Köşe Yazıları 

Buzlu cehennem

Türkistan Türk kültür havzasının Kazak stepleri, 18. yüzyılın sonunda Rus İmparatorluğu’nun hâkimiyetine girmiştir. Hokand, Buhara ve Hive hanlıklarının kontrolündeki günümüz Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Tacikistan devletlerinin yer aldığı mahalde meskûn, ekseriyeti Türk olan topluluklar ise 19. yüzyılın son çeyreğine girilirken aynı makûs talihin tecellisine şahit olmuştur. Aynı tarihlerde Çin hâkimiyetine karşı bağımsızlık mücadelesi veren Doğu Türkistan da geçici bağımsızlık kazanımlarına karşın Çin’in esaret zincirini kıramamıştır. Yukarıda bahsi geçen dönemler, milliyetçilik fikrinin ve milli bilincin tüm dünyada inkişaf halinde olduğu bir zaman dilimine işaret etmektedir. Her ne kadar o dönemde milli…

Devamı
Köşe Yazıları 

Türk Dünyasını Bölen Set: Zengezur Koridoru

Rus Çarlığı, kurulduğu 16. yüzyıldan itibaren fiziki coğrafi şartların da etkisiyle güneye doğru yayılma siyaseti izlemiştir. Balkanlardan Anadolu’ya, Anadolu’dan Kafkasya’ya, Kafkasya’dan Türkistan’a kadar Rusya’nın güneyinde teşekkül halindeki Türk kuşağı bu siyasetin yarattığı tahribat ile adeta yapboz parçasına dönmüştür. Kuşkusuz Türk Dünyası’nın parçalanmasında siyasi, sosyal, iktisadi ve kültürel pek çok unsur etkili olmuştur. Lakin en önemli dış etkenin Rus Çarlığı (ilerleyen yıllarda SSCB) olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Planlı ve sistematik şekilde sindire sindire gerçekleştirilen yayılma siyaseti; askeri ve siyasi gücün, kültürel asimilasyon ve eğit politik girişimlerin her türlüsüyle desteklenmesi neticesinde adeta…

Devamı
Köşe Yazıları 

Zihinlerdeki firkat: Zamanı ve coğrafyayı bölmek

İnsan, en büyük varlığı olan akıl ve akla dayalı yaratıcılık yetisi ile diğer tüm canlılardan ayrılırken, bu yetinin ürünleri vasıtasıyla da içerisinde yaşadığı dünyayı öznel bir biçimde zihninde yapılandırmaktadır. Öyle ki çoğu kez zihinde üretilen ve epistemolojinin (bilgi felsefesi) konusu olabilecek olan dünya algısı, ontolojinin (varlık felsefesi) konusu olan Dünya’nın önüne geçmektedir. İnsanoğlu, varlığını açıklamakta müşkül duruma düştüğü pek çok olguyu, zihninde inşa ettiği imgeler vasıtasıyla temsil edip; varlığın, hakikatin aslından uzaklaşıp zihninde ürettiği temsili onun yerine geçirecek kadar ileriye gitmiştir. Dünya üzerinde yaşayıp, yaygın ve örgün eğitimin çıktıları ile…

Devamı
Köşe Yazıları 

Suriyelilerin eğitimi: Panarabizm ve irredantist Arap milliyetçiliği tehlikesi

Suriye’de yaşanan iç savaş, bilindiği üzere milyonlarca Suriyeliyi ülke dışına göç etmek zorunda bırakmıştır. Komşu devletler, Suriyeli sığınmacılara kapılarını açarken; Daeş ve PYD gibi terör örgütlerinin özellikle Kuzey Suriye’de ortaya koyduğu zulüm, Türkiye’nin en çok sayıda Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke payesini almasında etkili olmuştur. Suriyeli sığınmacıların ülkeye kabul edilmesi veya edilmemesi hususunda yıllardır devam eden bir tartışma bulunmaktadır. Bu kısır tartışmayı bir yana bırakıp, Türkiye’nin şu anda önünde durmakta olan ve bilfiil yaşanmakta olan gerçekliğe göre tedbir üretmesi zaruridir. Sığınmacılara sağlanan hizmetler, kamu hizmetlerinin her alanına yayılmış durumdadır.…

Devamı
Köşe Yazıları 

Türk Dünyası’nda ortak eğitimin paternalizm açmazı

Paternalizm, devlet ve vatandaş arasında, devletin vatandaşlarının refahını ve iyiliğini sağlama rolünü üstlendiği ve bunun karşılığında sadakat beklediği, ‘babacılık’ olarak da adlandırılan bir ilişki biçimidir. Kültür kodları ve tarihsel gelişim açısından daha çok doğu toplumlarında karşılaşılan bir durum olmakla birlikte, pek çok çağdaş Batı toplumunda da paternalist uygulamalara rastlanmaktadır. Ataerkil toplum yapısının, toplum içerisindeki kurumsal yapıya sirayeti olarak nitelendirilebilecek olan bu kavram, ‘baba-evlat’ ilişkisine benzetilerek ‘pederşahilik’ gibi kavramlarla da açıklanmaktadır. Paternalist yaklaşımdaki devletin, vatandaşlarına ‘baba’ gibi tavır sergilediği söylenebilir. Devletin, vatandaşa dikte etmek suretiyle dayattığı ve onu korumayı amaçlayan pek…

