Merhaba

Yüreği Türk milletinin aşkıyla yanıp tutuşan sevgili gençler, sevgili okuyucular merhaba.

Millî Devlet gazetesinde bu sayıdan itibaren, inşallah her 15 günde bir, sizlerle sohbet edecek, başta müzik olmak üzere Türk dili ve kültürü üzerinde söyleşeceğiz. İşte ilk yazımız, buyurun:

Müzik ve millet

Müzik ve bağımsızlık

Çok iddialı oldu değil mi? Hâlbuki müziğin bazen en etkili silâhlardan bile daha tahrip edici bir savaş aleti olabildiğini biliyor muydunuz? Bir milletin müzik dilinde mevcut seslerden birini bile çıkartırsanız o milletin kültürel genetiği bozulur. Hele seslerin yapısını ve kodlama sistemini bozarsanız o milletin bütün direncini kırabilirsiniz. Kendini ifade edemez, savunamaz hale gelir, güven bunalımı yaşar. Ondan sonra o milleti kolayca asimile edebilir ya da kolayca çökertebilirsiniz. Bunun için o milletin, özellikle dil ve müziğini iyi tanımak, zaaf noktalarını iyi tesbit etmek gerekir ki emperyalist büyük devletler bunu gayet akıllıca ve başarıyla yapıyor. Hem de silahlı savaşa harcadığından daha az masraf ederek. Emperyalist güçler bütün bunları yaparken elbette ateşli silahlara yaptığı trilyonlarca dolarlık yatırımlardan da asla vaz geçmiyor, çünkü işini şansa bırakamaz, çünkü vahşi!

Nasıl mı? Uzun vadeye hatta yüz yıllara yayarak, stratejik ve asla hedefinden vazgeçmeden. Üstelik kendini göstermeden, bunu hedefindeki devletlere yaptırıyor. Adeta intihar ettiriyor. O toplumların dinamik kesimlerini müzik yoluyla zehirleyerek, müzik dilindeki geleneksel yapıyı bozarak. Sadece alkol ve uyuşturucuyu teşvikle değil, zevk-ü sefaya düşkün, tembel ve melankolik hale getirerek, ümitsizlik aşılayarak. Tabii ki, bunun için uygun ortam da gerekir: İşte, türlü destek ve esrarengiz bağlarla destekledikleri dev müzik şirketleri, stüdyolar, Radyo-TV, internet, büyük medya kuruluşları, holdingler, sonsuz reklâm, ödül ve promosyonlar; çarşaf çarşaf haber ve resimler… Velhasıl türlü algı operasyonlarıyla sunulan yaşama biçimi, cazibe merkezleri ve daha neler neler… Eh bütün bunlar için uygun bir eğitim sistemi de gerekir elbet! O da var mı? Elbette var. 19. asırda kurulan misyoner okullarıyla başlayan bu faaliyetler hiç bitmedi. Kendi devletimizin eliyle 1947’den itibaren yaz-boz tahtasına döndürülen eğitim(sizlik) sistemi nedir? Hele son dönemde dayatılan yabancı dille eğitim bu ana savaşın, yani Türk milletinin çökertilmesi projesinin başarıya ulaşması için uygulanmaya devam ediyor! (Burada bir yanlış anlama olmasın, yabancı dil öğrenmek başka, yabancı dille eğitim başkadır. Okullarımızda elbette çok iyi derecede yabancı dil öğretilmelidir. Ama asla yabancı dille eğitim yapılmamalıdır.)

Sadece bu okullarda değil, devletin bütün eğitim kurumlarında verilen müzik eğitimi batının 12 sesli tampere sistemidir ki bu, milletimizin genetik müzik yapısını bozmaktadır. Bu sistemle çalınıp söylenen bir Çanakkale türküsü asla bizim gerçek Çanakkale türkümüz olamaz. Asla onun yaşattığı duyguları veremez. Bütün türkülerimiz için bu acı durum aynıdır. İlk, orta ve liselerde yetişen bütün çocuklarımızın okullarda öğrendikleri müzik başka, dışarıda dinleyip söyledikleri müzik başkadır. Okullarda verilen müzik gerçek manada Türk müziği değildir. Buralarda yetişen insanımızın hayat boyunca kendini ifade etmede sıkıntı yaşayacağı meydandadır. Bu durum toplum ve devlet bazında düşünülürse, feci bir manzara ile karşılaşmak kaçınılmazdır. Zira kendini ifade edemeyen insanlar bunalıma düşerler. Kendilerine olan güven duygusunu kaybederler.

Peki ya dili ve müziği ile oynanmış milletler? Hiç düşündük mü acaba, her yerde duyduğumuz ve bizim de sık sık tekrarladığımız o meşhur sözü : “Savaş meydanlarında kazanıyoruz ama masa başında kaybediyoruz.” Neden acaba? Millet ve devlet olarak haklı olduğumuz birçok konuda dahi, dünyayı neden ikna edemediğimize hiç kafa yorduk mu?

Müzik evrensel midir?

“Müzik evrenseldir” derler ya külliyen yalandır. Tam tersine müzik millîdir. Evrensel olan, müzik dinleme zevkidir. Herkes müzikten zevk alır. Herkesin sevdiği bir şarkı ya da müzik türü vardır. Ama hemen hepsi de farklı farklı tür ve şarkılardır. Dünyada müzikten zevk almayan yoktur herhalde. Çünkü müzik, özellikle folklorik müzik ürünleri tamamen gönül dili olup çok tesirlidir.  Gerek konuşup yazdığımız dil, gerekse çalıp söylediğimiz müzik dili seslerden oluşur. Birinde bu seslere harf deriz, diğerinde ise nota. Harfler ve notalar bütün milletlerde vardır. Milletleri birbirinden ayıran özellik o sesleri kodlama biçiminde yatar. Harfleri art arda sıralayarak kelime ve cümle oluşturmak, keza notaları dizerek nağme ve şarkı elde etmek milletten millete değişir. Bir de her milletin dilinde, diğerlerinden farklı bazı sesler de vardır ki her millet gerek düşündüğü gerekse hissettiklerini kendi sesleriyle ifade eder. Bu konuya ileride örnekleriyle değineceğiz. Bu günlük son sözümüz şu olsun:

Türk milletinin dili ve müziği ile oynamayın. Kimsenin oynayıp bozmasına fırsat vermeyin.