Prof. Dr. Konuralp Ercilasun: “Bir Kuşak, Bir Yol projesi sadece ekonomik dönüşümler yaratmayacak aynı zamanda sosyal dönüşümler de yaratacak”

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Konuralp Ercilasun ile “Bir Kuşak, Bir Yol” projesini ve geçtiğimiz hafta proje kapsamında Türkiye’den geçen ilk yük treni üzerine konuştuk.

Bildiğiniz gibi “Bir Kuşak, Bir Yol” projesi kapsamında Çin’den yola çıkan ilk yük treni geçtiğimiz hafta Türkiye’ye ulaştı ve son durağı olan Çekya’nın başkenti Prag’a doğru uğurlandı. Çin ve Avrupa arasını ortalama 10 günlük bir süreye düşüren bu projenin Çin’e katacağı ekonomik ve diğer kazanımların neler olduğunu açıklayabilir misiniz?

Çin “Bir Kuşak, Bir Yol” projesini, Avrupa’ya kendi ürünlerini daha ucuza ulaştırmak için başlattı. Yani ekonomik açıklaması bu şekilde ve bizden geçen bu demiryolu, Bir Kuşak Bir Yol’un aslında çok küçük bir parçası. Daha doğrusu Çin’in “Bir Kuşak Bir Yol” ile ifade ettiği yol kısmı denizyolu, kuşak kısmı karayolu ki kuşak kısmında da üç tane karayolu var. Dolayısıyla Çin’in düşündüğü şey bizim burada, Türkiye’de algıladığımızın çok daha kapsamlısı. Bunu demiryolu çerçevesinde ele alırsak, ürünlerini daha ucuza Avrupa’ya ulaştırmayı planlıyor. Dolayısıyla dünya piyasasındaki rekabet gücünün artacağını hesap ediyor. Ekonomik açıdan kazanımı bu olacak. Diğer kazanım dediğimiz de ekonomik kazanıma ek olarak, ekonomik kazanımın da doğurduğu bir şekilde geçtiği ülkelerde tren yolu bir kere muhtemelen Çinli tüccarlar, Çinli şirket elemanları bunlar bütün bu ülkelere distribütörlük açacaklar. Kendi bayilikleri olacak. Böyle bir şeyin olacağını hesap ediyorum. Dolayısıyla bütün ülkelerde Çin’in tanınırlığı artacak. Bu aynı zamanda yumuşak güç demek. Yani yumuşak gücü şu anlamda söylüyorum: Çin kültürü çok kendine has bir kültür olarak görüldüğü için dünyada, Çin kültürünün yayılmasına da hizmet edecektir diye düşünüyorum.

Çin’in bu proje ile birlikte elde edeceği ticari gelirlerin miktarı düşünüldüğünde dünya gündeminde sürekli olarak yer alan ABD-Çin arasındaki ticaret savaşında Çin’in eli ne derece güçlenir? ABD’nin bu konuda bir karşı hazırlık içerisinde olduğunu düşünüyor musunuz?

Evet, bir kere proje Çin’in istediği gibi giderse Çin’in eli çok güçlenecektir. Çin şu anda bile belli hesaplamalara göre ekonomide Amerika’yı geçmiş durumda. Yani ekonomide Amerika’yı geçmiş derken ekonomik büyüklük anlamında Amerika’yı geçmiş durumda. Bunun farklı farklı hesaplamaları var biliyorsunuz. Bazı hesaplamalarda hala gerisinde ama bazı hesaplamalarda geçmiş görünüyor ekonomik büyüklüğü. Bir de bu proje ile birlikte projenin yaratacağı ekonomik devinim, ekonomik sinerji Çin’i çok daha hızlı bir ekonomik büyümeye ulaştıracak. Dolayısıyla ekonomik büyüklük açısından Çin daha da ileri bir hale gelecek. Diğer yandan ileride çok ciddi pazar kapışmaları yaşayabiliriz, Avrupa’da özellikle. Yani sadece Amerika açısından değil Avrupa açısından da böyle. Avrupa acaba bu kadar yoğun ve ucuz Çin mallarının akışını kendi açısından avantaj olarak görecek mi? Bu da bir sorudur. Bunu da düşünebiliriz ama şüphesiz ki bu Çin’e çok büyük avantaj sağlayacaktır ekonomik anlamda. Amerika’nın bu konuda hazırlığı olduğunu düşünüyorum. Aslında Amerika zaman zaman Çin’e karşı bir takım iki ileri bir geri hamleler yapılıyor ve bu, Trump dönemi ile de sınırlı değil aslında. Daha bundan neredeyse yirmi yıl önce başlayan bir şekilde Amerika, Çin’in gelecekteki büyük bir güç olacağını düşünerek birtakım adımlar atıyor, birtakım tedbirler alıyor fakat Amerika’nın bu konuda kendi önceliklerinin şimdiye kadar farklı yerlerde olduğunu düşünüyorum. O yüzden iki ileri bir geri adım atıyor. Son yirmi yıldır bize yakın coğrafyaya, işte Suriye ve Irak coğrafyasına daha fazla ağırlık verdi. Adeta Çin’e yönelik olan bu politikası kendi Amerikan öncelikleri arasında geri plana düştü ama bu tarihlerden itibaren bunun yine bizim yakın coğrafyamızdan Amerika’nın dikkatinin yavaş yavaş azalıp Çin’e doğru artacağını değerlendiriyorum. Zaten benim değerlendirmeme gerek yok, bunun başladığı görünüyor zaten.

