Köşe Yazıları 

Ateizm XI

Aristoteles (Devam) Şunu açıkça ifade edebiliriz ki, Aristo düşüncesinin en etkin yönlerinden biri, geçen yazımızda da bahsettiğimiz gibi, Tanrıbilim/teoloji hakkında ortaya koyduğu fikirlerdir. Bilindiği gibi o, çok tanrılı yani paganist bir devrin insanıdır. Çağdaşları gibi o, çok tanrıcı bir devrin etkisinde olsa bile onlara karşı çıkmış ve tek tanrı fikrini benimsemiştir. O, tanrı inancının kaynağını doğada ararken, keskin zekâsı, varlığın sırrının tek bir Varlık’a ve tek bir hakikate dayandığını keşfeder. Mantığın babası olan Aristo’ya göre Tanrı ölmezdir ve Bir’dir. Her şeyi kuşatandır, her şeyin sebebidir. Her şeyi hareket ettiren Bir’dir…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ateizm-X

Antikçağ (devam) Aristoteles ve Tanrı Aristo, düşünce tarihinde en az hocası kadar meşhurdur, hatta mantık ve bilim denildiğinde hatırlanan ilk isim Aristoteles’tir. Buna kısaca Aristo da denir (M. Ö. 384-322). Selanik yakınlarındaki, Ege Denizi’nin kuzeyinde yer alan bir sahil yerleşim yeri olan Stagera’da doğdu. Babası Nicomaikos, Makedonya kralı ve Büyük İskender’in dedesi olan Amyntus’un hekimidir. Onun için gençliğinde daha ziyade tıpla uğraşmıştır. 17 yaşında Atina’ya gelmiş Platon’un Akademia’sına kayıt olmuştur. Zekâsının keskinliğinden dolayı ona Platon ‘Nous’ (Akıl/üst akıl) adını takmıştır. Kral II. Philippe, oğlu İskender’e iyi bir hoca aramış ve…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ateizm IX

Antikçağ (devam) Platon ve Tanrı Antikçağ’ın en renkli siması olan ve meşhur Büyük İskender’e: “Gölge etme başka ihsan istemem” diyen Sokrates’in öğrencilerinden olan Sinop doğumlu Diogenes (M. Ö. 412-323) de tanrı tartışmalarına katılmış biridir. Nitekim çağdaşlarından Lysis bir gün Diogenes’e: tanrılara inanıp inanmadığını sormuş, o da: “Nasıl inanmam ki, karşımda tanrıların en büyük düşmanı olan sen varsın” diye cevap vermiştir. Diogenes, Sokrates’in öğrencilerinden sayılsa da asıl Platon’un öğrencisidir. Ekol olarak da farklıdırlar. Sokrat’ın vefatı üzerine oluşan ekollerden Kinikler (İslam dünyasındaki adıyla=keybiyyûn)’e mensuptur. Gerek kinik ve gerekse kelbiyyûn, köpek gibi yaşantısı…

Devamı
Köşe Yazıları 

ATEİZM VIII

Antikçağ (Devam) Atomist düşüncenin ilk temsilcisi olan ve Sokrat öncesi filozoflardan Empedokles, (M.Ö.495-435) düşünce tarihinde ilk defa unsurları birleştiren ve ayıran prensipler koymuştu. Bunlardan birleştiren aşk, ayıran da nefretti. Nefretin ayırdığı cisimlerin en küçük yapı taşına ‘morion’ adını vermişti. Daha sonra felsefeciler buna atom diyeceklerdir. Atomik felsefenin ilk habercisi Empedokles’tir. O, yunan asıllı olup, Sicilya (Agrigente) de doğmuştur. Ruhların kalıp değiştirmesi görüşünü yani tenasühe inanırdı. Hatta kendisinin bitki, balık, kız, kuş olarak defalarca dünyaya geldiğini iddia eder. Kendini bazen peygamber bazen de ilah olarak tanıtır. Hayatının sonu oldukça trajiktir. Etna…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ateizm-VII

