Problem Berat Albayrak mı?

Son günlerde gerek muhalefet liderleri, gerek ekonomistler aynı şeyi söylüyorlar: Berat Albayrak görevden alınmalı. Peki, Berat Albayrak görevden alınırsa Türkiye’de ne değişecek? Bu oyuna muhalefetin/muhaliflerin düşmemesi gerekirdi; ancak düştüler.

Bu sistemin, yatırımdan anladığı: Borç para. Yabancı yatırımcıdan anladığı ise para satan küresel finans çeteleri.  (A.Müfit)

Üretim ve istihdam, Türkiye’ye dayatılan programın hiçbir yerinde yok. Dolayısıyla borç bulan başarılı olurken, borç bulmanın zor olduğu döneme denk gelen ilgililer başarısız ilan ediliyor.

Neoliberalizm bizi yeni bir oyuna çekiyor. Borç bulamayan başarısız ilan edilirken, borç bulan başarılı kabul ediliyor. Böylece sistemi tartışamıyor, isimlere takılıp kalıyoruz.

Geçmişte başarılı ilan edilen Ali Babacanların, Mehmet Şimşeklerin tek özelliği Türkiye’yi soymak için ülkemize para sokan küresel finans merkezlerinin aktif oldukları bir döneme denk gelmeleriydi. Eğer Türkiye’nin bu merkezlerle ilişkisi zarar görmese ve para akışı devam etse Berat Albayrak da gayet başarılı sayılacak, sistem asla tartışılmaya açılmayacaktı.

İsimlere takılıp, gerçeklerden uzaklaşmamalıyız.

Gelelim gerçeklere. Küçük bir örnek:

Petkim’in temellerini 1965 yılında atmıştık. Petkim, bugün 150 bin kişiye iş imkânı sağlıyor. 2019 yılındayız maalesef 1965’ten çok uzağız. Betona gömülen paralar, bugün istihdam sağlamıyor; ama Petkim ayakta.

Bartu Soral diyor ki: “Kurulduğundan bu yana kapasitesi çok az arttırılan Petkim, Türkiye’nin petrokimya mamül ihtiyacının %15’ini karşılayabiliyor. 8 yılda 253 milyar dolar ithalat yapmak zorunda kaldık. Oysa 20 milyar dolarlık yatırımla bu ithalatı durdurabiliriz.”

İşte tartışmamız gereken konu isimler değil; budur. Kim/ne bize 8 yılda 253 milyar dolar ithalat yaptırdı? Bu paranın 100 milyar dolarını kullanarak beş Petkim daha kurabilir, hem yüz milyarlarca dolar kâr edebilir hem de bir milyondan fazla vatandaşımıza istihdam saylayabilirdik. Bunu kim/ne engelledi?

Tarım Bakanlığı topyekûn özelleşmek üzere. Bu, Türkiye’nin birkaç yıl içinde aç kalmasının önünü açacak derecede büyük bir yanlış. Türk aydınlarından ya da muhalefet partilerinden ciddi bir itiraz duyanınız oldu mu?

Soruları arttıralım:

Bugüne kadar “10 yılda 20 fabrika açacağız” diyen bir muhalefet liderine rastladınız mı? Peki, “Bizim programımız özelleştirmeye karşıdır” diyen bir parti gördünüz mü? Göremezsiniz. Çünkü biz isimleri tartışmakla meşgulüz ve maalesef zihinlerimiz neoliberalizm tarafından esir alınmış durumda.

Gelecek haftalarda, ekonomide devletli çözümleri tartışmaya devam edeceğiz…