Köşe Yazıları 

Ateizm-III

Salt Bir Ateizm Mümkün mü? Ateizm üzerine araştırma yapan birçok yazar bu soruya olumsuz bir yanıt vereceklerdir. Yani salt bir ateizm mümkün değildir. Genetik Psikiyatri’nin önemli temsilcilerinden, Analitik Psikolojinin kurucusu İsviçreli psikiyatr Carl Gustav Jung (1875-1961) : “Her çocuk, anasından Allah fikri sembolize edilmiş bir arketiple doğar” derken, insanın mayasında Tanrı fikrinin mündemiç olduğunu, dünyaya geldiği andan itibaren, onun arayışı içinde bulunduğunu, gördüğü ve hayran kaldığı nesnelere o gözle yaklaştığını, hak veya batıl bir Tanrı inancına sahip olduğunu yazar. Fransız düşünürlerinden Boiѐre: “Her insanın kalbinde inanç tohumları olduğu kadar, ateist…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ateizm-II

Ateist Kimdir Kimlere Denir? Ateizm felsefi bir temele dayanmadığı ve bir doktrin de olmadığı için onu tanımlamak cidden güçtür. Dolayısıyla ateist için de aynı şey söylenebilir. Dayandığı, rasyonel ve mantıkî bir temel olmadığı için, tam tanımlamak zordur. Nitekim Voltair’in dediği gibi, “yanlış akıl yürütmelerle sapıtmış, inatçı bilginler ateisttirler.” Kişi kendi çarpık yargılarının bir nevi kurbanıdır. İleriki yazılarımızda ‘Ateizmin Tarihi’ bölümünde daha iyi göreceğimiz gibi, düşünce ve dinler tarihine baktığımız zaman, kimin kime ateist dediği tam olarak anlaşılamaz. Antikçağda, ateist olarak vasıflandırılan pek çok filozofun aslında dini inançları vardı. Eski paganist…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ateizm – I

Nedir – Ne değildir Bu yazımızdan itibaren, düşünce tarihi bakımından çok tartışılmış ve hâlâ tartışılmakta olan oldukça önemli bir konuyu ele alacağız: Ateizm. Bu kavramın dilimizde tam bir karşılığı yoktur. Bunun için bize geldiği şekliyle telaffuz ediyoruz. ‘Ateizm’, ‘ateist’ gibi. Hatta Türkçe de çoğul yapıyoruz: ‘ateistler’. Her ne kadar bazıları kullansa ve kullanmaya devam etseler bile, ateizmi İslamî literatürden tanıdığımız bazı kavramlarla da karşılayamayız. Sözgelimi, ‘ilhâd’. Bu kavram bizim klasik dini metinlerimizde geçer. ‘Dinden çıkan’, ‘başka bir dine giren’ anlamındadır. Nitekim ‘mülhid’ de buradan gelir, ‘din değiştiren’ demektir. Bugün Araplar…

Devamı
Köşe Yazıları 

Orta Avrupa Seyahati ve Türk İzleri – X

Çek Cumhuriyeti sınırlarından çıkıp Almanya sınırına girdiğimizde doğruca Aşağı Saksonya/Sachen’in başkenti olan Dresden’e vardık. Dresden, 13. yüzyılda Elbe Nehri üzerinde kurulmuş, Almanya’nın doğusunda önemli bir şehirdir. Şehir gerçekten sanat, kültür ve diğer zenginlikler açısından Almanya’nın en önemli yerleşim merkezlerinden birdir. Onun için sahip olduğu hazinelerden dolayı bu şehre “Elbe’nin Floransası” da derler. II. Dünya Savaşı’nda en fazla bombalanan şehirlerdendir. İngiliz ve ABD uçaklarıyla atılan bombalardan dolayı ölen insan sayısı 135 binden fazladır. Bu rakam, Japonya’ya atılan atom bombalarıyla ölen insan sayısından oldukça fazladır. Hâlihazırda şehir kendini yenilemiştir ve nüfusu 500…

Devamı
Köşe Yazıları 

Orta Avrupa seyahati ve Türk izleri – IX

Çek sınırına girdikten sonra, ilk ziyaret yerlerinin başında hemen bir Avusturya sınır şehri olan Cesky Krumlov’a doğru ilerliyoruz. Bugün Çek Cumhuriyeti denen yer, birkaç yıl öncesine kadar Çekoslovakya idi. Çek ve Slovakya olarak iki ayrı devlete ayrıldılar. Biz şimdi ‘Çek’ denen topraklardayız. Demek ki etnik toplulukların bir araya gelerek kendi adlarının devletin isminde yer alması istemesinin sonucu bölünmeye götürüyor. Hatta daha da bölünebiliyor. Yugoslavya örneğinde olduğu gibi. İşte günümüzde birilerinin Türk devleti adındaki Türk kelimesinden rahatsız oluşları ve başka etnik grupların adını da devlet adında yer almasını istemeleri bölünme ve…

