Türk Dünyası Eğit-politiği 9: Kurtarımcılık (irredantizm)

Türk Dünyası’nın “kayıp vatanları”, yazı dizisinin coğrafya ve insan hakları gibi daha önceki temalarında bahis konusu olmuştu. Buna göre Türkmeneli, Batı Trakya, Güney Azerbaycan, Kırım, Doğu ve Güney Türkistan gibi işgal altında bulunan kadim Türk yurtları, “Türk Dünyası” coğrafyasının ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca bu bölgelerde yaşayan Türk nüfusun uğradığı baskı, zulüm ve asimilasyon politikalarına karşı çağdaş değerler sistemine (insan hakları ve demokrasi) atıflarda bulunan savunma mekanizmalarının geliştirilmesi gerektiğinden bahsedilmişti. Bu yolla kayıp vatanlardaki Türk nüfusunun kültürünü ve varlığını muhafaza ederek; gelecekte Türk Dünyası bütünleşmesinin tarafları arasında yer alabilmeleri…

Devamı

Türk Dünyası Eğit-politiği 8: İnsan hakları ve demokrasi eğitimi

Tarihin farklı dönemlerinde, iktidarların meşruiyeti farklı “evrensel” değerler tarafından şekillendirilmiştir. Kimi zaman Oğuz Kağan veya Cengiz Han soyundan gelmenin iktidar için meşruiyet kaynağı olması örneğinde görüldüğü gibi soy-kan bağı, kimi zaman ise din gibi inanç faktörünün şekillendirdiği bir değerler sistemi meşruiyetin temel kaynağı olmuştur. Günümüzde ise insan hakları ve demokrasinin yükselen evrensel değerler olduğu görülmektedir. İnsanın, insanca yaşamına en uygun şartları sağlamanın bir yöntemi olarak demokrasinin ve insan haklarının yüceltilmesi, yukarıda sunulan diğer “evrensel” değer anlayışlarında olduğu gibi esasında günümüzde de bölgesel bir geçerliliğe sahiptir. Zira her ne kadar kâğıt…

Devamı

Türk Dünyası Eğit-Politiği 7: Sekülerizm

Türk Dünyası’nda siyasi ve kültürel bölünmüşlüğün bir benzeri ile din ve inanç alanında da karşılaşılmaktadır. İlk yazıda değinilen Türk Dünyası’nın coğrafi tasnifine göre din ve inanç alanındaki bu bölünmüşlüğe bakarsak; Türkistan’da Sünni İslam’ın Hanefilik mezhebi; İran ve Azerbaycan’da Şii İslam’ın Caferilik mezhebi; Batı Türklüğünde, Hopa-Tarsus hattının doğusunda Sünni İslam’ın Hanefilik ve Şafilik mezhepleri ile Şii İslam’ın bazı mezhepleri, Hopa-Tarsus hattının batısında ve Balkanlarda ise yaygın inancın Sünni İslam’ın Hanefilik mezhebi olduğu görülmektedir. Bunun yanında Rusya Federasyonu içerisinde Şamanist ve Hıristiyan olan Türk topluluklarına rastlamak da mümkündür. Keza Gagavuzya’daki Türk topluluğu…

Devamı

Türk Dünyası Eğit-politiği 6: Ortak Türk Alfabesi

Türk Dünyası Eğit-politiği açısından, ortak tarih ve mekân bilincinden geri kalmayacak öneme sahip olan bir diğer mesele “ortak alfabe” meselesidir. Toplulukların karşılıklı etkileşimi ve entegrasyonu açısından önemli bir unsur olan uluslararası bilgi akışı, uluslararası iletişime bağlı olarak gerçekleşmektedir. Bilgi akışının önündeki en büyük engellerden birisi ise dil problemidir. Farklı dillere ve özellikle farklı alfabelere sahip toplulukların birbirleriyle olan etkileşimleri, aynı ölçüde zor gerçekleşmektedir. Bu durum farklı kültürler ve farklı milletler açısından belirli bir dereceye kadar kabul edilebilir. Ancak aynı kültürü paylaşan ve aynı dili konuşan toplulukların birbirleriyle olan iletişiminin önünde…

Devamı

Türk Dünyası Eğit-politiği 5: Paternalizm

Türk Dünyası’nın bütünleşme sürecinde, insan kaynağının niteliği önemli unsurlardan birisi olarak nitelendirilebilir. Devletlerin eğitim politikaları ve faaliyetleri göz önünde bulundurulduğunda, eğitimin bir amacının da insan kaynağının niteliğini arttırmak olduğu görülmektedir. Türkiye’den, Türkistan’a; Kırım’dan Türkmeneli’ne kadar Türk Dünyası’nın tüm kültür havzalarında, insan kaynağının niteliği geliştirilmediği müddetçe Türk Dünyası bütünleşmesinin fiiliyatından bahsedemeyiz. Zira bu bütünleşmeye hayat verecek olanlar, bu müstakil kültür havzalarını yaşatan Türk topluluklarıdır. Bu toplulukların nitelikli sağlık, beslenme ve eğitim hizmetlerine erişimi insan kaynağının niteliği açısından önem arz etmektedir. Zira beslenme, sağlık ve eğitim hizmetlerinin zekâ ve beden gelişimi üzerindeki…

