Köşe Yazıları 

Patrikhane, Ekümenlik ve Yeni Roma

Bizans İmparatorluğu’nda kilise, iktidarla iç içe geçmiş ve onunla bütünleşmiştir. Bu modelde imparatorun tahtının solunda patriğin tahtı ve din adamları, sağında iktidar sahipleri sıralanmıştır. Bu gelenek de “kilise-siyasi iktidar birlikteliği” olarak “çift başlı kartalla” simgelenmiştir. Fener Rum Patrikhane avlusundaki Aya Yorgi Kilisesi’nin ön yüzünde de iki başlı kartal kabartması yer almış, bu ancak 1988’de Patrikhanenin restorasyonu sırasında bir ikonayla örtülmüştür. Bizans’ın kilise-siyasi iktidar birlikteliği geleneği sebebiyle bu dönemde çok büyük imkânlara sahip olan Fener Rum Patrikhanesi, devlet yönetiminde de önemli rol oynamıştır. Vergiden muaftı, bunun dışında büyük mali imkânları ve gelir getiren gayrimenkulleri vardı.…

Devamı
Köşe Yazıları 

Taşoz Adası’na Yunan adası demek vatana ihanettir !..

  T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yapılan görüşmelerde Taşoz Adası bölgesinde, 2015’den itibaren çıkarılan petrol ile ilgili olarak yöneltilen soruya yazılı olarak cevap verdi. Bakan Dönmez,  “Taşoz Adası, Lozan Anlaşmasının 12. maddesi ile doğrulanan 13 Şubat 1914 tarihli Büyük Devletler Kararı ile Yunan egemenliğine bırakılmıştır. Ege Denizi’nde, Türkiye ve Yunanistan tarafından ülke ve ada karasularının (6 mil) dışında herhangi bir petrol ve doğal gaz arama ve üretim çalışması yapılmamaktadır. Medyada bahsi geçen ve Taşoz Adası’nda yapılan arama ve üretim çalışmaları Yunanistan’ın karasuları…

Devamı
Köşe Yazıları 

TANRI MI DİYELİM, ALLAH MI? YA DA İSLAM’A KARŞI TENGRİCİLİK

Son günlerde yapılan tartışmalardan biri de ‘Allah’ mı diyelim, yoksa ‘Tanrı’mı? Bu meseleyi açıklığa kavuşturalım. Türkler İslam’a girmeden önce Gök Tanrı (Tengricilik) dinine inanıyorlardı. Gök Tanrı dininin yaratıcısının adı ‘Tengri’ idi. İslam öncesi Türkler gökyüzüne, şafağa ‘Tengri’ diyorlardı. ‘Teng: Güneşin doğuş anı yani tan, Ri: Tapılan’ demektir. Nitekim bugün hiçbir Türkçünün itiraz edemeyeceği Kaşgarlı Mahmud, 1072-1077’de yazdığı Divanü Lügâti’t-Türk adlı eserinde kendi zamanındaki tengricileri yani Gök Tanrı dinine inananları kâfir olarak nitelendiriyor, onların göğe Tanrı dediklerini belirtiyor. Bu da açıkça ‘Tanrı’ kelimesinin İslam’ın ‘Allah’ından başka olduğunu gösterir. Kaşgarlı şöyle der:…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ezanın Türkçe okunması meselesi

Son günlerde ezanın Türkçe okunması meselesi tartışmaları, bilinçli bir proje olarak yeniden başlatıldı. Gereksiz bir tartışma. Vaktiyle Atatürk döneminde 31 Ocak 1932 tarihinden itibaren alınan yanlış bir kararla ezan Türkçe okutuldu, ama tutmadı. Atatürk’ün niyeti aslında iyi idi. O, Türklerin gönülden inanıp yaşadığı dinlerinin ne olduğunu, mesajını, anlamını kendi dillerinde anlasınlar, anlayarak, bilerek, bilinçli olarak ibadet etsinler istedi. Ama Türk milleti bunu bir türlü benimsemedi, kabul etmedi, yadırgadı, hep tepki duydu. Ezanın Türkçe okunması meselesi Atatürk’ten önce de gündeme gelmişti. Mesela bu bağlamda Ziya Gökalp, Yeni Hayat dergisinde 1918’de çıkan…