Söz konusu proje ülkemiz kamuoyunda yıllardır konuşuluyor ve genellikle olumlu yönleriyle ele alınıyor. Türkiye’nin “Asya ve Avrupa’yı birleştiren bir demiryolu merkezi” haline geleceği yorumları etrafında yapılan değerlendirmelerin dışına çıkacak olursak hangi noktaya dikkat çekmek istersiniz? Çin’in Avrupa pazarına daha ucuz ve daha hızlı ulaşması ile Türkiye’de kurulması planlanan Çin’in sanal mağazalarının bölgesel merkezleri, Türkiye’nin üretim ve ihracat rakamlarında bir düşüşe sebep olur mu? 

Tabii şimdi sondan başlarsak, aslında bu şekilde bir trenin geçip Avrupa’ya gitmesi doğrudan doğruya bizim pazarımızla rekabet etmesi demek. Biliyorsunuz biz ithalatta da ihracatta da Avrupa ülkeleriyle son derece iç içeyiz. İhraç mallarımızın birçoğu Avrupa’ya. Dolayısıyla kendi topraklarımızdan kendi rakibimiz geçiyor bir yandan da. Bu anlamda da sorunun son kısmı aslında bunu biraz öngörmüş. Bu anlamda da doğru değerlendiriyorum soruyu. Avrupa pazarlarından iteleyeceği mal yani pazar payını kapacağı ülkelerden birisi biz olacağız. Bu açık ve net bir şekilde görünüyor. Çin’in üretim malzemesine bakarsak, bizim üretim malzemelerimize bakarsak rekabet edeceğimiz çok ürünler var ki zaten son on yıldır bunu Türkiye’nin kendi içerisinde de yaşıyoruz. Yani şimdi bu bir de Avrupa’ya yansıyacak. Onun dışında belirttiğim gibi karadan giden üç yoldan sadece bir tanesi buradan geçiyor. Üstelik de Çin tarafındaki tartışmalara dikkat edersek -orta yol olarak değerlendiriliyor bu- yani bir kuzey yolu, bir güney yolu bir de orta yol var. Bunu Çin tarafındaki tartışmalardan değerlendirirsek aslında benim gördüğüm şöyle bir şey var, Çin bu yolun nereden geçeceğine henüz karar vermemiş gibi. Her ne kadar demiryolu bizden geçse de ana ağırlığın neresi olacağına çok karar vermemiş gibi. Bu, Türkiye olmayabilir gibi bir durum söz konusu iken bizim tarafımızdan yaklaşımlar bu orta yolun, Çin’in projesinde yer alan orta yolun bizim politikalarımızda yer alan İpek yolunun canlandırılması ile çakıştığı ve bu yüzden birlikte hareket edebileceğimiz şeklinde. O yüzden, bizim yetkililerimizi sanki Çin’e göre bu şeye daha istekliymiş gibi görüyorum. Böyle bir izlenim bırakıyorlar bende. Genel çerçevede baktığımız zaman, Bir Kuşak Bir Yol inisiyatifinin açıklamalarına baktığımız zaman -Çin tarafından yapılıyor bu açıklamalar- altmış dokuz ülkeyi içereceği söyleniyor. Ve bu Bir Kuşak Bir Yol’a dâhil olan altmış dokuz ülkede büyük ekonomik dönüşümler yaratacağını söylüyor. Ardından bir şey daha ekliyor, sadece ekonomik dönüşüm yaratmayacak sosyal dönüşümler de yaratacak diye söylüyor. Çin bunu kendi belgelerinde Bir Kuşak Bir Yol’u anlatırken açık ve net bir şekilde ifade ediyor. Buradaki sosyal dönüşümler Çin açısından olumlu bir şekilde lanse ediliyor. Ama bu sosyal dönüşümler nasıl ki daha yirminci yüzyılı ele aldığımızda bugün Amerika ile olan ilişkilerimizi, NATO’yla olan bazı sıkıntılarımızı düşünelim. Benzer bir şekilde bu sefer başka bir büyük gücün yörüngesindeki bir sosyal dönüşüm tam da bu altmış dokuz ülkenin isteyeceği bir sosyal dönüşüm olmayabilir ama Çin bunu söylerken başka bir şey kastediyor. Bu, şüphesiz ki bu ülkelerin de hepsinin isteyeceği bir sosyal dönüşüm olmayacaktır.

Bütün riskler ve dezavantajlarına rağmen Türkiye’nin bu projeden kazanımları ne olacaktır?

Transit güzergâhı aynı zamanda, Türkiye bunu değerlendirebilirse orada ciddi bir üretim ve ihracat planlaması gerekiyor. Bunu kendi avantajına çevirebilir. Ama Türkiye’de böyle bir uzun vadeli hatta orta vadeli bir plan olduğunu ben görmüyorum. Bu sebeple, bunu sadece Türkiye yerinde durarak eğer ki kendiliğinden gelen birtakım avantajlar olursa işte ekonominin büyümesi, ihracatın artması tabii dolayısıyla ithalat da artıyor ona iyi bir şey dersek eğer -bana göre değildir ama- belki biraz daha ucuz malların gelmesi, hayatın ucuzlaması gibi şeyler Türkiye’nin hiçbir plan yapmadan bile elde edeceği avantajlardır. Ama bu avantajlar Çin’in elde edeceklerini yanında çok düşük avantajlar olacaktır. Ancak bir plan ve program olursa bundan biraz daha fazla, ekonomik anlamda faydalanmak mümkün olur.