Milliyetçiliğimizin Kaynakları-XV

Yol ayrımları-II Bir önceki yazıda Hunların dağılmasıyla ortaya çıkan büyük göçlere kısaca değinilmişti. Büyük Hunların dağılmasıyla bir kol, belirtildiği üzere Aral ve Hazar’ın kuzeyinden Kuzey Karadeniz’e, oradan da Doğu Avrupa’ya indi ve daha sonraki yüzyıllarda Hunların açtığı bu çığırı izleyen pek çok Türk kitlesi bu bölgeye geldi. Önce gelenlerle ve yerli halklarla mücadele eden bu Türk kitleleri her seferinde Roma’yı ve Bizans’ı rahatsız etmeye, Avrupa halklarını yerinden edip bir kere daha karışmalarına ve bu halkların, tabiri caizse yeniden oluşmalarına yol açtı. Hunların önemli bir kolu da güneye indi ve Afganistan…

Devamı

Milliyetçiliğimizin Kaynakları-XXIV

Yol Ayrımları-I Daha önce sıkça belirttiğimiz üzere kişilerin ve toplumların nasıl bir hayat yaşayacağını büyük ölçüde yaşanılan coğrafya, yani iklim koşulları ve bitki örtüsü belirler. Türkler de yaşadıkları coğrafyanın tarım yapmaya uygun olmaması dolayısıyla hayvancılık yaparak konargöçer bir hayat tarzı benimsemişken, sonraki çağlarında tarım kuşağına inip köyler ve şehirlerde yaşamaya başladı. Tarım kuşağına inme bir anda olup bitmedi, yüzyıllar sürdü ve farklı zamanlarda, farklı coğrafyalarda Türk boyları tarım kuşağı ile tanıştı. Bozkırda konargöçer yaşayan Türklerin bir kısmı, tarım kuşağının uygun yerlerinde yüzyıllar boyu aynı hayat tarzını sürdürdü. Bir alışkanlığın, hele…

Devamı

Milliyetçiliğimizin Kaynakları-XXIII

Türkler Arap coğrafyasında-III Cahiz daha önce adı verilen eserinde Türklerde dikkatini ve ilgisini çeken özellikleri hem kendi tanıklıklarıyla, hem başka bazı yazarların eserlerinden yaptığı alıntılarla, hem de Türklerin kendileriyle ilgili verdikleri bilgilere dayanarak kısa kısa aktarır. Daha önce belirtildiği üzere bu özellikler genellikle savaşçı Türklere aittir. Çünkü onun tanıdığı Türkler Emevilere karşı mücadele eden, Abbasi devletinin kuruluşunda başat rol oynayan ve savaşmak üzere Abbasi ordusunda bulunan insanlardır. Bu savaşçıların dikkat çekecek ölçüde etkili olmasını, nüfuslarının da az olmadığının, özellikle Abbasi ordusunun asıl unsuru olduğunun kanıtı olarak değerlendirebiliriz. Biz, atlar üzerinde…

Devamı

Milliyetçiliğimizin Kaynakları-XXII

Türkler, Arap coğrafyasında-II “Hilafet Ordusunun Menkıbeleri ve Türklerin Faziletleri” adlı eserde Türkler çeşitli yönleriyle değerlendirilir ve tanıtılır. Yazar bunu yaparken doğal olarak bizzat tanıdığı insan ve topluluklardan hareketle, onlarda tanık olduğu özellikleri dikkate alarak eserini yazmıştır. Yazarın tanıdığı Türklerin çoğunluğunun ise askerlik yapmakta olan savaşçılar olduğu ve esere de bunların özelliklerinin yansıdığı anlaşılıyor. Cahiz’in yazdıklarını bu bakışla değerlendirmek gerek, aksi takdirde o devirdeki bütün Türklerin burada belirtilen özelliklere sahip olduğu gibi yanlış bir düşünce oluşur.  Şimdi eserden hareketle Türklerin Cahiz’in dikkatini çeken özelliklerini belirlemeye, bir yabancının üzerinde bıraktıkları etkiyi anlamaya…

Devamı

Milliyetçiliğimizin Kaynakları XXI

Türkler Arap Coğrafyasında I Daha önceki yazılarda Türklerin sekizinci yüzyıldan başlayarak özellikle Bağdat ve Basra’da dikkat çekecek ölçüde etkili olan varlıkları ve özellikle askerlik ve bilim hayatında söz sahibi oldukları üzerinde kısaca durulmuştu. Aslında Arapların Türklerle doğrudan ve yoğun biçimde karşı karşıya gelmeleri İslam ordularının İran’ı ele geçirmesiyle yani Hz. Ömer’in halifeliğinin son zamanlarında oldu. Tarih Türklerin, Abbasilerin Emevîler ile yaptıkları mücadelede sonucu belirleyecek derecede etkili olduğunu kaydeder. Abbasi halifelerinden el-Mansur zamanından itibaren Türkler devlet yönetiminde yer almaya, önemli makamlarda görev yapmaya başlar. Abbasilerin en bilinen halifesi olan Harun Reşit…

