Köşe Yazıları 

Türk Milliyetçiliğinin Güncel Meseleleri – 3

11. Milli şahsiyetlere saldırılıyor Son zamanlarda Cumhuriyet düşmanlığıyla temayüz etmiş bir takım tipler, bütün güçleriyle milli ve manevi duygu ve düşüncelerimizi besleyen Mehmet Âkif Ersoy, Necip Fazıl Kısakürek ve Ziya Gökalp gibi şair, yazar ve fikir adamlarımıza da insafsızca saldırarak Türk milletinin reflekslerini test ediyorlar. Bu üç şahsiyetin de ortak yönü, milli hassasiyetlerinin güçlü olmasıdır. Bu milli şahsiyetlere, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığında simge haline gelen Kadir Mısıroğlu’nun ağzıyla nasıl saldırıldığını görelim: a) Mehmet Âkif Ersoy; Mehmet Âkif Ersoy’un milli duygularını yansıtan şiirlerinden iki örnek: İstiklâl Marşı’ndan Dalgalan sen de şafaklar…

Devamı
Köşe Yazıları 

Türk Milliyetçiliğinin Güncel Meseleleri-2

6. “Allah yerine Tanrı demek günahtır”: Siyasal İslâmcıların bir iddiası da, ‘Allah’ sözünün İslami, ‘Tanrı’ sözünün ise İslami olmadığıdır. Hâlbuki her millette ‘Yaratan güç’ün adı farklıdır. , İngilizcede ‘God’; Farsçada ‘Hûdâ, Mevlâ, Yezdân’; İspanyolcada ‘Dios’; Almancada ‘Gott’; Fransızcada ‘Dieu’; Arnavutçada ‘Zot’; İbranicede ‘İlah, (Eloh), Rab’, Arapçada ‘Allah, İlâh, Rahman, Vedud, Cenap’tır. Türkçede ise ‘Tanrı (Tengri), Yaradan, Çalap’ olarak adlandırılmıştır. Her milletin sözcüğü kendine göre kutsal ve değerlidir. Türkler, İslâmı benimsemeden önce ‘Gök Tanrı Dini’ne inanıyorlardı. Bu dinde de tek Yaratıcı bulunuyordu ve Türkler bu Yaratıcıyı ‘Kök Tengri’ olarak adlandırmıştı. İlk olarak Orhun Yazıtları’nda görebildiğimiz ‘Tengri’…

Devamı
Köşe Yazıları 

Türk Milliyetçiliğinin Güncel Meseleleri-1

2019 Yılı, 19 Mayıs 1919’da Atatürk ve bir grup silah arkadaşının Samsun’a çıkarak Milli Mücadele’nin ilk meş’alesini yaktıkları ve kuvva-i milliye ruhunu uyandırma yolunda ilk adımı attıkları anın 100. yıldönümüdür. 19 Mayıs 1919, Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı sonunda vatanı parça parça ellerinden alınmış, orduları dağıtılmış, kalan bir avuç toprağı da müstevlilerce işgal edilmiş, istiklâl umudunu kaybetmiş ve beka derdine düşmüş Türk milletinin, küllerinden yeniden doğuşunun başlangıç noktasıdır. İstiklâl Harbi’nin sonunda yeniden bağımsızlığını kazanan ve Osmanlı Devleti’nin enkazından Türkiye Cumhuriyeti gibi genç bir Türk devletinin kuruluşunu gerçekleştiren yüce Türk…

Devamı
Köşe Yazıları 

Vatanseverliğin ilk mimarı: Namık Kemal

Tanzimat döneminde millî edebiyatın oluşmasına Şinasi ile birlikte öncülük yapan şahsiyetlerin başında, Namık Kemal gelir. Prof. Dr. Mehmet Kaplan’ın deyişiyle: “Namık Kemal, Şinasi’nin kısık sesle söylediği fikirleri, âdeta hoparlörle geniş halk kitlesine yaymıştır.” Namık Kemal, bir edebiyatçı olmakla birlikte, bir dâva, inanç ve ülkü adamıdır. Ateşli bir vatansever, büyük bir hürriyet aşığı ve samimi bir milliyetçidir. Edebiyat onun için, fikirlerini, duygularını ve heyecanlarını millete taşıyan bir vasıtadır. Edebiyat, milleti her yönden eğiten, aydınlatan ve ahlâken yücelten bir unsurdur. Bu yüzden, ‘Sanat cemiyet için’ yapılmalıdır. Namık Kemal makalelerinde ve bazı yazılarında…

Devamı
Köşe Yazıları 

Vefatının 82. yılında Âkif: “Korkma! Ebubekir, Allah bizimledir!”

