Ateizm-XXII

Kilise ve Skolastik Felsefe Augustinus Tanrı’nın varlığını çeşitli şekillerde kanıtlamaya çalışır. Etienne Gilson bu konuda şunları söyler: “Tanrı’nın varlığı, insan zihnindeki hakikatin varlığının akla gelen yeğâne sebebidir. Onun tanrısı insan aklının üzerine doğan ve dolayısıyla onun bilmesini sağlayanbir güneştir. Bu tanrı, insanı kendi içinde eğiten içerideki öğretmendir. O’nun ezeli ve değişmez ideleri, etkileriyle zihnimizi ilahi hakikate bağlayan mutlak kuralardır. St. Augustinus’un öne sürdüğü deliller, kanıtlamalar olarak oldukça etkilidir. Hakikatin ilahiliği ve insanüstü olduğu kabul edilince, insanın onu bildiği gerçeği, Tanrı’nın varlığının eksiksiz bir delili olur.” (A.g.e., s. 45). Augustunus’un “Tanrı…

Devamı

Ateizm-XXI

Augustinus’ta Şüpheden Kurtuluş, Tanrı ve Zaman (Devam) Augustinus’un septikleri eleştirmesi konusunda dayandığı bir diğer temel de şudur: Kendisinden şüphe edilemeyen bir takım açık-seçik bilgiler vardır. Mesela mantık ilkeleri, matematiğin ana kuralları kesin ve açık-seçik geçerli olan ilkeler ve kurallardır. Ayrıca, her ne kadar dış evrenin varlığından “gerçek mi, yoksa yalnızca bir görünüş mü, veyahut bir rüya mıdır?” diye şüphe etsek bile kendimizin varlığından şüphe etmeyiz ve bu konuda kesin bir inanca sahibizdir. Keza “düşünebilmem” bana var olduğumu, dolayısıyla ruhumun var olduğunu kanıtlar. Bu hususta bir bilince sahip olmam benim için…

Devamı

Ateizm XX

Kilise Babaları ve Tanrı Sorunu Bu dönemde fikirleriyle temayüz etmiş iki isimden bahsedeceğiz. 3. ve 5. asırlarda yaşamış bu isimlerden birisi Origenes (Örijen okunur) (185-254), bir diğeri de meşhur St. Augustinus (Aziz Ogustinus)’dur. Origenes’in, daha önce Yeni Eflatunculuğu anlatırken adı geçmişti. Mısır İskenderiye’de Clemens’in okulunda görev almış ve Ammenios Saccas’ın öğrencisi olan önemli bir düşünürdür. Kilise ile her ne kadar arası açılsa da tanrı anlayışı konusunda farklı gnostik düşünceye sahiptir. Bunun sebebi, Yeni Eflatunculuk ile Hıristiyanlık arasında kararsız kalışıdır. Yeni Eflatuncular ile Hıristiyanlık arasında ilk fark tanrı anlayışıdır. Yeni eflatunculukta…

Devamı

Ateizm-XIX

Hıristiyanlık, Tanrı İnancı ve Gnostisizm Yahudilik, belli bir cemaat anlayışıyla dar bir alan içinde kalmayı yeğleyen bir dindir ki, bu sebepten dolayı misyonerlik yapmaya, dinine yeni üyeler, yeni müminler kazandırmaya girişmemiştir. Hâlbuki Hıristiyanlık “misyonerlik” yapan bir dindir ve inananların bir başka dine geçmesine asla izin vermez. Bu yasak sebebiyledir ki, Roma imparatorlarına tapmalarının yasak oluşu Roma devleti ile aralarının bozulmasına da sebep olmuştur. Paulus Mektupları’nda, insanın arınması gerektiğini, bunun için de İsa’nın yolundan yürümesi gerektiğini, önce ölüp sonra dirilen tanrıya inanması gerektiğini söyler. Paulus, mektuplarında ayrıcı insanın kendi başına günahkâr…

Devamı

Ateizm-XVIII

Ortaçağ Hıristiyan Felsefesi ve Tanrı Aslında Hıristiyan felsefesi başlı başına bir felsefe değildir. Temelde o, Hz. İsa’nın vahiy kanalıyla insanları kurtuluşa götüren bir dini öğretiydi. Hıristiyan felsefesi ise, zamanla Antik Grek felsefesi ile Yahudi-Hıristiyan dini vahyinin kesişme noktasından doğmuştur. Antik Grek felsefesi, dünyayı rasyonel bir biçimde açıklamanın tekniğini verirken, Yahudi-Hıristiyan vahyi ise, sayısız felsefi kavramları dini inançlar dünyasına taşıyordu. Bilindiği üzere Antikçağ’ın son döneminde Hıristiyanlık yeni bir din olarak ortaya çıktı. M.Ö. I. Asırda Helenistik dinler Roma’da tutunmaya ve örgütlerini kurmaya başlamışlardı. Helenistik dinler, daha ziyade paganist dinlerdi. Ancak Doğu’dan…