Devamı

Milliyetçiliğimizin Kaynakları-XX

Türkistan okulunun büyük bilge ve bilginleri Türkistan okulunu doğuran Çayardı (Maveraünnehir) ve Horasan bilgeliğinin hem Türk, hem İslam, hem de genel olarak insanlığın bilim ve kültür hayatı için büyük önem arz ettiği, uygarlığın bugünkü düzeye çıkmasında önemli katkıları olduğu anlaşılıyor. Ancak ne yazık ki bu konunun önemi oranında ve gereken titizlikle araştırıldığını, bütün yönleriyle ortaya konulduğunu söylemek zor. Konuyla ilgili olarak Batı’da yapılan çalışmaların bir kısmı kasıtlı olarak, bir kısmı önemsemediğinden bilginlerin milliyetleri konusunda farklı bilgiler verir. Bu noktada Arapların ve özellikle İran’ın büyük bilginleri kendilerine mal etme çabası olduğu,…

Devamı

Milliyetçiliğimizin Kaynakları-XIX

Türkistan okulunu doğuran şartlar İnsanoğlunun yeryüzüne dağılması ile ilgili bugüne kadar çeşitli görüşler ortaya atıldı ve konuyla ilgili pek çok çalışma yapıldı. Bilginler insanlığın tarihi macerasını anlama çabalarını bugün de sürdürüyor. Bin yıllar boyunca avcı-toplayıcı bir hayat yaşayan insanlık, zamanla hayvan ve bitkileri evcilleştirmek suretiyle tarım yapmayı ve yiyecek biriktirmeyi öğrendi. Tarım, iklim şartlarıyla ilgili olduğundan dünyanın her yerinde değil, uygun iklimli coğrafyalarda mümkün oldu ve zamanla bu bölgelerde nüfus yoğunlaşması da görülmeye başlandı. Nüfusun yoğunlaşması kendine has sorunlar doğurduğu gibi pek çok avantajı da yanında getirdi. Bilginler tarım yapılan…

Devamı

Milliyetçiliğimizin kaynakları XVIII

Türk Müslümanlığı Türk Müslümanlığı konusunda çalışan bilginlerimiz, bunun bir sacayağı üzerinde geliştiğini ve bu sacayağını da fıkıhta Hanefiliğin, itikatta Maturidîliğin, ahlakta ise Yesevîliğin oluşturduğunu belirtir. Ancak bu açıklamada bir eksiklik olduğunu söylemek durumundayız. Türk Müslümanlığının bir ayağı da Alevîlik-Bektaşîlik çerçevesi içinde değerlendirmemiz gereken, kendi içinde de yöreye göre birtakım farklılıklar gösteren inanma biçimidir. Türk Alevîliği; hem Türk tasavvuf düşüncesine, hem de Türk kültürünün başka yönlerine katkılarıyla göz ardı edilmesi mümkün olmayan, kültür tarihimiz açısından son derece önemli bir büyük damardır. Türk Alevîliğinin önemli beslenme kaynaklarından biri Ahmet Yesevî kaynaklı Türk…

Devamı

Milliyetçiliğimizin Kaynakları XVII

Maveraünnehir (Çayardı) bilgeliği nasıl oluştu? Önceki yazımızda Maveraünnehir’in coğrafi konumuyla ilgili bazı bilgiler aktarmış ve bu bölgenin uygarlık tarihimizdeki yeri üzerinde durmaya çalışmıştık. Belirtilen coğrafyanın milli varlığımız ve kimliğimiz açısından son derece önemli olduğunu düşündüğümüz için konu üzerinde daha etraflıca durmak ve bölgede yetişip insanlığa önemli katkıları olmuş, ayrıca hem din, hem de kültür hayatımızda önemli izler bırakmış bazı bilginlerle uğraş alanlarından kısaca söz etmek isteriz. Daha önce belirtildiği gibi Türk uygarlık tarihi, Türk savaş tarihinin gölgesinde neredeyse fark edilmez oldu. Bu, bir ölçüde anlaşılabilir, çünkü bizim gibi çok sık…

Devamı

Yakarış

Bir oluşu, başka hiçbir nesnenin bir oluşuna benzemeyen bir Tanrı’m, bizi, bir oluşunun bilincine varanlardan eyle! Ekber olan sensin, biz aciz kullarına gönül enginliği ver ve bizi kibirden uzak eyle! Bilmesi, hiç kimsenin bilmesine benzemeyen en gizliyi de açığı da bilen Tanrı’m, bizi bilgisizliğin karanlığında kaybolmuşlardan eyleme! Bilgi denizinin bir damlasından bize de nasip eyle! Bağışlayacağın bilgi damlası senin bilgi denizini eksiltmez, ancak bizi bilginler ve bilgeler sırasına taşır, bize varlığının sırrına erecek bilgiyi nasip eyle! Var oluşu, başka hiçbir varın varlığına benzemeyen, bütün var olanların varlık sebebi olan Tanrı’m,…

Devamı

Milliyetçiliğimizin Kaynakları XVI

Maveraünnehir-bilim ve kimlik Dizi yazımızın bu sayısını, orta asırlarda Türk uygarlığının adeta mayalanma yeri olan Maveraünnehir’e ayırdık, çünkü bizce Maveraünnehir demek bilim demektir, Türklerin bilime katkısı demektir, binlerce bilgin demektir, binlerce eser demektir, kısacası hür düşünce ve uygarlık demektir. Bölgenin özellikle sekizinci yüzyıl ile on ikinci yüzyıl arasındaki kültür tarihi incelendiğinde yalnız Türk uygarlığı için değil, hem İslam uygarlığı, hem de bütün olarak insanlık için ne denli önemli olduğu anlaşılır. Türk tarihi üzerinde durulurken siyasi tarih, daha doğrusu savaş tarihi sürekli öne çıkarılır, hâlbuki milli kimliğin oluşması ve korunup geliştirilmesinde…

Devamı