Fahri Erenel: “Tam profesyonel askerlik sistemi diye bir kavram Türkiye’de kesinlikle olmamalıdır. Çünkü tam profesyonelliğin karşılığı ücrettir”

Emekli Tuğgeneral Fahri Erenel ile geçtiğimiz günlerde açıklanan yeni askerlik sistemini konuştuk.

Yaklaşık 2 aydır gündemde olan ve geçtiğimiz günlerde mecliste onaylanan yeni askerlik sistemi bizlere ne söylüyor? Türk milleti açısından son derece önemli olan Türk ordusunda ne gibi değişimleri öngörüyorsunuz?

Türk silahlı kuvvetleri sadece yeni askerlik sistemi ile değil uzun süredir kendi organizasyonel yapısında asker tedarik sürecinde bir dönüşüm başlatmıştı. Özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başına uzun yıllardır bir sorun olarak ortaya çıkan iç güvenlik dediğimiz terörle mücadele gibi bunun benzeri Suriye’de ve Irak’ta ortaya çıkan bir takım ciddi sorunlar, Doğu Akdeniz’de ortaya çıkan sorunlar… Türk Silahlı Kuvvetleri dünyadaki teknolojik gelişmeleri takip ederek, sahip olduğumuz harp silah ve araçlarının özelliklerinin sistemsel olarak uzman tarafından kullanılmasının gerekliliği profesyonel bir sisteme geçmesini gerektirmişti. Zaman zaman açılan sınavlarla askerliğini yapmış olan kişilerin uzman erbaş veya sözleşmeli er olarak silahlı kuvvetlere katılması sağlanıyordu. Şu anda temel hedef tüm operasyonel birliklerin yani terörle mücadele eden Afrin’de, El-Bab’da gördüğümüz veya yurt dışında barış operasyonlarına gönderdiğimiz Afganistan vb. yerlerde personelimiz tamamen profesyoneldir yani ya subay astsubay ya uzman erbaş ya da sözleşmeli erdir. Buradaki er artık profesyoneldir. Yani maaşını alan askerliği meslek olarak öğrenen herkes profesyoneldir. Profesyonellik sadece alana özgün lisans, yüksek lisans mezunu olmak değil bu mesleğin gerektiği yeterlilikleri karşılayacak eğitim ve uygulamadan geçen herkes bir meslek icra ediyor demektir. Dolayısıyla bu bir sözleşme/ücret karşılığı yapılıyorsa normal şekli ile bunu bir işçi işveren ilişkisi şeklinde düşünmek gerekiyor. Hudut birliklerinin önemli bir kısmı, operasyonel birliklerimiz terörle mücadele eden birliklerimiz, Kıbrıs’ın cephe hattının önemli bir kısmı dâhil olmak üzere kritik tesisleri koruyan, silah sistemlerini kullanan örneğin insansız hava araçlarını sevk ve idare eden yerlerde bunun dışında ASELSAN’ın geliştirdiği sistemleri yöneten kişiler profesyonel olmalıdır. Bu sistemler hassas sistemlerdir. Çünkü bu sistemlerin bir iki saatlik eğitimler öğrenemezsiniz. Bu yüzden kadrolarda buna yönelik düzenlemeler yapılmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri şu anda bu yapısı ile bir yandan milletin bağrından gelen ve anayasa gereği yükümlülüğünü yapmak için silahlı kuvvetlere gelerek ve harp sanatını öğrenmek zorunda -anayasal bir gereklilik çünkü bu- olan vatani görevini yerine getirmekte olan bir grup var. Diğer bir grupta bu işi profesyonel olarak yapmakta.