Devamı

Ateizm-XVII

Yahudi felsefesi ve tanrı Buraya kadar, Antik felsefenin ve Helenistik düşüncenin temsilcilerinin Tanrı veya tanrılar hakkındaki düşüncelerini ele aldık. Ancak bu düşüncelerin yanı sıra büyük dinler açısından tevhit inancı da devam ede gelmiştir. Antik çağ filozofları, her ne kadar felsefenin sorduğu, anlaşılabilir bir dünyada nasıl bir tanrıya yer vermek gerektiği hakkındaki sorulara Yahudiler, yine felsefenin sorduğu sorunun cevabını elde edecek Tanrı’yı bulmuşlardı.  Bu tanrı ise, ne şairlerin ve edebiyatçıların hayal dünyasının ortaya attığı bir tanrıdır, ne de filozofların kendi metafizik problemlerinin nihai çözümü için gereken keşfettikleri bir tanrıdır. Bu tamamen…

Devamı

Ateizm-XVI

Plotinus ve Tanrı (Devam) Plotinus’a göre, güneş nasıl her türlü ışığın kaynağı ise, Tanrı da var olan her şeyin kaynağıdır. Yalnız burada dikkat edilmesi gereken bir husus vardır o da: Plotinus’un tanrısı, Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam gibi Monoteist dinlerin kabul ettiği, evreni iradesiyle yaratan bir tanrı değildir. Ayrıca Eflatun ve Aristo’nun anladığı anlamda, var olan malzemeye şekil veren bir varlık da değildir. Plotinus’da Tanrı, her şeyin kendinden çıktığı bir ‘kaynak’tır. “Allah, her türlü varlığın kaynağı olduğu için, bir şeyin var olması Allah ile mümkündür. Bu sebeple ‘Allah vardır’ diyemeyiz, çünkü…

Devamı

Ateizm-XV

Helenistik çağda din felsefesi Helenistik çağda din felsefesi ‘Yeni Eflatunculuk’ (Néo Platonisme) olarak ortaya çıkmıştır. Bu devreyi hazırlayan ünlü İskenderiyeli Filon (Philon d’Alexandre)’dur. Filon (M.Ö. 25-M.S. 50), İskenderiyeli olup Yahudi asıllı bir filozoftur. Yunan akılcılığı ile Yahudi-Hıristiyan inancını birleştirmeye çalışmıştır. Hz. İsa’nın çağdaşıdır. Eflatun’un felsefesi ışığında Tevrat’ı yorumlamıştır. Grekçe yazdığı bu Tevrat Tefsiri, Prof. Roger Arnaldez’in başkanlığında bir heyet tarafından 36 cilt halinde Fransızcaya tercüme edilmiştir. Eflatun’un idelerini Tanrı’nın düşünceleri olarak yorumlamıştır. Filon, düşünce tarihine vahye dayalı bir iman ile felsefe arasında köprü kuran ilk düşünür olarak da geçmiştir. Filon,…

Devamı

Ateizm XIV

Epikür (devam) Epikür bilgi teorisinde sansüalisttir yani duyumcudur. Doğru bilgi ancak duyularla elde edilebilir. Akıl doğru bilgi ile yanlış bilgiyi ayırt edebilir. Kader konusun da da Demokritos ve Leukippos tan farklı olarak, atomların sürekli farklı yönlerde hareket ettiğini söyleyerek kaderi şöyle izah eder: Bazı olaylar tanrının belirlediği değişmez yazgıyla, bazıları kontrol dışı gerçekleşen rastlantılarla, bazıları da bizim irademizle gerçekleşir.” Epikür, Demokritos’un atomcu görüşünden etkilendiği için, canlı cansız bütün evrenin bölünmez ve parçalanmaz atomlardan meydana geldiğini savunur. Doğadaki her şey atomların mekân içindeki hareketlerinden meydana gelir. Ona göre insan ruhu da…

Devamı

Ateizm XIII

Büyük Stoalılarda ve Epikür’de Tanrı problemi Büyük Stoalılar’ın eserlerinin yaklaşık her bölümünde tanrı adıyla karşılaşılır. “Çünkü her şeyin meydana getirdiği bir tek evren ve her şey de var olan bir tek Tanrı, bir tek cevher, bir tek kanun, bütün akıllı varlıklarda ortak olan bir tek Akıl ve bir tek Hakikat vardır.” Kendimizi dünyada bulduğumuz için dünyayı sevmemiz, izlenmesi gereken en akıllıca yoldur. O’nun kanunlarının zorunluluğuna istesek de istemesek de boyun eğmek zorundayız. (E. Gilson, a.g.e., s.32-33).  Yine ünlü Stoacılardan olan Çiçero (M.Ö. 106-43) ahlaki düşünceleriyle meşhur olmuş bir hukuk, siyaset…

Devamı

Ateizm XII

Helenistik Çağda Tanrı düşüncesi Helenistik Çağ, İlkçağ felsefesinin veya Antik felsefenin son dönemidir. Klasik batı düşüncesi ile doğu düşüncesinin, düşünce ve inançlarından meydana gelen felsefeye ‘Hellénisme’ (okunuşu=Helenizm), yani Yunan felsefesi denir. Çünkü Yunanlılar, ‘Helen’dir. Aristo’nun öğrencisi Büyük İskender zamanında doğuya ve batıya kayarak alınan düşüncelerden helenizm oluşturmuştur. Bu felsefenin ilk belirtisi başta Roma imparatorluğunun kuruluşu ve Rodos, Bergama, İskenderiye, Tarsus gibi yerlerin bilim merkezi haline getirilmesidir. Özellikle İskenderiye Kütüphanesi çok meşhur bir kütüphanedir. Helenistik dönemde nazari/teorik prensiplere ilgi oldukça azalmış, daha çok doğa bilimlerine yönelmeler olmuştur. Matematik ve filolojik çalışmalara…

Devamı