Korbaşı – Türkistan Milli İstiklal Hareketi Liderlerinden Şir Muhammed Bek

Elimizde bulundurduğumuz eser takdim, önsöz, giriş ve kitabın sonunda bulunan resim galerisini saymazsak üç ana bölümden oluşmaktadır. Fakat kitabın sonuna yerleştirilen resimlerin de en az kitap kadar değerli olduğuna ve bu resimler içinde “ölümsüzlüğün” ne demek olduğuna şahit olmak istiyorsanız 231 ve 231. sayfadaki resimleri mutlaka görmelisiniz. Birisinde ömrünü devleti ve milletine feda edip vatanından uzakta yatan bir kahramanın mezar taşını, hemen onun arkasındaki sayfada ise vatanına yıllar sonra dikilen görkemli heykelini göreceksiniz.

1989 doğumlu olan yazarımızın kısa zamanda böyle güzel bir çalışmaya imza atması bizi derinden etkiledi. Yazarımız “Türkistan Milli İstiklal Hareketinde Şir Muhammed Bek” adlı teziyle 2018 yılında mezun olmuştur. Daha sonrasında kitap çalışmalarına devam eden yazarımızın ayrıca çeşitli dergilerde de yazıları bulunmaktadır.

Sayın Ali Bademci’nin “takdim” yazısıyla giriş yaptığımız bölümde elimizde bulundurduğumuz eseri oluşturan Emin Yarımoğlu’nun gayretinden ve hayatına bundan sonra nasıl yön vereceğinin güzel temennilerinden bahseden Ali Bademci, yazarımıza güzel dileklerle takdim yazısına son vermiş.

Önsöz kısmında yazarımız eseri nasıl oluşturduğuna dair bilgiler vermekte ve yardımı olanlara teşekkür etmektedir. Bu kısımda bizim dikkatimizi çeken bölümlerden biri önsözdeki ilk paragraf oldu: “Sovyet Rusya döneminde Rus ve Özbek edebiyatında onun mücadelesi küçümsenmiş ve kendisi halk düşmanı olarak tanıtılmıştır. Sovyet yapımı sinema filmlerinde o izleyicilere Körşimend adıyla yağma yapan bir haydut olarak sunulmuştur. Ancak bu karalama çok sürmemiştir.” (s.13) Bu paragrafta Sovyetlerin düşmanlarını unutmadığını ve karalamak için elinden geleni yaptığını bizlere aktarıyor.

Giriş bölümünde, Türkistan coğrafyasından Ruslarla olan ilişkilere; farklı bakış açılarından Türkistan mücadelesine kadar bir dizi aktarımlar yapılmıştır. Yine burada Rusların “Basmacı” nitelemesine karşın Nur Muhammed Bek ve Şir Muhammed Bek’in kendilerini “Korbaşı” olarak nitelendirmesi de gözümüze çarpan detaylardandır. Bu bölümde ayrıca Enver Paşa’ya, harekete dâhil olmasıyla “mücahit” adı verilmeye başlandığı, ayrıca bazı kaynaklarda harekete “Bekler” hareketi de denildiği belirtilmektedir. (s.17) Yine ilerleyen bölümlerde, Türkistanlı yazar Cengiz Aytmatov’un 1991 tarihinde bir kongrede “Basmacı” kavramı yerine “Kurtarıcı” kavramının kullanılması gerektiğini söylediği de belirtilmiştir.” (s.23)

Birinci bölümde, Rusların tarih sahnesine nasıl çıktığından başlayıp 1918 yılına kadar bölgede yaptığı faaliyetler hakkında bilgiler verilmiştir. Yine burada dikkate değer bilgiler arasında 1700’lü yıllarda başlayan ayaklanmalarla beraber daha sonraki dönemde Rusların ayaklanmaları bastırırken bölgede yaptığı katliamlar da sayılarla belirtilmiştir. Yüzyıllarca süren ayaklanmalarda bölgede katliam yapan Ruslar yine bölge halkını suçlamaktan, bölmekten ve tüm kaynaklarını kullanmaktan geri kalmamış. Türkistan Genel Valisi General Kurupatkin ise verdiği raporda “ayaklanma doğrudan Enver Paşa’nın kışkırtması olarak yayılmıştır” diyerek bu ayaklanmaları “Pantürkçü” siyasetlerin tezahürü olarak ifade etmiştir. (s.68)