Meslek olarak tanımladığımız grup içinde yer alan askerlik mesleğini fiilen icra eden askerler. Diğerleri gönüllülük esaslı, gönüllülük değil bir yerde zorunluluk esası ama diğer tarafta da profesyonelliğe dayalı askerlik mesleğini yerine getirme esaslı. Şu an için bunun ismini koymak gerekirse yarı profesyonel askerlik sistemi demek mümkün. Bunlar esasında Türkiye’nin operasyonel gücünü etkilemeyecektir. Çünkü yükümlü olarak askere aldıklarımız daha çok lojistik, kışla emniyeti gibi görevlerde kullanılıyorlar. Hatta önemli araçları bile kullanan, örneğin otobüs gibi Silahlı Kuvvetleri’nin kamyonlarını ve tırlarını kullanan, tanklarını kullananlar, hep uzman çavuşlar ve uzman onbaşılardır. Yani bunlar erlerin bu tür kritik malzemeleri silah sistemlerini kullanmaları kritik yerlerin nöbetlerini tutmaları zaten uzun yıllardır kadro değişikleri ile azaltılmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri artık giderek Batı ülkelerinin çoğunda da olduğun gibi profesyonel sisteme geçiyor. Genellikle vatandaşlarımızda gençlerimizde ciddi anlamda rağbet var. Uzman erbaş sınavları da sürekli Ankara’da açılıyor ve çok kalabalık bir kitle katılıyor. Bunda tabii ki işsizliğin önemli bir etkisi var. Fakat diğer benzeri durumda olan, işsizlikle iç içe olan ülkelerde bu tür yapılar açıldığında başvurular yok denecek kadar az oluyor.

Tabii ki bu Türk insanının ordu-millet bütünleşmesinin önemli bir aracıdır. Fakat profesyonel yapıda bu sistem etkisini yitir mi? Ordu millet bütünleşmesini etkisiz hale getirir mi? Bence getirmez. Çünkü profesyonel askerler de esasında temel eğitimlerini vatani görevini yaparken alıyorlar ondan sonra profesyonel oldukları için bu süreçte ordu millet düzeninin özünü ve silah arkadaşlığı kavramını öğreniyorlar. Sonuçta hiç eline silah almamış birisi gelmiyor. Yurt dışında da böyle olabiliyor ama bizde asker-millet bütünleşmesine olumsuz etkisi olmayacaktır. Silah arkadaşlığı kavramına da etkisi olmayacaktır. Dolayısı ile bu erteleme yaşları ileri alındı. 22-25-28 yaşları ertelemesi çok uzun sürüyordu. Bu da yükümlülerin hem ailevi olarak hem maddi olarak sıkıntıya sokuyordu. Son yaşlarına kadar bir türlü askere gitmek istemiyorlardı. Bu da Türkiye’de ciddi bir birikim sağlıyordu. Bu yüzden de sık sık bedelli yasaları çıkartılıyordu. Bu birikimi eritmek için yılda 145.000 kişi bedelli olacak. Tabii bunun bir ücret karşılığı yapılmasının tamamen ordu-millet bütünleşmesine zararı ne olur? Bunu zaman gösterecek yani mutlaka olumsuz etkileri olacaktır diye düşünüyorum

Özellikle son dönemde Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı iç ve dış tehditlerde artış söz konusu olduğunu söylemekteyiz askerlik sistemi Türk milletinin bekasını nasıl etkileyecektir?

Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafi konum ve etrafındaki tehditleri dikkate aldığımızda birçok ülkeden farklılıklar gösteriyor. Bir de ülkemizin ekonomik durumunu dikkate aldığınızda %100 bir profesyonel yapıya kısa zamanda ulaşmak elbette mümkün. Gerekli ekonomik desteği sağlarsanız -kadro ücreti vb.- çok kısa zamanda profesyonel olursunuz ama bu Türkiye’nin ordu-millet bütünleşmesinin peygamberler ocağı diye adlandırdığımız yüce kurumun Türk insanı gözünde düşmesine sebep olmaz. Çünkü kışlalara gelen, yemin törenlerini izleyen erkek veya kadın herkesin gözlerinden yaşlar geldiğini görüyoruz. Evet eksiklikler hatalar zaman içerisinde bireyler tarafından yapılabiliyor ama bunu geçmişi 2000 yıldan fazla olan Türk silahlı kuvvetlerine mal etmek mümkün değildir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tamamı milletin bağrından çıkarak geliyor. Ülkeyi bir takım güçler ikiye bölebilir olabilir ama bu bütünlüğü sağlayacak olan Farklı etnik gruplardan olan vatandaşlarının aynı yatakta altlı üstlü yatmaları aynı yerde yemek yemeleri. Bu sistem aynı zamanda Türkiye’nin parçalanmasını isteyen yabancılar önünde en önemli set olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle Türkiye bence hiçbir zaman tam profesyonel yapıya geçmemeli. Bunun üstünde değişiklikler olabilir, denendikçe yeni sistemlerde eklemeler olabilir. Türkiye’nin hem içyapısına uygun olabileceğini hem de dışarıya yönelik olarak da herhangi bir güvenlik konusunda bir sıkıntı yaratmayacağı kanaatindeyim.

Düzenlemenin içeriğine baktığımız da hâlihazırda vatani görevini yapmakta olan Mehmetçiklerimizden 6 aylık süresini geride bırakanlar için terhis olmaları söz konusu. Bu manada Türk ordusundaki ani azalma neyi ifade ediyor?

Değişimde kurumların her birinde ciddi bir planlama ve ciddi bir değişim yönetimi gerekmektedir. Bunun karar alıcıları Cumhurbaşkanlığı’ndan başlamak üzere Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı bunun fayda ve zararlarını mutlaka ortaya koymuşlardır. Sanırım zaten güncelleme ve bazı teknik nedenlerden dolayı bayramdan önce yapılması gereken meclis görüşmesi sonrasına ertelendi. Yani bir takım sıkıntılar belirlendi ki bence bunların biraz daha netleştirmek ya da buna ilişkin çözüm yolları üretmek iyi olur. Çünkü Türkiye’nin etrafında, Türkiye’nin zayıflamasını ve bir hatasını kollayan değişik terör örgütleri var. Yunanistan gibi Amerika’nın suyundan giden, İsrail gibi Amerikasız hareket edemeyen ülkeler, Suriye’de bir takım unsurlar, YPG dediğimiz terör unsurları, sınırlarımıza yönelik son 15-20 yıldır artan terör örgütlerinin uzaktan göğüs göğse çarpışmayı göze alamayarak yaptıkları saldırılar… Bütün bunları bir araya koyduğumuzda esasında Türkiye ciddi bir güvenlik sorunu ile karşı karşıya. Aslında bu bir beka meselesi. Ama bu bekayı sağlayacak olan ekiplerimiz FETÖ’den ciddi darbe yemiş olduğu için eksiklikler oluyor. Gidenlerin uzun süreli tecrübelerinin yerini yeni alanların bireysel olarak kapatmaları mümkün. Ama sonuçta lidere olan güven, liderin uygulamaları ile perçinlenir. Dışardan alıp kısa süreli bir eğitimle buraya katılanlar yanındaki diğer tecrübeli isimlerle bir arada bulundukça sahaya ve bölgeye hâkim olma imkânı artar. Elbette bu değişim süreci iyi yönetilmezse bir takım zafiyetlere de yol açabilir. Her ne kadar geri hizmet de diyorsak da düşünün: Kışlanın güvenliğini eğer bu ekipler -vatani görevini eğitimli olarak yapanlar- karşılıyorsa bunların kısa süre içinde terhis olmalı birlikleri olumsuz etkileyecektir elbette.

