Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin Kaynakları-IX

Kimlik ve Dil-IV Ötüken Türk Kağanlığı (Köktürkler), 745 yılında Uygurlar tarafından yıkıldı ve Türk devletinin yönetimi bu tarihten itibaren Uygurların eline geçti, yani Türk devlet zincirinin Uygur halkası eklenmiş oldu. Uygurlar Ötüken bölgesindeki hâkimiyetleri boyunca Köktürkler gibi taşlara yazma geleneğini sürdürdü ve bu dönemden de günümüze anıt-yazıtlar geldi. Bunlar, Köktürkler’den kalanlar kadar etkileyici olmasa da yine de dönem tarihiyle ilgili birtakım bilgileri bize ulaştırır ve geleneği sürdürür. Moyun Çor adına dikilen ve Şine Us yazıtı olarak bilinen yazıtımız bunlar içerisinde en hacimli olanı ve en önemlisidir. Bu anıt-yazıtta da, Orhun…

Devamı
Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin Kaynakları-VIII

Kimlik ve Dil-III Orhun anıt-yazıtları, milattan sonra sekizinci yüzyılda Türk tarihinin üç büyük şahsiyeti adına granit mermere kazınmak suretiyle geleceğe bırakılmış ölümsüz abidelerdir. Bu anıt-yazıtların içeriği ile ilgili en güzel değerlendirmeyi merhum Muharrem Ergin Hoca Orhun Abideleri adlı eserinin ön sözünde yapar. Hocanın bu muhteşem değerlendirmesinin bir kısmını buraya almak isterim: “Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin… İlk Türk tarihi… Taşlar üzerine yazılmış tarih… Türk devlet adamlarının millete hesap vermesi, milletle hesaplaşması… Devlet ve milletin karşılıklı vazifeleri… Türk nizamının, Türk töresinin, Türk medeniyetinin, yüksek Türk kültürünün büyük…

Devamı
Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin kaynakları – VII

Kimlik ve dil (II) Kimlik konusu üzerinde niçin böyle bir sıra yazı yazma gereği duyduğumuzu açıklamadık, sanırım birkaç söz söylemeye ihtiyaç var. Aslında yaşanılan tarih ve ortaya konulan uygarlık düşünüldüğünde yeryüzünde kimlik bunalımı yaşamaması gereken birkaç milletten biri olarak Türkler akla gelir, ancak bütün olarak milletimizin bugünkü durumu aksini gösteriyor. Ne yazık ki Türk coğrafyasında bu anlamda ciddi bir sıkıntı olduğu açık ve bu sıkıntıları gidermenin yolu da Türk’ün tarihi macerasını ve bu macera boyunca oluşturulan uygarlığı bilmekten geçiyor. Merhum Mehmet Niyazi Bey, Tarih Felsefesi adlı eserinde büyük Fransız düşünürlerinden…

Devamı
Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin kaynakları (VI)

Kimlik ve dil (I) İnsanoğlunun ne zamandan beri konuştuğu, yani ifade aracı olarak bir dile sahip olduğu bilinmez. Dil, insanları diğer varlıklardan ayıran en belirgin özellik olması bakımından çok merak edilen bir konu olmuş ve dillerin türeyişiyle ilgili pek çok teori ortaya atılmıştır. Genel olarak insanlığın dil varlığına ne zamandan beri sahip olduğu bilinmediği gibi Türkçenin de yeryüzündeki varlığının başlangıç tarihi tam olarak tespit edilebilmiş değildir. Dilin tarihi, bir anlamda milletin de tarihi olduğu için Türk’ün tarihi ile Türkçenin tarihi birlikte düşünülmekte ve Türkçenin varlık sahnesine çıkış zamanıyla ilgili çeşitli…

Devamı
Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin kaynakları – V

Sanat tarihi ve kimlik – II Türk milliyetçiliği düşüncesinin beslenme kaynaklarını konu ettiğimiz bu seri yazının dördüncüsünde Saka ve Hun sanat eserleriyle Moğolistan’daki şehir harabelerinden kısaca söz etmiştik. Bu yazıda da yine ana hatlarıyla Köktürk, Uygur, Karahanlı, Selçuklu ve sonrasında görülen sanat anlayışının sürekliliğinden ve ortaya konulan sanat eserlerinden söz etmeye çalışacağız. Türk tarihine bakışımızın bu sayılanları birbirinden bağımsız, ayrı devletler olarak kabul eden parçalayıcı değil, bunları bir zincirin halkaları gibi birbirinin mirasçısı, devamı olarak gören bütünleştirici bakış olduğunun bilinmesini ve bütün yazdıklarımızın da bu temele dayandığının anlaşılmasını isteriz. Kısaca,…

