Avrasyacılık mı? İpek yolculuk mu? (III)

Yeni İpek yolu – Bir kuşak bir yol ?

Dünün dünyasında ticaretin adı yüz yıllar boyunca İpek Yolu olmuştu. Dünün dünyasının en önemli üretim kaynağı olan ve çağın stratejik malların (ipek, baharat v.b.) sahibi olan Çin bu malları dünyaya İpek Yolu üzerinden sevk etti ve zenginleşti. Geçen yazımızda bu yazıya girişgah olarak değerlendirmeye çalışmıştık Çin büyüyen bir ekonomi; fakat enerji ve hammadde ihtiyacı çok fazla. Aynı şekilde üretimini de çeşitli ve büyük pazarlara en ekonomik ve hızlı bir şekilde ulaştırmak zorunda. Bunun yöntemi de yeni bir ipek yolu..

Yeni pazarlama stratejisiyle de Bir Kuşak Bir Yol…

Çin 1,3 milyar nüfusuyla 2008 yılında başlayan ekonomik kriz sürecinde küresel ekonomiyi destekleyen ülkelerin başında gelmektedir. Bütün bu olumlu verilere rağmen Çin hala gelişmiş bir ekonomi sayılmamaktadır. Ülkede kişi başına düşen milli gelir gelişmiş ülkelere nazaran düşük kalmaktadır. Benzer bir şekilde küresel yoksulluk standartlarına göre ülkede 55 milyon kişi yoksulluk sınırının altında kalmaktadır. Ülke hızlı büyümeye devam etse de pazar reformlarını tamamlamamıştır ve hala az da olsa dış etkenlere açıktır. Son dönemde ihracata dayalı büyüme stratejisinin yanı sıra pazarı da çeşitlendirmek için uygulamaya başladığı reformlar ülkenin uzun vadeli büyüme potansiyeli için önem teşkil etmektedir.

Çin’in ekonomik koşulları her ne kadar olumlu görünse de Çin’in kendi yöneticileri tarafından da dile getirilen önemli bir konu ise ülkenin önümüzdeki 3 yıl içerisinde kritik bir dönemden geçecek olmasıdır. Bu kritik dönemde ülkenin mücadele etmesi gereken konular iç milli borçlanma, çevre kirliliği ve ABD tarafından sıkça dile getirilen ticaret savaşlarıdır.

Son dönemde ABD Başkanı Trump’ın ithalat vergilerini arttırması ve dış ticaret açığını düşürme yönündeki politikaları Çin gibi ihracat ağırlıklı büyüme modeli sürdüren ülkeler için tehdit oluşturmaktadır. Ek olarak ABD’nin Çin’den ithal ettiği bazı ürünlerde vergilerin ekstra yükselmesinin sonucunda Çin’in ABD’de rekabet gücünün zayıflaması muhtemeldir. ABD’nin Trans Pasifik Ortaklık Anlaşması’ndan (TPP) çıkış kararı da dikkate alındığında Çin’in ABD’ye ihracatında düşüş yaşanması beklentiler dahilindedir. ABD’nin kendi ekonomik çıkarlarını korumak amacıyla Çin’den gelen bir takım ürünlere gümrük vergisini yükseltmesi ile iki ülke arasında iyice yükselen gerginliğin 2018 ve 2019 yılında küresel ekonomiye olumsuz etkileri olacağı ön görülmektedir.

Çin’in yeni pazarlama stratejisi Bir Kuşak Bir Yol Projesi, tüm uluslararası topluluğun ilgi odağı haline gelmiştir. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, Pakistan’daki Gwadar Limanı, Sri Lanka’daki Colomba ve Hambantota derin deniz limanları, Çin-Laos yüksek hızlı tren hattı, Mısır’daki Süveyş Ekonomik ve Ticari Bölgesi gibi hayata geçirilen projeler nedeniyle girişime çok daha fazla ilgi göstermektedirler. Bu nedenle 14-15 Mayıs’ta Pekin’de düzenlenen Kuşak ve Yol Uluslararası İşbirliği Forumu’na 29 ülkenin devlet ve hükümet başkanları ile 130’dan fazla ülkeden gelen 1500 civarında temsilci katılmıştı.

Yeni İpek Yolu Projesi’ni ilk kez Çin Devlet Başkanı Xi Jinping 7 Eylül 2013’te Kazakistan Nazarbayev Üniversitesi’nde yaptığı bir konuşmada dile getirmişti. Xi, burada yaptığı konuşmada “Avrasya bölgesindeki bütün ülkeler arasındaki ekonomik bağlantıları daha da yoğunlaştırmak, karşılıklı işbirliğini daha da derinleştirmek ve gelişme için daha geniş bir ufuk açmak için yaratıcı bir ruhla işbirliği modelini geliştirerek ‘İpek Yolu Ekonomik Kuşağını’ ortaklaşa oluşturabiliriz. Bu güzergahta yer alan bütün ülkelerin mutluluğuna hizmet edecek muhteşem bir dava olacaktır.” diyerek projenin önemini ve amacını açıklamıştı. Projenin deniz yollarını da kapsadığı 2013 yılında Çin Başbakanı Li Keqiang’ın Brunei’de düzenlenen 16. ASEAN-Çin zirvesinde yaptığı açıklamada dünyaya duyurulmuştu. Bu açıklamanın ardından 3 Ekim 2013’te Devlet Başkanı Xi Endonezya Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada 21. Yüzyıl Deniz İpek Yolu Projesi’nin kurulması için çalışmalara başladıklarını belirtmişti.

