Köşe Yazıları 

Dil-Millet bölücülüğü

Hayatımız üzerinde uzun uzadıya düşünenler hep aynı noktaya varıyorlar. Dünyaya hâkimken, hayatta kalabilmek için çırpınmak ve hep savunma halinde yaşamaya mecbur olmak bize göre değil. Dünyayı titreten Türk, o zirveden inişi iç âleminde kabullenemiyor. Bir uçtan bir uca savrulur gibi keskin, zaman zaman dengesiz ve çok zaman huzursuz halimizin sebebi bu. İyi anlayacağımız ve çıkmak için gayret sarf edeceğimiz bu psikolojidir. Birkaç asırdır bu psikolojinin sebep olduğu kısır döngüdeyiz. Ben dâhil hemen hepimiz şikâyet ediyor, en azından sızlanma tonundan konuşuyoruz. Yerimizde saydıran bu debelenme aktif bir güç haline gelemiyor.  Düşündüklerimizi,…

Devamı
Köşe Yazıları 

İsimler bayrak göstermedir

Belli başlı ülkelerde firmalara ve tabelalara ana dil dışında isim koymak nadirdir. Paris veya Berlin sokaklarını gezen bir kimse hep Fransızca ve Almanca görür. Sadece yurt dışı firma ve markaların isimleri Fransızca veya Almanca değildir. Diğer ülkelerde de öyledir. İngilizce’nin hâkim olduğu dünyada, görünür tesir -Avrupa ülkesi İngilizce’nin anavatanı İngiltere’ye rağmen- en az Avrupa’dadır. Birbirlerinin dillerinden de pek az kelimeyi afişe ederek kullanırlar. Bunu şuurla ve kuvvetli bir dil milliyetçiliğiyle yaptıkları açıktır. Dillerini koruma gayretiyle bir şuur kalkanı edindikleri,  bunu devamlı diri tutmak ve beslemek için kurallar koydukları zamanlar da…

Devamı
Köşe Yazıları 

“Gözlerin ne kadar güzeller!”

Türkçe cinsiyetçi bir dil değildir. Kelimelerde dişilik erkeklik aramaz. Fransızca’da, İngilizce’de, Arapça’da ve daha birçok batı ve doğu dilinde bu ayrımcılık değişmez kuraldır.  Mesela Fransızca’da bir kişi diyemezsiniz, o kişi erkekse bir un’dür, kadınsa une. Gül dişidir, anahtar nedense erkektir.  Fiillerde durum daha karmaşıktır.  Çekimler şöyledir: Düşünüyorum, düşünüyorsun, (erkek)düşünüyor, (kadın) düşünüyor, (erkekler) düşünüyorlar, (kadınlar) düşünüyorlar. Birinci ve ikinci tekil şahıslar ile birinci ve ikinci çoğul şahıslarda cinsiyet aranmaz. Üçüncü tekil ve çoğul şahıslarda kadın için ayrı ek vardır. Arapça’da fiiller daha cinsiyetçi görünür.  Kadın ve erkek için çekimler ayrıdır. Mesela…

Devamı
Köşe Yazıları 

İngilizce baskısı

Bugünün Türkçesi hızla bozuluyor fikrine katılırım. Zaten hep konuştuğumuz ve dertlendiğimiz de bu.  Doğrudur ama bu doğruyu başka dillerin durumuna da bakarak anlamak daha doğrudur. Bildiğimiz şudur: Böyle bir problem derece farkıyla bütün diller için vardır. Bunun sebepleri çeşitlidir.  Sosyal olaylar zaten tek sebebe bağlı gelişmez. Dilin oluşumu ve yaşaması daha karmaşıktır.  Böyle her bakımdan karmaşık bir yapı için daha fazlasına bakmak lazımdır. Bu apayrı bir anlama meselesidir. Erbabına hatırlatmakla yetinelim. İletişim çağının getirdiği hızın bozuculuğu genel problemdir. Dile nasıl tesir ettiği de konuşuluyor. Anlamamız gereken bir durumdur. Bu hızın…

Devamı
Köşe Yazıları 

‘Yapmak’ fiilinin yaptıkları

Fransızca, geçen yüzyılın dünyasında en kuvvetli dildir. Esasen 19. asrın ortalarından itibaren böyledir. Diğer batı dilleri buhar ve makine çağının dile yansıma ve dalgalanmalarını yaşarken, Fransızca bu dönemi kolay atlatmış görünür. Terminoloji yaratmada sıkıntısı yoktur. Bunda en önemli hisse şüphesiz Fransız Akademisi (Académie Française)nindir. Akademi 1643’te Kardinal Richelieu tarafından kurulmuştur. Bu köklü tarihi ve yaptıklarıyla dünyanın en itibarlı kurumlarındandır. 40 üyesi vardır. Üyelik ömür boyudur. Akademi dile hâkimdir. Hiçbir yeni kelime onun tasvibinden geçmeden sözlüğe sokulamaz. Kural budur. Bu konuda, son zamanlarda olduğu gibi tarihî seyirde bazen kısmî bir serbestlik…

