Köşe Yazıları 

Kur’an metodu – II

Kur’an bir bütündür ve bütün olarak, bütünlüğü içinde anlaşılmalıdır. Bunun pratikteki anlamı şu olabilir: Okuyup bitirdiğimiz zaman (bildiğimiz, anladığımız dilde) gözlerimizi kapayıp, başımızı iki elimizin arasına alıp, kendi kendimize şu soruları sorup cevaplamamız gerekir: Kısaca ve özet olarak ne diyor? Bizden ne istiyor? Bu soruların cevabını verebiliyorsak, Kur’an bütün olarak anlaşılmış demektir. Bölümlerinde, daha ince mesajlarında, gerektiği şekilde düşünebilir, ilmi yollara başvurabilir veya ilim sahiplerine danışabiliriz. Bunların hiç biri bütünlüğü bozmaz, parçalarda kalmaya sebep teşkil etmez, parçaların manaları birbiriyle uyumlu ve birbirine benzer. Bir ayeti başka bir ayetle açıklamak mümkündür…

Devamı
Köşe Yazıları 

Kur’an’ın metodu

Kur’an insana hitap eder. Onda, baştan sona ikaz, ihtar, teklif, tavsiye, buyruk, tehdit, müjde, vaat bulunmaktadır. Bunlar için önce iman etmeyi ister. Bütün bunların, irade bakımından ‘sıfır’ durumunda olan bir varlığa yapılmadığı bellidir.  Yahut iradesi, zihni sadece bu dünyaya ait olan, bu dünya ile sınırlı, ufku bu dünyadan başka bir şeyi almaya muktedir olmayan, idrak ve iradesi madde ve onun olaylarından doğmuş olan, öteleri düşünmeyen bir varlık muhatap alınmış değildir. İnsan denen varlık, sırf böyle olsaydı, böyle bir varlığa peygamber ve kitap gönderilip muhatap alınması abes bir iş olurdu. Böyle…

Devamı
Köşe Yazıları 

Var oluş ve tabiat

Varlık, yaratılmış da olsa, geçici ve izafi de bulunsa, gerçektir. Bir şeyin geçici ve izafi olması için önce ortaya çıkması gerekir. Yaratılan varlık, ne hayal, ne gölge, ne Allah’tan parça, ne de benim tasavvurum değildir, gerçektir. Var olanlar bir anda veya safha safha yaratılmıştır ve yönetilmektedir. Yaratılmanın safha safha oluşu yahut bir anda yaratılanların devamlı oluşu, yaratıcının sürekli yaratıcı olduğunu ve aynı zamanda yaratılanın bir eser olduğunu ifade eder. “Gökleri, yeri ve aralarındaki altı günde (altı safhada) yaratan, sonra arşa istiva eden (hepsine hükümranlığını ve yönetimini kuran) Rahmandır. Onu bir…

Devamı
Köşe Yazıları 

Geliş-Dönüş-Yok Oluş

Her şey ve her iş, O’ndan gelir ve O’na döner. “… Bâki olan vâris biziz.” (Hicr 23), “Dönüşünüz Bana’dır”ın bir başka şekilde ifadesidir. Her varlık ve her iş-olay, yaratıldığı andan itibaren var olur ve sonra O’na döner. “Göklerden yere kadar bütün işleri o düzenleyip yönetir. Sonra da bütün işler, sizin hesabınıza göre bin yıl tutan bir günde O’na yükselir. (Secde 5). Bin yıla, yani 365 bin güne bir gün gibi bakılması, böyle bir oran kurulması izafiliği belirtmektedir. O’ndan geliş ve O’na dönüş, bir “ân”dan ibaretse, mevcut olanlar gerçekte yok mu…

Devamı
Köşe Yazıları 

Allah kendisini nasıl tanıtıyor?

Bizim akıl yürütmelerimize, sezgilerimize, düşündüğümüze, felsefemize, çıkarsamalarımıza karşı Allah kendisini nasıl tanıtıyor? Bu çok önemlidir. Biz O’nun varlığının zaruriliğini kavrayabiliriz. Fakat zatı ve sıfatları hakkında ne düşünce ne de kendimizin ürettiği bir bilgi sahibiyiz. Tabiat, başka deyişle varlık âlemi bütün mükemmelliğine, ahengine, kanunlarına, işleyişine rağmen bir “kimlik ve şahsiyet” değildir. Yani üzülmez, sevinmez, öfkelenmez, değişmez, af ve merhamet etmez, alternatif kullanmaz, hesap sormaz, emir vermez. Bizden haberdar değildir. En azından biz böyle algılıyoruz. Tabiatla ilişkilerimizde bunların var olduğunu iddia edebileceğimiz yorumlara başvursak bile sessiz, bilinci onun arkasında saklı, emredileni yapmakta…

Devamı
Köşe Yazıları 

Biz Allah’ı nasıl tanıyor, nasıl biliyoruz?