Antikçağ (Devam) Bilindiği üzere Antikçağ’da Tanrı anlayışı/anlayışları, din, ahlak ve buna bağlı değerler ekseninde sorgulanmaya başlandı. Mesela, Ksenofanes (M.Ö. 570-475)’i ele alalım. Homeros ve Hesiodos’un politeist tanrı anlayışlarını eleştirirken: “Tanrılar ve insanlar arasında en ulu ve tek bir Tanrı vardı… O, insanlara benzemez..Eğer öküzlerin, atların ve aslanların elleri olup da resim yapabilselerdi, kendilerine benzer tanrı tasvirleri çizerlerdi.. Habeşliler kendi tanrılarını basık burunlu ve siyah, Thrakialılar da gök gözlü ve kızıl saçlı olduğunu zanneder” (K. Walther, Antik Felsefe, s. 40-41, İst., 1976). Keza, düşünce tarihinde, hayatını aklıyla idare eden, aşırı istek…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ateizm-VI

Antik dönemde ateizm Antik dönemde ateizm, tam ve belirgin bir tanrının değil, daha ziyade bir çeşit inançsızlık veya bir toplumun inancına toptan karşı çıkmak şeklindedir. Daha sonraki dönemlerde gözüken monoteist dinlerde gözüken ve sistemli bir öğreti halinde olan Tanrı kavramı, Antik dönemde tam anlamıyla yoktur. O zamanda din adına yapılması gereken şeyler günlük bir takım dini merasimlere iştirakti. Toplum daha ziyade pagan olduğu için putlara saygı ve adaklar kişilerin yaşam şekillerinin bir parçasıydılar. İnançlar zaten Homeros ve Hesiodos’un topladığı mitosların içinde vardı. Felsefe bir zamanlar beslendiği mitostan sıyrılıp logos’a doğru…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ateizm-V

Ateizmin tarihi Bu yazımızda Ateizmin tarihinden bahsetmek istiyoruz. Her inancın veya inançsızlığın, her düşüncenin, her bilimin ve bilginin bir tarihi vardır, bir tarihi gelişimi vardır. Tabiri caizse cehaletin bile bir tarihi vardır ve diğerlerinin tarihi gibi bu tarih de devam etmektedir. Konuya başlamadan önce, belirtmemiz gereken bir hususu değinmeden geçemeyeceğim. Biz eğer ateizmi Tanrı’nın reddi, onun, sonu redde varan bir eleştirisi olarak ele alırsak o zaman bunun paralelinde tarih boyunca Tanrı inançlarını da ele almamız gerekir. Çünkü tarih boyunca Tanrı tasavvurları farklıdır. Her medeniyet, her düşünce sistemi, her toplum vb.…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ateizm-IV

Salt bir ateizm mümkün mü? (Devam) Geçen yazımızda sorduğumuz sorunun cevabını bu yazımızda da aramaya devam edeceğiz. Antikçağ felsefesini Thales (M.Ö. 624-546)’le başlatmalarının sebebi, ilk yazılı belgelerin Thales’ten itibaren kayıtlarda yer almasıdır. Yoksa düşünce tarihi neredeyse insanlık tarihi kadar eski bir maziye sahiptir. Bugün elimizde Doğuda ve Orta Asya’daki felsefi düşüncelerin eskiliği konusunda yeterli çalışmalar yoktur. Bilindiği gibi Thales, Milet’lidir. Milet ise, şimdiki Aydın ilimizin Söke ilçesinin Akkoy mevkiinin 5 km. kadar Kuzeyinde bulunan Balat Köyü yakınlarındaki bir harabedir. Thales’le beraber meşhur yedi Bilge vardır. Bunlar hakkında tam bir bilgiye…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ateizm-III

Salt Bir Ateizm Mümkün mü? Ateizm üzerine araştırma yapan birçok yazar bu soruya olumsuz bir yanıt vereceklerdir. Yani salt bir ateizm mümkün değildir. Genetik Psikiyatri’nin önemli temsilcilerinden, Analitik Psikolojinin kurucusu İsviçreli psikiyatr Carl Gustav Jung (1875-1961) : “Her çocuk, anasından Allah fikri sembolize edilmiş bir arketiple doğar” derken, insanın mayasında Tanrı fikrinin mündemiç olduğunu, dünyaya geldiği andan itibaren, onun arayışı içinde bulunduğunu, gördüğü ve hayran kaldığı nesnelere o gözle yaklaştığını, hak veya batıl bir Tanrı inancına sahip olduğunu yazar. Fransız düşünürlerinden Boiѐre: “Her insanın kalbinde inanç tohumları olduğu kadar, ateist…

Devamı
Call Now Button