Prof. Dr. Metin Ekici: “Rahmetli Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” düşüncesi Türk Keneşinin soyut bir ifadesidir”

Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Ekici İle 3 Ekim Dünya Türk Günü üzerine konuştuk.

 

Bu hafta içerisinde kutlayacak olduğumuz 3 Ekim Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Günü’nün ortaya çıkışından ve günümüze kadar devam eden sürecinden bahseder misiniz?

3 Ekimde kutlanan Dünya Türk Günü aslında 1992 yılında Sovyetler Birliği’nin çökmesi ile birlikte bağımsızlığını kazanan ve ilk olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından tanınan bağımsız Türk devletleri ya da genel adıyla Türk dili konuşan ülkeler tarafından kutlanıyor. Ancak ben bunlara Türk boylarının devletleri adını veriyorum. Bu devletler Kafkasya’da Azerbaycan, ötesinde Türkmenistan hemen yanı başında Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan. Bu devletler kadim medeniyette adı Türkistan olarak bilinen coğrafyada yani bugün Orta Asya olarak herkesin adlandırdığı, bazılarının merkezi Asya olarak ifade ettiği ama bizim dilimizde ve Türkçemizde Doğu Türkistan’ı da içine alan bir ucu Çin sınırlarından diğer tarafı da Hazar Denizi’ne kadar olan kuzeyde Sibirya’yı, güneyde Afganistan’ı da içine alan bölgede bulunuyorlar. Bugünkü Türk dili konuşan ülkelerin çoğu bu coğrafya üzerinde kurulmuştur ve İran’da uzun bir süre Türklerin yönetiminde olmuştur. Hemen onun kuzeyinde bir başka bağımsız Türk Cumhuriyeti olan Azerbaycan var onun hemen batısında Türkiye Cumhuriyeti Devleti yer almaktadır.

1920’lerde Azerbaycan’ın, ilk bağımsız Türk Cumhuriyeti’nin Mehmet Emin Resulzade başkanlığında kurulmuş olan devleti maalesef  kaybedilmiş olmasından sonra tek bağımsız Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olmuştur. 1992 yılında Sovyetler Birliği’nin yıkılması ile birlikte Türk Cumhuriyetleri bağımsızlıklarını ilan etmiş. Akabinde Türkiye Cumhuriyeti de bu ülkeleri kardeşlerimizi bağımsız bir Türk Cumhuriyeti olarak tanıyan ülke olmuştur ve doğru yapılmıştır. 2009 yılında Türk Cumhuriyetleri devlet başkanlarının katıldığı ve yine bugünkü Rusya Federasyonu içerisinde özerk bölge olarak bulunan Tataristan, Başkurdistan gibi diğer özerk bölgelerin yöneticileri de gözlemci olarak bazı toplantılara katılmışlarsa da genelde Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan Cumhuriyeti’nin özellikle irade beyanlarıyla Türk Konseyi(keneşi) adı altında bir birlik kurulmuş ve bu birlik 1990’ların sonundan itibaren muhtelif toplantılar yapmıştır. 3 Ekim 2009 tarihinde Nahçıvan’da yapılan toplantıda Nahçıvan Anlaşması sonucunda 3 Ekim Dünya Türk Günü olarak tam adıyla “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Günü” adı altında kutlandı. Daha sonra da kısaltılarak “Dünya Türk Günü” oldu ve her yıl kutlanmasına karar verildi. Böyle bir kutlu günü kutlamaktan Türk Dünyası sevdalıları olarak büyük bir mutluluk, onur ve gurur duyuyoruz. Maalesef geçmiş dönemlerde Özbekistan Türk Keneşine üye değildi. 2019 yılında Mirziyoyev başkanlığında Türk Keneşine üye olma kararı aldı ve bu sene ne mutlu ki bir bağımsız Türk Cumhuriyeti, Türk devleti olan Özbekistan Türk Keneşinin üyesi oldu. İnşallah bundan sonraki kutlamalarda Özbekistan Cumhuriyeti de yer alır.

