Dr. Semih Uşaklıoğlu:”Arvasî Hoca; milliyetçiliği tarihin en büyük gerçeği, çağımızın en güçlü hareketi olarak görürdü”

Size göre Seyyid Ahmed Arvasi kimdir?

Arvasi Hoca kendisini Doğu Anadolu Gerçeği kitabının önsözünde şöyle anlatıyor: Ben 15 Şubat 1932 Pazartesi, Ağrı ilinin Doğubeyazıt kasabasında doğdum. Ailece Van’ın Müküs (Bahçesaray) kasabasına bağlı Arvas (Doğanyayla) köyündeniz. Muhitimizde bu köyün adına izafeten Arvasiler olarak tanınırız. Soyadı Kanunu çıktıktan sonra, köyümüzün adı soyadımız oldu.

Babam Van Gümrük Müdürlüğü’nden emekli Abdulhakim Efendi, annem ev kadını Cevahir Hanım’dır. Biri benden büyük toplam 5 kardeşim var. Evliyim, halen 5’i hayatta 6 çocuk babasıyım. İlkokula Van’da başladım. Doğubeyazıt’ta bitirdim. Ortaokula Karaköse’de başladım, Erzurum’da bitirdim. Daha sonra Erzurum Erkek Öğretmen Okulu’na (sonra Nene Hatun Kız Öğretmen Okulu oldu) kayıt yaptırdım. 1952 yılında ilkokul öğretmeni olarak çalışıp askerliğimi yedek subay olarak tamamladım. 1952 yılında ilkokul öğretmeni olarak çalışıp askerliğimi yedek subay olarak tamamladım. Sonra Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Pedagoji Bölümü’ne kaydoldum. 1979 yılında emekliliğe ayrıldım. Ben, İslam iman ve ahlakına göre yaşamayı en büyük saadet bilen, Türk milletini iki cihanda aziz ve mesut görmek isteyen ve böylece İslam’ı gaye edinen Türk milliyetçiliği şuuruna sahibim. Benim milliyetçilik anlayışımda asla ırkçılığa, bölgeciliğe ve dar kavmiyet şuuruna yer yoktur. İster azınlıklardan gelsin, isterse çoğunluktan gelsin her türlü ırkçılığa karşıyım. Bunun yanında Şanlı Peygamberimiz’in “Kişi kavmini sevmekle suçlanamaz. Kavminin efendisi, kavmine hizmet edendir. Vatan sevgisi imandandır.” tarzında ortaya koydukları yüce prensiplere de bağlıyım. Öte yandan İslam’ın yakından uzağa doğru bir fetih ile bütün beşeriyeti tevhid bayrağı altında bütünleştirmeye çalışan İlahi sistem olduğunu da unutmuyorum. Yine Şanlı Peygamberimiz’in “İlim müminin kaybolmuş malıdır. Nerede bulursa almalıdır.” tarzında formülleştirdiği mukaddes ölçüye bağlı olarak, hızla muasırlaşmak gereğine inanmaktayım. Bu Türk-İslam kültür ve medeniyetinin yeniden doğuşu (rönesansı) olacaktır. İslam’dan zerre taviz vermeden yepyeni kadrolar ve müesseseler ile zamanımızın bütün meseleleri, vahyin, Peygamber tebliğlerinin ve sünnet yoluna bağlı büyük müctehidlerin açıklamalarının ışığında, yeniden bir tahlile ve tertibe tabi tutulabilir. İnanıyorum ki, hem Türk hem Müslüman olmak hem de muasır dünyaya öncülük etmek mümkündür. Ecdadımız bütün tarihler boyunca bunu denediler ve başarılı oldular. O halde bizler niye bu tarihî misyonumuzu yerine getirmeyelim? Asla unutmamak gerekir ki, yabancı ideolojiler, yabancı ve istilacı devletlerin fikir paravanalarıdır. Milletleri içten vuran sinsi tuzaklardır. Bunu bildiğim, buna inandığım içindir ki, Türk milletini parçalama oyunlarına ve tertiplerine karşı durmayı, büyük bir namus ve vicdan borcu bilmekteyim.