Devamı
Köşe Yazıları 

Çin’in resmi ağzı ile konuşan yeni yetme kalemşör Erkin Öncan

Ünlü Türk tarihçisi İlber Ortaylı’nın Çin’in Doğu Türkistan’da yürütmekte olduğu Nazi kampları ve Türk soykırımı hakkındaki yazısı Çin’i dolayısıyla ülkemizdeki Çin’in kumandalı ve tasmalı aydın müsveddelerini çok rahatsız etmiştir. Rahatsızlık o kadar güçlü olmuş ki, İlber Ortaylı’nın yazısının yayınlandığı gün içinde Oda TV ağ sayfasında Erkin Öncan isimli biri tarafından tam ÇKP resmi ağzına ait yalan ve iftira dolu düşük seviyeli bir yazı müsveddesi servis edildi. Aslında, Erkin Öncan imzası ile zaman zaman benzeri Çincenin tercümesi yazılar medyaya servis edilip duruyordu. Bu tarz densizler tarafından yazılan seviyesi ayaklar altında sürünen,…

Devamı
Köşe Yazıları 

Unutulan Kahraman Kara Fatma

Milli değerlere sahip çıkmanın, ülkenin geleceğini şekillendirirken atılacak adımlarda ne kadar önemli olduğunu her ülke yöneticisinin bildiğinden ve bunu ilke edindiğinden asla şüphemiz yoktur. Tarihin her sayfasında milletin kimliğini oluşturan bu değerleri okuyoruz, görüyoruz, o değerlerle birlikte yaşıyoruz. Onlarla övünüyoruz, kıvanç duyuyoruz; manevi güç kaynaklarımız, moral değerlerimiz oluyor. En gelişmiş toplumlardan en ilkel toplumlara kadar, yer yer farklılıklar olmakla beraber, her toplumda bu milli ve manevi değerler vardır ve de yaşatılmaya çalışılır. Dil, maddi ve manevi kültürel yapı, bağımsızlık isteği, bayrak sevgisi, topluma yön veren insanlar bu değerlerden bir kaçıdır…

Devamı
Köşe Yazıları 

Bayramlar ve çocuklar

Amerika’da sonbaharla birlikte bayramlar mevsimi başlar. Ekim ayının son günü ‘Halloween Day’ vardır, ardından kasımda hindilerin yendiği, kızılderililerden mülhem Thanksgiving Day=Şükran Günü gelir, sonra aralık ayı Noel heyecanıyla geçer, derken yeni yıl girer. Halloween Day Türkçe’ye ‘Cadılar Günü’ olarak çevrildi. Yıllar ve yıllar önce ABD’ne ilk geldiğimde şahit olduğum Halloween Day bana son derece ilgi çekici gelmişti, 1984 yılında Türk Edebiyatı Dergisi’nde anlatmıştım. Memleketimdeki okuyucuya ‘değişik, farklı, yeni’ bir şey anlatmanın memnuniyetini yaşadığımı hatırlıyorum. Belki de bu bayram hakkında Türkçe’de ilk yazan bendim. O yıllar internetle, bir ‘tık’la her yerden,…

Devamı
Köşe Yazıları 

Türkiye’nin dış politikasındaki hatalar

Rahmetli İsmet İnönü’nün bir sözü vardır; “Büyük devletlerle ilişki kurmak, ayı ile yatağa girmeye benzer”. Türk dış politikasına tamamen aykırı bir şekilde Suriye ile düşman olmamız çok kötü sonuçlara yol açtı. Milyonlarca insanın yurdunu terk etmesine, yüzbinlerce insanın da ölmesine yol açan iç savaş, sonunda Emperyal devlet ABD’nin Suriye’ye girdiğini ve Rusya’nın da Suriye’ye daha çok yerleştiğini gördük. Böylece Suriye gibi dost bir devlet yerine, ABD ve Rusya gibi iki büyük devletle komşu olduk. Bugün Suriye ve Irak’ta bulunan ABD ordusu sadece Türkiye için değil bütün Ortadoğu ülkeleri için büyük…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ne Mutlu Türk’üm Diyene!

Trablusgarp’ın ardından gelen Balkan bozgunumuzun hazin sonunu biliyorsunuzdur. Hiç ihtimal vermediğimiz bir yenilgiden sonra atalarımıza yakışmayacak bir şekilde terk ettik er meydanını. İlk önce Karadağ, sonra Bulgaristan derken Sırbistan ve Yunanistan harp açtı bize, Tarih1912’ydi. İşin tuhafı, bu âlem bizden sorulur havasıyla ellerinde oyuncak ettikleri devletleri, Osmanlının üzerine gönderen büyük devletler de (Rusya, Fransa, İngiltere …) bizim bu savaşı bu kadar kolay kaybedeceğimizi hiç zannetmiyorlardı. Fakat ne yazık ki biz, can verip kan dökerek vatan yaptığımız toprakları dünkü meyhanecilerimize, çobanlarımıza, çok değil bir iki hafta içinde bırakarak gerisin geriye çekildik.…

Devamı