Peki, nelerden yararlanılabilir? Teknoloji aktif hale getirilebilir. Yani bizim gece görüş sistemlerimiz var, insansız hava araçlarımız var. Gece gündüz gözetleme yapabilen sistemlerimiz var. Bir yeri kontrol etmek güvenliği sağlamak sadece oraya birisini dikerek olmayabilir bunun farklı yöntemleri var. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin içinde de bu tür teknolojiler var. Yemek hizmetleri yapılması yemek firmaları ile o eski sıkıntıları giderecek anlaşmalar yapılarak bir işi telafi edebilir. Servis hizmetlerinin çoğu nasıl diğer firmalara verildi ise bunlarla ilgili bir takım çalışmalar yapılabilir. Silahlı kuvvetlerde her dönem ortalama 400.000 insan yıllık olarak askere alınır her bir tertip 50.000-60.000-75.000 arası değişir. Dolayısı ile 3 tertip hesabı yaparsak yaklaşık 200-220.000 civarı yapar. Böyle geri kalan 1 tertip eğitim birliğinde 1 tertip acemi birliğinden 1-1 buçuk aya yeni kışlaya gitmiş baktığımızda eğer bu durumda yaklaşık 3 tertibin birden terhis olması gerekiyor. Silahlı kuvvetlerin elinde kalan 2 adet celp dönemi oluyor. Biri acemi birliğinde diğeri acemi birliğini yeni bitirmiş olanlarda. Ama bu bir zafiyet midir? Evet, yani bu açıdan baktığımızda tecrübeli personelin az sayıda olması Tabii Türkiye’de bir şekilde cezalandırmak isteyen Amerika terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürebilir. Bu yüzden de tabii ki buralarda gerekli tedbirler mutlaka alınır. Ya kışlaların bir araya getirilmesiyle ya da dediğim gibi teknolojinin verdiği imkânlardan yararlanılarak yeni tedbirlerin alınması ile kapatılabilir. Yani bu tür olaylar zaman zaman olur. Sonuçta bu bir değişimdir ama o değişimin her işletmede her kurumda olduğu gibi çok iyi yönetilmesi gerekir. Bunun içinde bu işin içinde olan herkesin eğitilmesi gerekir ve herkesin bu değişime inanması gerekir. Askerler, komutanlar karar verene kadar sürekli olarak öneride bulunabilirler. Ama bir karar resmi hale geldikten sonra bir askerin yapması gereken tek şey vardır o da orada komutanın verdiği karara uymak. Onu en iyi şekilde uygulamak için elinden geleni yaparak çaba sarf etmesidir. Bunda da sorun oluşmayacağını düşünüyorum. Ama bir yandan da bu FETÖ olayı işte geçenlerde 28’e yakın görevde olan üst düzey teğmen tutuklandı. Bunlar da tabii lider kadrosuna ciddi bir zarar veriyor. Bunu da mutlaka dikkate almışlardır diye düşünüyorum

Bedelli askerliğin kalıcı hale getirilmesi ve yine askerlik görevini 6 aylık zorunlu süreden sonra devam etmek isteyenlerin harçlık adı altında ücret almaları askerlik görevini bir iş haline mi dönüştürüyor?