Hele bir Doğu Anadolu çocuğu olarak, doğduğum ve büyüdüğüm bölge etrafında döndürülmek istenen hain niyetlere, kahpe tertiplere karşı elbette kayıtsız kalamazdım. Beni yakından tanıyanlar, bütün hayatımı ve çalışmalarımı Türk-İslam Ülküsü’ne vakfettiğimi elbette bilirler. Beni bu mukaddes yoldan döndürmek için ne oyunlara, ne tertiplere ve ne kahpeliklere maruz bırakıldığımı bir Allah bilir bir de ben bilirim. Şüphesiz bu oyunlar bitmemiştir ve kolayca biteceğe de benzemez. Kesin olarak iman etmişimdir ki, Müslüman Türk milleti ve onun devleti güçlüyse, İslam dünyası da güçlüdür.

Aksi bir durum varsa, bütün Türk dünyası ile birlikte İslam dünyası da sömürülmektedir. Galiba bu durumu en iyi idrak edenler de düşmanlarımızdır. Onun için bütün İslam dünyasını esir almak isteyen şer kuvvetlerin ilk hedefi Türk devleti ve Türk milleti olmuştur. Tarihten ibret almasını bilenler, bunu ayan beyan göreceklerdir. Durum günümüzde de aynıdır. Onun için diyorum ki; Türk devletini yıkmak ve Türk milletini parçalamak isteyen bölücüler yalnız Türklüğe değil, İslam’a da ihanet etmektedirler.

Seyyid Ahmed Arvasi’nin ülkücü hareketin tarihindeki yeri ve önemi nedir? Sizin için ne ifade etmektedir?

Arvasi Hoca şuurlu bir Türk milliyetçisidir. Milliyetçiliği, tarihin en büyük gerçeği, çağımızın en güçlü hareketi olarak görür. Tarihçilerin de ortaya koyduğu gibi, Türk milletinin İslâm’dan önce de tek Tanrı’ya inandığını belirttikleri gerçeğini vurgulayarak önemli bir sosyolojik tespit yapar: “Tarihte yontulmuş tanrısı olmayan bir tek millet vardır, o da Türk milletidir.” der. Emperyalizmin, Türk milleti üzerindeki oyunlarını bozmanın esasını; çağdaş, teknolojik üstünlüğü başarmış şuurlu Müslüman Türk olmak olduğunu ısrarla belirtir. “Bunun için, Türk-İslam kültürüne, Türk-İslam medeniyetine, Türk-İslam ülküsüne bağlı, Türklük şuur ve vakarına, İslam iman, aşk, ahlak ve aksiyonuna sahip, Türklüğü bedeni, İslamiyet’i ruhu bilen, milletini teknolojik hamlelerle dünyanın bir numaralı devleti yapmak özlemi ile çırpınan, dünya Türklüğünün, İslam dünyasının ve bütün mazlum milletlerin ümidi olmaya namzet bir gençlik yetiştirmekten başka çaremiz yoktur.”  Sözleriyle ülkücü hareketin fikri temellerini bir kez daha vurgular. İdeolojik olarak ülkücü hareketin akıllara gelen bütün sorularına ilmi cevaplar, çözümler ortaya koyan en büyük mütefekkiridir. Hem şuurlu bir Türk Milliyetçisi, hem de şuurlu bir Müslüman olarak, İslâm’dan taviz vermeksizin çağdaş olmak gerektiğini örneklerle açıklar. Ülkücü hareketin fikri planda en baştaki hocasıdır denebilir. Son asırdaki en büyük Türk mütefekkiridir.

Arvasi Hocanın Türk-İslam ülküsü anlayışından bahsedebilir misiniz?

