II. Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e Türk Milliyetçiliği-1

1839’da Tanzimat’ın ilânından 1908’de II. Meşrutiyet’in ilânına kadar devam eden dönem, Türk tarihi, dili, edebiyatı ve kültürüne alanında milliyetçi çalışmaların yapıldığı, aydınlarımızca Türk kimliğinin farkına varıldığı ve ortaya çıkarıldığı dönemdir. Bu dönemdeki çalışmalar,  II. Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerini derinden etkilemiştir. 1908’de II. Meşrutiyet’in ilânından 1923’te Cumhuriyet’in ilânına kadar olan dönem, Türkçülük akımının teşkilâtlanma, süreli yayınlar yayımlama, dil ve edebiyat alanındaki düşünce ve görüşleri “Millî Edebiyat”a dönüştürme dönemidir. Türk milliyetçiliğinin Cumhuriyet sonrası dönemi, “Milli Devlet Dönemi”dir. Bu bölümde, II. Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e kadar kurulan milliyetçi teşkilâtlar, yayımlanan yayın organları ile Türk tarihi,…

Devamı

Tanzimat Sonrası Fikir Akımları-4

4. Türkçülük Osmanlı İmparatorluğunda yaşayan Türkler arasında, devletin bekası için “Osmanlıcılık” fikri benimsenirken, İmparatorluğun dışındaki Türkler ise milliyetçilik fikirlerine ilgi göstermiştir. Çünkü onlar için bir “Osmanlı ideali” söz konusu değildi.(1) Özellikle Rusya’daki Türkler arasında gelişmeye başlayan Türk milliyetçiliği fikri, zamanla Osmanlıcılığa karşı bir fikir hareketine dönüştü. Türkçülük, Türk milliyetçiliğinin özel ismi olarak kullanılıyordu. Türkçülük akımı, Osmanlıcılık ve İslamcılık ideolojilerinin uygulama alanı bulamadığı bir zamanda devleti kurtarma adına ortaya çıkmıştır. Bu fikir akımına göre devlet; ancak dili, dini, soyu, kültürü, örfü, âdeti ve ülküsü bir olan topluma dayanarak ayakta durabilir. Türkçülük,…

Devamı

Tanzimat Sonrası Fikir Akımları-3

3. Batıcılık Osmanlı İmparatorluğu’nu içine girdiği çöküş sürecinden çıkarmayı amaçlayan fikir akımlarından biri de, “Batıcılık”tır. Batıcılık veya orijinal adıyla garpçılık, Osmanlı İmparatorluğu’nu çağdaşı olan Batılı devletler düzeyine çıkarmak için, onların sahip olduğu teknolojik, sosyo-kültürel ve siyasal kurumların benimsenmesi gereğini savunan bir fikir akımıdır. Bu akıma “asrîlik, muasırlaşmak, çağdaşlık, modernizm, Avrupalılaşmak” gibi isimler de verilmiştir.(1) İlk olarak askerî alanda başlayan Batılılaşma hareketi, daha sonra devlet ve toplum hayatında da etkili olmuştur. Batıcılara göre, Osmanlı Devleti’nin en büyük problemi Batılı olmamaktan kaynaklanmaktadır. Dolayısı ile tek kurtuluş, bu yüzyılın fikir ve ihtiyaçlarına uygun,…

Devamı

Tanzimat Sonrası Fikir Akımları-2

2. İslâmcılık İslâm dini, kuruluşundan itibaren Osmanlı devletine her alanda etkili olmuştur. Türk milleti, asırlarca “ilâ-yı kelimetullah” ülküsü gereği, İslâm’ı dünyaya yaymaya ve yükseltmeye gayret göstermiştir. Bu amaçla İslâm’ı yeryüzünden silmek isteyen Haçlılarla asırlarca mücadele etmiştir. Özellikle XVI. Yüzyılın başlarında Yavuz Sultan Selim döneminde hilâfetin de Osmanlılara geçip, padişahın aynı zamanda bütün Müslümanların halifesi olması, bu etkiyi daha da arttırmıştır. Böylece, İmparatorluğun varlık nedeni ve Padişah otoritesinin kaynağı,  İslâmiyet olmuştur. Ayrıca “İslam ümmeti” düşüncesi ve İslamiyet’in sosyal hayatı da düzenleyen bir din olması, İslâm dininin ağırlığını daha da arttırmıştır. İşte,…