Şu andaki bağımsız Türk Cumhuriyetlerinden sadece Türkmenistan Türk Keneşi üyesi değil. Sadece gözlemci statüsünde katılıyor. Yani herhangi bir konuda taraf olmayacağını beyan eden ülke statüsünde olmasından dolayı Türkmenistan keneşe başvurmamış ama gözlemci olarak bu süreci takip etmektedir. 90’lı yıllardan günümüze kadar keneşte yapılan toplantılarda önemli kararlar alınıyor. Öncelikle Orta Asya’da, Kafkasya’da ve Türkiye’de oluşan insan kaynağı, insan hareketliliği ve ekonomik işbirliği, ekonomik dayanışma, ticari ilişkilerin güçlendirilmesi, kültürel ilişkilerin güçlendirilmesi konusunda son derece önemli kararlar alındı ve bunların bir kısmı da gerek Türkiye Cumhuriyeti gerek Azerbaycan gerekse diğer ülkelerin, örneğin Kazakistan’ın ekonomik çıkarlarının ciddi bir şekilde korunması bakımından son derece önemli oldu. Türk Dünyası, ortak kültür sanat organizasyonları kısaca Türksoy olarak adlandırılan sanat organizasyonlarından da mutlaka bahsetmek gerekir. Bu süreç içerisinde Türk Dünyasından insanların buluşması, şairler buluşması, müzisyenler buluşması, Türk Dünyası halk oyunları buluşması gibi farklı alanlarda da sanatsal organizasyonlar da tertiplenmekte. Türk Dünyasındaki sanatçıların, edebiyatçıların, dilcilerin genel manada sanat yönünden üretim yapan icrada bulunan insanlarımızın bir araya gelmesine katkıda bulunulmuştur. Ve böylece Türkiye’deki eserlerin Türkistan coğrafyasında tanınmasını sağlamıştır. Bugün hala bu gelenekleri yaşatan sanatçıların diğer Türk cumhuriyetlerinde varlığını görünce mutluluk duymaya yani kendi kimliğimizi yeniden hep birlikte tanımaya ve tanışmaya başladığımızı, Türk birliğinin Türk kültürel birliğinin sağlandığını bu noktada ifade etmekte yarar görüyorum.

Türk Dünyası Günü olarak da anılan gün, Türk Birliği’nin gerçekleşmesi açısından neler ifade etmektedir?

Türk Dünyasının birliği veya “Dünya Türk Günü” olarak kutlanılan gün bence dünyadaki daha başka benzer oluşumlardan da hareket ederek açıklarsak bu noktada kimsenin aklına ırkçılık ve benzeri ifadelerle suçlayıcı bir yaklaşım sergilenmesinin önüne geçmek amacıyla bu açıklamayı yapma ihtiyacı duyuyorum. Bugün bir Arap Birliği vardır, bir Batı ittifakı vardır, bir Avrupa Birliği vardır, bir Kuzey Amerika Birliği var, Güney Amerika Birliği var, Güney Afrika Birliği var maalesef dünyada eksik olan en önemli birlik Türk birliğidir. Bu bakımdan değerlendirildiğinde Türk Keneşinin kurulması, Türk Konseyi’nin oluşumu ve akabinde 2009’da Nahçıvan’da alınmış olan karar Türk birliğinin öncelikle ekonomik aynı zamanda kültürel ve siyasal alanda Türkçe konuşan ülkelerin birlik ve dayanışma fikirlerinin bir ifadesi şeklinde yorumlanmalıdır. Dolayısıyla buradaki ekonomik işbirliğinin sağlanması ile ilgili olarak atılmış olan bir takım temel ve bunun üzerine inşa edilecek olan Türk cumhuriyetlerinin birbirleri ile daha fazla alışveriş yapmaları gerekmektedir.

Bugün Kazakistan petrolleri nereye gidiyor? Azerbaycan Petrolleri nereye gidiyor? Özbekistan’ın altınını kim satın almaktadır? Özbekistan’ın pamuğunu diğer tarımsal ürünlerini kim satın almaktadır? Kim satmaktadır? Kim bunlardan para kazanmaktadır? Diye sorduğumuzda Türklerin dışında herkes cevabı karşımıza çıkıyor. Türk Keneşinin ortaya koyduğu önemli aşamalardan biri iktisadi anlamda yani ekonomik anlamda bir güç birliği, bir kardeşlik, bir dostluk ve bu alışverişin daha çok güçlenmesini sağlayacak bir temel oluşturmuştur ve bu bakımdan son derece önemlidir. Diğer taraftan eğitim alanında özellikle Türk Dünyasında bulunan üniversitelerdeki eğitim kalitesi maalesef Sovyetler Birliğinde çok düşük bir seviyede görülmüştür. Bunun da sebebi, bütün Türk cumhuriyetlerinde doğan Özbek, Kazak, Türkmen çocuklarının hepsinin Rusça öğrenmelerinin zorunlu koşulması için Moskova’da eğitilmeye zorlanmamalıdır. Böylece kendi öz dilinden başka bir dilde eğitim gören ve görecek olan ilköğretimden itibaren Rusça eğitimle yetiştirilen bu çocuklar, İngilizlerin ya da Avrupalıların Afrika’da veya Güney Afrika’da yaptıkları sömürge anlayışının farklı bir türünü oluşturmuştur. Türk cumhuriyetlerinin kaynaklarını, önce insan beynini mankurtlaştırarak bu insanları kendi dünyalarına yabancılaştırmak hedeflenmiştir. Dünya Türk Günü’nü oluşturan Türkçe Keneşi eğitim alanında bir işbirliği yapmak suretiyle hem kendi öz dillerini hem kendi yazı dillerini hem kendi eğitim kurumlarını hem de Türkiye’de eğitim görmek suretiyle kendi dünyasına, kendi dinine, kendi kültürüne, kendi insana saygı duyan bireyler ve toplumların oluşturulması konusunda Türk cumhuriyetlerine çok önemli bir destek sunmuştur. Öncelikle kendi dünyamızla hemhal olup birbirimizle alışveriş yapmak kardeşler arası alışverişin oranını yükselterek birbirimizi güçlendirmek ve kimlikli birer millet olarak ve hepimiz Türkçe konuşan devletler olarak dünya üzerinde var olmak Türk Günü’nün temel ifadesidir. Rahmetli Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” düşüncesi Türk Keneşinin soyut bir ifadesidir. Türk Keneşinin böyle bir umutla kutladığı gün de Türk Günü’dür.

