Köşe Yazıları 

Küreselleşme Küreselcilik ve Kimlik – I

Millilikle barışık olmayan, gerçeği evrensel gibi genel-geçer kanun ve ilkelerle ifade edilmeyip kabullerden ibaret ve milletlerarasının genişlemiş şekli olan küresel; iktisat, ticaret, teknoloji, medya ve siyasetle genişlemiş, modernliğe ve çağdaşlığa uygun şekilde küreselleşme ve küreselcilik şekline sokulmuştur. Milletlerarası kabullerin çoğalıp yayılmasında, küresel ve siyasi anlam kazanıncaya ve bir zihniyet değişimi elde edinceye kadar süreçteki iktisadi ve ticari başlangıç safhaları önem arz etmektedir. Küreselleşme bu dönemde ‘dünya çapında olma’, küreselleşme ‘dünya çapında kılma’ anlamına geliyordu ve zaten küresel yerine bu adlar kullanılıyordu. Milletlerarası olmanın dört derecesinden söz edilir: Birincisi milli işletmelerin,…

Devamı
Köşe Yazıları 

Devamlılık iradesi ve milli kimliğin savunulması

Her sosyal olgu, devamlılığa ve bunun için belirli şuur ve iradeye muhtaçtır. Sosyal olgular, doğal hallerinde ve doğal süreçlerinde, onları meydana getiren insan hayatı, insan şuuru ve iradesiyle birlikte bulunur. Bunlarla bağımlı olduğu için sosyal olgular olaylardan ve tabiat kanunlarından; değişkenlikleri, alternatif ihtiva etmeleri ve bozulma sürecine maruz kalabilmeleri ile ayrılırlar. Çünkü işin içinde sırf içgüdüler değil, yelpazesi geniş ve değişken olan şuur ve iradeler bulunur. Öyleyse milli kimlikler, ne kadar doğal, tarihi, sosyal dayanıklı olursa olsun, bilgilenmeye, iradeye, desteklenmeye muhtaçtırlar. Milli kimliğin böyle bir duygu kazanıp ideolojik ve sosyolojik…

Devamı
Köşe Yazıları 

Her kavim millet olamamıştır

Dünyada irili ufaklı 6 binden fazla etnik grup vardır. Bazıları unutulmuş ve silinmiş olduğu için 5 bin civarında dil (etnik ifade seviyesi – Pazar dili ) mevcuttur. 6 bin etnik grubun içinden 50’den az sayıdakiler millet seviyesine çıkmışlardır. Bu da ya bir kavimden birkaç milletin teşekkül etmesi ya da birkaç kavmin birleşmesiyle yahut bir kavmin diğer birçoğunu egemenliği altına alıp gelişmesiyle bir milletin meydana gelmesi tarzında olmuştur. Millet denilen bazıları da, gerçekten millet olmadıkları halde, millet rolü oynamaktadırlar. Millet olmakla millet rolü oynamak farklı şeylerdir. Millet oluşumunda, evrensel bir kaderden…

Devamı
Köşe Yazıları 

Akıl ve kalp yolculuğundaki sarp geçitler – II

Hür irade işaretlerinden biri ‘yanaşmamak’, ‘yan çizmek’tir. “Ne zaman ki Allah lütfundan onlara verdi, bu defa cimrilik edip yüz çevirdiler ve sözlerinden döndüler. Zaten yan çizip duruyorlardı.” (Tevbe 76). Diğer bir hür irade işareti, Allah kelamının da buna yer verdiği, ihtilafa girmektir. “ De ki: Ey gökleri ve yeri yaratan, görülmeyeni ve görüleni de bilen Allah’ım! Kullarımın arasında ihtilaf ettikleri (ayrılığa düştükleri) şeyler hakkında sen hüküm vereceksin.” (Zümer 46). İnsanların arasında ihtilaf varsa orada irade ve seçme hürriyeti var demektir ve ihtilaf bunun sonucudur. Ama sonunda da sorumluluk var demektir.…