Devamı

Tanzimat Sonrası Fikir Akımları-1

Tanzimat döneminde meydana gelen siyasî olaylar, imparatorluk coğrafyasında meydana gelen bazı değişiklikler, dil ve edebiyattaki eski-yeni çatışmaları ile milliyetçi çalışmalar, II. Meşrutiyet öncesinde bazı fikir akımlarının ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu fikir akımlarının doğmasına yol açan en önemli sebeplerden biri de, Osmanlı devletini çökmek ve yıkılmaktan kurtarmaktı. Özellikle, yönetici ve bürokratlar ile aydınlar arasında tartışılan ve taraftar bulan başlıca fikir akımları şunlardır: 1.Osmanlıcılık 2.İslâmcılık 3.Batıcılık 4.Türkçülük Bunlardan Osmanlıcılık, İslâmcılık ve Türkçülük, meydana gelen siyasi olaylara göre sırasıyla ağırlık kazanan fikir akımlarıdır. Yeni Osmanlıların ortaya attığı Osmanlıcılık; farklı cemaatleri Osmanlı tahtı…

Devamı

Tanzimat’tan II. Meşrutiyet’e Türk Milliyetçiliğine Genel Bakış-21

Tanzimat dönemi milliyetçiliğinin öncü şahsiyetleri: 11. Abdülhak Hâmid (Tarhan) (1852-1937) II. Tanzimat Nesli sanatçılarından Abdülhak Hâmid, “Tanzimat Edebiyatı’nda ilk ve hakiki müceddit” olarak gösterilmiştir. Tanzimat döneminde edebî, inkılâbı yapan odur.(1) O, diğer konularda olduğu gibi, dil konusunda da kendine has, “Hâmidâne” diyebileceğimiz bir yol takip etmiştir. Genellikle, eserlerinde Divan edebiyatında bile bulunmayan kelime ve terkiplere yer vermesine rağmen, ifrada kaçmadığı zaman gayet güzel ve sade bir Türkçe ile duygu ve düşüncelerini ifade etmiştir. Hâmid’i bu tür eserleriyle de, dilde Türkçeleşme çabalarına destek olmuş bir edebiyatçımız olarak kabul edebiliriz. Tanzimatın II.…

Devamı

Tanzimat’tan II. Meşrutiyet’e Türk Milliyetçiliğine Genel Bakış-20

Tanzimat dönemi milliyetçiliğinin öncü şahsiyetleri: 10. Muallim Naci (1850-1893) Edebiyatımızda, her ne kadar 1897’de yazdığı “Ben bir Türküm, dinim, cinsim uludur” mısraıyla başlayan “Cenge Giderken” şiiriyle Mehmet Emin (Yurdakul), “Türk şairi” sıfatını kazanmışsa da, Türk şiirinde ilk defa “ Ben bir Türküm” demek şerefi, Muallim Naci’ye aittir. Naci, Mehmet Emin’den altı yıl önce 1891’de yazdığı Ertuğrul Bey Gazi adlı büyük tarih manzumesinde: Ben ki bir Türk’üm unutmam Caber’i Türk olan ni’metşinas olmak gerek, Var yerî gitsem Mezâr-ı Türk’e dek diyerek milliyetçi bir ruha sahip olduğunu ortaya koymuştur. Bir halk çocuğu…

