Çin’in resmi ağzı ile konuşan yeni yetme kalemşör Erkin Öncan

Ünlü Türk tarihçisi İlber Ortaylı’nın Çin’in Doğu Türkistan’da yürütmekte olduğu Nazi kampları ve Türk soykırımı hakkındaki yazısı Çin’i dolayısıyla ülkemizdeki Çin’in kumandalı ve tasmalı aydın müsveddelerini çok rahatsız etmiştir. Rahatsızlık o kadar güçlü olmuş ki, İlber Ortaylı’nın yazısının yayınlandığı gün içinde Oda TV ağ sayfasında Erkin Öncan isimli biri tarafından tam ÇKP resmi ağzına ait yalan ve iftira dolu düşük seviyeli bir yazı müsveddesi servis edildi.

Aslında, Erkin Öncan imzası ile zaman zaman benzeri Çincenin tercümesi yazılar medyaya servis edilip duruyordu. Bu tarz densizler tarafından yazılan seviyesi ayaklar altında sürünen, bilgiden ve belgeden yoksun sadece efendileri tarafından ellerine tutuşturulan Çincenin tercümesi sözcükler dizisini ciddiye almamak lazım gelir idi. Fakat Türkiye’deki yeni yetme zihni bulanık ve vicdanları kiralık kalemşör çıraklarının türemeye başlamasından ötürü hadlerini bildirmek ve kamuoyu vicdanına tercüman olmak dolayısıyla kalemimizi elimize almaya karar verdik.

Önce şu bilinmeli ki, İlber Ortaylı gibi alanında nüfuz sahibi, bilgiye ulaşmada çok fazla seçeneği ve kanalları bulunan saygın bilim adamının yazısına yönelik eleştirel yazı yazmak her babayiğidin harcı değildir. Hele hele Türk kültürü ve ilim adabından, etik ve ahlakından nasibini alamamış, üniversitedeyken ideolojik kavga ve karıştırma görevinden dolayı okuma yazmayı dahi düzgün öğrenememiş, zaten olmayan vicdan ve imanını çoktan ÇKP emperyalizmine kiralamış sokak serserisi seviyesindeki birine bahsi geçen eleştiri hiç de düşmez.  Ayrıca, Türkiye’de yüzlerce alanında yetkin aydınlar ve Çin uzmanları var iken, Çin vatandaşlığını taşıyan, Çin’de yetişen on binlerce Doğu Türkistanlı Türk varken, Çin hakkında konuşmak, özellikle Çin’in Doğu Türkistan’daki uygulamalarını tartışmak Öncan soyadlıya hiç düşmez. Eğer ÇKP maaşlısı olduğunu ve Çin’in faşist politikalarının Türkiye’deki aklayıcısı olduğunu açıkça söyler ise o zaman işin rengi de değişir. Buna cesaret edebilir mi Erkin Öncan?

Bu mesnetsiz ve seviyesiz yazının tamamına tekzip niteliğinde yazı yazacak değiliz. Fakat bazı can alıcı ve kamuoyunu yanlış bilgilendiren hususlarına yönelik objektif bilgileri sunacağız.

  • Öncan: “Ancak, Ortaylı’nın yazısında, söz konusu iddialara ilişkin tek bir kanıt bile yer almıyor. Bunun yerine Ortaylı, BM başta olmak üzere batı ülkelerinin söz konusu iddialarını sorgusuz sualsiz kabul ederek köşesine taşıyor… Ancak batı medyası, gerçekleri değil, Çin karşıtı argüman üretebilecekleri o ‘esrarengiz’ iklimi istiyor.”

Erkin Öncan’a şunu sormak lazım, acaba tüm Batı ülkeleri ve BM topyekûn mü Çin’e karşılar?  Uygur Türklerin maruz kaldığı toplama kamplarına tıkılma ve soykırıma uğramasının Batılı ana akım medyalarında ve sosyal medyada geniş yer almasının nedeni sadece Çin karşıtlığından mı? O zaman Uygur Türkleri için ses çıkartan, Çin’i faşist uygulamalarından ötürü eleştiren Malezya ve Pakistan resmi makamlarını nereye koyacaksınız? Kaldı ki Pakistan Çin’in en iyi müttefiki ve Uygurlara en fazla kötülük eden bir ülkedir. Kazakistan da Çin’e bu konular ile ilgili olarak nota vermiştir. Ayrıca, Kazak medyasında çıkan haberlerden herhalde hiç haberi yok. Bangladeş’te Uygur Türkleri için on binlerce insan protesto gösterileri düzenlediler. Onları da mı Batı ‘gaza getirdi’? Azıcık samimiyeti olan önce biraz araştırır sonra konuşur, Doğu ile Batı’nın coğrafi ve politik sınırlarını bilmeyen sadece ideolojik Batı karşıtı Çincilik üzerinden olayları okumanın insanı nasıl zor duruma düşüreceği Öncan örneğinde aşikârdır.

