Doç. Dr. Erkin Emet: “Bizim verdiğimiz hukuki mücadele Çin’i rahatsız ediyor”

Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erkin Emet ile geçtiğimiz haftalarda Çin hükümetinin hakkında çıkarmış olduğu yakalama kararı üzerine konuştuk.

Geçtiğimiz haftalarda Çin yönetiminin hakkınızda yakalama kararı çıkardığına dair bir haber ortaya çıktı. Çin hükümetinin hakkınızda çıkarmış olduğu yakalama kararı için neler söylemek istersiniz?

Bu çok saçma bir şey. Ben Ağustos 1988’de Türkiye Cumhuriyeti devletinin bursu ve Çin devletinin izniyle burslu olarak Türkiye’ye geldim. Eğitim için yurt dışına çıktık. 1997’ye kadar memlekete gidip geldim. Çin bu ilanı 2017 yılında doğduğum yere afişlerle yapıştırmış. Kız kardeşim beni aradı. Ağlayarak “Abi resimlerini her yere yapıştırmışlar” dedi. 2017 yılından bu yana çok sayıda insan tutuklandı. Üç milyon insan bu gün kampta. Bu tutuklamalar için Çin bir neden uydurmak zorunda. Nedenlerden biri mesela şeydi: 2 tane ülke listelemişler. Bunlardan her hangi birine gitmiş olmak ya da o ülkelerden birinde akrabası bulunuyor olmak tutuklamak için yeterli oluyor. Bu ülkeler içinde Türk cumhuriyetleri var, Arap devletleri var, Rusya federasyonu var, Tayland var. O olaydan sonra benim ailemden 13 kişi götürüldü. Ben bir buçuk seneye kadar hiç haber alamadım. Bir buçuk sene sonra farklı kanallardan ailemin tutuklandığını öğrendim. Dolaylı yoldan beni uyarıyorlar. Bunları yapmayacaksın diye beni uyardılar yani. Çin bizim susmamızı istiyor.

Ben devlette çalışan bir memurum. Onların dediği gibi bir terörist olsam burada çalışamam yani öyle değil mi? Son yıllarda Çin algı operasyonuna başladı. Dolkun İsa’yı terörist olduğu gerekçesi ile interpole vermişti. Dolkun İsa hakkındaki karar kalktı şu an. Yani bizim davamızın haklı olduğu anlaşıldı. Ama bu algı operasyonu devam ediyor. Devamı da gelebilir.

Çin yönetiminin hakkınızda çıkarmış olduğu yakalama kararının hukuki mahiyeti nedir? Bundan sonraki hukuki süreç nasıl işleyecek?

Çok fazla anlamlı bir hamle değil. Böyle durumlarda Türk cumhuriyetlerinde ve Arap devletlerinde biraz sıkıntı çıkabiliyor. Ama batı ülkelerinde falan bu kararın hiçbir anlamı yok. İlk başlarda ülkeler acaba diyorlardı. Biz gerçekleri dünya kamuoyunda anlatınca Çin’in söyledikleri hiçbir şey ifade etmemeye başladı. Artık çok mahiyeti kalmadı. Ama şöyle bir durum var. Nereye gideceği belli olmayan, ne yapacağı belli olmayan on binlerce Uygur var. Onlara yönelik bir algı operasyonu yapılıyor. Bilmeyen insan bu ne demek diye korkar. Bu tür uygulamalar propaganda yapılarak insanları korkutulabilir. Orada psikolojik savaş var ve devam ediyor. Bizim yaptığımız barışçıl, hukuki mücadele Çin’i rahatsız ediyor.

Sizin ve okuyucularımızın da bildiği üzere daha önceki sayılarımızda sizlerle Doğu Türkistan’daki millettaşlarımızın gördüğü zulüm hakkında röportajlar yapmıştık. Siz Doğu Türkistan’daki millettaşlarımızın haklarının daima yılmaz savunucusu oldunuz? Çin yönetimi ne yapmak istiyor?

O bölgeyi tamamen Çinlileştirmek istiyor. O bölgedeki Türk kökenlilerin tamamını yok etmek istiyor. Hedef eskiden Uygur Türkleriydi. Bu seferki politikaya baktığımız zaman topyekün bir Çin asimilasyonu hedefleniyor. Milli kimliğe vurgu yapanları Pantürkist diye suçluyorlar. Sovyetler Birliğinin Stalin zamanında uyguladığı insanlık dışı politikayı bu gün Çin uyguluyor. Buradaki amaç oradaki Türk varlığının yok etmek diye düşünüyorum. Bir milleti komple yok etme politikası uyguluyorlar. Bu baktığınızda bir soykırım yani. Batıya açılan tek kapı Doğu Türkistan. Bu ipek yolu projesi gerçekleşmezse Çin ekonomisi gerçekten çöker. O yüzden de baskı yapıyorlar. Tek umutları bir kuşak bir yol projesi. Avrupalılar biliyorsunuz silahlarla dünyayı işgal etmişti. Şimdi Çin öyle kurnaz bir şekilde geliyor ki… Çin hizmet getireceğim diyor. Dolayısıyla insanların hoşuna gidiyor. Bir kuşak bir yol gerçekleşmezse Çin hegemonyası da gerçekleşemez. Çin bunu gerçekleştirmek için bu kadar fazla uğraşıyor. Xi Jinping eğer böyle sert devam edecek olursa onun iktidarının da uzun süreceğini düşünmüyorum. Çin’de gizli bir muhalefet var. Korkunç bir rahatsızlık var. Hong Kong bölgeleri refahını kaybetmek istemiyor. O yüzden kendi ülkelerini kurmak gibi bir görüş var. Kendi otoritesini kaybetmemek için daha da sert hamlelere başvurabilir diye düşünüyorum.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı, neler söylemek istersiniz?

Siz bu konuyu sürekli işliyorsunuz. Davayı Türkiye’ye anlatma açısından bu önemli. Çin Türkiye kamuoyundan çekiniyor. Dolayısıyla ben çok teşekkür ederim. Bu konuyla herkesin ilgilenmesini istiyorum. İnsanlık açısından, Türklük açısından önemli bir mesele. Çin kamuoyu Türkiye’nin tepkisinden çekiniyor. Ne kadar duyarlı olursak Doğu Türkistan davası için o kadar önemli bir tutum olacaktır.