Mustafa Çetinkaya: “Sürekli yeni vergiler koymak, vergi veya vergi cezası afları bir ekonomi için sürdürülebilir çözüm değildir”

Yeni Ekonomi Derneği Başkanı ve Haliç Üniversitesi Öğr. Gör. Mustafa Çetinkaya ile geçtiğimiz günlerde TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen vergi sistemini ve ekonomimizdeki son gelişmeleri konuştuk.

TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen vergi sistemiyle alakalı yasa teklifini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Torba yasalar, birden çok konuyu içeriyor, detaylarına inip bakmak lazım. Yoksa mutlaka bir şeyleri gözden kaçırıyorsunuz. Ekonomi toplum için önemli bir gündem. Bu nedenle de herkes ekonomi ile ilgili maddelere odaklandı. Birincisi, yeni vergiler geliyor. Bu vergiler orta ve üst gelir gruplarını ilgilendiriyor. İkincisi, vergi cezalarına indirim yapıldı.

Türkiye bunları daha önce de denedi. Sürekli yeni vergiler koymak, vergi veya vergi cezası afları bir ekonomi için sürdürülebilir çözüm değil. Günü kurtarınca her şey düzelmiyor. Bu, ekonominin kendi kendine bir yola girmesi dışında bir yol bırakmıyor. Hâlbuki yapılabilecek çok şey var.

Ekonominin psikolojik bir boyutu var. Yeni vergilerin ve zamların oluşturduğu işlerin yolunda gitmediği şeklinde bir algı da var. Ayrıca, bazı aflar ve tırnak içinde barışlar toplumsal güven ortamını zedeliyor. Maddi durumu kötü olduğu için vergi ödeyemeyenler var, onlara bir şey demiyorum. Ancak ne de olsa af çıkar diye vergi ödemeyip elindeki parayı başka işlerde değerlendirenler var. Haklı da çıkıyorlar, çünkü sürekli ya vergi affı ya da vergi cezası affı çıkıyor. Dürüst vatandaşı cezalandırıp, yanlış yapmaya yönlendiriyoruz.

Uygulamaya geçirilecek olan bu sistemin ortaya konulmasındaki temel saikler nelerdir?

Eğer bütçenizden fazlasını harcıyorsanız ya borçlanırsınız ya da gelirlerinizi artırırsınız. Hazine için gelir artırma yöntemlerinden biri bu. Bu konuda tartışmalar yanlış yere yönleniyor. Herkes vergilerin artırılmasına karşı çıkıyor. Ben bunu söylediğim için daha önce çok eleştirildim, ancak kritik bir şey için kullanacaksanız ve bunun olumlu etkileri olacaksa vergi oranlarını artırabilir veya yeni vergiler koyabilirsiniz. Yani asıl soru şu, vergilerimiz neye dönüşüyor? Verdiğimiz ve vereceğimiz vergiler ne için kullanılacak? Vatandaş verdiği verginin peşinde değil. Mesela, ben vergilerimle yapılan askeri teknoloji geliştirmelerinden memnunum. Ama bazı gereksiz projelerin finanse edilmesinden ve israftan memnun değilim. Herkesin bence kendini böyle sorgulaması lazım.

Kaç defadır söylüyorum, üreten sektörler desteklenirse yaşanan sıkıntıları daha kolay aşarız. Hükümetin elinde iş çevrelerini bu alana yönlendirebilecek güç de var. Yeter ki yapmak istesinler. Vergi ayarlamalarıyla da olabilir bu, önyargılı şekilde karşı değilim.

Ülke ekonomisindeki kötü gidişatı bu gibi hamleler tersine çevirebilir mi? Siz ekonomide ne gibi önlemler alınması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Bazı ekonomik göstergelerde dönüş ivmesi var. Bazı iktisatçılar bunu dipten dönüş diye de yorumluyorlar. Bazıları da daha temkinli yaklaşıyor. Özgür Demirtaş Hoca biraz geriye çekildi malum. Geçtiğimiz günlerde Emre Alkin Hoca da bunu daha popüler söylemle dile getirdi. Ben o kadar sert değilim.

