Köşe Yazıları 

“Yabancı diller boyunduruğu”

Başka dillerden kelime almak diller için kaçınılmazdır. Köşede bucakta, Issız bölgelerde yaşayan topluluklar kimseyle temas etmedikleri için bir şey alacak durumda değillerdir. Dolayısıyla neleri varsa onlarla idare ederler.  Başka insanlar ve insan topluluklarıyla temas edenler mutlaka bir şeyler alır ve verirler. Biz çok hareketli bir milletiz. Hareketli topluluklar ihtiyaç duydukları hemen her şeyi almakta yerleşiklere göre daha esnektirler. Yaşamak, tutunmak, yerleşmek ve idare etmek için uygun bulduklarını alırlar. Çabuk karar vermek mecburiyetindedirler. Biz onlardanız. Birçok millet ve toplulukla karşılaştık. Almakta tereddüd etmeyiz. Kelime almakta da rahatız. Bazı dillerden fazla kelime…

Devamı
Köşe Yazıları 

İyi tarafından bakarsak…

Türkçe tarih boyunca birçok yabancı dilin etki alanına girdi. Bunların bir kısmı bile isteye giriştiğimiz yakınlaşmalar ve etkileşmelerdir. Din değiştirmemizden sonra Arapça ve Farsça karşısındaki durumumuz böyledir. Arapça’yı, girdiğimiz dinin kitabının dili olarak benimsedik. Öğrendik, öğrettik. Kendimize ilim dili seçtik ve o ölçüyü uzun yıllar devam ettirdik. Farsça, hem din kavramları bakımından, hem de edebiyat bakımından benimsediğimiz bir dildi. Biz İslamiyet’i, onlardan öğrendik. Onların Arapça’dan tercüme ettikleri kavramları aldık. Mesela, Arapça ‘salat’ demedik, Farsça ‘namaz’ dedik. ‘Savm’ demedik, Farsça’dan rûze’yi oruç şeklinde Türk sesiyle aldık. Peygamber, abdest ve günah gibi…

Devamı
Köşe Yazıları 

Minik Serçe’nin dili

Müzik alışkanlığı ve kulak terbiyesi doğrudan dile yansır görüşünü ısrarla söylüyorum. Türkçe’nin telâffuzunda yaşadığımız sıkıntıları anlamaya çalışırken buraya bakmak gerekecektir. Müzikte değişmeler yaşadık. Şüphesiz kaçınılmaz diyeceğimiz gelişmelerdi. İletişimin artması da bu değişmeye hız veren unsurların başında geliyor. Müzik piyasası serbest oluşmadı.  Medya gücü belli kesimlerin elindeydi. Devlet ve o kesimler neyi destekledilerse o verildi. Diğerleri o tanıtım ve bilinme imkânlarından mahrum kaldılar. Batı müziği ve onun çocuğu piyasa müzikleri devamlı dinletildi. Kulaklarımız alıştırılmaya çalışıldı. Türk Müziği seslerine genetik alışkanlığımız aşındırıldı. Bu mühendislik o bin yılların mirasıyla yarıştı. Eşit şartlarda bir…

Devamı
Köşe Yazıları 

Hafif Müzik Türkçeyi bozdu

İçine doğduğumuz dil uzun asırların ses izlerini taşır. Dildeki sözler, uzun bir yolculuğun sonunda değişe değişe, seçile ayıklana bize gelmiştir. Yaşanan tarih asırları, bilinen-bilinmeyen nice olayla beraber o seslerdedir. Bu, aynı zamanda dilin seslerini ve milletin hançeresini özelleştiren, diğerlerinden farklı yapıya taşıyan bir müzik yolculuğudur.  Dillerin ve tabii Türkçe’nin binlerce yıllık mâcerâsını bu müzikal geçmişte aramak gerektiğini bilmek lazımdır. Dilin şekillenmesi ve konuşulması müzikle yakından ve derinden ilgilidir. Dolayısıyle müzik geçmişimiz bu açıdan da araştırılmalı, bilinmeli ve anlaşılmalıdır. Lehçe ve ağızlardaki söyleyiş farklılıklarını da müzikten hareketle anlamak mümkündür. Halk müziğimiz,…

Devamı
Köşe Yazıları 

Zafer Kiraz’ın dönüşü ve enkırmenliği

Galiba iki sene önceydi. TRT nasıl olduysa Zafer Kiraz’ı yeniden ana haber sunmak için seçmişti. Çölde bir pınar bulmuş gibi sevindim. Ve hemen bu dönüş haberini kutlamak üzere feysbukta uzunca bir not yazdım. Felek bize hep yakınmayı ve hep şikâyet etme yolunu gösterecek değildi ya… İşte böyle güzel bir haber de duyuluvermişti. Türkiye’nin açık ara en iyi erkek spikeri Zafer Kiraz haber okumaya devam edecek ve bir ölçü sunacaktı. Seyredenler, dinleyenler, haberlerde işte bu ciddiyeti özlemiştik diyeceklerdi. Az da olsa anlayanlar yazacaklardı. Bir uyanış başlayacaktı. Türk Dil Kurumu, üniversiteler, okumuşlar…

