Erşidin Erkin: “Doğu Türkistan meselesi, Türklük meselesidir, Müslümanlık meselesidir, insanlık, vicdan, namus meselesidir.”

Doğu Türkistan’da genel olarak son durum nedir?

Doğu Türkistan’da şu anki son durum, son üç seneden beri soykırıma başladılar. İnsanları ya öldürüyorlar ya da sorgusuz sualsiz hapishaneye atıyorlar. Şu ana kadar bizim üç ila beş milyon arası kan ve din kardeşlerimiz şu an hapishanelerde. Bu hapishanelere kendileri toplama kampı diyorlar. Nazi kampı, eğitim kampı vs. gibi isimlendirmeleri de var. Anne babaları bu kamplara alınmış sahipsiz olarak büyüyen yüzlerce binlerce çocuk var. Bu çocuklar da bu soğuk havada birçok zorluk çekiyorlar. Aile projesi diye bir proje uygulamaya koydular ve bu projeyle her bir ailenin yanına bir Çinli ajan yerleştiriyorlar. Bu ailelerden size bir örnek vereyim. Çinli erkek bir ajanı, erkekleri hapishaneye atılmış bir aileye yerleştirdiler. Bakın o ailede bizim kız kardeşlerimiz, bacılarımız, analarımız var. Artık bizim namusumuza göz diker oldular.

Doğu Türkistan meselesi, sadece bir parti üzerine kurulmuş ya da bir dernek, vakıf meselesi değil. Doğu Türkistan meselesi, Türklük meselesidir, Müslümanlık meselesidir, insanlık, vicdan, namus meselesidir. Bu mesele herkesin meselesidir.

Biz savaşalım diyoruz lakin savaşamıyoruz. Çünkü Doğu Türkistan’da silah, bıçak her şey yasaktır. Bırakın silahı bıçağı tırnak makası bile yasak. Normal evde yemek yapmak için kullanılan bıçaklar mutfaklara zincirlenmiş durumdadır ve bıçakların üzerinde özel numaralar bulunmaktadır.

Evet, Suriye, Yemen, Filistin bizim din kardeşimizdir, onlara da yardım etmemiz lazım. Onların elinde silah var savaşabilirler. Bizde silah da yok bıçak da yok hiçbir şey yok. Biz hiçbir zaman kendi topraklarımızı bırakarak kaçmadık, kaçmayacağız. Türklerin, bizlerin bir sözü vardır ‘Ölmek var dönmek yok’ diye, biz her zaman ölümü seçtik hiçbir zaman dönmedik, dönmeyeceğiz.

Doğu Türkistan toprağı Türk Dünyası’nın ata toprağıdır. Doğu Türkistan toprağı tarihimizin, dedelerimizin bize emanet ettiği topraklardır. Bizim bu topraklara sahip çıkmamız lazım.

Yaklaşık bir ay önce İstanbul’dan Ankara’ya bir yürüyüş gerçekleştirdiniz. Bu yürüyüşteki amacınız neydi? Yürüyüş kararınız nasıl aldınız?

1 Aralık’ta İstanbul’dan Ankara’ya yürüyüş için harekete geçtim. Biz burada evimizde rahat rahat çayımızı içerken, yatağımızda rahat rahat uyurken Doğu Türkistan’da onlarca yüzlerce kişiler ölüyor. Yüzlerce binlerce kişi hapishaneye atılıyor. Bizim bacılarımıza, kız kardeşlerimize, analarımıza tecavüz ediyorlar. Bütün bunlar olurken bizler görmezden gelirsek. Susarak rahat rahat yataklarımızda yatarsak uyuduğumuz uyku, şu içtiğimiz çaylar bize haram olur. Orda zulüm görenler hepimizin kardeşi, bacısı, anası. Biz burada özgürüz ama onlar orada özgür değiller. Biz burada rahat rahat yaşayabiliyoruz ama onlar orada zulüm görüyorlar. Biz burada istediğimiz yere gidebiliriz, istediğimizi yiyebiliriz ama Doğu Türkistan’da öyle değil. Onların sesini biz duyurmazsak kimse duymaz. Amacımız bu zulmü duyurmak, insanlara anlatmak. Biz bu zulmü anlatırken, yürürken buradaki bazı insanlar paranın pulun peşinde ya da koltuk peşinde. Ya kardeşim hiç kimsenin bir saniye sonrasının garantisi yok. Kimse birine ben senden daha fazla yaşayacağım diyemez. Ne kadar para kazanırsak kazanalım ne kadar makamımız, mevkiimiz olursa olsun hepimiz bir bez parçasıyla toprağın altına gireceğiz. Kazandığımız para, mal her şey burada kalacak. Orada zulüm gören kardeşlerimizin hakkını nasıl ödeyeceğiz? Er ya da geç bunun hesabını vereceğiz. Sadece beş vakit namaz kılmakla cennete girilmiyor. Müslüman olmanın farizası çoktur. Doğu Türkistan için kaç defa elini kaldırıp dua ettin. Doğu Türkistan’da Çinliler kardeşlerimizi öldürürken, bize terörist dediler. Asıl terörist Çinliler. Biz nasıl terörist oluyoruz? Canımızı korumak, Türklüğümüzü korumak, Müslümanlığımızı korumak ne zamandan beri teröristlik?

