Türk Milliyetçiliğine yönelik ‘Aydınlık’ operasyonu sürüyor

Eski Maocu yeni Ulusalcı ‘Aydınlık’ grubunun Türk Milliyetçiliğine yönelik operasyonları sürüyor. Kendi fikir laboratuvarlarında Türk Milliyetçiliği fikrini ameliyat etmeye kalkan ‘Aydınlık’ grubundan nasibini bu kez Türk Milliyetçisi aydın Yusuf Akçura aldı.

Türk ‘Devriminin’ Programı

Geçtiğimiz günlerde ‘Aydınlık’ grubuna bağlı Kaynak yayınlarından bir kitap yayınlandı. ‘Türk Devriminin Programı’ adıyla yayınlanan bu kitap Yusuf Akçura’nın 1919-1925 dönemindeki yazı ve konuşmalarından oluşuyor. Derleme olarak yayınlanan kitaba uyduruk bir Türkçeyle isim verilmesi ilk dikkat çeken husus oldu.  Kitabın sunuş yazısı Eski Maocu ve PKK destekçisi Doğu Perinçek tarafından yazıldı. Aydınlık gazetesinde peş peşe önce Doğu Perinçek ardından Soner Polat tarafından reklamı yapılan kitap Ülkücü katili ‘Aydınlık’ grubunun bir süredir Türk Milliyetçiliği üzerine yaptığı operasyonu hatırlattı.

Operasyon mayıs ayında başladı

Söz konusu ‘Aydınlık’ gazetesinin 15 Mayıs 2017 tarihinde yayımlanan sayısında Doğu Perinçek tarafından bir yazı kaleme alındı. “Abdülhamit hayranı Ülkücülük ve Abdülhamit’in zindanlarında büyüyen Milliyetçilik” adıyla yayınlanan yazıda 2. Abdülhamit üzerinden Milliyetçilik ve Ülkücülük birbirine zıt iki fikirmiş gibi aktarılmak istendi.

Söz konusu yazıda Perinçek “Peki böyle gurur duyulacak bir Milliyetçiliğimiz varken, 1960’lı yıllarda Ülkücülük nereden çıktı? O cereyanı üretenler niçin yeni bir ad bulma ihtiyacı duydu? Yeni bir isimlendirmeyle kendilerini niçin Milliyetçiliğin tarihinden ayırdılar?” diyerek Ülkücülük hakkında hiçbir şey bilmediğini, Ülkücülüğü de bir fikir zannettiğini ortaya koyuyor. Bununla da yetinmeyen Perinçek “Çünkü Ülkücülük, Milliyetçiliği köklerinden koparmış, Abdülhamit zindanlarında büyüyen Hürriyetçi Milliyetçiliği Abdülhamit takipçisi haline getirmiş, en büyük Milliyetçi Atatürk’e yan bakan bir cereyan üretmiş, Saltanata ve emperyalizme karşı savaşan bir fedailiğin yerine Abdülhamit hayranı ve ABD’ye sırtını dönen bir eylem çizgisi uygulamıştır.” sözleriyle Ülkücülerin Atatürk hassasiyetini görmezden gelmiş ve Ülkücü Hareket’in ABD’ye sırtını döndüğünü söyleyerek tam olarak ne ifade etmeye çalıştığı anlaşılamamıştır. Türk Milliyetçiliğinin 1945 sonrasında başkalaştığını ve Ülkücülük adı altında Atlantik sistemi içinde ehlileştirildiğini iddia eden Perinçek’in ABD ile Ülkücü Hareket arasında iltisak kurma gayretlerinin devam ettiği görülüyor.

Teori dergisiyle devam  

Söz konusu gruba ait olan ve “Bütün ülkelerin işçileri ve ezilen uluslar birleşin” sloganıyla çıkan Teori dergisi de Türk Milliyetçiliğini ameliyat etme operasyonuna dâhil oldu. Teori dergisinin Temmuz 2017’de yayımlanan 330. sayısı “Ülkücülük milliyetçiliğinin neresinde” kapak konusuyla çıktı. Dergide ‘Aydınlık’ grubuna dâhil pek çok yazarın Milliyetçilik ile Ülkücülüğü birbirine düşman kamplarmış gibi göstermesi dikkat çekti. Teori dergisinin Yazı Kurulu Sekreteri olduğu söylenen Cemil Gözel’in “Milliyetçilik mi Ülkücülük mü” yazısına biraz göz atmak operasyonun niteliğini ve gerçekleştirenlerin bilgisizliğini gözler önüne sermektedir.

Yazar “ Milliyetçiliğin kendi öz kaynaklarını yeniden keşfetmesi, ‘bozulmuş’ kısımlarını yenilemesi ve en önemlisi, bu bilinç sıçramasının siyasal program açısından değerlendirilmesi güncel bir teorik mesele olarak önümüzde duruyor.” derken operasyonun da niteliğini ortaya koymuş oluyor. Öte yandan “Solun bir kesimi, PKK ile ittifak üzerinde ABD emperyalizminin denetimi içerisinde hareket ederken bu denetimin dışına çıkan milyonların tecrübesinden tam tersi yönde, kendi yanlış teorilerini kuvvetlendirecek sonuçlar çıkardı.” sözleriyle bir zamanlar “Kürtlere federasyon” talep eden Doğu Perinçek’i kast edip etmediğini bilmiyoruz.