Devamı

Tanzimat’tan II. Meşrutiyet’e  Türk Milliyetçiliğine Genel Bakış-19

Tanzimat dönemi milliyetçiliğinin öncü şahsiyetleri: 9. Süleyman Hüsnü Paşa “Şıpka kahramanı”(1838-1892) Tanzimat dönemindeki Türk milliyetçiliği fikrinin en önemli simalarından biri de, “Şıpka Kahramanı” Süleyman Hüsnü Paşa’dır. Aslen Kastamonulu olan Süleyman Hüsnü Paşa, 1838 yılında İstanbul’da doğmuştur. 1860 yılında Mekteb-i Harbiye’den mezun olan Süleyman Paşa, Osmanlı ordusunda çalışmaya başlayan, Girit ve Yemen bölgelerinde görev yapan Osmanlı ordusunun başarılı bir komutanıdır. Şıpka boğazında Rusları birkaç kez yenilgiye uğratması sebebiyle “Şıpka kahramanı” olarak anılır. İstanbul’a döndüğünde mezun olduğu okulda, edebiyat dersleri okutmuştur. 1874 yılında paşalık rütbesi ile taltif edilmiş, Mekteb-i Harbiye ve Mekâtib-ı Askeriye nazırı…

Devamı

Tanzimat’tan II. Meşrutiyet’e Türk Milliyetçiliğine Genel Bakış-18

Tanzimat Dönemi Milliyetçiliğinin Öncü Şahsiyetleri: 8. Ali Suâvi (1838-1878) Tanzimat döneminin Türkçü şahsiyetlerden bir diğeri de Ali Suâvi’dir. Çankırılı Hüseyin Ağa’nın oğlu olan Ali Suâvi, 8 Aralık 1839 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. Eğitim hayatına Davutpaşa Rüştiyesi’nde başlamış, daha sonra Şehzadebaşı Camii medresesinde din dersleri almıştır. Genç yaşlarında resmî görevle Bursa’ya, Simav’a, Rumeli’ye ve Hicaz’a gitmiştir. Ali Suâvi, 1886 yılında hem siyasî hayata atılmış, hem de Muhbir gazetesinde yazılar yazmaya başlamıştır. Adı geçen gazetede yayımladığı yazılarının ana temasını hürriyet ve istibdat çatışması teşkil eder. Muhbir’de kaleme aldığı yazılar yönetimce hoş karşılanmamış ve Kastamonu’ya…

Devamı

Tanzimat’tan II. Meşrutiyet’e Türk Milliyetçiliğine Genel Bakış (17)

Tanzimat Dönemi Milliyetçiliğinin Öncü Şahsiyetleri: 7. Şemsettin Sâmi (1850-1904) Şemsettin Sâmi, hem bir edip hem selâhiyetli bir mütercim hem de çalışkan ve büyük bir dil ve lügat âlimidir. Arnavut kökenli olduğu halde Türk milliyetini benimsemiş; Türk’ün büyük millet olduğuna inanmış, bilhassa Türk dili alanında milliyetçi bir zihniyetle araştırmalar yapmış, Türk dilinin mâzisini aydınlatan, istikbâlini zenginleştirmeye çalışan faydalı eserler yazmıştır. Şemsettin Sâmi; Ahmet Vefik Paşa’nın Lehçe-i Osmanî’sini, geliştirerek Kamus-ı Türkî’yi yazan, en eski Türklerle Batı Türklerini tanıştırmak için Vambery’nin nakline göre Kutadgu Bilig’i ve Radlolf’un nakline göre Orhun Âbideleri’ni Batı Türkçesine…

Devamı

Tanzimat’tan II. Meşrutiyet’e Türk Milliyetçiliğine Genel Bakış-16

Tanzimat Dönemi milliyetçiliğinin öncü şahsiyetleri: 6.Ahmet Cevdet Paşa (1822-1895) Tanzimat döneminde, ilmî, idarî, kültürel ve edebî çalışmalarıyla, millî hukuk sistemi dili ve mevzuatının oluşmasına, Türkçenin sadeleşmesine katkıda bulunan Ahmet Cevdet Paşa, tarih görüşü ve edebiyatta mahallileşme cereyanına katkılarıyla, milliyetçi bir şahsiyet olarak dikkati çekmiştir. Cevdet Paşa, sade Türkçe kullanma konusunda, edebiyat yapma iddiasında bulunmamasına rağmen, Şinasi, Namık Kemal ve Ziya Paşa’dan daha başarılı olmuştur. Ahmet Cevdet Paşa, Osmanlı Türklüğünün 19. yüzyılın son çeyreğinde keskin zekâsı, hukuk, tarih ve dil sahalarında geniş bilgisi ve aşırı çalışması ile kendisini gösteren bir fıkıh…

Devamı