Köşe Yazıları 

Ateizm-VII

Antikçağ (Devam) Bilindiği üzere Antikçağ’da Tanrı anlayışı/anlayışları, din, ahlak ve buna bağlı değerler ekseninde sorgulanmaya başlandı. Mesela, Ksenofanes (M.Ö. 570-475)’i ele alalım. Homeros ve Hesiodos’un politeist tanrı anlayışlarını eleştirirken: “Tanrılar ve insanlar arasında en ulu ve tek bir Tanrı vardı… O, insanlara benzemez..Eğer öküzlerin, atların ve aslanların elleri olup da resim yapabilselerdi, kendilerine benzer tanrı tasvirleri çizerlerdi.. Habeşliler kendi tanrılarını basık burunlu ve siyah, Thrakialılar da gök gözlü ve kızıl saçlı olduğunu zanneder” (K. Walther, Antik Felsefe, s. 40-41, İst., 1976). Keza, düşünce tarihinde, hayatını aklıyla idare eden, aşırı istek…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ateizm-VI

Antik dönemde ateizm Antik dönemde ateizm, tam ve belirgin bir tanrının değil, daha ziyade bir çeşit inançsızlık veya bir toplumun inancına toptan karşı çıkmak şeklindedir. Daha sonraki dönemlerde gözüken monoteist dinlerde gözüken ve sistemli bir öğreti halinde olan Tanrı kavramı, Antik dönemde tam anlamıyla yoktur. O zamanda din adına yapılması gereken şeyler günlük bir takım dini merasimlere iştirakti. Toplum daha ziyade pagan olduğu için putlara saygı ve adaklar kişilerin yaşam şekillerinin bir parçasıydılar. İnançlar zaten Homeros ve Hesiodos’un topladığı mitosların içinde vardı. Felsefe bir zamanlar beslendiği mitostan sıyrılıp logos’a doğru…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ateizm-V

Ateizmin tarihi Bu yazımızda Ateizmin tarihinden bahsetmek istiyoruz. Her inancın veya inançsızlığın, her düşüncenin, her bilimin ve bilginin bir tarihi vardır, bir tarihi gelişimi vardır. Tabiri caizse cehaletin bile bir tarihi vardır ve diğerlerinin tarihi gibi bu tarih de devam etmektedir. Konuya başlamadan önce, belirtmemiz gereken bir hususu değinmeden geçemeyeceğim. Biz eğer ateizmi Tanrı’nın reddi, onun, sonu redde varan bir eleştirisi olarak ele alırsak o zaman bunun paralelinde tarih boyunca Tanrı inançlarını da ele almamız gerekir. Çünkü tarih boyunca Tanrı tasavvurları farklıdır. Her medeniyet, her düşünce sistemi, her toplum vb.…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ateizm-IV

Salt bir ateizm mümkün mü? (Devam) Geçen yazımızda sorduğumuz sorunun cevabını bu yazımızda da aramaya devam edeceğiz. Antikçağ felsefesini Thales (M.Ö. 624-546)’le başlatmalarının sebebi, ilk yazılı belgelerin Thales’ten itibaren kayıtlarda yer almasıdır. Yoksa düşünce tarihi neredeyse insanlık tarihi kadar eski bir maziye sahiptir. Bugün elimizde Doğuda ve Orta Asya’daki felsefi düşüncelerin eskiliği konusunda yeterli çalışmalar yoktur. Bilindiği gibi Thales, Milet’lidir. Milet ise, şimdiki Aydın ilimizin Söke ilçesinin Akkoy mevkiinin 5 km. kadar Kuzeyinde bulunan Balat Köyü yakınlarındaki bir harabedir. Thales’le beraber meşhur yedi Bilge vardır. Bunlar hakkında tam bir bilgiye…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ateizm-III

Salt Bir Ateizm Mümkün mü? Ateizm üzerine araştırma yapan birçok yazar bu soruya olumsuz bir yanıt vereceklerdir. Yani salt bir ateizm mümkün değildir. Genetik Psikiyatri’nin önemli temsilcilerinden, Analitik Psikolojinin kurucusu İsviçreli psikiyatr Carl Gustav Jung (1875-1961) : “Her çocuk, anasından Allah fikri sembolize edilmiş bir arketiple doğar” derken, insanın mayasında Tanrı fikrinin mündemiç olduğunu, dünyaya geldiği andan itibaren, onun arayışı içinde bulunduğunu, gördüğü ve hayran kaldığı nesnelere o gözle yaklaştığını, hak veya batıl bir Tanrı inancına sahip olduğunu yazar. Fransız düşünürlerinden Boiѐre: “Her insanın kalbinde inanç tohumları olduğu kadar, ateist…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ateizm-II