Bir de Türkiye’de de TRT, Haber Türk, NTV, Al Jazeera gibi büyük medyalarda Çin’in Nazi kampları hakkında, Uygur Türklerine yönelik, kültürel ve biyolojik soykırımları hakkında haberler, analizler yayınlandı. Bunlar da mı Batı tarafından ‘kışkırtıldı’? Çin hakkında doğru haberin adresi sadece Aydınlık, Oda TV gibi marjinal, beslendiği kaynakları meçhul mekanlar mıdır?

  • Öncan: “Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ne isteyen herkes girebiliyor” muş.

Öncelikle Çin ağzıyla konuşurken yamalıyor, oranın adı ‘Sincan’ değil, efendisinin dilinde ‘Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ Türkçemizde ise Doğu Türkistan denilir. Türkçemizde Çincesini ifade etmek isterse ki çok istekli en azından sadakati gereği ‘Şinciang’ demeliydi. Peki, bunu (Doğu Türkistan’a isteyen herkes girebiliyor) neye dayanarak söylüyor? Herkes girebiliyorsa neden bu toprakların öz sahibi olan yurtdışındaki Uygur, Kazak, Kırgız Türkleri giremiyorlar? Her şeye rağmen geri dönenler neden bir daha çıkamıyorlar ve ortalıktan kayboluyorlar? Neden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları rahat gidip gelemiyorlar? Neden insanlar sınırdan geri çevrildiler? (20.05.2016 tarihli haberlere bakmasını tavsiye ederim) Neden hala Çin vizesini almak Amerikan vizesini almaktan daha zor?

Doğrusu aslında Öncan’ın demek istediği: “Uygur bölgesine sadece elçiliğin Çinsever Çin dostu Çinciler listesinde adı soyadı yazılı bulunan güruh içindekilerden isteyen herkes girebiliyor” şeklindedir.

  • Ortaylı’nın ‘giremiyorlar’ dediği bölge ise ‘toplama kampı’ olduğu iddia edilen Yeniden Eğitim Merkezleri. Aslında, yaygın kanının aksine, bu merkezlere girmek de yasak değil, ancak izne tabii.”

Çin’in resmi ağzı olan Huan Qiu Shibao ( 环球时报) ‘Yeniden Eğitim Merkezi’ adlandırılan merkezlerin güllük gülistanlık, hem teknik öğrenme hem eğlence merkezi olduğu hakkında bir haber yayınladı. Öncan yazısında bunu da dile getirmiştir. Eğer gerçekten öyle ise, neden Huan Qiu Shibao haricinde başka bir medya buraya giremedi veya izin verilmedi? Neredeyse iki yıldır zan altında kalan ÇKP yönetimi neden istediği bir yabancı medyayı hala buraya sokup kendi haklılığını kanıtlamıyor? Aksine sadece resmi hoparlör veya tasmalı kalemşörleri ile kendini aklama yolunu tutar? Daha önce çeşitli konularda davet ettiği BBC benzeri büyük medya kuruluşlarını davet edip “bizi gizlice çekip kötülemeyin de, hadi buyurun içeriden rahat çekim yapın ve gerçekleri kendi kamuoyunuza gösterin” diyemiyor?

Bir de BBC soru soran çocukların Doğu Türkistan’dan olduğunun şüpheli olduğunu iddia eden Öncan soyadlı Doğu Türkistan ve Doğu Türkistanlıları ne kadar tanıyor? BBC’nin ilgili haberini izleyen ve Doğu Türkistan bilgisi olan herkimse o çocukların Uygur Türkü ve video çekilen yerin Doğu Türkistan olduğunu hiç zorluk çekmeden anlar ama Öncan gibi mankurtlaşmış kalemşörler asla anlayamıyor ve göremiyor.

Aslında gerçekler ne Öncan’nın yazdıklarına ne de Çin medyasının anlattığına benzer. Sayın İlber Ortaylı hocanın kısaca belirttiği gibi Doğu Türkistan’da 21. Yüzyılda iletişim ve haberleşmenin hiç olmadığı kadar geliştiği günümüzde dünyanın gözü önünde ÇKP faşizmi insanlığa karşı azılı suç işliyor ve bir milleti halkı göz göre göre yok ediyor. Çin bu vahşetini çeşitli makyaj ve enstrümanlar ile dış dünyadan gizlemeye veya farklı şekilde göstermeye çalışıyor bu yüzden de hiçbir yabancı medyanın ziyaretine izin vermiyor. Öncan gibiler ise ilgili ülkelerde Çin tezini zorla insanlara dayatmak için görevlendirilmiş maaşlı veya saatlik ücretli işçilerdir. Aslında bu işçiler de insan haklarını ihlal etmekte ve ÇKP’ye suç ortaklığı yapmaktadır.