Devamı
Köşe Yazıları 

Batı dilleri baskısı

Dillerin birbirleri üzerindeki tesirleri temaslarına göre derece derece değişir. Batı dilleri arasındaki alışverişler çok yönlü temastan dolayı derindir.  Gerçi onlar birkaç ana dilden doğmuşlardır. Aynı dil ağacının dallarıdırlar. Kuralları da birbirine yakındır. Hatta İspanyolca ve Portekizce’de olduğu gibi bazılarında her bakımdan yakınlık vardır. Latin dilleri dediğimiz diğer diller İtalyanca ve Fransızca da bunlara yakındır.  Buna rağmen gramerleri ayrıdır. Kelimeleri, özellikle terimleri ortaktır. Birçok kelime ortaktır ve tabii değişik sesle söylerler. Fark, yapı değişmeleri ve bazı kurallardan ziyade buradadır. Millî sesleri oluşmuştur. Medeniyet değişmeleri sonucunda yaşanan dil değişmeleri ve tesirler de…

Devamı
Köşe Yazıları 

Batı dilleriyle karşılaşma

1770’de Osmanlı Türk Devleti Rusya’ya yenildi. Osmanlı’nın daha önce aldığı mağlubiyetler ülkeler koalisyonuna karşıydı. İlk defa tek bir devlete karşı kaybediyorduk. Bu yenilgi bizim için bir dönüm noktası oldu. Çok yönlü tesirlerini yaşadık. Dünyanın birinci gücüyken beşinciliğe geriledik. Kendimize güvenimiz bir daha sarsıldı. Eskisi kadar güçlü olmadığımızı iyice anladık. Üzerinde düşünmeye başladığımız asıl konu askerlikte ne durumda olduğumuzdu. Yılmaz Öztuna bunları çok güzel anlatır. O tarihten itibaren yüzümüzü daha bir kuvvetle batıya döndük. Ceddimiz Osmanlı vaziyetin farkındaydı. İlber Ortaylı’nın dediği “İmparatorluğun en uzun yüzyılı” başlıyordu.  Askerî değişme ve gelişmeleri gecikmeden…

Devamı
Köşe Yazıları 

“Yabancı diller boyunduruğu”

Başka dillerden kelime almak diller için kaçınılmazdır. Köşede bucakta, Issız bölgelerde yaşayan topluluklar kimseyle temas etmedikleri için bir şey alacak durumda değillerdir. Dolayısıyla neleri varsa onlarla idare ederler.  Başka insanlar ve insan topluluklarıyla temas edenler mutlaka bir şeyler alır ve verirler. Biz çok hareketli bir milletiz. Hareketli topluluklar ihtiyaç duydukları hemen her şeyi almakta yerleşiklere göre daha esnektirler. Yaşamak, tutunmak, yerleşmek ve idare etmek için uygun bulduklarını alırlar. Çabuk karar vermek mecburiyetindedirler. Biz onlardanız. Birçok millet ve toplulukla karşılaştık. Almakta tereddüd etmeyiz. Kelime almakta da rahatız. Bazı dillerden fazla kelime…

Devamı
Köşe Yazıları 

İyi tarafından bakarsak…

Türkçe tarih boyunca birçok yabancı dilin etki alanına girdi. Bunların bir kısmı bile isteye giriştiğimiz yakınlaşmalar ve etkileşmelerdir. Din değiştirmemizden sonra Arapça ve Farsça karşısındaki durumumuz böyledir. Arapça’yı, girdiğimiz dinin kitabının dili olarak benimsedik. Öğrendik, öğrettik. Kendimize ilim dili seçtik ve o ölçüyü uzun yıllar devam ettirdik. Farsça, hem din kavramları bakımından, hem de edebiyat bakımından benimsediğimiz bir dildi. Biz İslamiyet’i, onlardan öğrendik. Onların Arapça’dan tercüme ettikleri kavramları aldık. Mesela, Arapça ‘salat’ demedik, Farsça ‘namaz’ dedik. ‘Savm’ demedik, Farsça’dan rûze’yi oruç şeklinde Türk sesiyle aldık. Peygamber, abdest ve günah gibi…

Devamı
Call Now Button