Emperyalizm son iki asırdır bu topraklarda Türklüğün ve İslâmiyet’in birbirine zıt kavramlar olduğu oyununu perde perde oynamaktadır. Türk milliyetçisi olmanın İslâm’a aykırı, zıt anlamına geldiğini, hatta bunun küfür olduğunu söyleyen, iddia edenleri hepimiz müşahede ettik.  İslamiyet ‘posa ırkçılığını ve soy üstünlüğünü’ iddialarını, ‘cahiliyet devri âdeti’ olarak reddetmekle birlikte, asla Müslümanları soyunu kavmini, ırkını ve milliyetini ret ve inkâr etmeye davet etmemektedir. Aksine, ‘kişi kavmini sevmekle suçlanamaz’, ‘vatan sevgisi imandadır’, ‘kavmin efendisi, kavmine hizmet edendir’ diye buyuran ve veda hutbesinde ‘soyunu inkâr edene Allah’ın, meleklerin ve insanların lanet etmesini’ dileyen Şanlı Peygamberin dinini ‘milliyetlerin ve milli şuurun’ aleyhine kullanmak mümkün değildir.

İslamiyet, şu veya bu felsefi ideoloji gibi, ırkları ve kavimleri inkâr ederek kozmopolit bir dünya kurmak davası peşinde değildir. Kişi kavmini sevmekle suçlanamaz, vatan sevgisi imandandır, kavmin efendisi kavmine hizmet edendir diye buyuran ve veda hutbesinde soyunu ve sopunu inkâr edenlere Allah’ın, meleklerin ve insanların lanetini dileyen Şanlı Peygamberimizin dinini, ırkların, kavimlerin ve milli şuurun aleyhinde göstermek doğru değildir.

İslam dini, ırkları, kavimleri, milli şuurları, vatan ve millet sevgisini asla yok etmez, aksine güçlendirir. Müslüman olan ırklar, kavimler ve cemiyetler zayıflamak şöyle dursun, tarihin de ispat ettiği üzere güçlenmişlerdir. İnsanları sevdikleri adlarla çağırmayı emir buyuran Şanlı Peygamberimiz kendi huzurlarında Müslüman olmakla şereflenen başka ırktan ve kavimden insanları birer kardeş ve sahabe olarak mübarek bağırlarına bastıktan sonra onları milliyet adları ile çağırırlardı ve öylece anılmalarına ses çıkarmazlardı. ‘Bilal El-Habeşi’, ‘Selman El-Farisi’, ‘Süheyl El-Rumi’… gibi bu İslam büyükleri, o zamandan bu zamana kadar hep böylece anılagelmektedirler. Arvasi Hoca bizlere hem Türk milliyetçisi hem Müslüman hem de çağdaş olmanın zaruri olduğunu defalarca anlatır.

Arvasi Bey ‘İnsan’ı nasıl değerlendirir ve nereye oturturdu?

Arvasi Hoca’nın en önemli iki eseri Kendini Arayan İnsan, İnsan ve İnsan Ötesi kitaplarıdır. İnsan, tabiatın efendisi olan tek şuurlu, yüksek zekâya sahip, otokritik yapabilen, iyi-kötü, çirkin-güzel, doğru-yanlış, helal-haram ayrımını tercih etme iradesi bulunan, tarihi tecrübesini genç nesillere aktarabilen ve dolayısıyla kültür ve medeniyet kurabilen tek canlı varlık olduğunu açıklar.

Arvasi hocadan bahsederken ‘Asrın Yesevisi’ tabiri kullanılmaktadır. Bunu biraz açabilir misiniz? Hoca Ahmet Yesevi ile Arvasi hoca arasında nasıl bir bağ kurulmaktadır?

Hoca Ahmet Yesevi gibi Arvasi Hoca da binlerce talebe yetiştirmiş, büyük bir mütefekkir olduğu kadar gönül insanıdır. Onda İslâm’ın ahlâk ve fazileti Türklüğün vakarı görülürdü. Sanırım bunun gibi benzerlikler sebebiyle bu terim kullanılmaktadır.

Arvasi Bey bildiğimiz gibi 12 Eylül darbesinden sonra cezaevine girmişti. Arvasi Bey’in Mamak Günleri nasıldı? Neler yaşadı?

Arvasi Hoca 12 Eylül’de tutuklanmış, Başbuğ Alparslan Türkeş, MHP ve ülkücü kuruluşlar davasındaki arkadaşları ile Mamak cezaevinde kalmıştır. Burada tutuklu iken kalp krizi geçirerek GATA’ya kaldırılmıştır. Mamak günlerini anlatan hatıra kitabında daha fazla ayrıntı mevcuttur.

Teşekkür ederim.