Yürüyüşü tamamladınız ve artık il il gezerek bu zulmü duyurmaya çalışıyorsunuz. Yaptığınız bu yürüyüş eyleminden ve 39 ilde yaptığınız muhtelif faaliyetlerden nasıl bir geri dönüt aldınız? Amacınıza ulaşabildiniz mi?

Bizim yürüyüşümüz daha bitmedi. İstanbul’dan Ankara’ya 11 günde yürüdük. Ankara’ya vardıktan sonra da illere artık arabayla gidiyoruz. İnsanlara Doğu Türkistan’da yaşanan zulmü ne kadar duyurabilirsek oradaki kardeşlerimiz için o kadar iyi olur. Planladığımız hedefe daha ulaşmadık. Gittiğimiz şu 39 ilde yerel gazetelere ve yerel televizyonlara basın açıklaması yaptık. Bu illerde bir takım yürüyüşler gerçekleştirdik. Bu illerde bizlere yarımcı olan bu zulmün duyulması için uğraş veren herkesten Allah razı olsun. Allah başımızdan eksik etmesin. Sizler var oldukça Türk Dünyası var sizler var oldukça Doğu Türkistan var. Eğer Allah bize yardım etmeseydi, sizler olmasaydınız bizler bunları yapamazdık. Bize ilk önce yüce Allah sahip çıktı sonra da sizler sahip çıktınız. Allah sesimize ses olandan razı olsun.

Sizler de biliyorsunuz bir tane köpek ölüyor günlerce, aylarca sosyal medyada dolaşıyor. Şu an Doğu Türkistan’da sizin kan kardeşiniz sizin din kardeşiniz olan insanlar ölürken Doğu Türkistan meselesi sadece  2 saat gündemde yer buluyor. Bir kulaktan giriyor diğerinden çıkıyor. Buradan evlerinde rahat rahat uyku uyuyabilen kardeşlerime sesleniyorum, kardeşim evine girdiğinde evindeki çocuklarını, kız kardeşlerini, anneni görürken şu Doğu Türkistan’daki kardeşlerini, bacılarını, anneni de gözlerinizin önüne getirin.

Elinizi vicdanınıza koyarak kendi vicdanınızı bir sorgulayın. Biz ne yapıyoruz? Bu Dünya’ya Allah bizi neden getirdi? Biz neden yaşıyoruz? Müslümanım diyorsanız elhamdülillah biz de Müslümanız. Türk diyorsanız bizim damarlarımızda akan kan Türk kanıdır. Eğer biz bunlara sahip çıkmazsak cebimizde taşıdığımız Türk kimliği ile Türk olmuyoruz. Türk, vicdanı ile kalbi ile kanı ile imanı ile Türk’tür. Türk’ün altı bin senelik tarihi var. Bunu unutmayalım.

Mademki hiçbir şey yapamıyoruz. Biz sizlerden para istemedik ya da gidin bizim için savaşın da demiyoruz. Ölsek de biz ölelim. Sizler sesimize ses olun, bize destek olun. Herkese duyurmak bize yeter. Doğu Türkistan meselesini Dünya’ya duyuralım, anlatalım.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından her hangi bir destek gördünüz mü? Hangi Sivil Toplum Kuruluşu tarafından destek gördünüz?

