Üç ayrı insan tipi oluştu camiada

Gaye, fikir, vasıta ve metot unsurlarının net olarak belirlenmediği veya bir dönem net olarak belirlenen bu ilkelerin şimdilerde taraftar hükmünde olan yığınlarca algılanmadığını esas alarak, ayrışma ve beraberinde karşıtlar oluşturmak haline dönüşüm gerçeğini ele almak istiyorum. Meselemiz yükseliş veya siyasi başarı elde edip etmemek değil, sadece siyasi kalıplar içerisinde kalmak suretiyle terk ettiğimiz fikir ve gaye cephelerindeki köhnemişliğimizdir. Evet, asıl mesele köhneleşmek ve ruh cephesinde derinliği olmayan sığ bir hale gelmiş olmamızdır. Bence acilen gerekli olan; Ülkücü Dünya Görüşünü teorik anlamda iyi bilen öncü kadrolar, bu kadroların teoriyi pratiğe ve…

Devamı

Üç ayrı derdim var

Mesele sadece ‘mensup oldum’ demekle bitmiyordu; Ülkücü Hareketin saflarına katılan her kişinin samimiyet, fedakârlık, bilgi, şuur, kardeşlik duygularına benzer bir sadakat ve sabırla da kendini donatmış olması gerekiyordu. Mesele sadece basit bir mensubiyet ve taraftarlık değildi. 1976’lı yıllarda seminerlere katılırdık/ seminerlere davet edilirdik. Türk milliyetçiliği ve Ülkücü Dünya Görüşü hakkında bilgiler edinirdik. Fikir ve bilinç düzeyimiz artsın diye kitaplar okutulurdu. Sohbetler tertip edilirdi. O dönemde mütecanis ve davranış bütünlüğü olan bir grup görüntümüz vardı. Fark ortaya koyabilmişti Türk milliyetçileri. Particilik değil, ortak paydalar ön planda idi. O seminerlerin birisinde bize…

Devamı

İmam-ı Azam Ebu Hanife’yi anlamak

İmam-ı Azam Ebu Hanife hazretleri, sultanlık ve baskıcı bir yönetim tarzını benimseyen Emevileri tasvip etmeyerek, Emevi iktidarını meşru yönetim olarak görmüyordu. Onları ümmetin yönetimini gasp etmiş, siyasi ve bürokratik oyunlar ile ayakta duran zalim, bencil, muhteris ve cahil yöneticiler olarak nitelendiriyordu. Bu nedenle İmam-ı Azam Ebu Hanife, Emevi iktidarının kendisine teklif ettiği resmi görevleri şiddetle reddetmiştir. İslam’ı siyasallaştıran, siyasi amaç ve ikbal için dinin sosyal muhtevasını değiştiren Emeviler döneminde İmam-ı Azam uzun süre hapiste kalmış ve eziyet görmüştür. Ebu Hanife neden Emevi iktidarına biat etmedi? İşte bu sorunun cevabını İslam…

Devamı

Neden AHDE VEFA -TURAN BİRLİĞİ ?

Neden AHDE VEFA -TURAN BİRLİĞİ isimli bir sivil toplum kuruluşu kurmak ve geliştirmek gayretindeyiz? Kalabalıklaşan şehir hayatının getirdiği yoğunluk esnasında farkında olmadan kalabalıklar içinde yalnızlaşan ve kendi kabuğuna çekilen fert ‘insan’ faktörünü yeniden milli, kültürel ve sosyal ilişkiler ortamına çekebilmektir ilk gayemiz. Çatışma ve öteleme kurgusu üzerine temellendirilen Türk siyasi geleneğine yeni bir boyut kazandırarak, insanımızın politik tercihlerinin üstünde milli bir ülkü, milli bir mefkûre etrafında herkesi mutabık hale getirmek amacıyla varlık ortaya koyarak, hem Türkiye de hem de Turan coğrafyasında ortak paydalarda yani asgari müştereklerde birleşen, şuurlu kitleler oluşturabilmektir…

Devamı

Kısa kısa 3 konu

Felsefî bakış açısına sahip bir arkadaşım mesaj yazarak sormuş. – Türkiye’de yaşayan milyonların gerçek öyküsünü nasıl ifade edersiniz? Böyle sormuş dostumuz. Biraz da kinaye yaparak… El cevap : – Cehalet, zaruret, adavet kıskacına hapsolmuş ; Hamaset rüzgârları ile savrulan, bağnazlık ve taassup çukurunda debelenen, kavram kargaşası neticesinde ruhunu kaybetmiş, yiyen, içen, çiftleşen et kemik torbaları. Böyle cevap yazdım. -Rüya ile amel eden, hurafeyi din zanneden ve sıradan insanları bir parti başkanı diye kutsayan milyonlar haksız mı yani diye sordu. Verecek cevabım yok dedim. Kapattım konuyu. — Gösteriş İsrafın şiddetle men…