Türk devletleri arasındaki bu ilişkiler milletimizde nasıl karşılık buluyor?

Türkiye’de Türk cumhuriyetleri ile olan ilişki belli kesimlerde ciddi bir yansıma buldu ve hala da bulmaya devam ediyor. Mesela Türkiye’nin 1990’lardaki en büyük sorunlarından biri Türkiye’yi bölmek isteyenlerin, Nevruzu bir ayaklanma şekline dönüştürmeleriydi. Ama bu bayramın bir Türk bayramı olduğu, bir başka adının da Ergenekon bayramı olduğu, Türklerin tarih sahnesine ilk defa çıktıkları günün adı olduğu gerek TRT gerekse diğer kanalların oraya gidip bu bayramın bütün Türk cumhuriyetlerinin, özgür Türk milletinin yeni yılın başlangıcını kutladığını görmemiz sayesinde fikir edinildi. Ve gerek Kazakistan’daki, Türkmenistan’daki gerek Özbekistan’daki kutlamalar ve oradan gelen insanların da Türkiye ile yaptıkları çeşitli işlerde artık Nevruzu bölücülerin bayramı değil gerçek manada bir Türk Bayramı olduğu herkes tarafından algılanmış oldu. Dolayısıyla toplumda yani Türkler içerisinde bu tür etkinlikler, bu tür faaliyetler sonucunda sağlandığını söyleyebiliriz. Bu ülkeler arasında vizelerin kaldırılması ile daha büyük bir yakınlaşma oldu. Türk cumhuriyetlerinden Türkiye’ye gelen insanlara baktığımızda bugün Avrupa’dan gelen Rusya’dan gelenlerin sayısı kadar olmasa da hemen hemen ona yakın bir sayıya ulaştı. Dolayısıyla sokaktaki yansımaları hem ticari alanda, hem kültürel alanda, hem eğitimde görmekteyiz. Hemen hemen her üniversitemizde neresinden baksanız 300-400 öğrencimiz de oldu Türk cumhuriyetlerinden, bağımsız Türk topluluklarından gelen. Bunun geleceğe atılmış bir tohum ve Türk dünyasının güç birliğinin, kalkınmasının sağlanması için çok önemli bir adım olduğunu da unutmamak gerekir. Bu gelişmeler sosyokültürel ve sosyoekonomik anlamda Dünya Türk Günü’nün devlet başkanlarının irade ortaya koymaları ile birlikte çok güçlü bir seviyeye ulaştığını söylemeye çalışıyorum ve inşallah bu güç birliği gelecekte çok daha üst seviyelere ulaşacak. Neden bir Avrupa Birliği gibi bir Türk Birliği oluşmasın? Bizim her zaman özlemini duyduğumuz bir şey. Yani bu bir Turancılık fikri değil, bu bir Turancılık fikri ise evet biz bu fikri savunuyoruz savunmaktan da her zaman büyük bir mutluluk duyduk. Elbette Turan fikrini sosyoekonomik, sosyokültürel anlamda yaşayacağız. Ömrümüz yeterse de inşallah bu kızıl elmaya ulaşmakta bizim bir hedefimiz. Buna ulaşmakla da ayrı bir mutluluk duyacağız.

Türk milletinin gerçekleştirmesi gereken milli bütünleşme yolunda sizce ne gibi projeler hayata geçirilebilir?