  • ÖNCAN: “Ortaylı, ne yazık ki, Çin’in konuyla ilgili açıklamalarını yalnızca BBC’den okumuş anlaşılan… Sayın Ortaylı, muhtemelen internetten gördüğü birkaç bilgiyi köşesine taşımak yerine konuyu yine internet üzerinden biraz daha araştırsaydı, Çin’in dünyanın her yerinden erişime açık olan resmi web sitelerine eminim ki rastlardı ve daha doğru bilgilere yer verebilirdi”

Aslında Öncan soyadlı burada kendini ele veriyor. Çin veya Doğu Türkistan hakkındaki doğru bilgiyi sadece diktatör, manipülasyon ustası, kendi kurallarını dahi hep çiğneyen ÇKP kaynaklarını ‘daha doğru bilgi’ veren kaynak olarak görüyor. Azıcık Çin’i tanıyor veya uzmanlık bilgisi varsa ÇKP mensuplarının bile işbu resmi sitelerdeki bilgilere hep şüphe ile baktıklarını biliyor olmalıydı. Diğer taraftan komünist sistemlerde bilgilerin parti propaganda bürosu veya birimi tarafından kontrol edildiği ve işlenerek servis edildiğini bilmesi gerekiyordu. Bilgi ve belgeyi, aldığı eğitim ve geldiği gelenekten dolayı, fazlasıyla ehemmiyet veren, Batı’nın etiği, İslam’ın ahlaki ve Türk’ün erdemini çok iyi bilen İlber Ortaylı hocayı bu Öncan benzeri yeni yetme kiralık kalemşörlerin anlaması imkânsız. Alelacele yazı yazan Öncanların rahatsızlığı esasında efendileri ÇKP tarafından sürekli inkâr edilen ve Öncan benzeri uzantılarca da yerellerde işlenen yalan ve inkârın İlber Ortaylı gibi nüfuzlu bilim adamları tarafından gündeme getirilmesi ve daha fazla okurlarını bilgilendirmesidir. Bu aceleci kiralık katiller İlber hocanın yazısını kaleme almadan önce konuyu çok yönlü ve detaylı takip ettikten, bilgileri teyit edip emin olduktan sonra yazdığını düşünebilecek bir zihin ve akıl altyapısına sahip olsalardı kendi kardeşlerine kalleşlik ve ÇKP çıkarlarını mensubu olduğu ülke çıkarlarının üstünde tutmaz idi.

  • “Zira, Çin’in azınlıklara ilişkin politikaları, inançlara ve inanç gruplarına yaklaşımı ve Sincan bölgesinde nelerin olduğuna ilişkin açıklamaları en başından beri teyitli belgelerle tekrar tekrar açıklanıyor.”

Öncan tam papağan olduğunu da bu iddiası ile ispat ediyor. Çin’in erişime açık sitelerinden Çin anayasasını, bölgesel özerklik yasasını, dini inançlar yasasını ve dil-yazı kullanım yasasını inceledikten sonra gidip Çin’de birkaç ay saha çalışması yapsın, görsün (tabii böyle bir akademik çalışma yapabilecek donanımı ve eğitimi var ise, bu arada verilmiş veya zorbalıklarla alınmış diploma sertifikalar işe yaramaz hatırlatması bizden) ondan sonra çıkıp Çin’in bahsi geçen açık erişimde olan resmi beyanatları hakkında konuşsun veya Çince bilgisi var ise Çin’deki azınlıklar ile ilgili yapılan saha çalışmalarını özellikle hak ihlalleri ile ilgili yayınları takip etsin. Çünkü ona göre Çince haricindeki yayınlar ‘kötü’ ve ‘yanlı’ ya?

ÇKP yönetimi Çin ana karasında kurulmuş en berbat, en zavallı, en çok hak ihlal eden bir yönetimdir. İş bu ihlaller sadece Çin sınırları içinde yaşayan gayri Çinlilere yönelik değildir. Kendi halkına yönelik de devam etmektedir. Falun Gong tarikatı mensuplarına yönelik işkenceler ve sindirmeler neredeyse 20 yıldır aralıksız sürüyor, Hristiyan Çinlilere yönelik başlatılan baskı ve zulümleri de isterse araştırabilir.

