Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin Kaynakları-XIV

Bir önceki yazıda Türk milliyetçiliğinin önemli beslenme kaynaklarından birinin de Türk tasavvufu olduğu ve Türk tasavvufunun da Orta Türkistan’da 11. yüzyıl sonları ile 12. yüzyılda yaşayan, kaç yıl yaşadığı bilinmeyen, ancak menkıbelere göre uzun bir hayat yaşadığı anlaşılan, ayrıca güçlü ve etkili bir kişiliğe sahip olan Hoca Ahmet Yesevi’yi ana kaynak olarak benimsediği üzerinde durmuştuk. Ayrıca Yesevi’nin hem Türkistan’da, hem de Anadolu ve Rumeli’de çok etkili olduğunu, Yesevi Ocağı’nda yetişen dervişlerin bütün Türk ülkelerinde irşat faaliyetinde bulunduğunu belirtmiş, yüzyıllar süren etkisinin halen var olduğundan söz etmiştik. Bu yazıda da konuya…

Devamı
Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin Kaynakları XIII

Kimlik ve dil VIII Türklerin İslam dinini benimsemesi hem dünya tarihi, hem İslam tarihi hem de Türk tarihi açısından son derece önemli sonuçlar doğurdu. Bu, belki de bütün insanlık tarihinin yönünü değiştiren olaylardan biridir. İslam, Arap yarımadasında doğup çok kısa bir sürede önce kuzeye, sonra ise batıya ve doğuya doğru müthiş bir hızla yayılarak büyük kitleleri kendine bağladı. Kuzeye doğru yayılışın ilk adımında İslamlaşan Suriye ve Irak, bir yandan da Araplaştı. İslam dini, batıya doğru Mısır üzerinden Afrika’nın kuzeyine, oradan da Avrupa’nın batısına, kuzeye doğru önce İran’a, daha sonra Kafkaslar…

Devamı
Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin Kaynakları XII

Kimlik ve dil VII Milliyetçiliğimizin kaynaklarını konu edindiğimiz yazıların on ikincisi, kimlik ve dil başlıklı yazımızın ise yedincisi ile karşınızdayız. Niçin böyle bir yazı dizisine gerek gördüğümüzü bir kez daha hatırlatarak yazıya başlamak isteriz. Türklük hem dünyada hem de ülkemizde sürekli örselenen, zaman zaman aşağılanan, yok sayılan, binlerce yıl boyunca insanlığa katkıları görmezden gelinen, yetiştirdiği bilim ve sanat adamları, hatta kurduğu devletler ve uygarlıklar başka milletlere mal edilen (Farabi ve İbni Sina’ya Fars, kendilerinin Türk olduklarını her fırsatta belirten, Türkçe konuşup Türkçe yazan Babürlülere Moğol, onun Hindistan’da kurduğu büyük Türk…

Devamı
Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin Kaynakları-XI

Kimlik ve dil-VI Bir önceki yazıda Türk dilinin ve edebiyatının, aynı zamanda Türk milliyetçiliğinin dayandığı temel metinlerden biri olan, ayrıca Türk kültür tarihinin de temel kaynak eserlerinden olduğu kabul edilen Kutadgu Bilig üzerinde durulmuş ve bu eserin yeryüzündeki bütün Türkler için öneminden kısaca söz edilmişti. Bu yazıda ise aynı biçimde bütün Türklük için son derece değerli bir eser olan, Türklük duygusuna sahip her kişinin hakkında bilgi sahibi olması gereken ve Türkçenin en büyük dil yadigârlarından biri olduğu herkesçe kabul gören, Türk kimliğinin temel beslenme kaynaklarından biri olarak gördüğümüz Kâşgarlı Mahmut’un…

Devamı
Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin Kaynakları – X

Kimlik ve Dil – V Türkistan’ın batısındaki Türkler, Köktürkler çağından itibaren Müslümanlarla temasa gelmiş, farklı bir din ve uygarlık çevresiyle tanışmaya başlamışlardı. 751 yılında Müslüman ordusuyla Çinliler arasındaki Talas Savaşı, Türk coğrafyasında cereyan etmiş ve henüz Müslüman olmayan Türkler de Müslüman ordusu yanında savaşa katılmıştı. Bugünkü Kırgızistan Cumhuriyeti sınırlarında bulunan Talas’ın coğrafi konumu düşünüldüğünde İslam’ın erken çağlarında Müslümanların Türk coğrafyasının güneyinin önemli bir kısmına hâkim duruma geldikleri anlaşılır. Abbasiler çağında İslam’ın güler yüzüyle karşılaşan Türklerin bu dini benimsemeye başladıkları da bilinmektedir. İslam dini, Türkler arasında bir yandan doğuya doğru yayılırken,…

