Köşe Yazıları 

Uyarı

  Bugünkü güçlü, modern ve mütecanis Finlandiya’nın oluşmasında manevi mimarlardan birisi olan önder Snelman’ın, o dönemdeki gerici ve yobaz din adamlarına mesajı şöyle idi: “Topluma etki etmek çabasında olan din adamları! – Düşmanınız olarak değil, inançlı bir insan olarak sizden rica ediyorum. Hiç kimseyi ayırmadan, ötelemeden halkımızın gerçek koruyucusu olun. Din adamları ibadethane memurları değildir. Sizin temel göreviniz sadece ibadetler yapmak veya yaptırmak değildir. İbadethaneyi açıp kapatmak ve ibadet vakitlerinde ibadetlere zemin hazırlayarak dini görevlerinizi tümüyle yerine getirmiş olmazsınız. – Peygamberler, halka öncelikle temiz, iyi ve adil bir yaşam tarzı…

Devamı
Köşe Yazıları 

Hayalimdeki Türkiye

Fırsat eşitliğine dayalı milli bir eğitim sisteminin hâkim olduğu, taklitçi ve ezberci olmayan bir sistem hayal ediyorum. Gençlerin yeteneklerine göre eğitildiği sistem var hayalimde. Zenginin iyi okullarda parayla tahsil görüp, fakirin ise sıradan bir okula bile giremediği sistemi reddediyorum. Resmi hizmet ve bürokrasi alanının yandaş kadrolaşması, tanıdıkları istihdam etmek, sadakat esasına göre paylaştırılmak gibi gerici bir uygulamaya kurban edilmediği, liyakat esasına göre atandığı görevi bilgi ve becerisiyle en iyi şekilde deruhte edecek kadrolara yer verilen bir düzen arzu ediyorum. İktidar gücünü mülakat adını verdikleri ucube bir yöntemle yandaş kayırmacılığına dönüştüren…

Devamı
Köşe Yazıları 

Sistem sadece tesettüre girdi Değişen hiç bir şey yok Siyaseti sorgulayalım

Arkadaşlar Türkiye’de siyaset ve siyasetçileri biraz incelediğimiz zaman aşağıdaki arıza soruların cevaplarını vicdanınızda bularak tavır koyalım. 1- Siyasi mevkiler ve siyasilerin tavassutu ile oturulan makamlar normal geçim standardının üstünde aşırı zenginleşmeye, şahsi çıkar elde etmeye alet ediliyor mu, edilmiyor mu? HİÇ DÜŞÜNDÜK MÜ? 2- İşbaşına gelen Milletvekili, Bakan, Cumhurbaşkanı, Belediye Başkanı, Müsteşar, Genel Müdür, Müdür, amir vs. vs. gibi siyasi kadrolara atanan kişilerin ve birinci derecede yakınlarının bu göreve gelmeden önceki hayat standardı, mal mülk birikimi ile bu göreve geldikten sonraki maddi durumları zaman içinde ne kadar değişmiştir veya değişmemiştir?…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ahlak

İslam düşünce sistemini, İslam diyalektiğini ve felsefesini incelediğimiz zaman şu gerçekle karşılaşıyoruz: Hz. Muhammed, ben İslam’ı tamamlamak üzere geldim veya dini ben tamamladım dememiş. Çünkü İslam, Kuran’ı Kerim’in son ayeti ile tamamlanmıştır. Ancak Hz. Peygamber ısrarla ben yüksek ahlakı tamamlamak üzere geldim, buyurmuştur. Çünkü insanlığın evrensel problemi ahlak ile ilgilidir. İnanan, inanmayan, iyi ve kötü herkes ahlak problemi nedeniyle toplumsal sıkıntılar yaşanmaktadır. Ahlak ne ile açıklanırsa onunla sınırlandırılmış ve basitleştirilmiş olur. Ne yazık ki, İslam coğrafyasında ahlak, kadın-erkek münasebeti, kılık-kıyafet veya meşru olmayan cinsellik ile sınırlandırılarak dar bir alana hapsedilmiştir.…

Devamı
Köşe Yazıları 

AKP’nin açık sınır politikası sayesinde ülkemize dolan Araplar

Bir dost şöyle ifade etmiş gördüğü manzarayı; “Dün Fatih’teydim. Suriçi’nde yürümek benim için tarihin içinde seyahattir. Tarihi kişiliklerle yoldaşlık, ecdadımla sohbet, ilk gençlik yıllarımı yâd etmek, okul dönemlerini hatırlamak, evliliğim, ilk çocuğum… Her sokağı, her köşe başı ya yaşanmış ya okunmuş ya duyulmuş hatıraların mekânıdır. . . . Dün Dülgerzade’den Zeyrek’e, Yavuzselim’den Balipaşa’ya yürüdüm… Fatih bambaşka bir yer olmuş. Rayihası değişmiş, yasemin ve öd ağacı kokuyor. Sokakta Türkçe konuşan kimse yok… Halep’in köylüsünden Lübnan’ın Dürzi’sine, Iraklısından Libyalısına, Tunuslusuna, Ürdünlüsüne kadar Arap’ın envai çeşidi oradaydı. Entarili, kifayetlisi de var, taytlısı, uzun…

