Reşat Salihi: “Irak, kendi vatandaşını koruyamaz, yolsuzluğa, işsizliğe, emniyet sıkıntılarına bir çare bulamazsa bölgede yeni bir göç dalgası başlayacak ve bu göç dalgasında da en büyük pay Türkiye’ye düşecektir”

Gazeteci-Yazar Reşat Salihi ile son dönemde Irak’ta yaşanan olayları ve bölgedeki Türkmen kardeşlerimizin durumunu konuştuk.

Irak’ta, işsizlik ve yolsuzluğu protesto etmek amacıyla başlayan gösteriler ekim ayının başından bu yana şiddetini artırarak devam etmektedir. Öncelikle bir aylık zaman zarfında yaşananları özetler misiniz?

Geçtiğimiz ay, 1 Ekim tarihinde yolsuzluk, işsizlik, şehirlerin düzensizliği ve çeşitli nedenlerden dolayı, başta başkent Bağdat olmak üzere Irak’ın çeşitli şehirlerinde gösteriler düzenlendi. 2003 yılından, Saddam’ın çöküşünden beri rahatına ermeyen Iraklı vatandaş deyimi yerinde ise “Canına tak etmiş” ve gösterileri düzenlemiştir. İki aşamada gerçekleşen gösterilerin ilk aşaması, “Arbainiyye” ziyaretinden önce 1 Ekim tarihinde gerçekleşmişti. 150’den fazla ölü, 8000’e yakın yaralı ise sadece kısa bir sürenin içinde gerçekleşti. “Arbainiyye” ziyaretleri yüzünden duraksayan gösteriler, geçtiğimiz hafta 25 Ekim tarihinde daha güçlü ve daha istikrarlı bir şekilde başladı. Emniyet güçleri aynı şekilde sert müdahalelerine devam ederek, bu sefer de göstericiler tarafından çok fazla kayıp yaşandı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre toplamda 250 ölü,11 bin kişinin ise yaralandığı duyuruldu.

İstifa etmesi istenen başbakan Adil Abdülmehdi ise görevine ısrarlar devam etmektedir. Komşu ülke İran’ın, Irak içişlerine karışmasından dolayı halk bir nevi de İran’a karşı ayaklanmış oluyor. İran’a yakınlığı ile bilinen büyük siyasi partilerin güney şehirlerindeki gösteriler sırasında hepsi yakıldı. Kerbela kentinde İran başkonsolosluğu üzerine Irak bayrağı göndere çekildi. Bütün bu olaylara Irak Çevik Kuvvet Polisi en sert şekilde müdahale etti. Kerbela’da bir günün içinde sivil göstericilere rastgele ateş açıldı ve 18 kişi hayatını kaybetti 850’den fazla kişi de yaralandı.

Bütün bu saldırılara rağmen direnen vatandaşların istekleri nelerdir? Gösterilerin başlıca nedenleri; ardı arkası kesilmeyen yolsuzluk, işsizlik ve sosyal yaşamın giderek zor bir hâl almasından kaynaklanmaktadır.

2014-2018 yılları arasında başbakanlık yapan Haydar İbadi döneminde birçok yolsuzluğun önüne geçilmiş. Kerkük, Musul, Salahattin gibi önemli şehirlerde ise devlet tekrardan kontrolünü sağlamıştı. Şimdiki başbakan Adil Abdülmehdi’nin görev süresince ise Kerkük konusunda Kürtlere verdiği tavizler ve seçimlerin üzerinden bir yıldan fazla geçmesine rağmen hükümet kabinesini tamamlamaması, birçok tepkiye neden olmuştur.

250 kişinin hayatını kaybettiği bu gösterilerde 11 bini aşkın kişi de yaralanmıştır. Tabi bu ölenlerin birçoğunu da gösterilerin olduğu bölgelerde gerçekleşen keskin nişancı saldırılarına da bağlamamız gerekir. Çünkü, Bağdat ve güneyindeki şehirlerde gerçekleşen gösterilerde keskin nişancı olduğu iddiası, Irak’ın en büyük haber kanallarından olan “Al Sharqiya News” tarafından ortaya atıldı. Keskin nişancının, İranlı olduğu iddiası ise gösteriler sırasında çekilen videolar ile teyit edildi. Yüksek binalara konumlanan ve oradan göstericilere ateş açan bir kişi, göstericiler tarafından da yakalandı.

Gösterilerin olası bir iç savaşa dönüşme ihtimali ne derecededir? Gerek Irak devletinin gerekse bölgedeki diğer devletlerin iç savaş tehdidine karşı alması gereken önlemler nelerdir?

Her dönem farklı sıkıntılar çeken Iraklı vatandaşlar, Irak’ta söz sahibi olan devletlerin oyunu ile geçtiğimiz dönemde IŞİD sayesinde, Sünni ile Sünni çatışmasına şahit olmuştu. Bu sefer ise, gösteriler neticesinde, Şii ile Şii’yi birbirine vurdurmak gayesindedirler. Nitekim başarılı da oldular. Çoğunluğu Şiilerden oluşan göstericiler, Şii siyasi partilerin tamamına saldırılar düzenlemektedir. Babil kentinde, Irak Türkmen Cephesi bürosu hariç, bütün siyasi parti büroları göstericiler tarafından ateşe verildi.

