Türk Coğrafyası

Uçakla 5 saat doğuya gittik ve indiğimiz ülkede Türkçe konuştuk, anlaştık. Aynı istikamette bir 3 saat daha gitsek, yine Türkçe konuşacağız, anlaşacağız. Uçakla gitmekten bahsediyorum, kara yolundan değil! Ve aslında bu coğrafya Gagauzya’dan, Üsküp’ten başlar, neredeyse kesintisiz devam eder. Eski dünyanın yarısı. Bu göz ardı edilmemesi gereken, asla küçümsenmeyecek mühim bir gerçektir.

Türkiye’nin dört bir taraftan kıskaca alınmak istenmesinin, dostundan çok düşmanı olmasının iki sebebinden biri budur.

Bu, İngilizce’nin dünyanın her yerinde geçerli bir dil olması ve az çok herkes tarafından anlaşılıyor, konuşuluyor olması gibi bir şey değildir.

Atatürk 1922’de Büyük Millet Meclisi’ndeki konuşmasında der ki:

“Efendiler! Bu dünyayı beşeriyette asgari yüz milyonu mütecaviz nüfustan mürekkep bir Türk milleti azîmesi vardır ve bu milletin saha-i arzdaki vüsati nisbetinde saha-i tarihte de bir derinliği vardır.”

O zaman “yüz milyonu mütecaviz”, bugün 300 milyonu bulmakta, dünya sathına yayılmış, tarihin derinliğine kök salmış Türk milleti.

Bu nüfusun, bu coğrafyanın kıymetini bilmek gerek.

Turan şuurunu, bu nüfusun ve coğrafyanın kıymetini bilmek demek.

Bu coğrafyanın ayağa kalkmasından korkanlar çoktur.

Medyaya düşen videoyu görmüşsünüzdür. Suriye’nin kuzeyinde devriye görevinde bulunan Rus birliğindeki Azerbaycan Türk’ü asker bizim Mehmetçiğe sesleniyor: “Gel gardaş gel, herşey yahşıdır, gel!”

Bu cümle bizi heyecanlandırmıyorsa vah ki vah!

Malazgirt Savaşı’nı hatırlamadınız mı? Bizans ordusundaki Türk kökenli askerler Alparslan’ın askerleriyle aynı dili konuştuklarını farkedince…

Ah o dil! Her işin başı!

Türk Silahlı Kuvvetlerimiz’in son yaptığı Barış Pınarı Harekâtı’na destek veren devletlere bakın. Bütün dünya, din kardeşi bildiklerimiz bile karşımızda durup kınarken… Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi, Türk Konseyi destek kararı aldı.

Eylül ayı sonundaki Özbekistan seyahatim Türk Konseyi’nin daha çok işi olduğunu hatırlattı bana. Uçakla 5 saat gidip indiğiniz ülkede Türkçe ile anlaşıyorsunuz. O sevimli insanları bağrınıza basasınız geliyor. Onlar da sizi bağırlarına basıyor. “Atayurdunuza huş kelibsiz.” diyorlar. Ama Özbekistan’da Türk Lirası geçmiyor! Çarşıda pazarda geçmemesi değil kastettiğim. Elbette piyasada kendi paralarını kullanacaklar, aksi düşünülemez bile. Ama bankalar Türk Lirası’nı Özbekistan Somu’na çevirmiyor! Şaşırdık. Hayal kırıklığına uğradık.

“Peki, hangi paraları çeviriyorsunuz?”

“ABD Doları, Avro, Rus Rublesi, Kazakistan Tengesi”

Türk Lirası yok!

İstanbul’dan uçağa binerken bu ihtimal hiç aklıma gelmemişti. Sanmıştım ki, bankaya gidip TL’yi verip Som alacağız.

İki ülke arasında heyetler gidiyor geliyor, Sayın Cumhurbaşkanı Özbekistan parlamentosunda konuşma yapıyor. Özbekistan’da Bilal Erdoğan’ın riyâsetinde Okçuluk Federasyonunun tesisleri bile açıldı. Ama Özbekistan’da Türk Lirası geçersiz! Bir yanlışlık yok mu bu işte? Bilmem bizde nasıldır? Herhangi bir bankamız Özbekistan Somu’nu Türk Lirası’na çevirir mi çevirmez mi? Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi’ne üye ülkeler birbirlerinin paralarını bankalarında çevirmeli değil midir? “İşbirliği Konseyi” denmiş, daha ötesi var mı? Bu para meselesi çözülmelidir. Bu konuda sorumluluk Konseyin amiral gemisi olarak Türkiye’nindir.

Bir de alfabe. Özbekistan 1991’den sonra Latin alfabesine geçme teşebbüsünde bulunmuş ama pek başarılı olmadığı görülüyor. Rus Kiril alfabesi hâlâ etkisini kuvvetli şekilde hissettirmekte. Konuşurken anladığınız dili yazılı gördüğünüzde birden kara cahil oluyorsunuz.

Turan şuuru dilde, fikirde, işte birliktir.

“Türkiye’nin dört bir taraftan sıkıştırılmasının, dostundan çok düşmanı olmasının iki sebebinden biri dünya sathına yayılmış, aynı tarihî köklerden gelen 300 milyonluk Türk milleti gerçeğidir” dedim. Öteki sebep ise dünya coğrafyasındaki yerimizdir. Küçük Asya insanlığın başlangıcından beri yerkürenin en mühim yeri olmuş. En hareketli, en bereketli, en netâmeli, en mücadeleli, en kalabalık. Hâlâ doğu ve batı arasında köprü. Hâlâ kurtlar sofrası. Bizim bölgemiz kolay kolay sükûn bulmayacaktır. Bu rahatsız coğrafya kaderimizdir. Bu coğrafyada Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi’nin değerini ve önemini fark etmek zorundayız.