Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin kaynakları – IV

Sanat tarihi ve kimlik Bir insan topluluğunun millet düzeyine yükselmesi yalnızca soy birliğiyle değil, uzun bir zamanla ve bu uzun zaman içerisinde biriktirilen anılarla, oluşan ortak değerlerle, gelenek-göreneklerle, kısaca soyut ve somut kültür mirasıyla, yani oluşturduğu kültür ve geliştirdiği medeniyetle ilgili bir durumdur. Yaşanılan coğrafyalar ve hayat tarzı insanlarda ortak bir evren algısına, ortak bir hak kavramına, ortak bir kanun ve adalet duygusuna, ortak bir ahlak ve namus anlayışına, ortak bir eğlenme duygusuna, ortak zevklere, ortak bir müzik anlayışına, ortak bir mimari üslubuna yol açar. Bu ve benzeri pek çok…

Devamı
Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin kaynakları-III

Arkeoloji ve Kimlik Yeryüzünde pek çok millet gelip geçti, bunların bir kısmı bazı izler bıraktı, bir kısmının izleri de kaybolup gitti. Günümüzde de yüzlerce milletten söz edilebilir. Bugün var olan milletlerin bir kısmı devlet sahibi olarak yaşıyor, pek çok devlet sınırları içerisinde de birden fazla millet varlığını sürdürüyor. Doğal olarak her milletin farklı bir tarihi macerası oldu ve olmakta. Bu farklı tarihi maceralar, milletlerin farklı oluşunun da temel sebeplerinden biridir. Kimlik diye üzerinde durmaya çalıştığımız kavram, bir milletin tarihi macerası boyunca olup bitenlerin, yaşanılan acıların, felaketlerin, zaferlerle yenilgilerin, başka milletlerle…

Devamı
Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin kaynakları-II

Tarih ve kimlik Bir önceki yazıda milliyetçilik duygusunun kaynaklarını genel olarak belirtmiş, bunlardan tarih, sanat tarihi ve arkeoloji üzerinde kısaca durmuştuk. Bu yazıda ise tarih, kimlik oluşturma ve milliyetçilik ilişkisi üzerine düşüncelerimizi biraz daha etraflıca paylaşmak isteğindeyiz. Toplumlar, milli kimliği oluşturma ve milli bilinci geliştirip kalıcı duruma getirme çabasında bu üç alana sıkça başvurur, bu alanlara ait bilgileri bazen kendilerine göre yorumlar, hatta kullanabilecekleri yeni bilgiler üretme yoluna gider. Bu alanlar, özellikle tarih alanı, siyaset ve ideolojiler için kullanılmaya son derece uygundur. Bu yüzden aydınlar ve siyasetçiler tarafından sıkça kullanılmıştır…

Devamı
Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin kaynakları-1

Kendini milliyetçi olarak tanımlayan insanlar, düşüncelerinin gereği mensup oldukları milletin kalkınıp gelişmesi, mutlu ve güzel bir hayat yaşaması için geleceğe dair fikirler üretmek, ürettikleri bu fikirleri uygulamaya koymanın yollarıyla ilgili plan ve programlar yapmak, bunun için öncelikle nitelikli insanlar yetişmesi için çaba sarf etmek zorundadır. Aslında bu durum, kendini bir topluma ya da düşünceye karşı sorumlu hisseden herkesin ortak tavrı olmalıdır, ancak özellikle milliyetçilik düşüncesi, tabiatı gereği, pek çok sorumluluğu kendini bu düşüncenin mensubu olduğunu iddia edenlerin omuzlarına yükler. Milliyetçi olmanın insana yüklediği ilk sorumluluk elbette mensup olduğu milleti iyi…

Devamı
Köşe Yazıları 

Prof. Dr. Bahaeddin Ögel

Geçtiğimiz günlerde Elazığ Belediyesi’nin geçmişte Elazığ’da bir caddeye adı verilen Prof. Dr. Bahaeddin Ögel Hoca’nın o caddeden adını sildiğini, onun yerine şimdiki Belediye Başkanı Mücahit Yanılmaz’ın kayınpederi Molla Bahri’nin adını verdiğini işittik. Molla Bahri adlı kişi çok önemli olmalı ki bu kişi adına şehirde bir İmam-Hatip Lisesi ile bir de cami olduğu bilgisi geldi. Bir şehirde sokak ve caddelerin nasıl, neye göre, hangi ölçülerle adlandırıldığını, konunun yasal yönünü bilmiyorum. Eskiden verilmiş adların ne gibi durumlarda değiştirileceğini de bilmiyorum. Sokak ve caddelerdeki kişi adlarına bakıldığında yapılan adlandırmalardan şunu anlıyorum: Bir şehirde…