Özellikle bütün Türk boylarının birbirlerini daha yakından anlayabilecekleri üst kuruluşlara elbette ihtiyacımız var. Yani bu anlamda Kazakistan başkenti Nursultan’da Türk Akademisi de Türk Keneşi iradesiyle kurulmuş olan bir akademi. Bütün Türk cumhuriyetlerinde ortak bir tarih okutulması, ortak bir edebiyat külliyatının okutulması hedeflenmektedir. Türk tarihi yazımına ve bu tarih kitaplarının da ortak olarak bütün Türk cumhuriyetlerinde okutulmasına kesinlikle ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Yine Türk cumhuriyetlerinin dil, edebiyat, sanat kültür alanında geliştirecekleri çeşitli ortak projelerle, Oğuz atadan Mustafa Kemal ataya, Yunus’tan Mevlana’ya, Hoca Ahmet Yesevi’ye kadar Türk büyüklerinin tanınmasına gerek duyuyorum. Türkistan coğrafyasının da görülmesi ve tanınması lazım. Turizm hareketliliğinin sadece Orta Asya’dan Türkiye’ye, Türkiye’den de Orta Asya’nın muhtelif alanlarına yönelik olarak geliştirilmesi gerek. Özbekistan’da, Semerkant’ta, Buhara’da, Almatı’da, Kırgızistan’da Bişkek’te turizmi hareketlendirecek çok ciddi bir turizm potansiyeli var. Bu alandaki turizm tecrübelerinin de Türk cumhuriyetlerinde arttırılması son derece önemlidir. Oradaki tecrübelerin de Türkiye’ye aktarılması lazım. Bu projeler insanların kanını kaynatacak, birilerini yakınlaştıracak çeşitli projelerdir ama bunların yapılması için Türk cumhuriyetlerinin bir ortak alfabe birliği ve daha fazla birbirlerini anlayabilecekleri bir dil yakınlaşmasını temin edecek eserlerin hem görsel olarak hem yazılı olarak daha çok yayınlanması lazım. Onlar Rusya’nın baskısı altında kaldı, biz de cumhuriyet döneminde sürekli batı etkisinde kaldığımız için birbirimizi anlamakta biraz zorlanıyoruz ama biraz gayretle projelerle insanlar birbirlerini kolayca anlayacaklar. Aynı kelime köklerini kullandıklarını görecekler. Bugün Azerbaycan’a gittiğimizde İzmir’den Erzurum’a gitmiş gibi dil farklılığı ile karşılaşıyoruz. İnsanlarımızın bu şekilde geliş ve gidişlerinin gelecekte arttırılmasını, turizm alanında projelerin yapılmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Ekonomik alanda zaten çok ciddi ortak projeler devam ediyor. Avrupa Birliği projelerine çok önem veriyoruz ama bu coğrafya ile ilgili ortak bir projeye yeterince destek bulamıyoruz. Bu tür projelerin de desteklenmesi son derece önemli. Türk cumhuriyetlerinin üniversiteleriyle, araştırma merkezleri ile Türkiye’deki üniversitelerin ortak projeler üretmesinin öneminin çok büyük. Mesela tarım alanında ortak projeler olabilir. Kazakistan buğday üreten bir ülke ve yerli buğdayı muhafaza eden ve en güzel üretimini yapan ülkelerden birisi. Özbekistan pamuk konusunda ve tarımın diğer alanlarındaki tecrübelerinde son derece güçlü. Türkiye sahip olduğu teknoloji ile o coğrafyada hala bakir olarak korunmuş olan pek çok üretim sisteminin de yeni çalışmalarla, projelerle geliştirilmesi mümkün. Kurulacak ortak fabrikalarla, sermayenin de Türkiye’den oraya, oradan Türkiye’ye hareket etmesi ve yeni yatırımlarında desteklenmesi ile çok güzel sonuçların alınabileceğini düşünüyorum. Aslında birçok projemiz de bulunmakta. Bu sürece baktığımızda dağınık olarak küçük küçük adımlar şeklinde görüyoruz ama taşı kesen suyun sürekliliğidir. Türk dünyasında kültürel, eğitim, sağlık, tarım ve diğer alanlarda pek çok proje yapmak mümkün. Bütün gençlerimizin Dünya Türk Günü dolayısıyla ve muhtelif bağlantılarıyla Türk Birliği’nin ve Türk dünyasının birlik ve bütünlük içerisinde olacağını ve Dünya Türk Günü’nün daha büyük onurla, gururla kutlanacağını ümit ediyorum. Bunu gerçekleştirmek için de hep birlikte çalışıyoruz hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Bütün okuyucularımızın da Dünya Türk Günü’nün hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.