Köşe Yazıları 

“Edirne’ye, Enver yerine Bulgar girsin” zihniyeti maalesef yaşıyor

Zor oyunu bozuyor değil mi? Bu köşede takriben iki aydır Ortadoğu’nun kuzeyinin istikrara kavuşması adına bölge devletlerinin “devlet aklı” ve milletlerin karşılıklı saygınlığına dayanan adımlar attığından bahsediyordum. Bilhassa Irak seçimlerinin neticesinden ve Türkiye’nin Kuzey Suriye’de kalıcı bir güç olduğunu ispatlamasından sonra bölge dışı aktörlerin yeni stratejiler izlemeye muhtaç kaldığını ayan beyan görmekteyiz. Geçtiğimiz günlerde Türkiye ve ABD Dışişleri Bakanlarının gerçekleştirdiği toplantı sonrası Fırat’ın batısını ilgilendiren önemli bir neticeye varıldı. 90 gün içerisinde Membiç’i boşaltacak olan YPG’li teröristlerin yerine bölge kontrolü, Türkiye denetiminde yerel halka bırakılacak. İdlib’deki 12. gözlem noktasının ardından…

Devamı
Köşe Yazıları 

Ya sonra?

Yaklaşık iki yıl önce üretim bandından ilk çıkan F-35’lerden üç tanesi İsrail hava kuvvetlerine teslim edilmişti. İsrail kamuoyunda ses getiren bu dev savaş makinası, bilhassa hükümet kanadı tarafından övüle övüle bitirilemiyordu. Sebebi hikmeti ne ola ki aktif görevlerde test edilmemiş bu uçaklar, bu kadar beğeni topladı diye düşünedurdum o günden sonra. Son bir ay içerisinde İsrail Hava Kuvvetleri’nin yaptığı operasyonlarda F-35 ağırlığı vardı. Ve bu durum şu an için İsrail hükümetinin mutluluğuna mutluluk katmış gibi görünüyor. Türkiye ise kendisine düşen hisseden ilk uçağı geçtiğimiz günlerde havalandırdı. Ordu mensuplarının uçağa alışması…

Devamı
Köşe Yazıları 

Kaygan zemin

Önceki haftalarda yayınlanan yazılarımda Ortadoğu’da ortaya çıkan gelişmeleri yorumlarken bilhassa Suriye meselesi ekseninde değerlendirmeler yapmıştım. ABD-Rusya mücadelesi… İran-İsrail çatışması… Türkiye’nin terör sorunu ve beka meselesi… Çin’in yeni ticaret yollarını güvence altına alma isteği… AB’nin enerji ihtiyacında Rusya’ya bağımlı olmamak için Suriye üzerindeki dengeleri gözetmesi… Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin statüko devamlılığı için Suriye meselesi üzerinden yeniden konumlanma gerçekleştirmeleri… Birkaç eklemeyle daha zenginleşebilecek olan Suriye meselesi üzerinden genel tarafgirlik tablosu bu şekilde oluşmakta. Peki, her gün farklı bir çatışma yahut kriz ile gerilimin tırmandığı bu tehlikeli oyun masasında bizleri ne bekliyor?…

Devamı
Köşe Yazıları 

Doğu Akdeniz’de hesaplanamayan etki: Çin

Yaklaşık bir haftadır Suriye’deki sıcak gelişmelerle, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Salman’ın savunma harcamaları, batıya şirin gözükmek için saçtığı paralarını ve Gazze’deki protestolara karşı İsrail’in kullandığı orantısız gücü konuşuyorduk. Bu yazıların kaleme alındığı vakitlerde ise (belki durum değişir ama sanmıyorum) tüm uluslararası gelişmelere bir sakinlik bir sükût çöküverdi. Miraç kandilinin de idrak edileceği cuma arefesinde; ABD’nin, belki de bir cihan harbini tetikleyebilecek olan, Suriye’ye müdahale seçeneğinde çok da kararlı davranmadığı emareleri ortaya çıkmış vaziyette. Trump bir tüccar. Lakin değerli mallar satan bir sarrafiye tüccarından ziyade sokakta zerzevat satan bir adam…

Devamı
Köşe Yazıları 

Doğu Akdeniz Çelmesi’ne karşı Suriye’de kurt kapanı

Yıl 2009: Küçük haberler şüpheli cümleler ile kıyıda köşede kalan sütunları doldurmaya başlamıştı bile. Kıbrıs adasında ve özellikle KKTC’de hızla artan Yahudi popülasyonu ve bunu gizli bir planın parçası olarak adlandıran bir kaç yazar internet aleminde küçük ama çok paylaşılan yazılar kaleme aldılar. O döneme ilişkin basit bir arama yapılırsa bunlar bulunabilir. Eh, mayınlı arazilerin temizlendiği, güneydoğudan ve Antalya’dan yabancıya mülk satışı meselelerinin gündeme geldiği dönemlerdi tabi ki. Çok da önemsenmedi belki, belki de yazılan yazılar Yahudi cemaatini ya da İsrail’i ‘komplo teorisi’ derecesinde hedef alan üsluba sahip olduğu için…