Ateist Kimdir Kimlere Denir? Ateizm felsefi bir temele dayanmadığı ve bir doktrin de olmadığı için onu tanımlamak cidden güçtür. Dolayısıyla ateist için de aynı şey söylenebilir. Dayandığı, rasyonel ve mantıkî bir temel olmadığı için, tam tanımlamak zordur. Nitekim Voltair’in dediği gibi, “yanlış akıl yürütmelerle sapıtmış, inatçı bilginler ateisttirler.” Kişi kendi çarpık yargılarının bir nevi kurbanıdır. İleriki yazılarımızda ‘Ateizmin Tarihi’ bölümünde daha iyi göreceğimiz gibi, düşünce ve dinler tarihine baktığımız zaman, kimin kime ateist dediği tam olarak anlaşılamaz. Antikçağda, ateist olarak vasıflandırılan pek çok filozofun aslında dini inançları vardı. Eski paganist…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ateizm – I

Nedir – Ne değildir Bu yazımızdan itibaren, düşünce tarihi bakımından çok tartışılmış ve hâlâ tartışılmakta olan oldukça önemli bir konuyu ele alacağız: Ateizm. Bu kavramın dilimizde tam bir karşılığı yoktur. Bunun için bize geldiği şekliyle telaffuz ediyoruz. ‘Ateizm’, ‘ateist’ gibi. Hatta Türkçe de çoğul yapıyoruz: ‘ateistler’. Her ne kadar bazıları kullansa ve kullanmaya devam etseler bile, ateizmi İslamî literatürden tanıdığımız bazı kavramlarla da karşılayamayız. Sözgelimi, ‘ilhâd’. Bu kavram bizim klasik dini metinlerimizde geçer. ‘Dinden çıkan’, ‘başka bir dine giren’ anlamındadır. Nitekim ‘mülhid’ de buradan gelir, ‘din değiştiren’ demektir. Bugün Araplar…

Devamı
Köşe Yazıları 

Orta Avrupa Seyahati ve Türk İzleri – X

Çek Cumhuriyeti sınırlarından çıkıp Almanya sınırına girdiğimizde doğruca Aşağı Saksonya/Sachen’in başkenti olan Dresden’e vardık. Dresden, 13. yüzyılda Elbe Nehri üzerinde kurulmuş, Almanya’nın doğusunda önemli bir şehirdir. Şehir gerçekten sanat, kültür ve diğer zenginlikler açısından Almanya’nın en önemli yerleşim merkezlerinden birdir. Onun için sahip olduğu hazinelerden dolayı bu şehre “Elbe’nin Floransası” da derler. II. Dünya Savaşı’nda en fazla bombalanan şehirlerdendir. İngiliz ve ABD uçaklarıyla atılan bombalardan dolayı ölen insan sayısı 135 binden fazladır. Bu rakam, Japonya’ya atılan atom bombalarıyla ölen insan sayısından oldukça fazladır. Hâlihazırda şehir kendini yenilemiştir ve nüfusu 500…

Devamı
Köşe Yazıları 

Orta Avrupa seyahati ve Türk izleri – IX

Çek sınırına girdikten sonra, ilk ziyaret yerlerinin başında hemen bir Avusturya sınır şehri olan Cesky Krumlov’a doğru ilerliyoruz. Bugün Çek Cumhuriyeti denen yer, birkaç yıl öncesine kadar Çekoslovakya idi. Çek ve Slovakya olarak iki ayrı devlete ayrıldılar. Biz şimdi ‘Çek’ denen topraklardayız. Demek ki etnik toplulukların bir araya gelerek kendi adlarının devletin isminde yer alması istemesinin sonucu bölünmeye götürüyor. Hatta daha da bölünebiliyor. Yugoslavya örneğinde olduğu gibi. İşte günümüzde birilerinin Türk devleti adındaki Türk kelimesinden rahatsız oluşları ve başka etnik grupların adını da devlet adında yer almasını istemeleri bölünme ve…

Devamı
Call Now Button