Bir Kuşak Bir Yol Projesi 2000 yıl önce Çin İmparatorluğu’nun en çok ihraç ettiği ürün olan ipeği Orta Asya ve Arap coğrafyasına ulaştırmak amacıyla oluşturduğu ticaret yolları ağının modern versiyonu olarak değerlendirilir. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 2013 yılında Kazakistan ve Endonezya’ya gerçekleştirdiği resmi ziyaretlerde sırasıyla İpek Yolu Ekonomik Kuşağı’nın ve 21. yüzyıl Deniz İpek Yolu’nun inşasını dile getirmiştir. İlk olarak Çin Devlet Başkanı Xi Jinping tarafından gündeme getirilen ‘Bir Kuşak Bir Yol Projesi’ (One Belt One Road -OBOR), ekonomik işbirliği kapsamında dünyanın en geniş platformu olmasının yanında siyasi, sosyal ve kültürel açılardan da önemlidir. Bir Yol Bir Kuşak projesi demiryolları, karayolları ve boru hatları aracılığıyla Çin’i Orta Asya, Batı Asya ve Güney Asya’nın belli bölümlerine ve Avrupa’ya bağlamayı hedeflemektedir. Genelde bakıldığında 65 ülkenin dahil olduğu Bir Kuşak Bir Yol Projesi, Asya’nın en doğusu ile Atlas Okyanusu’nun Avrupa kıyılarını birbirine bağlama amacı gütmektedir. Projenin önümüzdeki 50 seneyi şekillendirmesi beklenmektedir. Proje, 1 trilyon dolarlık yatırımı ve 3 milyardan fazla nüfus potansiyelini bünyesinde taşımaktadır.

Bir Yol Bir Kuşak Projesi İpek Yolu’nun ekonomik kuşağı ve 21. yüzyılın deniz İpek Yolu olarak değerlendirilmektedir. Çin Hükümeti tarafından proje kapsamında bulunan ülkeler ile ekonomik işbirliğini arttırmak için oluşturulmuştur. ‘Kuşak’ İpek Yolu Ekonomi Kuşağını, ‘Yol’ ise 21. Yüzyıl Deniz İpek Yolu’nu ifade etmektedir. 21. Yüzyılda yeniden oluşturulacak olan İpek Yolu girişiminin tarihi İpek Yolu’ndan en büyük farkı ülkeleri demiryolları ile birbirine bağlama projesidir. Proje kapsamında Jakarta-Bandung yüksek hızlı demiryolu, Çin-Laos demiryolu, Addis Ababa-Cibuti demiryolu, Macaristan-Sırbistan demiryolu, Ankara-İstanbul hızlı tren hattı ile Çin demiryolu ulaşımının gelişimine hız verilmiştir.

Proje’nin amaçları arasında,

  • Çin’i Orta Asya ve Rusya aracılığıyla Avrupa’ya ve Orta Asya aracılığıyla Orta Doğu’ya bağlamak,
  • Çin ve Güneydoğu Asya’yı Güney Asya ve Hint Okyanusu’na bağlamak,
  • Çin’i Güney Çin Denizi ve Hint Okyanusu aracılığıyla Avrupa’ya bağlamak ve
  • Güney Çin Denizi’ni Güney Pasifik Okyanusu’na bağlamak bulunmaktadır.

Bu amaçlara 6 koridor yoluyla ulaşılması hedeflenmektedir.

  1. Yeni Avrasya Kara Köprüsü Ekonomik Koridoru
  2. Çin- Moğolistan- Rusya
  3. Çin- Merkez ve Batı Asya
  4. Çin- Hindi Çini Yarımadası
  5. Çin- Pakistan
  6. Çin- Bangladeş- Hindistan- Myanmar..