Devamı
Köşe Yazıları 

Akıl ve kalp yolculuğundaki sarp geçitler

Külli irade karşısında cüzi iradeyi işaret eden kavramlar – I Sınav, sorgulanma ve sorumlu tutulma için bir hürriyet payı, tercih hakkı olması gerekiyor. Bunun varlığını işaret eden kavramlar vardır. Başta, bir şeyi beyan etme ve ilan etme gelir. Sonra öğrenme, önemli bir hürriyet ve seçim hakkı içindir. Arkasından ikaz ve ihtar gelir. Şüphe varsa giderilmek istenir. Aslında tereddüt veya şüphe de ferdi irade hürlüğünün delilidir ve sorumluluk yükler. Cezalandırılacak olanlar için “Sahi doğru mu bu? diye soruyorlar. De ki; evet. Rabbime yemin ederim ki o gerçektir ve siz bundan yakayı…

Devamı
Köşe Yazıları 

Kur’an metodu – II

Kur’an bir bütündür ve bütün olarak, bütünlüğü içinde anlaşılmalıdır. Bunun pratikteki anlamı şu olabilir: Okuyup bitirdiğimiz zaman (bildiğimiz, anladığımız dilde) gözlerimizi kapayıp, başımızı iki elimizin arasına alıp, kendi kendimize şu soruları sorup cevaplamamız gerekir: Kısaca ve özet olarak ne diyor? Bizden ne istiyor? Bu soruların cevabını verebiliyorsak, Kur’an bütün olarak anlaşılmış demektir. Bölümlerinde, daha ince mesajlarında, gerektiği şekilde düşünebilir, ilmi yollara başvurabilir veya ilim sahiplerine danışabiliriz. Bunların hiç biri bütünlüğü bozmaz, parçalarda kalmaya sebep teşkil etmez, parçaların manaları birbiriyle uyumlu ve birbirine benzer. Bir ayeti başka bir ayetle açıklamak mümkündür…

Devamı
Köşe Yazıları 

Kur’an’ın metodu

Kur’an insana hitap eder. Onda, baştan sona ikaz, ihtar, teklif, tavsiye, buyruk, tehdit, müjde, vaat bulunmaktadır. Bunlar için önce iman etmeyi ister. Bütün bunların, irade bakımından ‘sıfır’ durumunda olan bir varlığa yapılmadığı bellidir.  Yahut iradesi, zihni sadece bu dünyaya ait olan, bu dünya ile sınırlı, ufku bu dünyadan başka bir şeyi almaya muktedir olmayan, idrak ve iradesi madde ve onun olaylarından doğmuş olan, öteleri düşünmeyen bir varlık muhatap alınmış değildir. İnsan denen varlık, sırf böyle olsaydı, böyle bir varlığa peygamber ve kitap gönderilip muhatap alınması abes bir iş olurdu. Böyle…

Devamı
Köşe Yazıları 

Var oluş ve tabiat

Varlık, yaratılmış da olsa, geçici ve izafi de bulunsa, gerçektir. Bir şeyin geçici ve izafi olması için önce ortaya çıkması gerekir. Yaratılan varlık, ne hayal, ne gölge, ne Allah’tan parça, ne de benim tasavvurum değildir, gerçektir. Var olanlar bir anda veya safha safha yaratılmıştır ve yönetilmektedir. Yaratılmanın safha safha oluşu yahut bir anda yaratılanların devamlı oluşu, yaratıcının sürekli yaratıcı olduğunu ve aynı zamanda yaratılanın bir eser olduğunu ifade eder. “Gökleri, yeri ve aralarındaki altı günde (altı safhada) yaratan, sonra arşa istiva eden (hepsine hükümranlığını ve yönetimini kuran) Rahmandır. Onu bir…

Devamı
Köşe Yazıları 

Geliş-Dönüş-Yok Oluş

Her şey ve her iş, O’ndan gelir ve O’na döner. “… Bâki olan vâris biziz.” (Hicr 23), “Dönüşünüz Bana’dır”ın bir başka şekilde ifadesidir. Her varlık ve her iş-olay, yaratıldığı andan itibaren var olur ve sonra O’na döner. “Göklerden yere kadar bütün işleri o düzenleyip yönetir. Sonra da bütün işler, sizin hesabınıza göre bin yıl tutan bir günde O’na yükselir. (Secde 5). Bin yıla, yani 365 bin güne bir gün gibi bakılması, böyle bir oran kurulması izafiliği belirtmektedir. O’ndan geliş ve O’na dönüş, bir “ân”dan ibaretse, mevcut olanlar gerçekte yok mu…

Devamı