Direniş ile özdeşlemiş bu milleti, hiçbir güç Kerkük’ten alıkoyamaz

Gazeteci-Yazar Reşat Salihi ile Kerkük’te yapılan öğretmen ve memur atamalarındaki ayrıcalıklara karşı olan eylemleri, Türkiye Cumhuriyetinin Irak’ta açacağı konsoloslukları ve Türkmen şehitleri günü üzerine konuştuk.

16 Ocak Türkmen Şehitler Günü, düzenlenen törenlerle anıldı. Öncelikle bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

Irak Türkleri’nin bugünlere gelmesine tek vesile olan şanı yüce şehitlerimizdir. Şehitlerimiz sayesinde gök bayrağımız Türkmeneli’nin her karış toprağında özgürce dalgalanmaktadır. Bir milleti millet yapan şehitleridir. Irak Türkleri de verdiği şehitler ile tanınır.

1920 yılında ilk olarak Telafer’deki Kaçakaç katliamı, İngilizlerin kırbacına boyun eğmeyen Telaferli Türkmenler, Kaçakaç direnişini başlatmış, İngilizlerin top-tüfek saldırıları ile karşı karşıya gelmiş ve Telafer’de Kaçakaç katliamı düzenlenmiştir. Ölümün bile yıldırmadığı bu yüce millet, asla esâreti benimsememiştir.

1924 yılında Kerkük Kalesi yakınlarında İngiliz destekli Ermeniler, Türkmen esnaflarla kavgaya girmiş ve Türkmenler ile İngiliz ve Ermeniler çatışmıştır. Çatışma sonucunda İngilizlerin kurşunu bir Türkmen kadınına isâbet etmiş, Amine Han adındaki Türkmen kadını orada şehit düşmüştür. Kerkük’te Irak Türkleri’nin verdiği ilk şehit olarak tarihe adını altın harflerle yazdırmıştır. Amine Han büyük bir defin merâsimi ile gömülmüştür. Defin merâsiminin kalabalık olmasını hazmedemeyen Ermeniler, sivil halka saldırmış ve onlarca Türk’ü orada kurşuna dizmişlerdir. Ardından 1946 yılında yine İngilizlerin Gâvurbağı katliamı gerçeklemiştir.

1959 senesine gelince, Türkmenlere tarihin görülen en büyük katliamı Rus destekli Komünist Kürtler tarafından uygulanmıştır. Türkmenlerin kanlarında yüzen Barzani ve Talabani kendi aralarındaki husûmeti bir yana bırakmış, Türkmen avına çıkmışlardı. Sivil halka saldıran bu caniler, çoluk çocuk bilmeden Türkmenlere saldırmışlardır. 1980 yılındaki katliamlar, 1991’den bugünlere kadar Türkmenlere birçok asimilasyonlar uygulanmış, ancak bitmek bilmeyen umut ve direniş ile Türkmenler mücadelelerine devam etmişlerdir. 16 Ocak günü ise Türkmen Kurultayı’nda alınan karar doğrultusu bütün Türkmen şehitlerinin günü olarak atıf edilmiştir.

Her yıl düzenli olarak Türkmen şehidi Necdet Koçak’ın mezarı başında anma töreni düzenlenmektedir. 16 Ocak 1980 tarihinde idam edilen 4 Türkmen liderin şehâdetlerine binâen bu gün şehitlerin günü olarak kararlaştırılmıştır.

Kerkük’te öğretmen ve memur atamalarında Türkmenlere karşı yürütülen ayrımcılık faaliyetlerinin sebebi nedir?

Asimilasyon politikası sadece katliamlarla sürdürülmemiştir. Bunun yanında Saddam hükümete geldiği andan beri, Kerkük’ü Araplaştırma politikasını da devreye sokmuştur. Kanla yazılan Kerkük’e, Te’mim adını koymuşlardır. Eski bir Kerkük Hoyratı bu meseleyi şöyle tanımlamıştır.

Te’mim olmaz

Elif, Be, Te, Mim olmaz

Biz onu kanla yazdık

Türk Kerkük, Te’mim olmaz

…Ve nitekim de olmadı. Adını değiştirmek isteseler de başarıya ulaşamadılar. 2003 sonrasında ise Nüfus Dairesi yağmalanmış, bu sefer de Kerkük, 14 yıllık bir sürenin içerisinde Kürtleştirme politikasına terk edilmiştir. Hiçbir müdâhalenin olmadığı Kerkük, kaderine terk edilmiştir.

Bu sefer ise, Saddam döneminden kalma nüfûzlarını kullanan Araplar, Kerkük Eğitim Dairesi öğretmen atamalarına el uzatmışlardır. 2800 kişilik öğretmen atanması açıklaması ardından, Araplar 2000 kişilik atamayı kendilerine yazdırmışlardır. Sadece Arap mezunlarının atanması gerçekleşmiştir. Geriye kalan 800 kişinin 450’si Kürt, 350’si ise Türkmenlere tahsis edilmiştir. Asimile edilmek istenen ve hiçbir zaman millî kimliğinden ödün vermeyen Irak Türkleri’ne karşı oyunlar her zaman devam etmiştir.

Türkmenler bu ayrımcılıklara karşı protesto gösterisi düzenlemiş ve atamaların durmasını sağlamıştı. Siz Türkmenlerin bu tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?