Allah razı olsun, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, her zaman bize kapısını açık bıraktı, ekmeğini bizlerle paylaştı. Aynı şekilde Türk halkı da bize her zaman kapısını açık bıraktı her zaman bizimle ekmeğini bölüştü. Bunun dışında Milliyetçi Hareket Partisi, Ülkü Ocakları, Büyük Birlik Partisi, Alperen Ocakları, İyi Parti, Türk Ocakları tarafından destek gördük. Ama şunu eklemek isterim ki Doğu Türkistan meselesi partiler, vakıflar üstü bir meseledir. Türklük, İslamlık ve İnsanlık meselesidir.

Doğu Türkistan meselesi için genel olarak bakıldığında ne yapılması gerekiyor?

Biz sizlerden şunu istiyoruz. Bizim Allah vergisi bir sesimiz var, bu sesi bizden kimse alamaz. Eğer halk Doğu Türkistan’daki zulme karşı dur derse sesimize ses olursa inşallah bu ses daha yüksek çıkacak tüm Dünya duyacak ve inşallah ilk olarak zulüm duracak.

Yani, Çin hükümetinin uluslararası bir baskı altında kaldığı takdirde bu zulümlerin duracağını ya da hafifleyeceğini mi düşünüyorsunuz?

Evet, eğer böyle bir baskı olduğu takdirde zulümlerin duracağını düşünüyoruz. Size şunu anlatayım, kardeşiniz dayak yerken siz hiçbir şey yapmadan durursanız kardeşiniz daha fazla ve daha şiddetli dayak yiyecektir. Ama kardeşiniz dayak yerken olaya siz müdahil olursanız kardeşiniz dayak yemekten kurtulur. İşte bütün mesele bu.

Türkiye, Türk Dünyası bunlar kardeş, Çinliler bizim kardeş olduğumuzu biliyor. Bizim tarihimizi biliyor. Kürşad’ı ve kırk çerisini biliyor. Bizim onların başına nasıl bela olabileceğimizi iyi biliyorlar.

Ama kardeşleri dayak yerken Türk Dünyası, Türkiye susuyor.

Son olarak şunu sormak istiyorum. Malum Türkiye’de Doğu Türkistan meselesi ortaya çıktığında ve halk buna tepki göstermeye başladığında çok rahatsız olan bazı çevreler oldu. Hemen harekete geçtiler, hatta sizin hakkınızda çeşitli ithamlar bulunmaya başladılar. Bu gruplar genellikle eski Maocu, Doğu Perinçek etrafında bir araya gelmiş, bugün Avrasyacı diye isimlendirdiğimiz Rusya, İran ve Çin yanlısı olan gruplardan bahsediyoruz. Bunların sizin hakkınızda sürekli dile getirdikleri ve Türk milliyetçileri ile en fazla münakaşa ettikleri konu, “bunlar Amerikan ajanıdır, bunlar Amerika’nın Çin’deki politikalarını gerçekleştirmeye çalışan insanlardır” gibi bir takım iftiralara maruz kalıyorsunuz. Bu iftiralara karşı ne cevap vermek istersiniz?

Öncelikle insan, bunların Türk olduğundan bile şüphelenir. Çünkü beş milyon insan orada ölürken Çinlilerle anlaşma yapmış Çin’in parasıyla burada mülk edinmiş onların ağzıyla konuşan bu insanlarla münakaşaya girmek bile yanlış bir davranış. Yani, onlara diyeceğimiz bir şey yok. Onlara, zaten öbür dünyaya gidince Allah en büyük cevabı verecek. Doğu Türkistan’da zulüm olduğunu herkes biliyor,  sadece Türk Dünyası değil. Çin’e gidip gelen bir insanın bile bunları söylemesi gerçekten çok şaşırtıcı. O yüzden bunlara diyecek bir şeyimiz yoktur. Doğu Perinçek dediğimiz ama bizim Seyit Tümtürk başkanımıza CIA adına çalıştığını söylüyor, bunların hepsi yalandır, bunların hepsi iftiradır. Seyit Tümtürk dediğimiz adam ABD’ye gidemiyor ki. Bunları onlar çok iyi biliyorlar ve bunları bile bile bizim davamızı zedeleyecek bir takım girişimlerde bulunuyorlar. Vicdanı olan bir insan bunları söylemez.