Devamı
Köşe Yazıları 

TÜRKÇE GÜZELLEMESİ

Türklerin ana yurdu konusu tarihçiler ve kültür tarihçileri ile diğer ilgililer arasında tartışılmakta olan bir konudur. Bilimin ulaştığı bugünkü seviyeye rağmen henüz herkesçe kabul edilen bir coğrafyanın belirlenememiş olması bir yönüyle üzüntü verici bir durum, ancak bunun makul birtakım sebepleri olduğunu da unutmamak gerekir. Konunun böyle bilinmezler arasında olması, öncelikle Türk milletinin yaşıyla ilgilidir. Bu konu üzerinde tartışılıp düşünülürken tarihin en köklü ve en çok gezen milletinden söz edildiği hatırda bulundurulmalı. Ana yurt, yani tarih sahnesine ilk adımı attığımız coğrafyanın neresi olduğu elbet bir gün tam olarak tespit edilecek. Bu,…

Devamı
Köşe Yazıları 

Esir Türkler Haftası üzerine

22 Haziran 1959 tarihinde ABD senatosunda Temmuz ayının 17. günü Esir Milletler Günü, Temmuz ayının üçüncü haftası da Esir Milletler Haftası olarak kabul edilir. ABD’nin bu kararının hedefi, hiç şüphesiz pek çok milleti ‘Demir Perde’ gerisinde tutan Sovyetler Birliği idi ve amaçları esir milletlerin hürriyetlerine kavuşmasından ziyade kendi devletlerinin siyaseti doğrultusunda konuyu dünya gündemine taşıma çabası idi, ancak meselenin bizi ilgilendiren yanı, Sovyetler Birliği içerisindeki ‘esir’ halkların büyük çoğunluğunun Türk olmasıydı. Bu yüzden bu hafta, Türkiye’de özellikle Ülkücüler tarafından “Esir Türkler Haftası” olarak kabul edildi ve yetmişli yıllarda çeşitli etkinliklerle…

Devamı
Köşe Yazıları 

Din, kişilik ve Ülkücüler

“Öd Tengri yaşar, kişi oglı kop ölgeli törümiş.” (Zamanı Tanrı yaşar, kişioğlu hep ölümlü yaratılmış.) Orhun anıt-yazıtlarındaki pek çok muhteşem cümleden biri bu kısa cümledir. Bilge Kağan bu sözü bütün soyum, milletim okusun, unutmasın, kendine kılavuz edinsin diye yazdıralı on üç yüzyıl geçti. Bu söz, Köktürklerin yani bundan bin üç yüz yıl önceki atalarımızın dininin yaratılış meselesini nasıl değerlendirdiklerini ortaya koyduğu gibi, kişilik sahibi bir insanın dünyaya ve insanlara nasıl bakması gerektiğini de gösteren bir mesaj içerir. Bu cümleden anlaşılacağı üzere Köktürk dini, evreni, evren içerisindeki varlıkları yaratan ve ölümsüz…

Devamı
Köşe Yazıları 

Moğolistan’da bir bilgi şöleni

Bu yazıda Haziran ayı başında (1-7 Haziran arası) Moğolistan’da yapılan Orhun Yazıtları’nın okunuşunun 125. yılında “Orhun’dan Anadolu’ya Türkoloji Sempozyumu” adlı bir bilgi şöleni dolayısıyla, Türklüğün eski medeniyetine dair bir şeyler anlatmak ve kısa bilgiler aktarmak istiyorum. Türkçe’nin yaşı konusu alan uzmanlarınca tartışılagelen hususlardan biridir, ancak Sümercedeki Türkçe sözlerin varlığı bize, Türklerin tarihin en eski milletlerinden biri olduğunu tereddüte meydan vermeyecek biçimde gösterir. Çünkü şu anda yeryüzündeki mevcut diller arasında Sümer diliyle bu denli ilişkisi olan hiçbir dilin varlığından haberdar değiliz. Ayrıca son iki bin yıllık insanlık tarihine göz atıldığında önemli…

Devamı