Projenin finansmanına bakacak olursak; özellikle gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeleri kapsayan ve maksimum ekonomik faydayı hedefleyen bir küresel ekonomik işbirliği projesi olan OBOR’un ekonomik ölçeği trilyonlarla ifade edilmektedir. Gelecek on yıl içinde yurt dışı harcamalarının 100 milyar doları bulması beklenen Çin, proje için yaklaşık 1 trilyon dolarlık hükümet fonu ayırdığını duyurmuştur. Devlet Başkanı Cinping, proje kapsamında kamu firmalarının ve finansal kurumlarının ülke dışında altyapı ve inşaat projelerine yatırım için teşvik edileceğini ifade etmektedir. Çin’in ayırdığı bütçenin uzun vadede 3 trilyon dolara çıkabileceği belirtilmektedir. AIIB de proje için 100 milyar dolarlık kredi ayıracağını beyan etmiştir. Bankanın finansmanında Çin, üçte bir ila yarısı arasında değişen bir paya sahip olacaktır. OBOR üyesi 65 ülkenin toplam milli geliri 25 trilyon doları bulduğu hesaplanmakta ve 2049 yılına kadar OBOR üyesi 65 ülkede 4 trilyon dolarlık alt yapı yatırımı öngörülmektedir. OBOR’un ilan edildiği 2013 yılından 2016’ya kadar harcanan 230 milyar dolarlık bütçe ve 1500 ortak proje, ev sahibi devletlerin ortaklığında gerçekleşmektedir. Proje kapsamındaki lojistik hat ile Çin ile Fransa arasında demiryolu taşımacılığı aktarmasız olarak mümkün hale gelmektedir. Deniz yolu ile 40 günü bulan taşımacılık süresi, yeni demiryolu hattı ile oldukça azalmaktadır. Çin’in Hubei eyaletinin başkenti Wuhan’dan yola çıkan bir tren Fransa’nın Lyon şehrine 16 günde ulaşabilmektedir.

Çin açısından bakıldığında, Batı merkezli küreselleşme sistemine bir alternatif yaratılması, Çin’in Asya, Afrika ve Avrupa ile ilişkilerinin geliştirilmesi ve Yuan para biriminin uluslararası alanda kullanımının arttırılması bakımından Proje önem taşımaktadır.

Proje başlangıcından itibaren bir takım kazanımlar elde edilmiştir. Bunların arasında Çin’in ikili görüşmeler aracılığıyla Macaristan, Moğolistan, Rusya, Tacikistan ve Türkiye ile proje ile ilgili imzalamış olduğu anlaşmalar başta gelmektedir.

Projenin başlangıcından itibaren elde edilen diğer kazanımları ise;

  • Çin’in Orta Asya ülkelerinden ithal ettiği tarımsal ürünlerin gümrük sürecinde %90 kısalma,
  • 2014 – 2016 yılları arasında projeye dahil olan ülkeler arasında toplam ticaretin 3 trilyon dolara çıkması, Çin’in bu ülkelerdeki yatırımının 50 milyar dolara ulaşması,
  • Çinli firmaların 20 ülkede 56 ekonomik işbirliği bölgesi kurması
  • Asya Altyapı ve Yatırım Bankası tarafından 9 projeye 1,7 milyar dolar kredi sağlanması
  • olarak özetlemiştir.

Çin’in projenin geleceğine katkıları ve proje hakkındaki planları;

  • İpek Yolu Fonu’na 100 milyar Yuan katkı,
  • Çin Kalkınma Bankası ile Çin İhracat – İthalat Bankası tarafından 380 milyar Yuan tutarında özel borç verme programı oluşturulması,
  • Asya Altyapı ve Yatırım Bankası, BRICS tarafından oluşturulan Yeni Kalkınma Bankası, Dünya Bankası gibi örgütlerle ortak çalışmaların yürütülmesi,
  • Bilim, Teknoloji ve Yenilik İşbirliği Eylem Planı oluşturulması,
  • Üye ülkelerle serbest ticaret anlaşması imzalanması için çalışmalar yürütülmesi,
  • 5 yılda 7.500 kişiye burs sağlanması ve 50 ortak laboratuvarın kurulması,
  • Refahın iyileştirilmesi için yapılacak projelere 60 milyar Yuan yardım sağlanması
  • Projeye dahil gelişmekte olan ülkelere 2 milyar Yuan tutarında acil gıda yardımı sağlanması
  • İşbirliğini güçlendirmek amacıyla izleme mekanizmalarının kurulması

olarak belirtilmiştir. Amerikan İlerleme Merkezi’nin verileri göre ise Çin’in yaptığı toplam yatırımlar Eylül 2016 itibariyle 250 milyar dolar tutarındadır.

Basınımızda yer alan başlığıyla Marshall Planı’ndan 12 Kat Büyük Bir Projedir…

Açıkça Çin yeni pazarlara yatırım yapmaktadır.

Özetle Çin geleceğine yatırım yapmaktadır…

Türk tarihine bakıldığında her Türk devleti (Hüseyin Nihal Atsız’a göre hanedanı) İpek Yolu üzerinde hakim oldukça etkili olmuştur. Hemen hemen her hanedanın başınıda Çin’in İpek Yolu politikaları yemiştir.

Gelecek yazımızda eski İpek Yolunda Türk’ün 2000 yıllık hakimiyet mücadelesini ve Yeni Bir Kuşak Bir Yol projesinin Türk’ün 2000’li yıllardaki Geostratejisindeki önemini değerlendirmeye çalışacağım.