Devamı
Köşe Yazıları 

Türkçesiz spikerler

Televizyon kanalları bozgunculukta yarışıyorlar. Başka türlü bu bozgunculuk koşusu böyle bir ağızdan başlayamaz. Sanki bir merkezden emir almış gibi yarışıyorlar. Son yılların spiker, muhabir ve sunucuları görünmez bir elin dokunuşuyla bildikleri Türkçeyi bir kenara koymayı seçtiler. Silah zoruyla bile olmayacak işlerdendi, oldu.  “Demek böyle yapmak gerekiyor”, “Başka türlü beni burada tutmazlar”,  “Şimdi trend böyle” diyorlar ve reyting kaygılarıyla birleştirerek katliâma girişiyorlar. Duyanın katıldığı, dahası katılmaya mecbur hissettiği bir yarışla karşı karşıyayız. İşin dikkat çekici tarafı hepimiz seyrediyoruz. Biz böyle olmasak zaten bu bozma yarışı başlatılamazdı. Dilimizi bilmiyor ve sevmiyoruz. Böyle…

Devamı
Köşe Yazıları 

Dil anarşisi

Televizyonlarımız topyekün felâket! Bu kadar toptancı bir hüküm yanlış görünse de yanlış değildir. İstisnâsı azdan az bir durumdur.  Bozguncular köpeksiz köye dalmışlardır. Yağmalama hali bu sevimsiz benzetmedeki gibidir.  Hâkim görüş, düşünüş ve uygulayış bunu gösteriyor. Yağmalanan evimizdir, dilimiz ve kimliğimizdir. Bozulan biziz. Dil her şeydir. Dili bozuk olanın düzgün tarafını bulamazsınız.  Kambur birine “ne güzel endâmı var!” demezler. Eğriden doğru çıkmaz.  Televizyonlarımız ve bütünüyle medyamız o durumdadır. İşin acı ve ağır tarafı, bunu tespit etmenin ve söylemenin hiçbir tesirinin görülmemesidir. Bunu anlamak da dil işidir. Yumuşak da, sert de, iyi…

Devamı
Köşe Yazıları 

Anladınsa varsın

Telaffuz, anlamadan başlar. Anlamadığınız metni doğru okuyamazsınız. Eskiden mekteplerde okumaya dikkat edilirdi. Hocalar, sık sık metin okuturlardı. Yanlışları gösterirlerdi. “Kızım, o kelimeleri ayırma…”…”Oğlum, o kelimede vurguyu böyle söylersen mana değişir… şöyle söyleyeceksin…” benzeri ikazlarla çocuğu doğruya yönlendirir ve alıştırırlardı. Buna rağmen, her öğrencinin iyi okumayı, doğru okumayı öğrendiği söylenemez. Eskinin okul hayatı da sağlam bir anlama ve telaffuz vermezdi. “Veremezdi” demek bana daha doğru geliyor. Okulların yetmediği zamanlara geldik demek kolaycı bir açıklama olacak, ama önemli bir sebep olduğu gayet açık. Herkesi okutmaya çalışmanın böyle sıkıntıları oluyor. Hoca yetmiyor. Kalitesi…

Devamı
Köşe Yazıları 

Büyük düşman artık içerde

Türkçe’nin yaşadığı büyük felaket telaffuzdadır. Bir zamanlar Türkçenin sesi tehdit altında derdik. Uzun heceler kayboluyor, tonlamalar bir garip, sesler yanlış yerlerden çıkmaya başladı, vurgular bozuluyor gibi arızaları söylediğimiz zamanlarda tehdit kapıya gelmişti. Şimdi o tehdit gelip hayatımıza yerleşmiş ve gerçek olmuştur. Tehdidi gören ve söyleyenler biliyorlardı. Bugün bilen azaldığı için dediğimizi anlatacak bir kitle de bulamıyoruz. Dolayısıyla yıkım ekibi rahat rahat işini görüyor. Bilen, anlayan azlığı bir tarafa, böyle bir problemin varlığını konuşacak entelektüel bir kamuoyu da yok. Geniş halk kalabalıkları mazurdur. Entelektüel için böyle bir mazeret bulamayız. Bilmiyor, anlamıyor…

Devamı