Devamı

Fark edebilmek için feraset ve bilgi gerek

Ressam ile badanacı arasındaki farkı anlayabilmektir mesele. İkisi de boya ve fırça ile meşgul oluyor. Siyaset de öyle.. Kim ressam, kim politikacı? Boyadan çıkardığı sonuç nedir? Rastgele duvar boyamak mı, yoksa bir şaheser ortaya koymak mı? Fırçayı ne maksatla kullandığı önemlidir. Ressamın tasavvuru vardır. Badanacı sadece fırça sallar. Birbirine yakın mesafede durarak kuşlara yem atan iki kişi düşünün. Hangisinin kuşları beslemek için yem verdiğini, hangisinin kuşları avlamak için yem attığını anlayabilmek için bir şart gereklidir. Yakınlaşmak ve tanımak, izlemek ve gidişatı görmek. İşte asıl karar o zaman verilir. Kulaktan duyma şehir…

Devamı

Şahsi ikbal için koşanlar, kalite noksanlığı ve sorumluluk

Toplumları daha iyi şartlara ulaştırmak iddiasında olan her siyasi hareketin doğal olarak bir dünya görüşü de olmalıdır. Fikir-proje-kadro ve yönetim şeması bu dünya görüşünün güç aldığı kaynaklardır. Siyasi dünya görüşü, “toplumun davranışlarına yön veren politik, hukuki, örfi, gelenek, dini, moral, estetik ve eğitim ile ilgili düşünceler bütünüdür.” Yani siyasi, sosyal ve toplumsal meselelere çözüm sunan doktrin demektir. Kısaca dünya görüşü bu şekilde tarif edilebilir. Ancak her düşünce, her fikir ya da her ideoloji devlet yönetmeye talip siyasi hareketlerin dünya görüşü olamayacağına göre, fikirlerin dünya görüşü olabilmesi için iki temel unsura…

Devamı

Emevi iktidarını, özellikle Muaviye ve Yezid dönemini biraz araştırın…

Devlet imkânlarını ülkeyi refaha kavuşturmak ve sosyal adalet sağlamak için değil, daha çok saltanat sistemini korumak ve iktidar sahiplerinin geleceğini garanti altına almak esasına göre kullanan zihniyet siyasi Emevi zihniyetidir. Emevi iktidarında devlet himayesinde ve hatta kontrolünde olan bazı âlimler, yani bir kısım ulema, güç odakları ise daha çok iktidarın fiillerini meşrulaştırmak için oluşturulan bir sınıf olarak o dönemin acı gerçeklerindendir. Hak ve hakikate değil, muktedirlere hizmeti kurtuluş ‘doğru yol’ zanneden bir anlayışın bürokratik hâkimiyeti oluşmuştu. Karmaşa olmasın, gidişat bozulmasın vs. vs. diyerek fasık da olsa yöneticiye, ulul emre itaat…

Devamı

Ufuksuz Kasaba Politikacıları

“Bir kitap özeti” Ufuksuz Kasaba politikacısı, ülke gerçekleriyle yüzleşme yerine, sürekli olarak muarızlarıyla didişen, karşısında gördüğü herkese siyasi pusu kuran, açık ve kuralına uygun yarışma yerine çelme atan, bende olmayan başkasında da olmasın kıskançlığından beslenen partici demektir. Kasaba politikacısı ilke ve kurallara dayanmaz, anlık ihtiyaçlara göre vaziyet alır. Ayrıntı bilgisi özeniyle hayatın öz gerçeğine uygun davranışı önemsemez, yarı-doğruların ve ezberlerin saplantılarından nemalanır. Kasaba politikacısı bir geçiş kültürü sergiler; ondan türeyen algılar, beklentiler yargılar ve davranışlar kararlı ve kalıcı değildir, gelip geçici şahsi heveslere dayanır. Kasaba politikacısı, politika yaparken siyaset ile…

Devamı

Beynimdeki kıymıklar

1- İslam, iyi ve başarılı insan yetiştirmek projesidir. Din değişmediği halde insanların din ile ilgili anlayışları ve algısı değiştirilmiş ise ortaya çıkan kaosun sorumlusu din değil, insanlar ve ülkeleri yöneten siyasilerdir. İslam’ı sadece ibadetlerden ibaret sanan o yüce dinin sosyal muhtevasını göz ardı ederek, ayrıca siyasallaştırılmış bir din ortaya çıkaran sizlerin vebali büyüktür. Din sadece ritüel değil, iyi eğitilmiş bir vicdan meselesidir. Hepimiz biliyoruz ki İslam dininde Nas’lar dışında her konu yaşadığımız çağa göre düzenlenebilir. Bu konuda içtihat yolu açıktır. Zaten İslam akıl dinidir, ilim dinidir. İlme ters olan, akla…

Devamı

Lüzumuna binaen

Fransız düşünür Ernest Renan ‘Millet nedir?’ isimli kitabında Milliyetçiliği tarif ederken, milleti oluşturan insanları birbirine bağlayan bağların kan ve kafatası temeline dayalı milliyetçilik anlayışını ret etmiştir. Ernest Renan’a göre millet, kaş, göz, tip, kan ve dil gibi objektif unsurlardan değil mazi, amaç, ideal, istikbal gibi sübjektif manevi unsurlardan oluşur. Yani Renan antropolojik bir milliyetçilik yerine etnolojik unsurları ve birlikte yaşama arzusunu ihtiva eden kültür milliyetçiliğini öne sürmüştür. M. Kemal Atatürk’ü de etkileyen bu görüşlere, Atatürk’ün millet ve milliyetçilik tariflerinde de rastlayabilirsiniz. Ziya Gökalp de benzer tarifler yapmıştır. Alparslan Türkeş de,…

Devamı