “Ülkücülük”, “millet” tanımında ırkçı, soycul ve kan birliğine dayalı Batıda tanımlandığı şekilde “Nasyonaliteyi” reddeder. Ülkücülüğün, “millet” tanımı, harsa dayalı kültürel değerler, kader ve hedeflerde tarihi derinliğe bağlı birliktelik ve ortak tehdit ve de düşmanlıklara karşı birlikte vatan coğrafyasının her unsuru ile savunulması esasına dayalıdır. “Fıtrat” ile çatışmayan bu tanım, milletler arası bir üstünlüğü ve güçlünün zayıf üzerinde kullanma ve tüketme hakkını reddeden, insanın özgürlüğünü esas alan, barışçı bir dünya görüşünü kapsar. Ülkücünün, milletine yönelik tehdit ve tehlikeler karşısında gösterdiği sert, kararlı, tavizsiz tutum…

Devamı

Ülkücü ve Ülkücülük-1

1968-1980 arasında 12 yıllık kurulma, gelişme ve yükselme yıllarından sonra yani 1980-2019 yılları arası tam 39 yıldır kesintili, dalgalı dönemler ve fetret hali yaşayan bir fikir hareketini teorisi ve pratiği açısından tartışmakta bugüne kadar pek başarılı olduğumuz söylenemez. Karakteri, fikri derinliği, hedefleri ve siyasi teklifleri ilk kuruluşundan sonra 12 yıl içinde ortaya koyan ve 1980 sonrasında 39 yıldır bütün tartışmalarını bu 12 yılın yaşanmışlıkları ve birikimi üzerine yapan; bu 12 yıldan sonra bugüne kadar 39 yılda övünülecek hatıralarına yeni bir hatıra ve başarı halkası ekleyemeyen ‘Ülkücü Hareket’ psikolojisi ile sosyolojisi…

Devamı

S-400 Meselesi

S-400’leri Rusya’dan alma işi; SSCB’den demir-çelik tesisleri, azot gübre sanayi, petro-kimya tesisleri ve alüminyum tesisleri kurmak için yapılan iş birliklerine benzemez. Soğuk savaş döneminde, ABD ve Avrupa hiçbir zaman Türkiye’nin kalkınmasında temel ara malı girdilerini sağlayacak önemli ve büyük ağır sanayi tesislerinin kurulmasını istememiş ve sürekli engellemiştir. Bu tür tesislerin kurulması için de hiçbir zaman kredilendirme yapmamıştır. Türkiye’de yapılmış olan tüm ağır sanayi tesislerini bir NATO üyesi olmamıza rağmen hemen hepsini Rusya ile yapmışızdır. Ve her seferinde de bu yatırım kararlarını alan iktidarlar ve başbakanlar darbelerle cezalandırılarak devrilmişlerdir. 1957’de Menderes,…

Devamı

Gezi tiyatrosundan sonra komünist başkan sineması !..

Yeni nesil gençliğin okumakla pek alakası yok. Ellerindeki elektronik aletler ile ‘internet’ dünyasında yaptıkları şuurlu, şuursuz geziler hemen tüm vakitlerini alıyor. Her bilgiye istedikleri zaman ulaşabileceklerine olan güvenleri, ‘öğrenme’ bilgi ve becerisinden uzaklaşmalarına ve de bilgiyi sadece bulup kullanma, faydalanma şeklinde bir reflekse sahip olmalarına sebep oluyor. Dolayısıyla ‘düşünme’ becerilerini kaybetmekle kalmıyorlar aynı zamanda ‘düşünmenin’ en önemli seviyelerinden biri olan ‘analitik düşünce’ kabiliyetinden de yoksun kalıyorlar. Liberaller ve eyyamcılar tarafından “tu kaka” edilerek anlatılan 1980 öncesi nesiller, çatışan her ideolojik tarafıyla okuyan, okumayı seven ve düşünen, düşündüğünü analiz eden ve…

Devamı

Gerçek hedef İran mı?

İran üzerine yoğunlaşan sıcak savaş tehditleri son günlerde ciddi gündem maddeleri arasına girdi. Doğu Akdeniz’de ABD, Rusya, İsrail, Fransa, İngiltere, Yunanistan, Mısır ve Suriye devletlerine ait savaş gemilerinin sayısı nerede ise deniz trafiğini aksatacak sayıya ulaştı. Basra körfezinde de ayrı bir yoğun savaş hazırlığı var. ‘Batı’ ittifakının Ortadoğu’da ve Akdeniz’de oluşturduğu kara, hava ve deniz gücünün hedefinin,  ‘İran’ın nükleer silah yapma tehdidi’ ve ‘Doğu Akdeniz’de bulunan doğal gaz ve petrol yataklarının’ paylaşımında Türkiye’yi saf dışı tutmak üzere ABD, Yunanistan, İsrail, GKRY ve Mısır ortak anlaşmasını korumak ve fiili uygulamaya geçmesini…

Devamı