Askerlik mesleğinin tanımlanması çok eski tarihlere gidiyor. Esasında dünyanın en eski tanımlanmış mesleği askerliktir. Hatta Napolyon bile Napolyon savaşları sırasında önce profesyonel askerlik sistemini denemiştir. Dünyada ilk yükümlü sisteme geçen yani zorunlu askerlik sistemini getiren Napolyon olmuştur ve Napolyon bunun temel nedeni olarak paralı olan askerlerin yani ücret alarak bu işi yapanların aidiyetlerinin yoksun olduğunu vatan millet gibi kavramların zayıfladığını ve bu işin para karşılığı yaptıkları için de bir takım riskleri almaktan çekindiklerini söylüyor. Dolayısıyla askerlik mesleği risk mesleğidir. Yani riskin olmadığı bir savaş düşünemezsiniz. Adımınızı çatışma ortamına attığımız zaman her türlü risk sizinle birliktedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde bile son on yıl tartışılıyor. Amerika tam profesyonel sisteme geçti. Daha önce Amerikalılarda da zorunlu askerlik sistemi vardı. Anayasa olarak bunu kaldırdılar ve şu anda sosyolojik anlamda bunun yarattığı sonuçları tartışıyorlar. Tekrar eski sisteme mi dönelim yoksa dönmeyelim mi diye… Bu yüzden tam profesyonel sistemi diye bir kavram Türkiye’de kesinlikle olmamalıdır. Çünkü tam profesyonelliğin karşılığı eşittir ücrettir. Ücret aldığınız anda olayı maaşa bağladığınız anda olay ister istemez insanın bünyesinde farklılaşıyor. O zaman dediğim gibi bu ücret eğer verilecekse bile tabii bunun ne şekilde verileceği harçlık olarak olmaz harçlığın rakamı bellidir 50 lira 100 lira… Ama sonuçta 2000 lira net bir rakamdır. Bunun net bir sözleşme karşılığı verilmesi gerekir.

Ayrıca bir sözleşme bir performans değerlendirilmesi mutlaka yapılacaktır. Aksi takdirde herkes ikinci altı aydan sonra kalmaya başlar. Oturdukları yerden 2000 lira almaya başlarlar ve temel amaç o değil. İlk 6 aydan sonra bu insanlar belirli bir takım özellikler kazandırılarak her ne kadar operasyonel birlikler olmasalar da biraz daha yarı profesyonel yerlerde kullanılabilirler. Kadro farklılaşması olur ve sonuçta böyle bir imkân olabilir. Bu yüzden ve tabii ki bu da denenerek bunun normal işleyişin yol haritası belirlenecektir. Bunun faydaları, mahzurları ortaya çıkacaktır. Sonra bu ücreti alan 2000 lira alan kişiler kışlalarda mı kalacaktır yoksa uzman çavuşlar gibi mesai bitince kışla dışına mı çıkacaklardır? Bunların elbette tam yönetsel anlamda ilkelerinin ortaya koyulması gerekiyor. Yani ilk “6 ayın bir ayı temel eğitim, ikinci 5 ayı da yaptım ben askerde kalmak istiyorum altı ay” dedi. Artık bir sözleşme imzalanacaktır. Ayda 2000 lira para veriliyor. Bu kişi akşam işi bittiği zaman tekrar yemesini içmesini silahlı kuvvetlerden karşılarsa bu maliyet artacaktır. Bu maliyeti eklediğinizde de oldukça yüksek bir rakam ortaya çıkacaktır. Yani bunun iyice dengelenmesi gerekiyor. Yani ücret konusu teşvik için elbette iyidir ama terhis olduktan sonra TOKİ’den öncelikle yararlanmak askere tekrar geldiğinde profesyonel olarak öncelik vermek gibi birtakım ilave teşviklerde var.

Hali vakti yerinde olmayanlar bile bir an önce evlenmek, işe girmek maksadıyla bankadan kredi çekerek borç alarak bu sistemin içine girerse birçok yeni mağdurlar daha ortaya çıkabilir. Tabii bir de bedelli askerlik kesinlikle ayrı kışlalarda yapılacak yan yana tutmamak lazım. Parası olan kurtuluyor parası olmayan bu sistemi tamamen 6 aya kadar devam ettiriyor gibi bir mantık yürütülmemeli. Bunun önlemini hem devlet kademesinde hem de silahlı kuvvetler kademesinde almak gerekir. Sürekli hale getirdiğinizde olumlu yansımasından daha çok olumsuz yansıması olabilir. Şimdiye kadar belli zamanlarda çıktığı için fazla etkisi olmuyordu. Ama sürekli hale getirdiğinizde olumlu yansımasından daha çok olumsuz yansıması olur bunu çok iyi kurgulamak gerekir diye düşünüyorum.