İnsan dünya sahnesine çıkığı günden beri, bir şeylerin peşindedir. Bu, diğer canlılar gibi hayatını devam ettirmek için yiyecek-içecek arama, üreme, aynı zamanda bir şeyin aslını, arka planını, sebebini arama şeklindedir. Diğer canlılar gibi çevresine veya sırf yaşamaya angaje olmamıştır. Düşünce, mantık, merak, bağ kurma, düzeni keşfetmeye çalışmak gibi yönelişlere girmiştir. Yani burada da bir şeylerin peşindedir. Aksi halde bunları yapabilecek kabiliyet ve melekelere ihtiyaç yoktu. Hayata ve çevreye uyum sağlamaya ve sırf yaşamaya adanmış bir varlık için sayılan yönelişler, bir lüks ve hatta lüzumsuz artılar olurdu.  İlim dediğimiz alan bile…

Devamı
Köşe Yazıları 

Âdetler ve din ilişkisi

Âdetlerle din arasındaki ilişkilerin iyi değerlendirilmediği kanaatindeyiz. Basit, anlamı ve kaynağı meçhul birçok âdetin olduğunu biliyoruz. Ayrıca anlamı ve kaynağı ne olursa olsun, âdetlerin çoğu ya din ile ilgisizledirler ya da sapmış veya önemini kaybetmiş olduğu halde bir ilgi içinde muhafaza edilmektedirler. Âdet ve dinin etkilerini ve birbirinin yerine geçebilmelerini, yanlış değerlendirerek özdeşlik içinde sayabilmişizdir. Bu hataya en çok antropolog ve etnologlar düştü. Âdet ve töreler bulunulan coğrafyaya, kültürün bütününe, dinî inanışa bağlı olabilmiş, onlarla şekillenmiş ve onlarla değişikliğe uğramıştır. Fakat gerçekte birbirinin yerine geçirme ve hele özdeş sayma imkânına…

Devamı
Köşe Yazıları 

TOPLUMSAL İLERLEME VE DİN

İnsanlığın ilerlemesine ait üç görüş İnsanlığın başlangıcı ve ilerlemesine ait üç görüş vardır: Evrimci görüş. Darwin’de olgunluğunu bulmuş, çok ciddi tenkitlere rağmen, Darwin takipçilerince sürdürülmektedir. Radikal dini görüş. İlk insan ve çocukları (Adem ve çocukları) temel olan her şeyi biliyorlardı. Adem dünyaya böyle geldi. Kendisine 10 sayfalık dini bilgi ve kurallar verildi. Konuşmak için ve var olanı tanıyıp tanıtmak için gerekli kelimeler öğretildi. Demir ve demirden yapılma bazı mamul eşya ile bu dünyaya geldi. İğne, örs, çekiç, kerpeten, gürz bunlar arsındaydı. Sonra daha da ilerlendi. İnsanlar tek grup iken ayrıldıkları…

Devamı
Köşe Yazıları 

Küreselleşme-Millî Kimlik-Millî Devlet ve Diyalog

Diyalog, küreselleşmenin, milletlerarası iktisadî güçlerden faydalanmanın bir organı haline gelme temayülü gösteriyor. İnsan haklarının, demokrasi ve çoğulculuğun, barışın, kültür ve medeniyetler uzlaşmasının da bir parçası olduğu söyleniyor. Bu açılardan bakınca, diyalogda dinî anlamın bunlar olduğu anlaşılıyor. Bu da dinî sekülerleşmenin bir çeşidi olsa gerektir. Dinî diyalogla ilişkilendirilen küresellikten ise gerçekte, sadece büyük şirketler, yani kapitalizm ve A.B.D istifade etmektedir. Küreselleşme sürecinin diyaloğu önemli kıldığı iddiası, görüşümüzü desteklemektedir. Küreselleşme, sömürüyü ve tek tip kültür ve hayat tarzını arttırdığına ve bazılarının teslimiyetini körüklediğine göre, diyaloğu da beraber mütalaa edince, diyaloğun kötü gidişi…

Devamı