Sosyalist Milliyetçiler

Aynı yazıda söz konusu yazar “Türk devrim tarihinde ilk Türkçülerin sosyalist, ilk sosyalistlerin ise Türkçü olması uluslaşma ve bağımsızlık kavramıyla açıklanabilir. Türk sosyalizmini ve milliyetçiliğini aynı nehrin yatağında buluşturan Türkiye’nin önümüzdeki devrim programına gerçekçi yaklaşımdı. İki ideolojinin de programı aynıydı ve iki ideoloji de aynı parti içerisinde temsil ediliyordu.” diyerek konuya ne kadar yabancı olduğunu ortaya koymaktadır. Yazının devamında Rasim Haşmet’ten Mustafa Suphi’ye, Refik Hüsnü’den Şevket Süreyya’ya, Reşat Fuat’tan Sabiha Sertel’e, Nazım Hikmet’ten Hikmet Kıvılcımlı’ya cümle Marksistlerin Türk Milliyetçisi olduğunu iddia eden yazar bununla da kalmayarak; Yusuf Akçura’dan Ahmet Ağaoğlu’na, Ziya Gökalp’ten Mahmut Esat Bozkurt’a Türk Milliyetçisi aydınların sosyalist olduğunu iddia etti.

Milliyetçilik ve Ülkücülük hezeyanları

Yazar söz konusu yazıda “Milliyetçilik ve Ülkücülük arasındaki ilk belirleyici ayrım şudur: Milliyetçiliğe esas rengini devrimci bir program temelinde örgütlenmek verirken, Ülkücülük gerici bir mutabakat temelinde bir karşıtlık üzerinden örgütlenmiştir.” demek suretiyle Milliyetçilik ve Ülkücülük hakkında en ufak bir bilgi sahibi olmadığını ortaya koydu.

Ülkücülüğü bir fikir zanneden yazar “İsmail Gaspıralı’nın, Yusuf Akçura’nın, Ziya Gökalp’in, Atatürk’ün milliyetçiliği ile, Ahmet Kabaklı’nın, Erol Güngör’ün, Arvasi’nin Türk-İslam sentezci ülkücülüğü arasındaki fark, aslında Türkiye’nin, cumhuriyet tarihinin iki karşıt mevzisinin ideolojik perspektifini yansıtmaktadır.” diyerek bilgisi olmayan konularda fikir beyan edecek kadar hadsizleşmiştir.

At ile arpayı dövüştürme senaryosu   

Son olarak Ülkücülüğü ‘Milliyetçiliğin bozulmuş ve beslenme kaynakları başkalaşmış bir hali olarak’ Milliyetçiliğin tam karşısına konumlandırmaya çalışan söz konusu yazarı bu konularda fikir beyan etmeden önce en azından Türk Milliyetçiliğinin en temel eserleri olan ‘Türkçülüğün Esasları’ ve ‘Türkleşmek-İslamlaşmak-Muasırlaşmak’ kitaplarını okumaya davet ediyoruz.

Şimdi de Akçura

Bütün bunların üstüne şimdi de Yusuf Akçura güzellemeleri yapan ‘Aydınlık’ grubunun geçmişine biraz göz atmakta fayda görüyoruz.

Ülkücü katili

Bütün bunları yapan Aydınlık grubunun tarihi biraz irdelendiğinde maksatları da otomatik olarak ortaya çıkıyor. Söz konusu gazete 12 Eylül 1980 öncesinde o günlerin Maocu fraksiyonunu temsil eden TİİKP adındaki Ülkücü katili bir partinin yayın organıydı. Attığı manşetlerle Ülkücüleri hedef göstererek öldürülmelerine zemin hazırlayan Aydınlık gazetesi, Maraş olaylarında yaptığı sahte haberlerle tanınıyor.

İngiliz ajanının evinde yakalandılar

12 Mart askeri müdahalesinden sonra yapılan operasyonlar kapsamında illegal TİİKP (Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi)’nin Ferit İlsever başkanlığındaki İstanbul yönetimi Robert Kolej’de görev yapan İngiliz ajanı Hillary Sumner-Boyd’un evinde yakalanmışlardı. Evde yapılan aramada pek çok örgütsel doküman ele geçirilmişti. Hillary Sumner-Boyd o dönem ‘Aydınlık’ grubunu yönlendiren isim olarak biliniyor.

90’larda PKK seviciliği

Diğer yandan o dönem Sosyalist Parti Genel Başkanı olan Aydınlık grubu lideri Doğu Perinçek 1991 yılında TRT’de katıldığı ‘Liderler Açıkoturumu’ isimli programda şu sözleri sarf ediyordu: “Türk Milliyetçiliği Fırat’ta boğuldu, geçemez öte tarafa. Bakınız sayın liderler oralara gidip miting yapamıyorlar. Türk Milliyetçiliği Fırat’ın öte tarafına geçemiyor. Çünkü bu topraklarda Milliyetçilik olmaz. Burası kavimler kapısı. Türk Milliyetçiliği bitmiştir. Kürt Milliyetçiliği de bir çözüm olamaz. Burada kardeşlikle meseleler çözülebilir. Milliyetçiliğe yer yok.” Bu sözleri sarf eden Perinçek’in şimdi Türk Milliyetçiliğini benimsediğini söyleyip bu fikri ameliyat etmeye kalkması da ayrı bir komik durum olarak ortaya çıkıyor. Aynı programın devamında Perinçek şöyle söylüyordu: “Bir federasyon öneriyoruz biz. Kürt milletine kendi kaderini tayin hakkı tanınmalıdır. İşte birliğin koşulları o zaman olur.” Millî Devlet gazetesi olarak başta Doğu Perinçek olmak üzere bütün ‘Aydınlık’ grubunu Türk Milliyetçiliği üzerine bir şeyler yazıp söylemeden önce Ülkücülük ve Milliyetçilik konularında biraz araştırma yapmalarını tavsiye ediyoruz.