Köşe Yazıları 

Krizi atlattık(!)

Enflasyonun biraz olsun düşmesi ve dövizin gerilemesiyle beraber yine meydana döküldüler: “Biz demedik mi?” Keşke haklı olsalar. Keşke her şey bitmiş, kriz atlatılmış, yaralar sarılmaya başlamış olsa; ancak durum böyle değil. İktidara yaranma çabası maalesef insanları küçük düşürüyor. İktidar ise kendisine yaranmak isteyenlerin şeref ve kişiliklerini rafa kaldırmasını istiyor. Bir kısır döngü… Girdiğimiz türbülanstan çıkmak için hangi adımları attık ki kriz sona ersin? Birkaç sunum, birkaç basın toplantısı ve birkaç planla atlatabileceğimiz kadar küçük bir sorun değil bu. Ne yaptınız örneğin? Liyakata dayalı bir sistem mi kurdunuz? Artık yazılı sınavlarda…

Devamı
Köşe Yazıları 

Kanser hastasına aspirin tedavisi

Geçtiğimiz hafta yerliler 4,4 milyar dolarlık dolar alımı gerçekleştirdiler ve bunun 2,7 milyar dolarını bireyler satın aldı. Sadece bu örnekten de anlaşılacağı gibi yeni ekonomi yönetimi, ülke içinde dahi ekonomiye güveni sağlayamadı. Zaten beton kusan Türk ekonomisinin içerisinde bulunduğu türbülanstan birkaç sunum ve basın toplantılarıyla çıkacağına inanmak için son derece saf olmak gerekiyordu. Daha önce de çeşitli defalar belirttiğimiz gibi Türk ekonomisinde ısrarla bir hasar tespitinden kaçılıyor ve modası geçmiş yöntemlerle piyasalara güven aşılanmasına çalışılıyor; ancak geldiğimiz noktada bu yöntemlerin hiçbir etki göstermeyeceği çok açık. Aklımıza gelen en basit çözüm…

Devamı
Köşe Yazıları 

Andımız ve ekonomimiz arasında bağ yok mu sanıyorsunuz?

25 Mayıs 1944 günü Nuri Demirağ uçak fabrikasında ürettiğimiz yüzde yüz yerli uçağımız İstanbul’dan Ankara’ya ilk seferini yapmış, üstelik bu fabrikada üretilen uçaklar Hollanda ve Finlandiya’ya ihraç edilirken, Atatürk tarafından bir tanesi de İran’a hediye edilmişti. Bazılarının ‘reklam arası’ olarak nitelendirip, düşmanlık beslediği ve her fırsatta ellerindeki emperyalist malı balyozu vurdukları Cumhuriyet bakın neler inşa etmişti: 1-Ankara fişek fabrikası (1924) 2-Gölcük tersanesi (1924) 3-Şakir zümre fabrikası (1925) 4-Eskişehir hava tamirhanesi (1925) 5-Alpullu şeker fabrikası (1926) 7-Uşak şeker fabrikası(1926) 8-Kırıkkale mühimmat fabrikası (1926) 9-Bünyan dokuma fabrikası (1927) 10-Eskişehir kiremit fabrikası (1927)…

Devamı
Köşe Yazıları 

Bu sistem çıkmaz sokaktır

2 Mart 2017 tarihinde Yeniçağ gazetesi için yaptığımız değerlendirmede şunları yazmıştık: Referandum tarihinin yaklaşması ile beraber, her genel ve yerel seçimde duymaya alıştığımız “İstikrar için” çıkışlarını yine duymaya başladık. Türkiye’nin her anlamda bir istikrara ihtiyaç duyduğu gerçek olmakla birlikte, söz konusu sistem değişikliğinin bu istikrarı ne derece sağlayabileceği muhakkak sorgulanmalıdır. Para çoğalmak ister ancak bunun için güven duyduğu bir zemine ihtiyacı vardır. Eğer bu güveni sağlayamazsanız, ihtiyaç duyduğunuz yatırımlar sistemden kaçarlar ve sizin değil; size ihtiyaç duyan yatırımların merkezi olursunuz. Yani; istihdam yaratacak, ekonominize katkı sağlayacak yatırımların değil, hukuk dışına çıkmak isteyen…

Devamı
Köşe Yazıları 

Türkiye ekonomik felaketten nasıl kurtulur?