Devamı
Köşe Yazıları 

‘Büyük Türkiye’ veya ‘Büyük Türkistan’ idraki

İnsanın düşünme süreçlerinin, temelde sözel (verbal) ve mekânsal/uzamsal (spatial) düşünme adını verdiğimiz iki farklı düşünme stili tarafından şekillendirildiğini söyleyebiliriz. Herhangi bir husus üzerine kafa yoran insanın zihni, sürekli bu süreçlerin tazyiki altında meşgul bir vaziyettedir. Söz konusu düşünme stillerinin, insanın yaşadığı çevreye ve dünyaya ilişkin geliştirdiği algıyı da inşa ettiğini belirtebiliriz. Matbuatın gelişimi ve yayılımı ile birlikte, insan zihnine ‘enjekte’ edilmek üzere sözel ve uzamsal formattaki verilerin propaganda materyallerinde yer bulması, tamamıyla bu düşünme stillerinin algı inşasındaki eşsiz işlevinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla insanoğlu bu hususun farkındadır. Propagandanın bilinçli manipülasyonuna karşın, tarihsel…

Devamı
Köşe Yazıları 

Doğu Türkistan’ın kaderi Batı Türkistan’ın elindedir

Doğu Türkistan’daki Çin zulmü her sene katlanarak artmaya devam ediyor. Uluslararası toplumun vicdanını kanatan bu insanlık dışı faaliyetler, Doğu Türkistan’da yerleşik Türk nüfusu sindirme, parçalama ve hatta yok etme üzerine inşa edilmiş izlenimi vermektedir. Türk Kağanlıklarına yüzlerce, hatta binlerce yıl yurtluk yapmış olan toprakların Çin zulmü altındaki esareti, tarihi panorama içerisinde oldukça yeni bir vakıa olarak nitelendirilebilir. Türkistan’ın Yeni ve Yakın çağlarda sergilemiş olduğu idari parçalanmışlık, bölgeyi dış güçlerin, özellikle de emperyal kuvvetlerin müdahalesine açık bir hale getirmiştir. Yeni Çağ’da gerçekleşen coğrafi keşiflerle dünya ticaret yollarında meydana gelen değişiklikler, binlerce…

Devamı

Türkçülüğün dili

Yaklaşık 150 yıllık bir geçmişe sahip olan Türkçülük düşünce sistemi, mazide sergilediği aksiyoner ve işlevsel niteliklerin aksine; günümüzde, nitelikli üretimden yoksun bir halde birbirini doğuran sorunların yarattığı bir ‘kısırlık’ devrinden geçmektedir. Tarihi süreçte bizzat kendisinin üretmiş olduğu milli değerler, olgular ve kavramlar, adeta bir ‘tüketim çılgınlığı’ içerisinde öğütülmekte ve harcanmaktadır. Milli olan her ne varsa, nitelik açısından içi boşaltılmakta ve nicelik açısından hunharca kullanılmaktadır. Bahsettiğimiz husus, Türkçülüğün içerisine sirayet etmiş, adeta kanserli hücreler gibi çoğalan, ‘hamaset sorunu’dur. Hamaset dili, bu fikir sistemini içten içe kemirmekte ve Türkçülüğe ait olan ne…

Devamı

Vatan kaybeden tek millet

Tarihe bugünden bakmak, genel bir hastalık olarak nitelendirilebilir. İlgili araştırma alanında ‘şimdicilik’ sorunu ve ‘anakronizm’ olarak nitelendirilen bu husus, en basit tabirle bugünün anlayışıyla geçmişte yaşananları yargılamak olarak nitelendirilebilir. Zihinlerinde periyotlar, çağlar ve coğrafyalar arasında zaman-mekânsal yolculuklar gerçekleştirme donanımına sahip bir azınlığın dışında (ki bu azınlığın çoğunu gerçek tarihçiler teşkil etmektedir) büyük çoğunluk bu hatalara düşmektedir. Bu ise genelde tarihe ilişkin algı hususunda toplumun gözüne bir perde indirmektedir. Bu perde ise çoğunlukla geçmişte rahatsız olunan veya olunabilecek tarihi olay ve olguların üzerini örtme işinde pek “muteber” bir nesnedir. Türk milletinin…

Devamı