Köşe Yazıları 

‘Büyük Türkiye’ veya ‘Büyük Türkistan’ idraki

İnsanın düşünme süreçlerinin, temelde sözel (verbal) ve mekânsal/uzamsal (spatial) düşünme adını verdiğimiz iki farklı düşünme stili tarafından şekillendirildiğini söyleyebiliriz. Herhangi bir husus üzerine kafa yoran insanın zihni, sürekli bu süreçlerin tazyiki altında meşgul bir vaziyettedir. Söz konusu düşünme stillerinin, insanın yaşadığı çevreye ve dünyaya ilişkin geliştirdiği algıyı da inşa ettiğini belirtebiliriz. Matbuatın gelişimi ve yayılımı ile birlikte, insan zihnine ‘enjekte’ edilmek üzere sözel ve uzamsal formattaki verilerin propaganda materyallerinde yer bulması, tamamıyla bu düşünme stillerinin algı inşasındaki eşsiz işlevinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla insanoğlu bu hususun farkındadır. Propagandanın bilinçli manipülasyonuna karşın, tarihsel…

Devamı
Köşe Yazıları 

Doğu Türkistan’ın kaderi Batı Türkistan’ın elindedir

Doğu Türkistan’daki Çin zulmü her sene katlanarak artmaya devam ediyor. Uluslararası toplumun vicdanını kanatan bu insanlık dışı faaliyetler, Doğu Türkistan’da yerleşik Türk nüfusu sindirme, parçalama ve hatta yok etme üzerine inşa edilmiş izlenimi vermektedir. Türk Kağanlıklarına yüzlerce, hatta binlerce yıl yurtluk yapmış olan toprakların Çin zulmü altındaki esareti, tarihi panorama içerisinde oldukça yeni bir vakıa olarak nitelendirilebilir. Türkistan’ın Yeni ve Yakın çağlarda sergilemiş olduğu idari parçalanmışlık, bölgeyi dış güçlerin, özellikle de emperyal kuvvetlerin müdahalesine açık bir hale getirmiştir. Yeni Çağ’da gerçekleşen coğrafi keşiflerle dünya ticaret yollarında meydana gelen değişiklikler, binlerce…

Devamı

Türkçülüğün dili

Yaklaşık 150 yıllık bir geçmişe sahip olan Türkçülük düşünce sistemi, mazide sergilediği aksiyoner ve işlevsel niteliklerin aksine; günümüzde, nitelikli üretimden yoksun bir halde birbirini doğuran sorunların yarattığı bir ‘kısırlık’ devrinden geçmektedir. Tarihi süreçte bizzat kendisinin üretmiş olduğu milli değerler, olgular ve kavramlar, adeta bir ‘tüketim çılgınlığı’ içerisinde öğütülmekte ve harcanmaktadır. Milli olan her ne varsa, nitelik açısından içi boşaltılmakta ve nicelik açısından hunharca kullanılmaktadır. Bahsettiğimiz husus, Türkçülüğün içerisine sirayet etmiş, adeta kanserli hücreler gibi çoğalan, ‘hamaset sorunu’dur. Hamaset dili, bu fikir sistemini içten içe kemirmekte ve Türkçülüğe ait olan ne…

Devamı

Vatan kaybeden tek millet

Tarihe bugünden bakmak, genel bir hastalık olarak nitelendirilebilir. İlgili araştırma alanında ‘şimdicilik’ sorunu ve ‘anakronizm’ olarak nitelendirilen bu husus, en basit tabirle bugünün anlayışıyla geçmişte yaşananları yargılamak olarak nitelendirilebilir. Zihinlerinde periyotlar, çağlar ve coğrafyalar arasında zaman-mekânsal yolculuklar gerçekleştirme donanımına sahip bir azınlığın dışında (ki bu azınlığın çoğunu gerçek tarihçiler teşkil etmektedir) büyük çoğunluk bu hatalara düşmektedir. Bu ise genelde tarihe ilişkin algı hususunda toplumun gözüne bir perde indirmektedir. Bu perde ise çoğunlukla geçmişte rahatsız olunan veya olunabilecek tarihi olay ve olguların üzerini örtme işinde pek “muteber” bir nesnedir. Türk milletinin…

Devamı

“Altruist İntihar” ve Türk Dünyası

Toplumların kültür ve medeniyet sahasındaki varlıkları, mensuplarının ferdi olarak veya müştereken ortaya koydukları artı değerlerin toplamı ile yakından ilişkilidir. Ferdiyetçiliğin arttığı günümüzde dahi bu husus halen geçerliliğini korumaktadır. Bir de ferdiyetçilikten uzak, hatta tam olarak onunla zıt bir şekilde, mensubu olduğu topluluk veya millet için diğerkâm duygularla hareket eden idealist vatandaşların ve liderlerin varlığından bahsedilebilir. Tarih bu nitelikteki tarihi karakterlerin (en azından ismi bilinenlerin) faaliyetlerini yazsa da; onların bu değerli özellikleri çok fazla bahis konusu olmamaktadır. İsmi tarih sayfalarına not düşülmemiş olan daha büyük bir diğerkâm kitle ise, vakfettikleri hayatları…

Devamı

Uluslararası Türk Akademisi ve Ortak Türk Tarih

Bu hafta merhum İsmail Gaspıralı’nın (d. 20 Mart 1851-ö. 24 Eylül 1914) ebediyete intikal edişinin 104. yıldönümü geride bırakılıyor. “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarı ile giriştiği mücadelede tüm Türk dünyasının dimağına yerleşmiş olan ve ‘birlik’ yolundaki reçeteyi sunan değerli eğitimci İsmail Gaspıralı’nın tarihteki yerini, her geçen yıl daha iyi idrak edebileceğimiz gelişmeleri tecrübe ediyoruz. Gaspıralı’nın Rusya egemenliğinde kalan kayıp vatanlarda yürüttüğü eğitim seferberliği; Usul-i Cedit hareketi ile Rusya’da yaşayan Türklerin eğitimi ve Tercüman gazetesi ile Türk lehçelerinin birbiriyle asgari düzeyde de olsa anlaşabileceği ortak dilin tesisi üzerine odaklanmış ve 20.…

Devamı