Özetle, tam ÇKP papağanı niteliğindeki kiralık kalemşörün yazısı baştan sona cahillik, bilgisizlik ve ideolojik çamura saplanmış, yalan ve iftiradan ibarettir. Zerre kadar vicdan ve haysiyeti olsa idi, efendisi tarafından eline tutuşturulan Çincenin tercümesi metini servis etmeden önce birkaç kere düşünürdü. En azından İlber Ortaylı gibi Türk kayasına çarpmaktan kendisini korurdu. Yine de efendilerine iletmek üzere ÖNCAN soyadlı kiralık kalemşör katile şunları soralım;

Eğer ÇKP yönetimi iddia ettiği gibi Uygurlar başta olmak üzere Çin sınırları içinde yaşayan gayri Çinlilere o kadar özgürlük tanıyor ise,

  1. Neden yurt dışında yaşayan milyonlarca Uygur ve Kazak Türkleri Doğu Türkistan ve Çin’deki akrabaları ve yakınlarıyla en temel iletişimini dahi sağlayamıyorlar?
  2. Neden yüzlerce Uygur ve Kazak Türkü yerli yabancı medyada ve sosyal medyalarda ailesinin ve yakınlarının tutuklu olduğu hakkında tanıklık veriyorlar? Acaba bu kimseler yalan mı söylüyor? Yalan ise, ÇKP yönetimi neden bunu inkâr etmiyor?
  3. Yurtdışından geri çağrılan öğrencilerin hiçbirinden neden haber alınamıyor? Bunlar arasında sosyal medya fenomeni olan gençler var iken neden kendilerinin Doğu Türkistan’da çok rahatça gezip dolaştığı hakkında herhangi bir paylaşımlarda bulunmuyorlar?
  4. Son bir buçuk yılda ÇKP yönetimi tarafından tutuklanan ve adı soyadı yurtdışındakilerce bilinen 300’e yakın aydın, ulema, iş insanları, sanatçı, sporcuların isimleri listeler halinde yayınlandı ve her gün sosyal medyalarda paylaşılıyor. Listede Uygur Türklerin yurtiçi ve yurtdışında tanınan bilinen aydınlarının tamamı var, onların neredeyse tamamı ÇKP üyesidir. Bu insanlar neden tutuklandı ve ölüm kamplarına sevk edildiler?
  5. Neden Doğu Türkistan’dan kimse artık Türkiye’ye gelmiyor ya da Türkiye’dekiler özgürce Çin’e, Doğu Türkistan’a gidip gelemiyor?
  6. Çinliler Türk vizesini elektronik ortamda birkaç dakikada alabilirken, Türk vatandaşları neden aylarca uğraşıp ve rüşvet verip dahi Çin vizesi alamıyorlar? Vizeyi alabilenler Çin’e giriş çıkışlarda neden gayri insani uygulamalara maruz kalıyorlar?
  7. Türkiye’ye Çinli turistler yağıyor ama neden ve niçin aralarında bir tane bile Uygur ya da Kazak turist yok? 2015’te acenteleri meşgul eden Uygur turistler nereye gitti?
  8. Neden Çin’in resmi ve yaygın iletişim ve etkileşim programı olan We Chat’te Çinliler dâhil insanlar eskisi gibi birbiriyle rahat konuşamazlar?
  9. Türkiye’de Çin’in Nazi kamplarını ÇKP beslemesi Öncan’lar haricinde savunan başka bir kimse var mı?
  10. Kamplara ve Uygurlara yönelik Çin politikasına karşı çıkmak Amerikancı olmayı mı gerektiriyor. İnsan ve Türk olduğu için karşı çıkamaz mı?
  11. Esasında Öncan gibi düşünenler ÇKP zulmüne maruz kalan ve ÇKP tarafından mankurtlaştırılmış zavallılar olduğunu ne zaman idrak edecekler? Kendilerinin artık normal bir insan gibi düşünemez hale nasıl geldiğinin muhasebesini ne zaman yapacaklar?
  12. yüzyılda insanlık dramı olarak nitelendirilen Çin Nazi Kamplarına tıkılan ve orada çeşitli işkence, tıbbı deney ve organ çalınması, tecavüz, öldürülmelere maruz kalan Doğu Türkistanlıların haklarını savunmak yerine ÇKP faşizmi ile saf tutan Öncan’lara acımamak elde değildir. ÇKP radyasyonundan nispeten uzak kaldığında Öncan’ların yukarıda sıralanan sorulara vicdan ve insanlık gözüyle bakarak cevap aramasını tavsiye ediyoruz.