İktidardaki siyasetçilerimiz kabul etmese de, Türkiye özellikle son dönemde ciddi bir ekonomik krizin içerisinde. Daha önce de bu krizin neoliberalizmin krizi olduğunu ve bu krizden neoliberal öğretilerle çıkamayacağımızı çeşitli defalar yazdık. Mahfi Eğilmez, ‘Değişim Sürecinde Türkiye’ adlı son kitabında 1929’un Büyük Depresyonunu anlatırken: “Adeta Adam Smith’in görünmez elinin gelip ekonomiyi kurtarması bekleniyordu.” diyor(1). 1929’dan 2018 Türkiye’sine değişen maalesef pek bir şey yok. Hala ‘Görünmez el’in bir kurtarıcı değil, özellikle bizim gibi ülkeler için bir felaket anlamına geldiğini anlatmakla meşgulüz. Türkiye söz konusu olduğunda Güney Kore ile yapılan mukayeselere hepimiz alışkınızdır.…

Devamı
Köşe Yazıları 

Kendini Arayan Türkiye

Ülkemiz nice zamandır bir boşlukta sallanıyor. Oraya gidiyor, buraya geliyor; sağa bakıyor, sola dönüyor, olmuyor. Bu sefer olacak galiba diyoruz, üzülerek yine olmadığını görüyoruz. En son söyleyeceğimizi, en başta söyleyelim: Böyle gitmez! Türkiye bu zihniyetle hiçbir başarıyı yakalayamaz. Yakaladığı hiçbir başarı da kalıcı olmaz. Bakın, Tahran Zirvesi’nde, Putin’in heyetinde basın sözcüsü Peskov da vardı. Peskov bir Türkolog. Rusya ve İran’la tarihi bir toplantıya katılacak heyetimizde, Maliye Bakanı masada ayaklarını uzatmış otururken, MİT Müsteşarımız ve Milli Savunma Bakanımız arka sırada kendilerine yer bulabilmişler. Zirvenin hemen akabinde 12 maddelik bir bildiriye imza…

Devamı
Köşe Yazıları 

Kriz ve kriz yönetimi

Öncelikle bir konunun altına çizmeliyiz. Türkiye; Suriye’de ABD planlarına aykırı operasyonlarda bulunmasaydı, toprakları üstünde bir ameliyata müsaade etseydi, kısacası sebepleri ne olursa olsun AKP Türkiye’ye kan kaybettiren politikalarına devam etseydi bugünkü haliyle sert bir ekonomik sarsıntı geçirmeyecek, hastalıklı iktisadi model ayakları üstünde kalmaya devam edecekti. Evet, AKP hastalıklı bir ekonomik yol izliyordu. İtibarı üretimde değil; tüketimde görmek gibi çok yanlış bir zihniyet taşıyor, pimi çekilmiş bir bombayı cebinde taşıyordu. “Ben bu oyunda artık yokum.” dediği an da cepteki bomba patladı. Yani, bir dış müdahale konusunda iktidarla hemfikirim; ancak bu dış…

Devamı
Köşe Yazıları 

Bir ‘terbiye’ aracı olarak ekonomi

Çözüm süreci başlamadan hemen önce Bursa’da bir konuşma yapan ‘Kriz kâhini’ Roubini,  “Çözüm süreciyle beraber, Türk ekonomisinin yukarı doğru evirileceğini” söylemişti. Türk Devleti’nin direkten döndüğü günlerde Tayyip Erdoğan’ın “Çözüm sürecini buzdolabına kaldırdık.” açıklamasının hemen akabinde ABD’de yaşayan ekonomist Daron Acemoğlu, Hürriyet’e bir röportaj vermiş ve “Çözüm süreci biterse, Türk ekonomisi büyük yara alır.” demişti. Çözüm/çözülme sürecinin başında ve sonunda yapılan iki açıklamadan da açık bir şekilde anlaşılacağı üzere, ABD için ekonomi; ulusları ‘terbiye’ etmek için kullandığı bir enstrümandır. CIA ajanı bir papazın iade edilmemesini bahane ederek Türk ekonomisine karşı bir…

Devamı
Köşe Yazıları 

Taşlar Yeniden Dizilirken Türkiye

ABD’nin son yaptırımlarından sonra yeniden gerilen Türkiye-ABD ilişkilerinin akıllara en çok getirdiği soru “Türk Ekonomisinin durumu ne olacak?” oldu. Öncelikle belirtmeliyiz ki, her doğum sancılıdır. Her yenilik, önüne örülmüş güçlü duvarları yıkarak gerçekleşir. Artık şüphe götürmeyecek bir şekilde ortaya çıkmıştır ki, Atlantik Bloğunun stratejik planlarında Türkiye dost ve müttefik ülke değil; hedef ülke haline gelmiştir. Şüphesiz Türkiye buna direnecek, asırlardır boyun eğmeyen bir millet yine boyun eğmeyecektir. Ancak bu direnişin gücü ve şiddeti, ülkemizin ekonomik gücüyle doğrudan orantılıdır. Peki, Türk Ekonomisi bu sancılı makas değişimini nasıl karşılayacak ve ne kadar…

Devamı