Köşe Yazıları 

Yakarış

Bir oluşu, başka hiçbir nesnenin bir oluşuna benzemeyen bir Tanrı’m, bizi, bir oluşunun bilincine varanlardan eyle! Ekber olan sensin, biz aciz kullarına gönül enginliği ver ve bizi kibirden uzak eyle! Bilmesi, hiç kimsenin bilmesine benzemeyen en gizliyi de açığı da bilen Tanrı’m, bizi bilgisizliğin karanlığında kaybolmuşlardan eyleme! Bilgi denizinin bir damlasından bize de nasip eyle! Bağışlayacağın bilgi damlası senin bilgi denizini eksiltmez, ancak bizi bilginler ve bilgeler sırasına taşır, bize varlığının sırrına erecek bilgiyi nasip eyle! Var oluşu, başka hiçbir varın varlığına benzemeyen, bütün var olanların varlık sebebi olan Tanrı’m,…

Devamı
Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin Kaynakları XVI

Maveraünnehir-bilim ve kimlik Dizi yazımızın bu sayısını, orta asırlarda Türk uygarlığının adeta mayalanma yeri olan Maveraünnehir’e ayırdık, çünkü bizce Maveraünnehir demek bilim demektir, Türklerin bilime katkısı demektir, binlerce bilgin demektir, binlerce eser demektir, kısacası hür düşünce ve uygarlık demektir. Bölgenin özellikle sekizinci yüzyıl ile on ikinci yüzyıl arasındaki kültür tarihi incelendiğinde yalnız Türk uygarlığı için değil, hem İslam uygarlığı, hem de bütün olarak insanlık için ne denli önemli olduğu anlaşılır. Türk tarihi üzerinde durulurken siyasi tarih, daha doğrusu savaş tarihi sürekli öne çıkarılır, hâlbuki milli kimliğin oluşması ve korunup geliştirilmesinde…

Devamı
Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin Kaynakları-XV

Divan-ı Hikmet Tasavvufun ana amacının; insanı olgunluğa ulaştırma, mümkün olduğunca hırslarından arındırma, dünya ile ilişkisine diğer insanlar ve hatta evrendeki canlı-cansız her şey lehine bir çekidüzen verme, yani yaratılmış hiçbir şeyi incitmemeyi öğretme, adalete, hakka ve hukuka uygun davranma ve sonuçta da yalansız, riyasız, gösterişsiz, kibirsiz ‘iyi’ kişilerin çoğunlukta ve etkili olduğu bir toplum oluşturmak olduğu söylenebilir. Bu sayılanların çoğu bugün insanlığın çokça gerek duyduğu, evrensel insanlık değerleri olarak kabul edilecek özelliklerdir. Tasavvufu ve tarikatları tanık olduğumuz ya da işittiğimiz olumsuz örneklerle değerlendirmek, milli kimliğimizin oluşmasında oldukça önemli katkıları olan,…

Devamı
Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin Kaynakları-XIV

Bir önceki yazıda Türk milliyetçiliğinin önemli beslenme kaynaklarından birinin de Türk tasavvufu olduğu ve Türk tasavvufunun da Orta Türkistan’da 11. yüzyıl sonları ile 12. yüzyılda yaşayan, kaç yıl yaşadığı bilinmeyen, ancak menkıbelere göre uzun bir hayat yaşadığı anlaşılan, ayrıca güçlü ve etkili bir kişiliğe sahip olan Hoca Ahmet Yesevi’yi ana kaynak olarak benimsediği üzerinde durmuştuk. Ayrıca Yesevi’nin hem Türkistan’da, hem de Anadolu ve Rumeli’de çok etkili olduğunu, Yesevi Ocağı’nda yetişen dervişlerin bütün Türk ülkelerinde irşat faaliyetinde bulunduğunu belirtmiş, yüzyıllar süren etkisinin halen var olduğundan söz etmiştik. Bu yazıda da konuya…