Devamı
Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin kaynakları – IV

Sanat tarihi ve kimlik Bir insan topluluğunun millet düzeyine yükselmesi yalnızca soy birliğiyle değil, uzun bir zamanla ve bu uzun zaman içerisinde biriktirilen anılarla, oluşan ortak değerlerle, gelenek-göreneklerle, kısaca soyut ve somut kültür mirasıyla, yani oluşturduğu kültür ve geliştirdiği medeniyetle ilgili bir durumdur. Yaşanılan coğrafyalar ve hayat tarzı insanlarda ortak bir evren algısına, ortak bir hak kavramına, ortak bir kanun ve adalet duygusuna, ortak bir ahlak ve namus anlayışına, ortak bir eğlenme duygusuna, ortak zevklere, ortak bir müzik anlayışına, ortak bir mimari üslubuna yol açar. Bu ve benzeri pek çok…

Devamı
Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin kaynakları-III

Arkeoloji ve Kimlik Yeryüzünde pek çok millet gelip geçti, bunların bir kısmı bazı izler bıraktı, bir kısmının izleri de kaybolup gitti. Günümüzde de yüzlerce milletten söz edilebilir. Bugün var olan milletlerin bir kısmı devlet sahibi olarak yaşıyor, pek çok devlet sınırları içerisinde de birden fazla millet varlığını sürdürüyor. Doğal olarak her milletin farklı bir tarihi macerası oldu ve olmakta. Bu farklı tarihi maceralar, milletlerin farklı oluşunun da temel sebeplerinden biridir. Kimlik diye üzerinde durmaya çalıştığımız kavram, bir milletin tarihi macerası boyunca olup bitenlerin, yaşanılan acıların, felaketlerin, zaferlerle yenilgilerin, başka milletlerle…

Devamı
Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin kaynakları-II

Tarih ve kimlik Bir önceki yazıda milliyetçilik duygusunun kaynaklarını genel olarak belirtmiş, bunlardan tarih, sanat tarihi ve arkeoloji üzerinde kısaca durmuştuk. Bu yazıda ise tarih, kimlik oluşturma ve milliyetçilik ilişkisi üzerine düşüncelerimizi biraz daha etraflıca paylaşmak isteğindeyiz. Toplumlar, milli kimliği oluşturma ve milli bilinci geliştirip kalıcı duruma getirme çabasında bu üç alana sıkça başvurur, bu alanlara ait bilgileri bazen kendilerine göre yorumlar, hatta kullanabilecekleri yeni bilgiler üretme yoluna gider. Bu alanlar, özellikle tarih alanı, siyaset ve ideolojiler için kullanılmaya son derece uygundur. Bu yüzden aydınlar ve siyasetçiler tarafından sıkça kullanılmıştır…

Devamı
Köşe Yazıları 

Milliyetçiliğimizin kaynakları-1

Kendini milliyetçi olarak tanımlayan insanlar, düşüncelerinin gereği mensup oldukları milletin kalkınıp gelişmesi, mutlu ve güzel bir hayat yaşaması için geleceğe dair fikirler üretmek, ürettikleri bu fikirleri uygulamaya koymanın yollarıyla ilgili plan ve programlar yapmak, bunun için öncelikle nitelikli insanlar yetişmesi için çaba sarf etmek zorundadır. Aslında bu durum, kendini bir topluma ya da düşünceye karşı sorumlu hisseden herkesin ortak tavrı olmalıdır, ancak özellikle milliyetçilik düşüncesi, tabiatı gereği, pek çok sorumluluğu kendini bu düşüncenin mensubu olduğunu iddia edenlerin omuzlarına yükler. Milliyetçi olmanın insana yüklediği ilk sorumluluk elbette mensup olduğu milleti iyi…

Devamı