Devamı
Köşe Yazıları 

Bize dair bir karalama

Ülkücü hareketin geldiği mevcut konumdan bakıldığında, tarihsel süreç içerisinde en önemli eksikliklerinden birisi de 1980 darbesinden sonra güçlü ve etkili teorisyenlere, ideologlara, fikir adamlarına, sanatçılara sahip olmayışıdır. Mirasyedi gibi hep geçmişin birikimleri ile avunduk. Birkaç istisna haricinde Ülkücü hareket fikir ve aksiyon adamı yetiştirememiştir. Bu acı gerçek ve önemli eksiklik, Ülkücüleri sloganlarla ve hamasetle hareket eden reaksiyoner kimliğe hapsetti. Öneride bulunan değil tenkit eden, çözüm üreten değil tepki gösteren yığınlaşma söz konusu olunca çelişkiler arttı. Ülkücü hareket önemli stratejistlere ya da siyaset adamlarına sahip olmuştur ancak bu birikimi kendi bünyesinde…

Devamı
Köşe Yazıları 

Üç ayrı insan tipi oluştu camiada

Gaye, fikir, vasıta ve metot unsurlarının net olarak belirlenmediği veya bir dönem net olarak belirlenen bu ilkelerin şimdilerde taraftar hükmünde olan yığınlarca algılanmadığını esas alarak, ayrışma ve beraberinde karşıtlar oluşturmak haline dönüşüm gerçeğini ele almak istiyorum. Meselemiz yükseliş veya siyasi başarı elde edip etmemek değil, sadece siyasi kalıplar içerisinde kalmak suretiyle terk ettiğimiz fikir ve gaye cephelerindeki köhnemişliğimizdir. Evet, asıl mesele köhneleşmek ve ruh cephesinde derinliği olmayan sığ bir hale gelmiş olmamızdır. Bence acilen gerekli olan; Ülkücü Dünya Görüşünü teorik anlamda iyi bilen öncü kadrolar, bu kadroların teoriyi pratiğe ve…

Devamı
Köşe Yazıları 

Üç ayrı derdim var

Mesele sadece ‘mensup oldum’ demekle bitmiyordu; Ülkücü Hareketin saflarına katılan her kişinin samimiyet, fedakârlık, bilgi, şuur, kardeşlik duygularına benzer bir sadakat ve sabırla da kendini donatmış olması gerekiyordu. Mesele sadece basit bir mensubiyet ve taraftarlık değildi. 1976’lı yıllarda seminerlere katılırdık/ seminerlere davet edilirdik. Türk milliyetçiliği ve Ülkücü Dünya Görüşü hakkında bilgiler edinirdik. Fikir ve bilinç düzeyimiz artsın diye kitaplar okutulurdu. Sohbetler tertip edilirdi. O dönemde mütecanis ve davranış bütünlüğü olan bir grup görüntümüz vardı. Fark ortaya koyabilmişti Türk milliyetçileri. Particilik değil, ortak paydalar ön planda idi. O seminerlerin birisinde bize…

Devamı
Köşe Yazıları 

İmam-ı Azam Ebu Hanife’yi anlamak

İmam-ı Azam Ebu Hanife hazretleri, sultanlık ve baskıcı bir yönetim tarzını benimseyen Emevileri tasvip etmeyerek, Emevi iktidarını meşru yönetim olarak görmüyordu. Onları ümmetin yönetimini gasp etmiş, siyasi ve bürokratik oyunlar ile ayakta duran zalim, bencil, muhteris ve cahil yöneticiler olarak nitelendiriyordu. Bu nedenle İmam-ı Azam Ebu Hanife, Emevi iktidarının kendisine teklif ettiği resmi görevleri şiddetle reddetmiştir. İslam’ı siyasallaştıran, siyasi amaç ve ikbal için dinin sosyal muhtevasını değiştiren Emeviler döneminde İmam-ı Azam uzun süre hapiste kalmış ve eziyet görmüştür. Ebu Hanife neden Emevi iktidarına biat etmedi? İşte bu sorunun cevabını İslam…

Devamı