Gönül ve Siyaset

Yaradılanı severim,

Yaradandan ötürü.

Yunus Emre’nin bu mısraları ne derin mânâ yüklüdür?

Bunu başarabiliyor muyuz? Başarabilenlerimiz vardır elbet. Derviş gönüllü olanlarımız… Onların çoğunlukta olmadığını düşünüyorum. Çoğunlukta olsalardı her gün ‘yaradılanı sevmemek’ yüzünden olmuş bunca olayla karşılaşmazdık.

Gariptir, hemen herkes Yunus’un bu mısralarını ve dahi öteki mısralarını sever, sevdiklerini söyler de, dilleri ve fiilleri bu sevgiyi doğrulamaz.

Derviş gönüllü insanlara ihtiyacımız var ama bütün toplum derviş gönüllü insanlardan oluşamaz. Bu bir hayaldir, ütopyadır. Hele siyasîler… Siyasetle uğraşanlar derviş gönüllü kimseler olamaz. Olmalarını bekleyemeyiz. Siyasetin tabiatına aykırıdır bu.

Politikacılar taraftarlarını sever, muhaliflerine, rakiplerine yüklenir. Hem de ne yüklenme? İnsan kullanılan ağır, çirkin sözleri duydukça, tarafların ithamlarını, aşağılamalarını, karalamalarını dinledikçe, tarafların kibrini, hırsını, öfkesini gördükçe “Hani yaradılanı Yaradandan ötürü seveceğinizi söylüyordunuz?” diye düşünmeden edemiyor. Saadettin Kaynak bestesi bir şarkı vardır, “Ay doğdu batmadı mı, elâ göz yatmadı mı” diye başlar, devam eder: “Seni yaradan Allah, beni yaratmadı mı…”

Kısacası olmaz! Politikacı “yaradılanı Yaradan’dan ötürü”, yani ayırmadan, yani dışlamadan, kayıtsız şartsız sevemez. Politikacı böyle bir iddia ile ortaya çıkmamalıdır. Politikada ‘biz’ vardır, ‘onlar’ vardır. ‘Onlar’ hırpalanır.

Ne diyor Yunus:

Bir kez gönül yıktın ise,

Bu kıldığın namaz değil.

Siyaset gönül yıkmak üzerine kurulu. Siyaset rakiplerini sevmemek üzerine kurulu. Ne münasebet diye itiraz edebilirsiniz amma rakiplerini hor gören, küçümseyen, azarlayan, aşağılayan biri “yaradılanı severim Yaradandan ötürü” dediğinde nasıl inanacağız? Sevgi nedir?

Derviş gönüllüyüm diyen, böyle bir iddiası olan insan siyasete hiç girmesin. Yunus’u örnek aldığını söyleyen insan siyasete girmesin. Siyasete girmişse Yunus’tan örnek vermesin. Yunus elinde asâ, sırtında abâ Sakarya boylarında tefekkürdeydi. Onun:

Kastım budur şehre varam

Feryad ü figan koparam

demesi, düştükleri yanlışlardan dolayı insanları omuzlarından tutup sarsma, uyarma, uyandırma gayretidir. Yoksa kendisine taç, taht, post edinmek için şehre koşup feryad figan koparmak değildir. Akşam yine asâsı ve abâsıyla dergâhına çekilecektir.

Siyaset ile dervişlik birbirine uygun olmayan iki saha.  “Biz uyduruyoruz” diyen, evet, “uyduruyordur,” samimi değildir. Siyasîlerimizden derviş gönüllü olmalarını beklemiyoruz, samimi olmalarını istiyoruz. Dürüst, özü sözü bir…

Ne diyor Yunus:

Sövene dilsiz gerek,

Dövene elsiz gerek.

Mümkün mü? Mümkün olmadığı her gün ispatlanıyor!

Yunus mizacı dünyaya iltifat etmemektir. Nimetlerine, makamlarına, koltuklarına, zenginliklerine… Dünyaya ait ne varsa elinin tersiyle bir yana itebilmektir.

Ben dünya tarihinde hiçbir siyaset adamının ya da kadınının bütün bunları elinin tersiyle bir yana itebildiğini görmedim, okumadım. Birbirine yakışmayan bu iki sahayı ısrarla bir araya getirmeye, uzlaştırmaya çalışmak abesle iştigaldir.

Siyasîlerimiz derviş gönüllü değil diye kınamıyorum. Politika ile uğraşanlardan derviş gönüllü olmalarını beklemiyorum. Asla! Ama samimî olmalarını istiyorum. Ya o, ya bu! Hem politika yapacağım, hem derviş gönüllülükten dem vuracağım dediğinizde inandırıcı olmuyor.