Bölgedeki diğer ülkelerin durumuna gelirsek, İran ve Amerika arasında garantörlük rolleri değişmektedir. Hem Suriye’de hem de Irak’ta kendi gücünü bastırmak isteyen bu iki ülkenin çatışma sahası, Irak olacak gibi duruyor. Herhangi bir çatışmanın yaşanması durumunda da bütün bu vatandaşların akın edecekleri tek ülke var. O da Türkiye’dir. Türkiye Cumhuriyet henüz Suriyeli mülteciler konusunda net bir çözüme ulaşamamasına rağmen Irak’tan gelecek bir göç dalgası ile zorluk çekebilir. Suriye’deki iç savaş meselesi ile hemen hemen aynı olan bu gösterilerin sonu iç açıcı değildir. Türkiye Cumhuriyeti henüz Suriyelileri kendi ülkelerine gönderememişken, yeni bir göç dalgası ile karşılaşması an meselesidir. Şüphesiz ki Irak, kendi vatandaşını koruyamaz, yolsuzluğa, işsizliğe, emniyet sıkıntılarına ve çevre kirliliğine bir çare bulamazsa, bölgede yeni bir göç dalgası başlamış olacaktır. Bölgedeki ülkeler arasında refah seviyesi en yüksek olan ülke de Türkiye’dir. Bu göç dalgasının da en büyük payını Türkiye alacaktır.

Alınması gereken önlemlere gelirsek. Bütün komşu ülkeler, durumun Suriye gibi olmaması için bir araya gelmeli ve ortak çözümler üretmelidir. Aksi takdirde, mezhep ve millet karışıklığı olan Irak’ın durumu çok daha vahim bir hâl alacaktır.

Geçtiğimiz hafta yaşanan, Başbakan Abdülmehdi’nin istifası ve Cumhurbaşkanı’nın yapmış olduğu açıklamalar ne ifade etmektedir?

Irak’ta cereyan eden bu olaylara ilişkin, Cumhurbaşkanı Berham Salih bir açıklama yaptı. Berham Salih açıklamasında; Irak’taki yolsuzluğa ve Irak’a bağlılığın en güçlü şekilde olması gerektiğini vurguladı.

Bir cumhurbaşkanının böyle bir açıklama yapması gayet doğal aslında. Ancak gel gelelim Berham Salih, gayri meşru Kürt referandumu döneminde referanduma en büyük destek veren kişi olmuştur. Irak’a bağlı olunması gerektiğini söyleyen Berham Salih, Irak’ı bölmek isteyen bir kişidir.

Cumhurbaşkanı Berham Salih, Başbakan Adil Abdülmehdi’nin yakın zamanda istifa edeceğini de açıklamıştı. Fakat şu ana kadar Abdülmehdi’nin böyle bir girişimde bulunması söz konusu bile olmamaktadır.

Eski başbakan ve El Nasır koalisyonu lideri Haydar İbadi, Sadır Hareketi lideri Mukteda El Sadır ve Irak Türkmen Cephesi başkanı Erşat Salihi, hükümete karşı muhalefet kurmuştur.

Bu muhalefet, parlamento başkanına, erken seçim yapılması için bir talep sundu. Resmi olarak göstericilere en büyük desteği sunan da yine aynı şekilde bu muhalefettir.

Yine geçtiğimiz haftalarda birtakım saldırılara maruz kalan Irak Türkmenleri’nin durumu nasıldır? Yaşanan olaylara karşı Türkmenlerin duruşu ne şekildedir?

Haksızlığa, görmezden gelmeye ve en çok mağduriyete uğrayan Irak Türkmenleri’nin durumu bu gösteriler neticesinde de gene zor bir hâldir. Irak Türkmenleri olarak biz de bu gösterilere en büyük şekilde desteğimizi sürdürmekteyiz. Ancak gösterilerin Kerkük’te yapılmasına da şiddetle karşı çıkmaktayız. Bağdat’taki göstericilere çeşitli yardım sunan Türkmen vatandaşlar, Kerkük’teki durumun gösterilere el vermediğinin de bilincindedir.

Peşmerge, bir karışıklık olmasını beklemekte ve ilk iş, Kerkük’ü tekrardan işgal etme hedefindedir. Bunun yanında IŞİD de Kerkük’te gerçekleşecek her hangi bir durumu bahane ederek Kerkük’e saldırılar yapacaktır. Tazehurmatu ve çevresinde, Irak Ordusu ile Türkmen Haşdi Şabi askerleri ortak operasyonlar düzenlemektedir. Kerkük’te ve Kerkük dolaylarında yoğun olarak uçak trafiği bulunmaktadır. Irak Ordusu’nun bu uçak trafiği nedeni ise, Kerkük’e saldıracak olan Peşmerge ve IŞİD’e gözdağı vermesidir.

Türkmenler olarak bu gösterileri destekliyor, ancak bu gösterilerin Kerkük’ten uzak tutulmasını da istemekteyiz.