‘İstiklâl Marşı’ ve ‘Çanakkale Şehitlerine’ gibi iki edebî şaheseri Türk milletine armağan eden millî şairimiz Mehmet Âkif Ersoy bundan 82 yıl önce  27 Aralık 1936 tarihinde aramızdan ayrıldı. Kendisini rahmet, minnet ve şükranla anarken, içinde yaşadığımız ülke şartlarını göz önünde bulundurarak, millî şairimizin İstiklâl Marşı’na niçin “Korkma!” hitabıyla başladığının hikâyesini anlatacağım. Birinci Dünya Savaşı sonunda yenik sayılarak, ordusu dağıtılan ve ülkesi düşman ordularınca işgal edilen Türk milleti büyük bir korku içindedir. Bu, hürriyet ve istiklâlini kaybetme, esarete mahkûm olma korkusudur. Vatanı ile bayrağı ile ve devleti ile tarih sahnesinden silinme,…

Devamı
Köşe Yazıları 

Türk milliyetçiliği Tanzimat’la başlamaz (6)

Osmanlı Devletinin kuruluşundan Tanzimat’a kadar Türk Milliyetçiliği – 3 XVIII. Yüzyıl XVIII. yüzyıl, Osmanlı İmparatorluğu’nun bu taraftan gerileme, küçülme ve zayıflamaya devam ettiği, bir taraftan da bu durumdan kurtuluş ve çıkış yolları aradığı bir yüzyıl olmuştur. XVIII. yüzyılda III. Ahmed gibi yeniliğe açık bir padişah ve III. Selim gibi hem yenilikçi, hem de münevver, sanatkâr ve İlhâmi mahlasıyla şiirler yazan bir şair padişah yetişmiştir. Fakat bunların çabaları da, Osmanlı İmparatorluğu’nun gerileme sürecini etkileyememiştir. Bu yüzyılda, Türkmen edebiyatında temayüz eden büyük şair Mahtumkulu, milliyetçi bir şahsiyet olarak belirtilebilir. Mahtumkulu, divan’ında Türkmen…

Devamı
Köşe Yazıları 

Türk milliyetçiliği Tanzimat’la başlamaz (5)

Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan Tanzimat’a kadar Türk milliyetçiliği – 2 XVI. Yüzyıl: Türk milletinin tarihteki en büyük gururlarından biri olan Osmanlı İmparatorluğu, bu yüzyılda, yükselişinin ve sınırlarının son seviyesine gelmiş ve dünya hâkimiyetinin en güçlü temsilcisi olmuştur. Bu devir, Türk edebiyatının da en parlak devridir. Bu çağda her sahada ve Türkçenin her lehçesinde çok büyük sanatkârlar yetişmiştir. Fakat, bu arada, dilimizde, Arapça ve Farsça kelime ve terkiplerin sayısı birdenbire artmıştır. Bunda, Türkçenin arûz veznine uyumunun sağlanamamasının büyük rolü vardır. XVI. yüzyılda yetişen Babur Şah, Çağatay edebiyatının Nevaî’den sonra en önemli siması…

Devamı
Köşe Yazıları 

Türk milliyetçiliği Tanzimat’la başlamaz (4)

Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan Tanzimat’a kadar Türk milliyetçiliği Milliyetçilik tarihimizin bu dönemi, Osmanlı devletinin kurulduğu 1299 yılından, Tanzimat’ın ilân edildiği 1839 yılına kadar devam eder. XIII. yüzyılın sonuna geldiğimizde Anadolu Selçukluları Devletinden sonra, birtakım küçük beylikler kurulduğunu görüyoruz. Bunlar içinde en büyüğü, merkezi Konya olan Karamanoğulları Beyliği’dir. En küçüğü ise, 1299 yılında Söğüt’te kurulan Osmanoğulları Beyliği’dir. Osmanlı Türkleri, Türk boylarının en eski ve en asil zümresi olan Kayıhanlı boyundan Kara Keçili aşiretinin çocuklarıydı. Bunlar, Selçuklular Devleti dağıldıktan sonra istiklâllerini ilan ederek Osman Gazi’nin önderliğinde kendi devletlerini kurdular. İslâm imanını, Türk gücüyle…

Devamı
Köşe Yazıları 

Türk Milliyetçiliği Tanzimat’la başlamaz (III)

İslamiyet’in kabulünden Osmanlı’ya kadar Türk Milliyetçiliği Türkler, İslamiyet’i kabul ettikten hemen sonra dillerine hâkim olamamışlar, İslâm dünyasını oluşturan Arap ve İranlıların dillerini kullanmaya başlamışlardır. Bilhassa, saray çevresi ile aydınlar tarafından Arapça ve Farsça kullanmak, bir moda haline gelmiştir. Fakat Türk halkı, her türlü yabancı etkilere karşı koruduğu ve yaşattığı Türkçe ile bir taraftan İslâmî bir halk edebiyatı meydana getirirken, bir taraftan da dilini aydınlara unutturmamak için elinden gelen gayreti göstermiştir. Kutadgu Bilig, Atabet-ül Hakayık ve Divan-ı Lûgat-it-Türk İslâmî Türk edebiyatının, eseri elimize geçebilen ilk yazarı, Yûsuf Has Hâcip’tir. Yusuf, 1069-1070…

Devamı