17 yılı aşkın bir süredir sözleşmeli olarak görev yapan Türkmen öğretmenler, ITC Başkanı Erşat Salihi ve diğer bütün Türkmen partilerinin çağrısına kulak vermiş Eğitim Dairesi önünde protesto düzenlemişlerdir. Esâreti asla kabul etmeyen bu millet, Bağdat’ta girişimlerde bulunan Erşat Salihi’nin de müdahalesi ile Eğitim Dairesi atamaları iptal edilmiştir. Türkmenlerin bu olayda talebi ise yüzde 32’lik sistemin uygulanmasıdır. Bu sistem Kerkük’te görev dağılımlarının eşit bir şekilde paylaştırılmasını öngören bir tasarıdır. Yüzde 32 Türkmenlere, yüzde 32 Araplara, diğer yüzde 32 ise Kürtler için olmalıdır şeklindedir. Geriye kalan yüzde 4’lük kesim ise Kerkük’te azınlık olan Hristiyanlar içindir.

Bu sistemin uygulanması Türkmenlerin tek isteğidir. Eğitim Dairesi atamaları ise bu sistem uygulanana dek durdurulmuştur.

Az önce de tekrar tekrar belirttiğimiz gibi, “Türkmenler asla esâreti kabul etmezler.” bu gösteriler de direnişin bir parçasıdır. Boyunduruk takılmasını kabul görmemenin direnişidir bu. Gök Kubbe’nin rengi gibi sürekli mavi kalacaktır, Türk Kerkük.

Kerkük uğruna kendini yakan Türkmen kızı Zehra’nın da dediği gibi, “Ben Kerkük’ün kızıyım, burada doğdum ve burada öleceğim. Ölsem de bu yurdu terk etmeyeceğim.” nitekim Zehra, hazırlamış olduğu benzin bidonunu üstüne döküp kendisini yerinden etmek isteyenlere karşı Gürgür Baba çırağı gibi yanarak bir ders vermişti. Şehit oldu ve yerini terk etmedi Zehra.

Direniş ile özdeşlemiş bu milleti, hiçbir güç Kerkük’ten alıkoyamaz.

Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan Basra, Musul, Necef ve Kerkük’te başkonsolosluklar açılması planını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Araplaştırma ve Kürtleştirme politikaları ile adından söz ettiren Kerkük gibi bir yerde, Türk Konsolosluğunun açılması için geç bile kalınmıştır.

Irak yolgeçen hanı olmuş, kartondan bir ülke sayılmaktadır. İran ile Amerika arasındaki savaş sahası da yine Irak olmuştur. Türkiye, yapacağı bu hamle ile Irak’taki nüfûzuna bir adım attırtacaktır. 1970’li yılların sonunda, çok kısa bir süre varlığını sürdüren Türk Kültür Merkezi açılmıştır. Türkiye’den gelen Türk eğitmenlerinin eğitim verdiği bu yer, Irak Türklerinin ikinci evi olmuştur. Şu an bile Kerkük’te Türkçe okuma-yazma bilen kime sorulsa, “Ben de bir zamanlar eğitim merkezinde okumuştum.” cevabını alırsınız. Irak Türkleri olarak bizim isteğimiz, Türk Konsolosluğu en kısa zamanda açılsın ve bunun yanında da eskiden olduğu gibi Türk Kültür Merkezleri de kurulsun.

Son olarak, ABD İran geriliminin Türkmenlere yönelik muhtemel tehditleri nelerdir? Sizce olası bir hareketlenme neticesinde Irak Türkmenlerinin konumu nasıl olacaktır?

ABD ile İran’ın çatışma sahası Irak olarak belirlenmiştir. Çatışmaların başlama noktası da hassas konumundan dolayı Kerkük seçilmiştir.

Kerkük’teki K-1 Hava üssüne füzeli saldırı gerçekleşmiş ve bir Amerikan sözleşmelisi orada ölmüştür. Bunun ardından ABD, Irak sınırındaki Haşdi Şabi noktasına hava saldırısı yapmış ve 25 sınır muhafızını de orada öldürmüştür. Daha sonrasında ise bu 25 kişinin intikamı uğruna Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği’ne büyük bir saldırı gerçekleşmiştir. Büyükelçilik binasının duvarlarına flamalar asılmış ve yazılar yazılmıştır. ABD bu saldırıyı kabul göremez olmuş ve Haşdi Şabi Komutanı El-Mühendis ile İran Devrim Muhafızları Komutanı Kasım Süleymani’yi öldürmüştür. Çok sıcak geçen bu günlerde büyük bir savaşın patlak vermesi de muhtemel bir hâle gelmiştir. Sıcak geçen bu gündem neticesinde Irak parlamentosu tarihi bir karara imza atmış ve ABD ordusunun Irak’tan tamamen çekilmesini oylamıştır. Irak’ta birçok üssü bulunan ABD askerlerine son günlerde çeşitli saldırılar da gerçekleşmiştir. ABD’nin verdiği destek ile ayakta duran Kürtler, bu karara itiraz eden tek kesim olmuştur. ABD’nin varlığı ile kendini güvende hisseden Barzani’den bu konu hakkında “ABD ordusunun Irak’tan çekilmesi anayasaya aykırıdır.” şeklinde açıklama yapıldı.

Gerçekleşecek olan en ufak bir saldırıda Kürtler harekete geçip, Kerkük’teki vatandaşlarını bahane ederek, Kerkük’e saldıracaklardır. ABD’nin desteği ile Peşmerge güçleri nizâmi bir ordu hâline gelmiş, çeşitli ağır silah ve tanklarla donatılmıştır. ABD’nin destek verdiği bu güce karşı koymak ise Irak ordusunun baş edemeyeceği bir durumdur.

Olası bir çatışmada tek hedef Kerkük olacaktır ve Kürtler uzun zamandır arzuladıkları bağımsızlıklarına en büyük adımı atacaklardır.