Devamı

Türk Dünyası Eğit-politiği 4: Etnopedagoji

Türk Dünyası Eğit-politiği yazı dizisi kapsamında, önceki yazılarda ortak mekân ve zaman algısının inşası ile Türk topluluklarının birbirlerine yönelik geliştirdikleri arketip ve stereotip konularına değinilmişti. Türk Dünyası bütünleşmesinin önce zihinlerde teşekkül etmesi gerektiği düşünüldüğünden, milli kimliği tahkim eden tarih bilinci ve bu bilincin iskelet sistemini oluşturan mekân ve zaman algısı odak noktasına konulmuştur. Mekâna (coğrafyaya) ve geçmiş zamana aynı mercekle bakamayan topluluklardan, bilişsel manada “ortaklık” namına herhangi bir şeyin varlık bulamayacağına olan kanaat bu hususta etkili olmuştur. Ortak tarih bilincinin önündeki bir diğer engel ise, arketipler ve stereotipler tarafından beslenen…

Devamı

Türk Dünyası Eğit-politiği 3: Arketipler ve Stereotipler

“Türk Dünyası Eğit-politiği” yazı dizisi kapsamında kaleme alınan önceki yazılarda, ortak coğrafya (mekân) algısı ve ortak tarih bilinci ile ilgili hususlara değinilmişti. Bu yazıda da ortak tarih bilincinin tesisi ile ilgili diğer unsurlardan bahsetmeye devam edeceğiz. Zira ortak mekân ve zaman algısı, kimliği oluşturan en başat etmenler arasında sayılabilir. Türk Dünyası bütünleşmesi de, daha önceden belirtildiği üzere en başta bir kimlik meselesidir. Ortak Türk tarihi ve tartışmalı konular İngiliz Tarih Derneği’nin, Eğitim Bakanlığı için hazırladığı ve kısa adı TEACH olan “3-19 Yaş Grubuna Duygusal ve Tartışmalı Tarih Öğretmenin Zorlukları ve…

Devamı

Türk Dünyası Eğit-Politiği 2: Zamanı Dilimlemek

Bir önceki yazıda, Türk Dünyası bütünleşmesi yolunda atılması gereken adımların başında, ‘Türk Dünyası’ coğrafyasını zihinlerde ortak bir anlayış doğrultusunda inşa etmenin öneminden bahsedilmişti. Türk Dünyası’nın coğrafi açıdan doğru bir şekilde tanımlanması, onun içerisindeki müstakil kültür havzaları için geliştirilecek sıhhatli politikaların olmazsa olmazıdır. Bu konuya önceki yazıda değinildiği için burada tekrar ayrıntısına girilmemiştir. Ancak Türk Dünyası’nın coğrafi açıdan doğru bir şekilde tanımlanması ve Türk Dünyası’nın muhtelif yerlerindeki fertlerin dimağlarına aynı formlarda işlenmesi bir başka açıdan daha önem arz etmektedir: mikro milli kimliklerin ötesinde, genel (umumi) Türk kimliğinin inşası. Zira Türk Dünyası…

Devamı

Türk Dünyası Eğit-Politiği

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte, Türkistan ve Kafkasya’daki Türk devletlerinin bağımsızlıklarını ilan ettikleri tarihten günümüze, yaklaşık 30 yıldır, Türk Dünyası bütünleşmesinden düşük perdede de olsa bahsedilmektedir. Esasında bu düşüncenin, bir mefkûre olarak bir buçuk asır öncesine kadar izi sürülebilir. Ancak milliyet bilincinin ortaya çıkışından sonra, tarihin hiçbir dönemi, Türk Dünyası’nın bu kadar büyük bir kısmının bağımsız olup, bu mefkûreye iltihak edebileceği bir ortam sunmamıştır. Buna rağmen otuz yıl içerisinde gerçekleştirilen işbirliği çalışmaları, işbirliğinin kurumsallaştırılması, ekonomik ve kültürel ilişkiler, ne yazık ki yukarıda mefkûre olarak sunduğumuz Türk Dünyası bütünleşmesi yolunda çok küçük…

Devamı

Entelijansiya, sosyal krizler ve milli bilincin inşası(1)

İnsan zihni, olay ve olguları tikel karakterlerinden soyutlayıp kategorize ederek çalışma eğilimine sahiptir. Her bir kategori için oluşturulan cins isimler ise kavramlara hayat vermektedir. Kavramlar, her birini birbirinden ayırt etme işine yarayan ‘ayırt edici özellikler’ vasıtasıyla kategorizasyon sürecinin de bir parçası olurken; insanoğlu dünyayı bu sözcüklerle anlamlandırır. Düşünme süreçlerinin içerisine sirayet eden bu unsurlar, en basit maddi gerçekliği anlamlandırmaktan, soyutluğun en üst mertebelerine kadar tefekkürün en önemli bileşenlerindendir. Milli kimliklerin zihinde yapılandırılması da benzer bir epistemolojik sürecin ürünü olarak nitelendirilebilir. Zira insan düşüncesinin yoğunlaştığı olgular her ne kadar çeşitlilik gösterse…

Devamı

İttihad’ın 21. yüzyıl uyanışı: Anka mı? Romantizm mi?

20. yüzyıl, Türk coğrafyasında felaketler ile birlikte başlamıştı. Anadolu, Trakya, Kuzey Afrika ve Ortadoğu coğrafyasındaki bağımsız Osmanlı Devleti dışında, diğer tüm Türk beldeleri işgal altında bulunuyorken; bu yüzyıl, Osmanlı devleti için de benzer bir akıbeti doğuracakmışçasına tarih sahnesine giriş yapmıştı. Yüzyıllardır süren siyasi, sosyal ve kültürel yozlaşma, 16. yüzyılın muhteşem teşkilatını çöküş noktasına getirmiş bulunuyordu. Böyle bir durumda iken çöküşü engellemek için çare arayan Türk aydınlarının önemli bir kesimi, İbni Haldun’un devlet teorisini(1) çürütmek için altruist intiharı bir yöntem olarak tatbik ettikleri onurlu bir mücadelenin içerisine girmişlerdi. Bu mücadelenin içerisinde…

Devamı