2015 yılından beri aynı şeyleri söylüyoruz. Türkiye kapsayıcı kurumlarını işler hale getirmeli. Hukuk sistemi güvenin temelidir. Toplum birbirine güvenmiyorsa bunda adaletin derinden sarsılması var. Hukuk sisteminde her şey iyi gidiyor demekle gitmiyor maalesef. Bir sürü tartışmalı karar var. Adil rekabet ortamı yok. Hal böyle olunca firmalar yatırım yapmaktan geri duruyorlar.

Eğitim sistemi en az önem verdiğimiz ve para harcadığımız yer. İyileşmeler yok mu? Var ama daha fazlasına ihtiyacımız var. Her şey ilerliyorken dün ile kıyas yapıp her şeye süper demek doğru değil. Tarihte böyle bir metot da yok. Çalışma hayatının düzenlenmesi gerekiyor. Belki en önemlilerinden biri, Türkiye’de insanlar emek vererek bir yere gelme umudunu kaybediyor. Çalışma yerine yan yollara sapma yaygınlaşıyor. Çünkü başka türlü bir şey olamayacağını biliyor. Tepeden aşağı liyakati yaygınlaştırmak lazım.

Mahfi Hoca da bir sürü tepki alma pahasına yazdı. Ekonomide dönüş sinyalleri var. Hukuk, eğitim ve demokrasi alanındaki adımlar buna hız kazandırabilir. Fırsatlar, fırsatları değerlendirebilenler için anlam ifade ediyor. Umarım bu sefer gereken şeyleri yapabiliriz.

Sonuç olarak, futbol asla sadece futbol değildir diye bir klişe var. Ekonomi de yalnızca ekonomi değil. Ekonomi bir ekosistem. Bir değişkeni değiştirerek büyük netice alamazsınız. Bağlantılı diğer unsurları da dikkate almak lazım. Hatta bazen diğer unsurlar daha fazla ön plana çıkabiliyor.

Komşu devletlerde ortaya çıkan ekonomi temelli gösterilerin ülkemiz Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşanma ihtimalini nasıl değerlendiriyorsunuz?

En rahat cevaplandırdığım soru bu olabilir. Böyle bir ihtimal görmüyorum. Bunun sosyolojik nedenleri var. Bu protestoları yapabilecek iki grup var. Hükümetin karşısında olanlar bireysel veya kitlesel bir eyleme katılma konusunda temkinliler. Başımıza iş almayalım diyorlar. Hükümete yakın olanlar ki ekonomik zorluklardan en fazla etkilenen kitle burası olabilir, böyle bir işin içine girmezler. Bizde malum, siyasi partiler ve liderler tartışılmaz. Başarısız olan muhalefet liderleri bile kutsanıyor. Partim zarar görmesin de ben bazı bedelleri öderim derler, diyorlar da.

Zaten protesto olsa da neye dönüşeceği belli değil. Demokratik bir şekilde protesto yapmayı beceremiyoruz. Olay eninde sonunda ya hakarete ya da kırıp dökmeye gidiyor. Bazen de polis sert müdahale ediyor, olaylar daha da büyüyebiliyor. Geçtiğimiz günlerde Veznecilerde İBB tarafından işten çıkarılanları dinledim. Kendilerine de söyledim, bir “başkası” da işten çıkarılınca aynı tepkiyi verebilirseniz sizi desteklerim dedim. Slogan atıyorlardı, biliyorlar mı bilmiyorum, sloganların bazıları sol sloganlardı. Dedim bunu başka sendika yapsaydı hapı yutmuştu.

Herkes aynı görüşte olmak zorunda değil. Beğenmediğimiz insanların tepkilerini de demokratik ölçütlerde olduğu müddetçe dinlemeliyiz. Yani protesto kültürünü demokratik çerçevede kuvvetlendirirsek iyi olabilir, yoksa şu anki haliyle olmaz, karışıklığa dönüşür.