İkinci bölümde, Fergana merkezli İstiklalcilik Hareketi ve Emir’ül Müslimin Şir Muhammed Bek konularına yer verilmiştir. Fergana vadisinin özelliklerinden ve konumundan bahsedilerek başlanan bölümde, ilk dönemlerden itibaren başlayan mücadelenin nasıl cereyan ettiği açıklanmıştır. 1919 yılında 150’den fazla Korbaşı birliğinin katıldığı toplantıda Mehmet Emin Bek’in Emir’ül Müslimin seçildiği belirtilmiştir. (s.87) Daha sonraki bölümlerde ise onun öldürülmesi ve diğer korbaşlarının yaptığı faaliyetlerden sonra Şir Muahmmed Bek’in Emir’ül Müslimin seçildiği aktarılmıştır.

İlerleyen bölümlerde ise Enver Paşa’nın Türkistan için verdiği mücadeleler, onun emrinde olan mücahitlerin neler yaptıkları, Osmanlı-Türkistan ilişkileri, Osmanlı subaylarının Türkistan için yaptığı faaliyetler ve Türkistan Milli Hareketinin fikrî yapısı konu edinilmiştir ki bence bu bölümler dikkatle incelenmelidir. Özellikle Enver Paşa’nın 4 Ağustos 1922’de şehit edilmesinden sonra Şir Muahmmed Bek’in Ali Bademci’ye o günleri aktardığı bölüm dikkatle okunmalıdır. Bölgede bulunanların ve kendisinin nasıl bir üzüntüye gark olduğunu bir paragrafla aktarmak isterim: “Üzüntümüz sadece bizi değil taşı toprağı sarsmıştı. Yiğitlerimizin figanı göklere yükseldi. Çünkü bizim başbuğumuz, ümit ışığımız sönmüştü. Talihsizliğimizin acısı ile kime beddua edeceğimizi kime sarılacağımızı bilemiyorduk. Burada kaldığımız 8-9 gün yemek yiyemez olduk. Talihsiz vatanın talihsiz Türkistan’ın ıstırapları ne zaman dinecek, yüzü ne zaman gülecek akıttığı kanlar ne zaman kuruyacaktı?” (s.135) İşte, Enver Paşa’nın Türkistan için ne kadar önemli olduğunu bu paragraf bir kez daha ortaya koymuştur.

Üçüncü bölümde, Şir Muhammed Bek’in muhacerette hayatı ve mücadelesi ele alınmıştır. Bu bölümde hayatı boyunca eğilmeden dik duran ve hayatını milletine adamış olan Şir Muhammed Bek’in geri kalan hayatında neler yaşadığını öğrenmek mümkündür. Yine hayatının ekonomik olarak kısıtlı olduğu döneminde bile kendisine kalan mal varlığını vatanında bulunanlara yardım olarak gönderdiği aktarılmış. Hatta hayatı boyunca vatanına duyduğu özlem güzel bir anekdotla bu satırlara işlenmiştir: Evin ihtiyacı karşılanacağı zaman hep yeteri kadar alınmasını belirttiği, “tekrardan Türkistan’a gidersek bu eşyalar ne olacak” diyerek yakın çevresine söylendiği anlatılmaktadır. (s.162-163)

Bu ve benzeri daha birçok konunun yer aldığı bu sayfaları çevirirken bazen Korbaşılarla çatışmada olduğunuzu hissedebilir bazen de diplomatik ve siyasi tuzaklarla birbirine düşman edilen kardeşlerin arasına nifak tohumlarının nasıl ekildiğini okuyabilirsiniz. O dönemi, o dönemde yaşanmış kahramanlıkları ve bölgenin kahramanlarını araştırmak isteyenler için mükemmel bir akademik eser olduğunu söyleyebiliriz.

Hazırlayan ve hazırlanmasına katkı sunanlara “Korbaşılar” ve Türkistanlılar adına teşekkür ederiz.