Devamı
Köşe Yazıları 

Orta Avrupa seyahati ve Türk izleri – VIII

Bu yazımızda da Viyana’da gördüklerimize devam edeceğiz. Askeri Müzedeki Türklerle ilgili köşelerin yanı sıra şehir içindeki heykeller ve izler görenlere adeta ‘Türkler bizim tarihi düşmanımızdır’ imajı verilmek isteniyor. Hatta Avusturya’daki ilkokul kitaplarında çocukların ilk öğrendiği konuların başında ‘Türkler ’in Viyana Kuşatması’ geliyor. Viyanalılar Belgrat’ın fethinden beri, Türklerin ne zaman kendilerine gelerek kuşatacaklarını sayıklar olmuşlardır. Nitekim Papa III. Calixtus’un emriyle 1456 tarihli Belgrat kuşatmasından beri başta Viyana olmak üzere Avrupa’nın her yerinde Türkler adına muayyen zamanlarda çan çalınmakta ve onların gazabından emin olmak için dualar ve ayinler yapılmaktaydı. Avusturya’nın Türk düşmanlığını…

Devamı
Köşe Yazıları 

Orta Avrupa seyahati ve Türk izleri-VII

  Müzeden sonra Viyana şehir turuna Türkenschanzpark ‘Türk Park’ından başladık. Türk Parkı denmesinin sebebi ise, II. Viyana kuşatması esnasında Osmanlı tabyasının bulunduğu bölge olmasındanmış. Daha sonra burayı, 1888’de İmparator Franz Joseph’in emriyle güzel ve büyük bir park haline getirilmiştir ve adını da ‘Türk Park’ı koymuşlar. Park oldukça yeşil ağaçlar, göletler, çimenler, oturma yerleri, gezinti yolları ve aralara serpiştirilmiş mermer heykeller bakımından oldukça güzel ve bakımlı görünüyor. Bu parkta bizim için önemli olan iki eser vardı: Birincisi, 1991 yılında Namık Kemal Zeybek’in Kültür Bakanlığı zamanında Türk devleti tarafından yaptırılmış olan ve…

Devamı
Köşe Yazıları 

Orta Avrupa seyahati ve Türk izleri – VI

Macaristan Turan Kurultayı’ndan sonra geceyi Budapeşte’de geçirdik ve ertesi gün de geçen sayıda bahsettiğimiz şehir içi gezimizi yaptık. Budapeşte’de bir gün daha kaldıktan sonra Avusturya sınırına doğru hareket ettik. Sınırdan geçtikten sonra hemen Viyana’ya doğru yola koyulduk. Rehberimiz bizi o gün Arsenal Askeri Müzesi’ne ve Türk Parkı’na götüreceğini söyledi. Kapanmadan önce Müzeyi gezmemiz gerekiyordu. Biz de buna bağlı olarak bu yazımızda Müze ziyaretini öne aldık. Avusturya ve Çek Cumhuriyeti’ndeki rehberimiz çok iyi bir rehberdi. Arsenal askeri müzesi dünyanın en zengin müzelerinden biridir. İçinde nadir pek çok eser vardır. Bahçesinde ilkin…

Devamı
Köşe Yazıları 

Orta Avrupa seyahati ve Türk izleri-V

Macaristan’a geliş amacımız aslında Turan Kurultayı’na katılmaktı. Budapeşte’ye gece gelmiştik. Ertesi sabah Kurultay için yola koyulduk. Kurultay hakkında yolda, ben daha önce 2014 yılında geldiğim için, otobüste arkadaşlara bilgiler vermeye çalıştım. Genelde kurultayın programları birbirine çok benziyordu. Yine aynı keyfi alacağımız için heyecanlıydık. Kurultay, Macaristan’ın Bacs-Kiskun bölgesinde; Budapeşte’nin yaklaşık 160 km. kadar güney doğusunda yer alan, Bugaç kasabasının geniş ovasında yapılıyordu. Kurultay alanına yaklaştıkça trafik güçleşiyordu. Alana dört-beş km. kala otobüsler, otomobiller sağlı sollu yol kenarlarına ve civardaki otopark için hazırlanmış tarlalara park etmişlerdi. Bizim de otobüsümüz pek de kolay…

Devamı