Devamı
Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin Kaynakları XIII

Kimlik ve dil VIII Türklerin İslam dinini benimsemesi hem dünya tarihi, hem İslam tarihi hem de Türk tarihi açısından son derece önemli sonuçlar doğurdu. Bu, belki de bütün insanlık tarihinin yönünü değiştiren olaylardan biridir. İslam, Arap yarımadasında doğup çok kısa bir sürede önce kuzeye, sonra ise batıya ve doğuya doğru müthiş bir hızla yayılarak büyük kitleleri kendine bağladı. Kuzeye doğru yayılışın ilk adımında İslamlaşan Suriye ve Irak, bir yandan da Araplaştı. İslam dini, batıya doğru Mısır üzerinden Afrika’nın kuzeyine, oradan da Avrupa’nın batısına, kuzeye doğru önce İran’a, daha sonra Kafkaslar…

Devamı
Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin Kaynakları XII

Kimlik ve dil VII Milliyetçiliğimizin kaynaklarını konu edindiğimiz yazıların on ikincisi, kimlik ve dil başlıklı yazımızın ise yedincisi ile karşınızdayız. Niçin böyle bir yazı dizisine gerek gördüğümüzü bir kez daha hatırlatarak yazıya başlamak isteriz. Türklük hem dünyada hem de ülkemizde sürekli örselenen, zaman zaman aşağılanan, yok sayılan, binlerce yıl boyunca insanlığa katkıları görmezden gelinen, yetiştirdiği bilim ve sanat adamları, hatta kurduğu devletler ve uygarlıklar başka milletlere mal edilen (Farabi ve İbni Sina’ya Fars, kendilerinin Türk olduklarını her fırsatta belirten, Türkçe konuşup Türkçe yazan Babürlülere Moğol, onun Hindistan’da kurduğu büyük Türk…

Devamı
Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin Kaynakları-XI

Kimlik ve dil-VI Bir önceki yazıda Türk dilinin ve edebiyatının, aynı zamanda Türk milliyetçiliğinin dayandığı temel metinlerden biri olan, ayrıca Türk kültür tarihinin de temel kaynak eserlerinden olduğu kabul edilen Kutadgu Bilig üzerinde durulmuş ve bu eserin yeryüzündeki bütün Türkler için öneminden kısaca söz edilmişti. Bu yazıda ise aynı biçimde bütün Türklük için son derece değerli bir eser olan, Türklük duygusuna sahip her kişinin hakkında bilgi sahibi olması gereken ve Türkçenin en büyük dil yadigârlarından biri olduğu herkesçe kabul gören, Türk kimliğinin temel beslenme kaynaklarından biri olarak gördüğümüz Kâşgarlı Mahmut’un…

Devamı
Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin Kaynakları – X

Kimlik ve Dil – V Türkistan’ın batısındaki Türkler, Köktürkler çağından itibaren Müslümanlarla temasa gelmiş, farklı bir din ve uygarlık çevresiyle tanışmaya başlamışlardı. 751 yılında Müslüman ordusuyla Çinliler arasındaki Talas Savaşı, Türk coğrafyasında cereyan etmiş ve henüz Müslüman olmayan Türkler de Müslüman ordusu yanında savaşa katılmıştı. Bugünkü Kırgızistan Cumhuriyeti sınırlarında bulunan Talas’ın coğrafi konumu düşünüldüğünde İslam’ın erken çağlarında Müslümanların Türk coğrafyasının güneyinin önemli bir kısmına hâkim duruma geldikleri anlaşılır. Abbasiler çağında İslam’ın güler yüzüyle karşılaşan Türklerin bu dini benimsemeye başladıkları da bilinmektedir. İslam dini, Türkler arasında bir yandan doğuya doğru yayılırken,…

Devamı
Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin Kaynakları-IX

Kimlik ve Dil-IV Ötüken Türk Kağanlığı (Köktürkler), 745 yılında Uygurlar tarafından yıkıldı ve Türk devletinin yönetimi bu tarihten itibaren Uygurların eline geçti, yani Türk devlet zincirinin Uygur halkası eklenmiş oldu. Uygurlar Ötüken bölgesindeki hâkimiyetleri boyunca Köktürkler gibi taşlara yazma geleneğini sürdürdü ve bu dönemden de günümüze anıt-yazıtlar geldi. Bunlar, Köktürkler’den kalanlar kadar etkileyici olmasa da yine de dönem tarihiyle ilgili birtakım bilgileri bize ulaştırır ve geleneği sürdürür. Moyun Çor adına dikilen ve Şine Us yazıtı olarak bilinen yazıtımız bunlar içerisinde en hacimli olanı ve en önemlisidir. Bu anıt-yazıtta da, Orhun…

Devamı
Call Now Button