Devamı
Köşe Yazıları 

Orhan’ın ardından Afrin

Sarılır, indirilir mevki’-i müstahkemler, Beşerin azmini tevkîf edemez sun’-i beşer; Bu göğüslerse Hudâ’nın ebedî serhaddi; ‘O benim sun’-i bedî’im, onu çiğnetme’ dedi. Âsım’ın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek: İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek. Akif Ersoy Ey Kahramanmaraş’ın kahraman evladı Şehid Orhan Sürmen! Sen ne bahtlı bir kul imişsin ki, yüz yıl sonra Çanakkale Zaferi’ne ithaf olmuş bir şiirin mısraları senin azmin, din ve bayrak sevgin karşısında tekrar dile geliyor. Hem de Mart’ın 18’ine bir kaç gün var iken. Sen ki, Mushaf’ı kaldırırken ruhun Hüda’nın katına yükseldi. Dinin, vatanın, bayrağın ve kitabın…

Devamı
Köşe Yazıları 

Kontrol edilemez gerginlik

Genellemeler kötüdür! Bir güruh ya da bir topluluk üzerine yapılabilecek genellemeler sadece kabataslak bir tanım ortaya koymakla birlikte ardından farklılıklardan bahsedilmezse basmakalıp bir şekilde zihinlere yerleşir. Gel gelelim ki bu yazının başlığı ‘Yahudi ve Hristiyan çekişmesi’ olarak tasarlanmışken genellemelerin kurbanı olmamak için, böyle bir girizgâh tarafımdan daha münasip görülmüştür. Tarih boyunca pek çok sebepten mütevellit birbirinden yakınan bu iki büyük dinin mensupları, Kudüs’te yaşanan olaylar silsilesinin ardından tekrar karşı karşıya geldiler. Tabi ki milyonlarca insanın inandığı genel dini çatıların birbirine husumet beslediğini iddia etmiyorum. Lakin, diaspora Yahudileri anti-semitizmden ve İsrail’deki…

Devamı
Köşe Yazıları 

Perdenin arkasını aralasak güneşi göreceğiz

Kavramsal olarak ‘topyekûn savaş’ tanımı harp usulleri açısından farklılık gösterse de, kelime öbeğinin akla gelen ilk anlamı manasıyla bugünkü yaşadığımız şartları karşılamaktadır. Bugünlerde bir buçuk ayına yaklaştığımız Afrin harekâtı, Türk ordusunun belirli birliklerinin belirli bir bölgede sınırlı çatışmalarla bir dizi operasyon yürütmesinden ibaret değildir. Türk milletinin her ferdinin vatanın dört bucağında bacası tüten her bir evin mevcudiyetini, ruhunu, duasını ve cebindeki son kuruşunu ortaya koyduğu bir mücadeledir. Televizyonlar, internet medyası ve sosyal medyada sıkça yorumlar ve analizlerle karşılaşan milletimiz ise benliğini ortaya koyduğu mücadele hakkında kimi zaman tereddüte kimi zaman…

Devamı
Köşe Yazıları 

100 yıl sonra aynı dönüm noktasındayız

“Sarıkamış, İstanbul savunmasının başladığı yerdir. Birinci Cihan Harbi sırasında sınırlarımıza Rus’un Kafkasya üzerinden başlattığı mütecaviz yayılmasını durdurmak zaruretti. Nasıl ki; Kanal’da İngiliz’i beklememiz mümkün değil idi ise Sarıkamış’ta da Rus’un keyfini beklememiz, hele ki Köprüköy muharebelerinden sonra, mümkün değildi. Bu bahsettiğimiz sathın yekûnu Misak-ı Millidir. Andolsun ki; biz bu yeminin bekçisiyiz. Ve coğrafya tarihe dar geldiğinde bu Misakın arda kalanının da talepkârı olacağız!” 14-01-2018 Lahey/Hollanda Bu sözlerle kapatmıştım Lahey’de düzenlenen Sarıkamış Harekâtını ve Şehitlerini anma programındaki konuşmamı. Avrupa’nın göbeğinde ana vatandan binlerce kilometre uzakta, gönülleri Türkiye ile çarpan pek çok…

Devamı