Devamı
Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin Kaynakları-IX

Kimlik ve Dil-IV Ötüken Türk Kağanlığı (Köktürkler), 745 yılında Uygurlar tarafından yıkıldı ve Türk devletinin yönetimi bu tarihten itibaren Uygurların eline geçti, yani Türk devlet zincirinin Uygur halkası eklenmiş oldu. Uygurlar Ötüken bölgesindeki hâkimiyetleri boyunca Köktürkler gibi taşlara yazma geleneğini sürdürdü ve bu dönemden de günümüze anıt-yazıtlar geldi. Bunlar, Köktürkler’den kalanlar kadar etkileyici olmasa da yine de dönem tarihiyle ilgili birtakım bilgileri bize ulaştırır ve geleneği sürdürür. Moyun Çor adına dikilen ve Şine Us yazıtı olarak bilinen yazıtımız bunlar içerisinde en hacimli olanı ve en önemlisidir. Bu anıt-yazıtta da, Orhun…

Devamı
Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin Kaynakları-VIII

Kimlik ve Dil-III Orhun anıt-yazıtları, milattan sonra sekizinci yüzyılda Türk tarihinin üç büyük şahsiyeti adına granit mermere kazınmak suretiyle geleceğe bırakılmış ölümsüz abidelerdir. Bu anıt-yazıtların içeriği ile ilgili en güzel değerlendirmeyi merhum Muharrem Ergin Hoca Orhun Abideleri adlı eserinin ön sözünde yapar. Hocanın bu muhteşem değerlendirmesinin bir kısmını buraya almak isterim: “Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin… İlk Türk tarihi… Taşlar üzerine yazılmış tarih… Türk devlet adamlarının millete hesap vermesi, milletle hesaplaşması… Devlet ve milletin karşılıklı vazifeleri… Türk nizamının, Türk töresinin, Türk medeniyetinin, yüksek Türk kültürünün büyük…

Devamı
Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin kaynakları – VII

Kimlik ve dil (II) Kimlik konusu üzerinde niçin böyle bir sıra yazı yazma gereği duyduğumuzu açıklamadık, sanırım birkaç söz söylemeye ihtiyaç var. Aslında yaşanılan tarih ve ortaya konulan uygarlık düşünüldüğünde yeryüzünde kimlik bunalımı yaşamaması gereken birkaç milletten biri olarak Türkler akla gelir, ancak bütün olarak milletimizin bugünkü durumu aksini gösteriyor. Ne yazık ki Türk coğrafyasında bu anlamda ciddi bir sıkıntı olduğu açık ve bu sıkıntıları gidermenin yolu da Türk’ün tarihi macerasını ve bu macera boyunca oluşturulan uygarlığı bilmekten geçiyor. Merhum Mehmet Niyazi Bey, Tarih Felsefesi adlı eserinde büyük Fransız düşünürlerinden…

Devamı
Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin kaynakları (VI)

Kimlik ve dil (I) İnsanoğlunun ne zamandan beri konuştuğu, yani ifade aracı olarak bir dile sahip olduğu bilinmez. Dil, insanları diğer varlıklardan ayıran en belirgin özellik olması bakımından çok merak edilen bir konu olmuş ve dillerin türeyişiyle ilgili pek çok teori ortaya atılmıştır. Genel olarak insanlığın dil varlığına ne zamandan beri sahip olduğu bilinmediği gibi Türkçenin de yeryüzündeki varlığının başlangıç tarihi tam olarak tespit edilebilmiş değildir. Dilin tarihi, bir anlamda milletin de tarihi olduğu için Türk’ün tarihi ile Türkçenin tarihi birlikte düşünülmekte ve Türkçenin varlık sahnesine çıkış zamanıyla ilgili çeşitli…

Devamı
Call Now Button